<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>PIRLANTA &#187; Soru-Cevap</title>
	<atom:link href="http://pirlanta.wordpress.com/category/soru-cevap/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://pirlanta.wordpress.com</link>
	<description>Konuşan Yalnızca Hakikatlerdir</description>
	<lastBuildDate>Sun, 26 Oct 2008 20:25:05 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<cloud domain='pirlanta.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://www.gravatar.com/blavatar/1941c2dd06d20989602335e14736a0c2?s=96&#038;d=http://s.wordpress.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>PIRLANTA &#187; Soru-Cevap</title>
		<link>http://pirlanta.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://pirlanta.wordpress.com/osd.xml" title="PIRLANTA" />
		<item>
		<title>Ramazan&#8217;a Doğru</title>
		<link>http://pirlanta.wordpress.com/2008/09/14/ramazana-dogru/</link>
		<comments>http://pirlanta.wordpress.com/2008/09/14/ramazana-dogru/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Sep 2008 11:18:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gerçekler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Soru-Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan ayını nasıl değerlendirmeliyiz]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan soru cevap]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan'a Doğru]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://pirlanta.wordpress.com/?p=354</guid>
		<description><![CDATA[Bir hadis-i şerifte, &#8220;Her kim inanarak ve karşılığını sırf Allah&#8217;tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, onun geçmiş günahları bağışlanır.&#8221; buyurulurken &#8220;imanen ve&#8217;htisaben&#8221; kaydı konuluyor. Bu ifadeyi nasıl anlamalıyız?
Rasûl-ü Ekrem Efendimiz (aleyhi ekmelüttehâyâ) &#8220;Men sâme Ramadâne îmânen ve&#8217;htisâben  gufira lehu ma tekaddeme min zenbihi&#8221; buyurmuş; Ramazan&#8217;la gelen berekete tam inanan,  ihlas ve samimiyetle oruç tutup [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=pirlanta.wordpress.com&blog=1419640&post=354&subd=pirlanta&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><img style="float:left;" title="Ramazan'a Doğru" src="http://tr.fgulen.com/images/stories/kiriktesti/tr_kiriktesti_16074.jpg" border="0" alt="Ramazan'a Doğru" hspace="6" width="118" height="90" /><span class="highlight-bold">Bir hadis-i şerifte, &#8220;Her kim inanarak ve karşılığını sırf Allah&#8217;tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, onun geçmiş günahları bağışlanır.&#8221; buyurulurken &#8220;imanen ve&#8217;htisaben&#8221; kaydı konuluyor. Bu ifadeyi nasıl anlamalıyız?</span></p>
<p>Rasûl-ü Ekrem Efendimiz (aleyhi ekmelüttehâyâ) &#8220;Men sâme Ramadâne îmânen ve&#8217;htisâben  gufira lehu ma tekaddeme min zenbihi&#8221; buyurmuş; Ramazan&#8217;la gelen berekete tam inanan,  ihlas ve samimiyetle oruç tutup bu mübarek ayı ibadet ü taatle değerlendiren ve  sevabını da yalnızca Allah&#8217;tan bekleyen mü&#8217;minlerin geçmişte işledikleri günahlarının  affedileceğini müjdelemiştir.</p>
<p>&#8220;İmanen&#8221; kelimesi, inanılması gerekli olan her şeye ve oruçla alâkalı dinî hükümlere  kalbden inanmayı; orucun farz olduğuna, karşılığında büyük mükafat bulunduğuna ve  her şeyden öte rıza-yı ilahiye bir vesile teşkil ettiğine hiç tereddüde düşmeksizin  iman etmeyi vurgulamaktadır. <span id="more-354"></span></p>
<p>Evet, biz Allah&#8217;ın kullarıyız; Allah da bizim ma&#8217;budumuzdur. Ubudiyet düşüncesiyle  O&#8217;na karşı yaptığımız ibadetler ve salih ameller O&#8217;nun hakkı, bizim de vazife ve  sorumluluğumuzdur. Oruç da, O&#8217;nun emri ve bizim görevimizdir. O, ibadetlerimizden  her zaman haberdârdır ve yaptığımız her şeyi bilmektedir. Cenâb-ı Hakk&#8217;ın görüp  bildiği o amellerimiz, mevsimi gelince nemalanmış olarak geriye dönecektir. Ayrıca,  ellerimizi O&#8217;na kaldırdığımızda, bir kudsî hadiste dendiği gibi; &#8220;O eller boş olarak  aşağıya düşmeyecektir.&#8221;</p>
<p>Cenâb-ı Hakk&#8217;a karşı teveccüh ederken ve O&#8217;na yalvarıp yakarırken, her şeyden  evvel O&#8217;nun kullarını gördüğüne, duaları işittiğine ve istekleri yerine getirecek  güce sahip bulunduğuna tam inanmak lazımdır. Yoksa inanmadan el açmak, &#8220;Verirse  verir, vermezse vermez&#8221; gibi bir manaya gelir ki, bunun bir saygısızlık olduğu ve  öyle birinin çağrısına icâbet edilmeyeceği bellidir. O, lütfuyla, keremiyle, rahmetinin  gazabının önünde olmasıyla ve merhametinin enginliğiyle öylelerine de verirse verir;  biz &#8220;vermez&#8221; diye kestirip atamayız. Fakat, O&#8217;nun duaları kabul etmesinin vesilesi  evvela O&#8217;na gönülden inanmaktır. İnanacaksın ki, samimiyetle ellerini kaldırdığın  zaman Allah onları boş çevirmez, yüzünü kara çıkartmaz, seni mahcup etmez; aksine,  o kapıya bir daha yönelmene vesile olacak şekilde lütuflarda bulunur. İşte, &#8220;imanen&#8221;  kaydı böyle bir inanmayı ifade etmektedir.</p>
<p>&#8220;İhtisap&#8221; kelimesi de sevabın Allah&#8217;tan beklenmesi manasına gelmektedir; dünyevî  beklentilere girmeme, sadece Allah&#8217;ın hoşnutluğunu gözetme ve mükâfâtı O&#8217;nun rahmetinden  umma demektir. Hayır işlerinde ve ibadetlerde ihlas ve samimiyete aykırı hiçbir  husus olmamalı; riya ve süm&#8217;alara girilmemelidir. Hiçbir amel insanların takdir  ve teveccühlerine bina edilmemeli; her şey Allah için yapılmalı ve beklentiler de  hep Allah&#8217;tan olmalıdır. O beklentilerde de yine himmet âlî tutulmalı; yani, yapılan  işler dünyevî faydalara bağlanmamalıdır. Gerçi, Sahabe anlayışıyla, ayakkabımızın  bağını bile kaybetsek biz onu da Allah&#8217;tan istemeliyiz.. arkasında olduğumuz her  konuda gayret etmeli, iradenin hakkını vermeli ama neticede her şeyi Mevlâ-yı Müteâl&#8217;den  dilemeliyiz. Ancak, kulluğumuzu Cenâb-ı Hakk&#8217;a sunarken, O&#8217;nun Ma&#8217;bud, bizim de  kul olduğumuzu hiç hatırdan çıkarmamalı; ubudiyetimizi sadece O&#8217;nun hakkı olduğu  için yalnızca O&#8217;na tahsis etmeliyiz. Dolayısıyla, ibadetlerimizi ihtiyaç ve isteklerimize  bağlamamalı, onları vazifemiz olduğu mülahazasıyla eda etmeliyiz.</p>
<p>Haddizatında, Cenâb-ı Hak&#8217;tan bir şey isteme bizim zatî hakkımız değildir; O&#8217;nun  lutfedip bize verdiği haklar türündendir. O öyle lütufkârdır ki, o hakları Kendisine  karşı kullanmamıza müsaade etmiş ve kullandırmıştır. Mesela, bir manada, &#8220;Siz Bana  kullukta bulunun, ibadet ü taatinizi yerine getirin –ki bu sizin vazifenizdir– Ben  de, öbür âlemde nimetlerimle sizi sevindireyim&#8221; demiş ve bir mukavele yaparak bize  bazı haklar vermiş; &#8220;Kulluğunuzu yaparsanız Benim üzerimde hakkınız olur&#8221; buyurmuştur.  Demek ki, hakkı veren de, onu kullanma imkanı bahşeden de Allah&#8217;tır.</p>
<p>Yoksa, bizim mahiyetimizde ve rızık olarak bize verilen nimetlerde kaç paralık  kendi sermayemiz var ki, herhangi bir hakkımız olsun! Evet, biz mebdeden müntehaya  kadar her şeyimizle O&#8217;na aidiz ve O&#8217;nun verdiği haklarımız olsa da her şeyden önce  birer kuluz. Öyleyse, bir kula yaraşır şekilde hareket etmeli ve sadece Hâlıkımızın,  Râzıkımızın ve Rabbimizin hoşnutluğunu dilemeli, ibadetlerimizi de bu niyetle yerine  getirmeliyiz. İşte, &#8220;ihtisap&#8221; tabiri de bu hakikatlere bağlı kalarak, sadece Allah  için oruç tutmak gerektiğini ve mükâfâtı O&#8217;ndan beklemenin lüzumunu belirtmektedir.</p>
<p><span class="highlight-bold">Bazı hadis-i şeriflerde, Ramazan ayı gelince &#8220;merede-i şeyâtîn&#8221;in  zincire vurulduğu ifade ediliyor? &#8220;Merede-i şeyâtîn&#8221; ne demektir; onların zincire  vurulmalarının tezahürleri nelerdir?</span></p>
<p>Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) &#8220;Ramazan ayı girince Cennet  kapıları açılır, Cehennemin kapıları kapanır ve merede-i şeyâtîn zincire vurulur.&#8221;  buyurmuştur. &#8220;Merede&#8221;, inatçılar, direnenler, saldırganlar demektir. Bu ifadeyle,  şeytanların en azgınları, ipe-sapa gelmezleri, gözü dönmüşleri kastedilmektedir.  Evet, bu mübarek ayda, &#8220;merede-i şeyâtîn&#8221; zincire vurulmaktadır.</p>
<p>Bununla beraber, Ramazan-ı şerifte de hatalar işlendiği, günahlara girildiği  ve büyük yanlışlıklar yapıldığı bir gerçektir. Fakat, bu Kur&#8217;an ayında mü&#8217;minlerin  elde ettiği büyük kâr düşünüldüğünde ve şeytanın buna razı olmayacağı, adeta hırsından  deliye döneceği ve insanları günahlara çekmek için bütün hilelerini kullanacağı  göz önünde bulundurulduğunda merede-i şeyâtînin elinin-kolunun bağlanmış olduğu  anlaşılacaktır.</p>
<p>Şüphesiz, Ramazan&#8217;da yapılan ibadetler çok önemlidir. Cenâb-ı Allah oruç hakkında  &#8220;Oruç Bana ait bir ibadettir; onu Nefsime izafe ediyorum. Mükâfatını da Ben vereceğim.&#8221;  buyurmaktadır. Bu itibarla da onun genişliğini, derinliğini ve Hak indindeki değerini  kavramak, ona bir kıymet takdir etmek mümkün değildir. Dolayısıyla, onun mükâfâtını  vermeye Cenâb-ı Hak&#8217;tan başka kimsenin gücü yetmez. Allah Teâlâ, oruç sevabını bizzat  takdir etmiş ve onu öbür âlemde bir sürpriz olarak verme vaadinde bulunmuştur. Bu  sürpriz mükâfâtın en önemli vesilesine de &#8220;Çünkü oruç tutan kulum, yemesini-içmesini  Benim için terk ediyor&#8221; sözüyle işaret buyurmuştur.</p>
<p>Bu kutlu zaman diliminde mü&#8217;minler oruç ibadetiyle beraber, teravih namazı da  kılarlar. &#8220;O Ramazan ayı ki insanlara bir rehber olan, onları doğru yola götüren  ve hakkı bâtıldan ayıran en açık, en parlak delilleri ihtiva eden Kur&#8217;ân o ayda  indirildi.&#8221; (Bakara, 2/185) ilâhi beyanı gereğince Ramazan&#8217;ı tam bir Kur&#8217;an ayı  olarak değerlendirir ve bol bol Kur&#8217;an okurlar. Aynı zamanda, gönülleri açılır,  semahatle ve engin bir cömertlikle coşarlar; hayır ve hasenât hesabına bütün fırsatları  değerlendirirler. Bir hadis-i şerifin ifadesiyle, &#8220;Rasûlullah insanların en cömerdi  idi. Onun bu cömertliği Ramazan ayı girip de Cebrail aleyhisselamla buluştuğu zaman  daha da artardı. Hazreti Cebrail Ramazan ayı çıkıncaya kadar her gece Peygamber  Efendimiz&#8217;e gelip Kur&#8217;an&#8217;ı arz ederdi. O günlerde Allah Rasûlü (sallallahu aleyhi  ve sellem) insanlara rahmet getiren rüzgardan daha cömert olurdu.&#8221; Mü&#8217;minler de,  Rehber-i Ekmel&#8217;e ittiba ederek, o günlerde daha bir cömertleşir; zekat, sadaka ve  fıtır sadakası adı altında sürekli ihsanda bulunurlar. Dahası, bazıları, Ramazan  ayının son on gününde itikafa girer ve kendilerini bütün bütün ibadete verirler.</p>
<p>İşte, böyle bir hayır yarışı karşısında şeytanın çileden çıkması onun tabiatının  gereğidir. Zira o, insanoğluna düşmanlığını ifade ederken, &#8220;Zâtına kasem olsun,  hepsini şirâzeden çıkaracağım!&#8221; demiş ve sürekli, ayakları kaydırma yolları arayıp  durmuştur. Öyleyse, Ramazan&#8217;ın bereketi çıldırtır şeytanı ve şeytanlaşan bir kısım  habis ruhları. Bu büyük sevapları insanların ellerinden alabilmek için, onlar arasında  çok hır-gür çıkarma hırsıyla kıvrandırır insî-cinnî şeytanları.</p>
<p>Ne ki, görüldüğü gibi, insanlar bu huzur ikliminde büyük ölçüde ramazanlaşıyor;  daha dikkatli ve ahirete açık yaşıyorlar. Allah&#8217;ın izni ve inayetiyle, Ramazan&#8217;ı  sükûnet içinde geçiriyor ve günahlardan biraz daha uzak kalıyorlar. Demek ki, merede-i  şeyâtîn diyebileceğimiz o azgınlar gerçekten zincire vuruluyor. Bazı insî ve cinnî  şeytanlar heva ve heves gibi yardımcıları vasıtasıyla tahribatlarına devam etmeye  çalışsalar da, Cenâb-ı Hak, azgın şeytanların önünü tıkıyor ve onlara faaliyet izni  vermiyor.</p>
<p><span class="highlight-bold">Buyurduğunuz gibi, Ramazan ayının önemli bir şiarı da teravih  namazıdır. Teravih namazında nelere dikkat etmeliyiz?</span></p>
<p>Teravih, Arapça&#8217;daki &#8220;tervîha&#8221; kelimesinin cem&#8217;i (çoğulu) olup &#8220;teneffüs etmek,  ruhu rahatlatmak, bedeni dinlendirmek&#8221; gibi manalara gelmektedir. Ramazan ayına  mahsus olmak üzere yatsı namazından sonra kılınan sünnet namazın her dört rekâtının  sonundaki oturuş, &#8220;tervîha&#8221; olarak adlandırılmış; sonradan bu kelimenin çoğulu olan  &#8220;teravih&#8221; sözü, Ramazan gecelerinde kılınan bu nafile namazın ismi olmuştur. Teravih  namazı, sünnet-i müekkededir; orucun değil Ramazan ayının ve vaktin sünnetidir.  Onun için, hasta ve yolcu gibi oruç tutmak zorunda olmayanlar için de teravih namazını  kılmak sünnettir.</p>
<p>Peygamber Efendimiz Ramazan&#8217;da birkaç gece teravih namazı kıldırmış; daha sonra,  teravihte cemaat farz kılınır da müslümanlar onu edaya güç yetiremezler endişesiyle  yalnız kılmayı tercih etmiş; fakat, &#8220;Kim Ramazan namazını (teravih) inanarak ve  sevabını Allah&#8217;tan umarak kılarsa onun geçmiş günahları bağışlanır.&#8221; diyerek ashabını  bu namaza teşvik etmiştir.</p>
<p>Rasûl-ü Ekrem (aleyhissalatu vesselâm) bir başka hadis-i şeriflerinde teravih  namazı kılmanın önemini ve sünnet olduğunu şöyle ifade buyurmuştur; &#8220;Allah Ramazan  ayında oruç tutmanızı farz kıldı. Ben de Ramazan gecelerinde kıyam etmenizi (teravih  namazı kılmanızı) sünnetim olarak teşvik ettim. Kim inanarak ve sevabını Allah&#8217;tan  bekleyerek ihlas ile oruç tutar ve kıyam ederse (teravih namazı kılarsa) günahlarından  arınır, annesinden doğduğu günkü gibi tertemiz olur.&#8221;</p>
<p>Teravih namazının cemaatle kılınması kifaî sünnettir; yani, bir yerleşim yerinde  en az bir mecliste cemaatle teravih namazının kılınması gerekir. İki rekâtta bir  selâm vererek ikâme etmek en faziletli olanıdır. Aralarda çeşitli salat u selâmlar,  Esmâ-yı hüsnâ ile müzeyyen niyazlar, &#8220;hizbu&#8217;l-hasin&#8221; ve &#8220;hizbu&#8217;l-masun&#8221; gibi dualar  okunabilir.</p>
<p>Günümüzde bazıları Hazreti Aişe validemizden rivayet edilen bir hadisi esas alarak  teravih namazının sekiz rekat olduğu üzerinde ısrarla durmaktadırlar. Ne var ki,  İbn Abbas (radıyallahu anh) Peygamber Efendimiz&#8217;in Ramazan&#8217;da yirmi rekât ve vitir  kıldırdığını rivayet etmiştir. Dahası, bu hususta sahabe efendilerimizin fiilî icması  vardır. Nitekim, teravih namazı Hanefî, Şafiî, Hanbelî mezheplerine göre yirmi rekâttır.  Malikî mezhebinde ise yirmi ve otuz altı rekât olduğu şeklinde iki görüş vardır;  yirmi rekât olduğu fikri daha yaygındır. Binaenaleyh, çok yaşlı ve hasta kimseler,  sadece sekiz rekata güç yetirebiliyorlarsa, hiç olmazsa o kadarını eda etmeli; ama  gücü ve kuvveti yerinde olan mü&#8217;minler teravih namazını mutlaka yirmi rekat olarak  ikame etmelidirler.</p>
<p>Ulema, teravih namazını Kur&#8217;an-ı Kerîm&#8217;i en az bir kere hatmederek kılmanın sünnet,  birden fazla hatimle ikame etmenin ise bir fazilet olduğunu belirtmişlerdir. Selef-i  salihin, Ramazan boyunca teravihte Kur&#8217;an&#8217;ın hepsini okumuş veya okuyan birinin  arkasında namaz kılmışlardır. Ne var ki, daha sonraki dönemlerde cemaatin durumu  nazar-ı itibara alınarak, teravih namazını insanları camiden uzaklaştırmayacak bir  şekilde kıldırmanın daha uygun olduğu görüşü ağırlık kazanmıştır.</p>
<p>Teravih namazı kılınırken, ister kısa sureler okunsun isterse de hatim takip  edilsin, ayetlerin tertil üzere okunması ve namazın da ta&#8217;dîl-i erkana riayet edilerek  kılınması/kıldırılması gerekir. Yoksa yarış yapar gibi çok süratli bir şekilde ayetleri  okumak, rüku ve secdeleri verip veriştirmek kat&#8217;iyen doğru değildir. Maalesef, son  senelerde halk arasında &#8220;jet imam&#8221; tabir edilen kimseler türemiştir; teravih namazının  ciddiyetine ve sıhhatine dokunacak manzaralar sergilenmektedir. Mü&#8217;minler, bu hususta  temkinli davranmalı; teravih namazında ayetlerin tertil üzere okunmasına ve ta&#8217;dîl-i  erkanın gözetilmesine dikkat etmelidirler.</p>
<p><span class="highlight-bold">Kur&#8217;an ayında, Kur&#8217;an sayesinde yeniden hayat bulabilmemiz  için neler tavsiye edersiniz?</span></p>
<p>Bütün bir sene Kur&#8217;an&#8217;dan uzak kalmış olanlar bile Ramazan&#8217;ın nûrefşân ikliminde  ciddi bir susamışlık içinde Kelam-ı İlahi&#8217;den kevser yudumlamaya koşarlar. Çünkü,  bu gufran ayında, yaygın olarak her yerde yapılan bir âdet de mukâbeledir.</p>
<p>Kur&#8217;an&#8217;ın Allah tarafından indirildiği şekilde korunması, âyet ve sûrelerin tertibinin  doğru olarak tesbit edilmesi ve bunun kontrolü için Hazreti Cibril (aleyhisselam)  her sene Ramazan ayında, bir rivayete göre Ramazan ayının her gecesinde, Rasûl-ü  Ekrem (sallallahu aleyhi vesellem) Efendimiz&#8217;e gelirdi. Allah Rasûlü (aleyhi ekmelüttehaya)  Kur&#8217;an âyetlerini Cibril Aleyhisselam&#8217;a okurdu ve sonra da onun okuyuşunu dinlerdi.</p>
<p>İşte, Kainatın İftihar Tablosu ile Cibril-i Emin&#8217;in Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;i bu şekilde  karşılıklı olarak okumalarına &#8220;mukabele&#8221; denilmiştir. Hem o mukaddes hatıraya saygının  bir tezahürü olarak hem de Kur&#8217;an&#8217;ın Ramazan&#8217;da nazil olması ve özellikle bu ayda  Kur&#8217;an okumanın kat kat mükâfatlandırılacağının müjdelenmesi sebebiyle, mü&#8217;minler  Ramazan boyunca camilerde ve evlerde &#8220;mukabele&#8221; okumayı ve hatimler yapmayı güzel  bir adet haline getirmişlerdir.</p>
<p>Selef-i salihin efendilerimiz Kur&#8217;an&#8217;ı her ay bir defa hatmetmeyi ona karşı vefanın  alt sınırı kabul etmiş; ayda bir kez onu okumayanın ona karşı vefalı davranmamış  ve onu terketmiş sayılacağını belirtmişlerdir. Bu açıdan, Ramazan&#8217;ın mübarek günlerini  değerlendirerek ayda en azından bir defa Kur&#8217;an&#8217;ı hatmetmeye kendimizi alıştırmalıyız  ki, bu bizim için bir başlangıç sayılsın ve hiç değilse bundan sonra Kelam-ı ilahîye  karşı vefalı olabilelim.</p>
<p>Aslında, bilmeyenler her zaman onu öğrenme ve anlama peşinde olmalı, bilenler  de bütün idrak ve ihsas güçlerini onu doğru öğretip doğru ifade etmede kullanmalı  ve onun okunup anlaşılmasını daha bir yaygınlaştırmalıdırlar. Zira o, anlaşılmak  ve anlatılmak için Allah rahmetinin insan akl ü idrakine en büyük armağanıdır. Onu  okumayı öğrenip, manasını anlamak hem bir vazife hem de bir kadirşinaslık; anlatmaksa  onun nuruna muhtaç gönüllere saygı ve vefanın ifadesidir.</p>
<p>Bu itibarla, Kur&#8217;an okumayı bilmiyorsak, Ramazan-ı Şerif&#8217;i vesile yaparak, hemen  öğrenme yolları aramalı; Kelâm-ı ilahîyi okuyabiliyor ama anlayamıyorsak, bazı ayetlerin  şerhlerini de ihtiva eden bir meale başvurmalı ya da daha da güzeli, ciddi bir tefsir  kitabı mütalaa etmeli ve bu bir ayı gerçekten bir Kur&#8217;an ayı olarak değerlendirmeliyiz.  Selef-i salihin efendilerimize ittibâen, can ü gönülden Kur&#8217;an&#8217;a yönelmeli, Kelâm-ı  ilahîye karşı kalb kapılarını sonuna kadar açmalı ve &#8220;Cenâb-ı Hakk&#8217;ın marziyâtını  kelâmından anlama&#8221; hususunda Ramazan&#8217;ın kudsiyetine yaraşır bir cehd ortaya koymalıyız.</p>
<p><span class="highlight-bold">Birer disiplin insanı haline gelebilmemiz için Ramazan ayının  ne gibi katkıları olabilir? Ramazan-ı Şerif bizde ne türlü alışkanlıklar hasıl etmelidir?</span></p>
<p>Disiplin, frenkçe bir kelimedir; intizamın te&#8217;mini için uyulması gereken emir  ve yasaklar, dengeli bir insan olabilmek için lazım gelen zihnî, ahlâkî, ruhî terbiye  ve &#8220;düzen ruhu&#8221; manalarına gelmektedir. Disiplin insanı ise, belli kaide ve prensipler  çerçevesinde yaşayan, tertip ve düzen hususunda hassas davranan insan demektir.</p>
<p>Aslında, bir mü&#8217;minin hayatı her zaman çok ahenkli olmalıdır. O, ne zaman ne  yapması gerektiğini, nelerle meşgul olması ve hangi işlerle uğraşması lazım geldiğini  önceden bilmeli ve ona göre davranmalıdır. Onun, hangi işi önce yapacağını belirleme  ve bir programa göre çalışma niyeti haricinde &#8220;Acaba şimdi ne yapsam?&#8221; şeklinde  bir düşüncesi olmamalıdır. O, hem Cenâb-ı Hakk&#8217;a karşı kulluk vazifelerini hem diğer  insanlarla alâkalı sorumluluklarını hem de kendi şahsî işlerini ve bunlardan hangisini  ne zaman yapacağını mutlaka önceden tayin etmeli; her haliyle bir düzen ve intizam  örneği sergilemelidir. Haddizatında, ibadetler iş tanzimi ve vakit taksimi için  çok önemli birer köşe taşıdır ve inanan insan çoğu zaman işlerini o ibadet takvimine  göre ayarlar: &#8220;Öğle namazından sonra; akşam namazından önce..&#8221; diyerek gününü belli  dilimlere ayırır ve hiçbir anını boş geçirmemeye çalışır.</p>
<p>Zamanın kıymetini bilen ve ömrü, değerlendirilmesi gereken çok önemli bir nimet  olarak gören kimseler, yeme içmeden yatıp-kalkmaya kadar her şeyi zabt u rabt altına  alırlar; hiçbir meselelerini dağınıklık içinde ve sürüncemede bırakmazlar. Onlar  bilirler ki, hem insanların hem de kurumların en verimli oldukları anlar, en düzenli  oldukları zamanlardır.</p>
<p>İşte, Ramazan ayı, yemek-içmek-uyumak gibi nefsin arzu ettiği şeylere karşı tavır  belirleyerek, bunları ihtiyaç ölçüsünde ve hamd ü şükür duyguları içerisinde gidermek  suretiyle hayatı disipline etmeyi öğretir. Nefsanî isteklere karşı, kalb ve ruh  atmosferine sığınarak, vicdanı harekete geçirip iradeyi güçlendirerek sürekli istikamet  üzere olabilmeyi ders verir.</p>
<p>Ramazan-ı şerif, insanın en zayıf damarlarından biri olan yeme-içme isteğini  sınırlamayı ve kontrol altında tutmayı sağlar. Adeta bir beslenme disiplini talim  eder. Evet, hayatı devam ettirebilmek için mutlaka yemeye, içmeye ihtiyaç vardır.  Ne var ki, sağlık prensipleri hesaba katılmadan yenilip içilen her şey beden için  zararlı olduğu gibi; midenin, kalbi ezecek kadar güçlenip insanı kalb ve ruhun derece-i  hayatından hayvaniyet ve cismaniyet çukurlarına düşürmesi de bir felakettir. Evet,  vakitli vakitsiz sürekli bazı şeyler yiyip içmek ve mideyi hep dolu bulundurmak,  hem bedene zarardır hem de Cenâb-ı Hakk&#8217;ın hoşlanmadığı bir davranıştır.</p>
<p>Bu mübarek ay boyunca tutulan oruç, yemek vakitlerini belirleme, israftan ve  mideyi tıka-basa doldurmaktan kaçınma, hem beden hem de ruh sağlığına zarar veren  şeylerden uzak durma ve aynı zamanda mutlaka helâl dairesinde kalarak harama asla  el uzatmama hususlarında temrinat yaptırır; Ramazanlaşan insanlara bu konularda  disiplin ruhu kazandırır.</p>
<p>Ramazan, ondan nasiplenmesini bilen her insanı, seviyesine göre bir sadâkat eri  haline getirir. Oruç tutan ve ondaki sırrı kavramaya çalışan bir mü&#8217;min, hem Hakk&#8217;a  teveccühünde hem de halkla münasebetlerinde hep vefa ve sadâkat peşinde olur. O,  sadece belli vakitlerde ibadet eden bir insan olmakla yetinmeyip, ubudiyet ufkuna  yürür ve bütün gününü kulluk şuuruyla değerlendirir, her an ibadet ediyor olma duygusuyla  yaşar. Dünyevî eğilimlerden ve cismanî temayüllerden birazcık sıyrılınca, kendini  Cenâb-ı Hakk&#8217;a adama ve bir hakikat eri olma hedefi belirir önünde. Bu hedefe ulaşmak  maksadıyla, Bediüzzaman hazretlerinin ifadesiyle, hep Allah için düşünme, Allah  için konuşma, Allah için muhabbet duyma, &#8220;lillah, livechillah, lieclillâh&#8221; dairesi  içinde kalma ve her zaman Hakk&#8217;a müteveccih bulunma denemeleri yapar; bu denemeler  neticesinde başarıyı yakalamaya her gün biraz daha yaklaşır. Derken, tam bir vefa  ve sadâkat insanı olur.</p>
<p>Zaten oruç, vefa duygusunun en güzel bir alâmetidir. Zira o, Allah ile kul arasında  yapılmış bir anlaşmadır: Kul, belirli süreler dahilinde, belirli şeylerden vazgeçer  ve bu suretle ahdinde vefalı olduğunu gösterir; Cenâb-ı Hak da onun mükafatını bizzat  Kendisinin vereceğini va&#8217;deder. Allah&#8217;a karşı vefalı davranan bir insan, zamanla  ailevî ve içtimaî hayatında da tam bir &#8220;vefa abidesi&#8221; durumuna yükselir. Bu duyguyla,  sıla-yı rahimi gözetir, herkese yardım eli uzatır; zekatını ödemekten asla kaçmaz,  hatta sadaka vermeye ve infak etmeye hiç doymaz.</p>
<p>Hak&#8217;la münasebetin önemli bir şiarı da Kur&#8217;an okumak, dua dua Cenâb-ı Allah&#8217;a  yalvarmak ve sürekli O&#8217;na teveccühte bulunmaktır. Ne var ki, Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;in işlemeli  sandıklar ve ipekten kılıflar arasındaki hapsine son verip, onu dil ve gönüllere  şeker-şerbet yapmak da pek çokları için bir manada ancak Ramazan-ı Şerifte mümkün  olmaktadır. Bu kutlu ay, damaklara bir Kur&#8217;an tadı çalmakta ve insanlara bir evrad  ü ezkar disiplini de aşılamaktadır.<br />
İşte, bir ay boyunca, yeme-içmeden yatıp kalkmaya, ibadet ü taatten evrad ü ezkâra  kadar hayatın hemen her alanıyla alâkalı bazı kaide ve kurallar çerçevesinde davranan,  bir ölçüde disiplin ruhuna kavuşan ve düzenli yaşamaya alışan insanlar, Ramazan&#8217;dan  sonra da aynı nizam ve intizamı korumalı, devam ettirmelidirler. Mesela, bir ayın  her gecesinde uykuyu bölüp sahurun bereketinden istifade etmeye koşan, bu arada  seccadeyle de bir vuslat yaşayan mü&#8217;minler, bu otuz geceyi bir temrinat süresi olarak  değerlendirmeli ve artık senenin her gecesini bir vuslat koyu bilmeli, gecelerini  hiç olmazsa bir kaç rekat teheccüd namazıyla aydınlatmalıdırlar.</p>
<p>Evet, bir disiplin insanı, nasıl yaşayacağını ve nerede nasıl davranacağını önceden  belirler; belli prensipler çerçevesinde kendine bir rota çizer ve attığı her adımı  bilerek atar. Bizim, tavır ve davranışlarımızın renk, desen ve çizgilerini de dinimiz  çok önceden belirlemiştir. Mesela, Allah&#8217;a ve Rasûlü&#8217;ne iman bizim için en önemli  esastır. Bu esas, sonraki adımlarımızın yönünü de tayin eden bir yol işaretidir.  Biz, inandığımız Rabbimizi, rehber bildiğimiz Rasûl-ü Ekrem Efendimiz&#8217;i herkese  anlatmakla mükellefiz. Dinimizi neşretmek bizim görevimizdir. Dolayısıyla, gönüllere  girmeye çalışırız; çok güzel olan İslam&#8217;ın güzelliklerini sergilemek için onu güzelce  temsil etmeye gayret gösteririz. Bu niyete matuf olarak, dinî kaynaklarımızın şekillendirdiği  tavır ve davranışlarımızla insanların arasında bulunur; onlara kendi değerlerimizi  tanıtırız. Gönül verdiğimiz hakikatleri herkese anlatmak için, şer&#8217;an katî haram  olan meselelere girmeme kaydıyla, o mevzuda kullanılmasına cevaz verilen bütün vesileleri  kullanır ve ne yapıp edip insanlarla iman hakikatleri arasındaki engelleri ortadan  kaldırmak için çabalarız. Aynı zamanda, disiplin insanı olmakla kuralcı olmak arasındaki  farka da dikkat eder; içinde yaşadığımız zamanın şartlarını göz önünde bulundurma,  kendi kültür ortamımızın gerçeklerini gözetme ve devrin insanlarına onların anlayacağı  bir dil ve üslupla hitap etme gibi hususlara da azami özen gösteririz.</p>
<p>Şayet, kendimizi Cenâb-ı Hakk&#8217;ın rızasına adamış ve o rızayı da Zât-ı Ulûhiyeti  duyurmaya bağlamışsak, artık nerede olursak olalım, hangi şartlar altında bulunursak  bulunalım, bizim için durmak, acizliğe düşmek ve mesuliyetten kaçmak söz konusu  değildir. Zira, &#8220;Bahar gelsin, hava ısınsın, çiçekler açsın, bülbüller ötmeye başlasın&#8230;  işte o zaman ben de şakırım!&#8221; şeklindeki bir düşünce bir disiplin insanının mülahazası  olamaz. O kışta da şakımalıdır yazda da; baharda da güle türküler söylemelidir güzde  de. O, her mevsime ve her döneme göre bir dil ve üslup tutturmalı, dilbeste olduğu  hakikatleri terennüm etmekten asla geri durmamalıdır.</p>
<p>Tabii ki, böyle bir gönül yüceliği ve bu denli bir disiplin ruhu –hususî bir  inayet olmazsa– bir anda kazanılmaz. O ufka ulaşmak, uzun bir zaman ve ciddi temrinat  ister. Şu kadar var ki, Ramazan bir başlangıçtır ve o güzel hasletlere ulaşmak için  çok bereketli bir ekim mevsimidir.</p>
<p>Aslında, inananlar için, insan ömrü bir Ramazan, büluğ çağı imsak vakti ve ölüm  de iftar anıdır. Bir aylık Ramazan, bir ömür süren kulluk orucunun alıştırması gibidir.  Otuz günde kazandığı güzel hasletleri hayat boyu devam ettirmesini bilenlerdir ki,  onlar, burada biraz aç ve susuz kalmaya bedel, ötede &#8220;Kullarım, çok defa sizi renginiz  kaçmış, benziniz sararmış-solmuş, gözleriniz içine çökmüş ve avurtlarınız çukurlaşmış  olarak görüyordum. Buna Benim için katlanıyordunuz. O geçmiş günlerde takdim ettiklerinize  bedel haydi bugün afiyetle yiyin, için.&#8221; hitabını duyacak ve işte o gün asıl iftarı  yapacaklardır.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/pirlanta.wordpress.com/354/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/pirlanta.wordpress.com/354/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/pirlanta.wordpress.com/354/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/pirlanta.wordpress.com/354/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/pirlanta.wordpress.com/354/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/pirlanta.wordpress.com/354/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/pirlanta.wordpress.com/354/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/pirlanta.wordpress.com/354/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/pirlanta.wordpress.com/354/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/pirlanta.wordpress.com/354/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/pirlanta.wordpress.com/354/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/pirlanta.wordpress.com/354/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=pirlanta.wordpress.com&blog=1419640&post=354&subd=pirlanta&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://pirlanta.wordpress.com/2008/09/14/ramazana-dogru/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/69037749af20f64ee10fb49bf3173423?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ceyhun</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tr.fgulen.com/images/stories/kiriktesti/tr_kiriktesti_16074.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Ramazan'a Doğru</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Ali İmran Suresi,159.Ayet-i Kerimede geçen Efendimiz(SAV)&#8217;min yumuşaklılığı kimlere karşıydı ?</title>
		<link>http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/11/ali-imran-suresi159ayet-i-kerimede-gecen-efendimizsavmin-yumusakliligi-kimlere-karsiydi/</link>
		<comments>http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/11/ali-imran-suresi159ayet-i-kerimede-gecen-efendimizsavmin-yumusakliligi-kimlere-karsiydi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 Aug 2007 12:08:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gerçekler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dİnler Arası Diyaog Hakkında Sorulara Yanıtlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran Ve Sünnet Açısından Diyalog]]></category>
		<category><![CDATA[Soru-Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran Ve Sünnet Perspektifinde Diyalog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/11/ali-imran-suresi159ayet-i-kerimede-gecen-efendimizsavmin-yumusakliligi-kimlere-karsiydi/</guid>
		<description><![CDATA[


Yazar Dr. Emin Şimşek   


 



SORU: &#8220;Sen (o zaman), sırf Allah&#8217;ın rahmetiyle onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık onları sen bağışla, onlar için Allah&#8217;dan mağfiret dile&#8230;&#8221;Ali İmran Suresi, 159. Ayet-i kerimede geçen Efendimiz&#8217;in (SAV) yumuşak/müsamahalı davranması sadece müminlere karşımıydı ?
                                                      
ELCEVAB :
1-) Kur&#8217;anı Kerim, Hz.Musa (AS) &#8216;ma, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=pirlanta.wordpress.com&blog=1419640&post=91&subd=pirlanta&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><table class="contentpaneopen" border="0">
<tbody>
<tr>
<td colspan="2" width="70%" align="left" valign="top"><span class="small"><span style="font-size:xx-small;color:#666666;">Yazar Dr. Emin Şimşek </span></span>  </td>
</tr>
<tr>
<td class="createdate" colspan="2" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" valign="top">
<p align="justify"><span style="font-size:small;font-family:times new roman,times;"><strong>SORU: &#8220;Sen (o zaman), sırf Allah&#8217;ın rahmetiyle onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık onları sen bağışla, onlar için Allah&#8217;dan mağfiret dile&#8230;&#8221;Ali İmran Suresi, 159. Ayet-i kerimede geçen Efendimiz&#8217;in (SAV) yumuşak/müsamahalı davranması sadece müminlere karşımıydı ?</strong></span></p>
<p align="justify"><span style="font-size:small;font-family:times new roman,times;"><strong>                                                      <img style="width:138px;height:173px;" src="http://www.sizinti.com.tr/images/renkler_kusagi/312_1.jpg" border="0" alt="" width="138" height="173" /></strong></span></p>
<p align="justify"><span style="font-size:small;font-family:times new roman,times;">ELCEVAB :</span></p>
<p align="justify"><span style="font-size:small;font-family:times new roman,times;">1-) Kur&#8217;anı Kerim, Hz.Musa (AS) &#8216;ma, Firavuna karşı: &#8216;Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır, yahut korkar&#8217; (Taha:44) diyorsa, yani kendisini İlah addeden bir Müşrike karşı bile &#8216;Yumuşak ol&#8217; diyorsa, o zaman bizim de Tebliğ ve İrşad vazifemizde bu yöntemiesas almamız esastır ! <span id="more-91"></span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-size:small;font-family:times new roman,times;">Allah (C.C), Firavunun iman etmiyeceğini bildiği halde , Hz.Musa (AS) &#8216;ma yumuşak davranmasını emrediyor ! Çünkü bu Kur&#8217;anın bir tebliğ stratejisidir ! Firavun İman etmesede , bu yumuşak ve hoşgörülü yaklaşımlar ile , İslama dehalet edecek insanların bu yumuşaklığı görmesi adına bir zarurettir ! </span></p>
<p align="justify"><span style="font-size:small;font-family:times new roman,times;">2-) Sorunuzda geçen, &#8220;Sen (o zaman), sırf Allah&#8217;ın rahmetiyle onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi.(Ali İmran, 159) &#8216; </span></p>
<p align="justify"><span style="font-size:small;font-family:times new roman,times;">Uhud savaşı münasebeti ile inen bu ayet-i kerime ile ilgili olarak, Efendimiz (SAV) &#8216;in sadece Ashab-ı Kirama yumuşak davrandığına dair kesin bir delil yoktur! Başta iman edenlere yumuşak davrandığı kesindir, lakin yukarıda Hz.Musa (AS) &#8216;mı Firavuna gönderirken Yumuşak olmasını isteyen Allah (C.C.) , Efendimiz (SAV) &#8216;i henüz savaş başlamadan yarı yolda bırakanlara ( Abdullah İbn-i Übey İbni Selül ve arkadaşlarını) , Uhud dağındaki vazifesini zamansız terk ederek Savaşın kaybedilmesine vesile olanlara , istişare esnasında Efendimiz (SAV) Uhud içinde savaşmayı uygun görmesine rağmen Uhud dışında ısrar edenlere (Enes b. Nadr (RA) gibi), yumuşak davrandığını beyan eden Kur&#8217;anı Kerim , bu yaklaşımı övmektedir ! </span></p>
<p align="justify"><span style="font-size:small;font-family:times new roman,times;">Bu hususu teyid eden şu Sahih Hadis-i Şerifte manidardır : </span></p>
<p align="justify"><span style="font-size:small;font-family:times new roman,times;">İbnu Ömer (R.A.) naklediyor: &#8216;Abdullah İbnu Übey İbni Selül öldüğü zaman oğlu (ra) Resulullah (sav) &#8216;ın huzur-i alilerine çıkıp, mübarek gömleklerini babasına kefen olarak vermesini taleb etti. Resulullah (sav) talebi kabul edip verdi. Bunun üzerine, babasının cenaze namazını kıldırıvermesini taleb etti. Resulullah (sav) bu talebi de kabul etti ve namaz kıldırmak üzere kalktı. Ancak, Hz. Ömer (ra) kalkarak Resulullah (sav) &#8216;ı elbisesinden tuttu ve: &#8216;Ey Allah&#8217;ın Resulü, Rabbin seni, ona namaz kılmaktan men etmişken, sen nasıl ona namaz kılarsın? &#8216; diye müdahale etti. Resulullah (sav) : &#8216;Allah beni muhayyer bırakmıştır, zira: &#8216;Onların ister bağışlanmasını dile, ister dileme, birdir. Onlara yetmiş defa bağışlanma dilesen de Allah onları bağışlamayacaktır&#8217; (Tevbe, 80) buyurmaktadır. Ben yetmişden de fazla bağışlama talebinde bulunacağım&#8217; dedi. Hz. Ömer (ra) : &#8216;Ama, o münafıktır! &#8216; dedi. Resulullah (sav) buna rağmen onun ardından namaz kıldı. Bunun üzerine Cenab-ı Hakk şu ayeti inzal buyurdu: &#8216;Onlardan ölen hiç kimse için ebediyyen namaz kılmayacaksın, mezarı başında da durmayacaksın. Çünkü onlar Allah ve Resulüne inanmadılar, fasık olarak öldüler&#8217; (Tevbe, 84) . Hz. Ömer (ra) der ki: &#8216;Sonra o gün Resulullah (sav) &#8216;a karşı izhar ettiğim cür&#8217;ete hayret ettim. Allah ve Resulü daha iyi bilirler.&#8217; (Bu son cümlenin İbnu Abbas&#8217;ın sözü olma ihtimali de mevcuttur) (Tirmizi&#8217;nin rivayetinde şu ziyade var: &#8216;Resulullah (sav) bu ayetten sonra münafıkların cenaze namazını kılmadı&#8217;) </span></p>
<p align="justify"><span style="font-size:small;font-family:times new roman,times;">(Buhari, Cenaiz 85, Tefsir, Berae 12; Müslim, Fedailu&#8217;s-Sahabe 25, (2400) , Sıfatu&#8217;l-Münafıkin 3, (2744): Tirmizi, Tefsir 3096; Nesai, Cenaiz 69, (4, 6.651) </span></p>
<p align="justify"><span style="font-size:small;font-family:times new roman,times;">Şimdi: </span></p>
<p align="justify"><span style="font-size:small;font-family:times new roman,times;">Peygamber Efendimiz (SAV) , kendisini Uhud Savaşında yarı yolda bırakıp Uhud savaşı öncesinde moral ve psikolojik olarak zarar veren, Hz.Aişe annemize İfk hadisesinde İftira atıp babası Hz.Ebu Bekir&#8217;in evine gitmesine sebeb olan, Medineye hicret sonrası yahudilerle Medine vesikası imzalandıktan sonra, Mekkedeki müşrikleri tahrik edip: &#8220;Muhammed (SAV) kendine taraftar topluyor, ne diye bekliyorsunuz &#8221; diyen bir MÜNAFIK için, </span></p>
<p align="justify"><span style="font-size:small;font-family:times new roman,times;">1-) Kendi gömleğini Kefen olarak veriyor<br />
2-) Cenaze namazını kılma konusunda ve bağışlanmasını dileme konusunda (Tevbe:80) Ayeti Kerimesi gereği, Efendimiz (SAV) muhayyer (serbest) bırakılıyor ve Efendimiz (SAV) , Hz.Ömer (R.A) &#8216;in engellemelerine rağmen, 70 den fazla istiğfar ederim, diyerek yine Hoşgörü gösteriyor ve cenaze namazını kılıyor! Taki bir sonraki Ayeti Kerime ile men edilinceye kadar! </span></p>
<p align="justify"><span style="font-size:small;font-family:times new roman,times;">Evet , Efendimiz (SAV) tam bir edeb ve hoşgörü insanıydı; bahse konu ayetin devamında dediği gibi , Cenab-ı Hakk: “Onları affet ve onlar için istiğfar et! ” buyuruyor. Çünkü onların da kendi ulviyetlerine gölge düşürecek hareketlerden kaçınmaları gerekir. Onun için onlar namına Allah’tan mağfiret dile. Bir de, Sana muhalefet ettiklerinden ötürü, suçluluk ruh haletine girdiler. Bu hâl devam ettiği müddetçe kendilerini hep suçlu kabul edecekler. Öyleyse, onları çağır ve hiçbir şey olmamış gibi onlarla yeniden meşveret et&#8230; &#8221; </span></p>
<p align="justify"><span style="font-size:small;font-family:times new roman,times;">Ayrıca , Kur&#8217;anı Kerim , birçok peygamberi yine  &#8216;yumuşak&#8217; olma noktasında takdirle anlamktadır : </span></p>
<p align="justify"><span style="font-size:small;font-family:times new roman,times;">- Hz.Şuayb (AS) için: &#8216;Oysa sen gerçekten yumuşak huylu ve aklı başında bir adamsın. &#8216; (Hud,87) </span></p>
<p align="justify"><span style="font-size:small;font-family:times new roman,times;">- Hz.İbrahim (AS) için: &#8216;Şüphesiz İbrahim, çok içli, yumuşak huylu bir kişiydi &#8216;(Tevbe,114) </span></p>
<p align="justify"><span style="font-size:small;font-family:times new roman,times;">- Hz.Yahya (AS) için: &#8216;Biz ona daha çocuk iken hikmet ve katımızdan kalp yumuşaklığı ve ruh temizliği vermiştik. O, Allah&#8217;tan sakınan, anne babasına iyi davranan bir kimse idi. İsyancı bir zorba değildi.&#8217; (Meryem 14)</span></p>
<p align="justify"><span style="font-size:small;font-family:times new roman,times;">Evet , İslam&#8217;ın ruhunu kavrayanlar , onun herzaman yumuşak , hilm ve hoşgörü eksenli olduğunu neden görmezler&#8230;</span></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/pirlanta.wordpress.com/91/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/pirlanta.wordpress.com/91/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/pirlanta.wordpress.com/91/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/pirlanta.wordpress.com/91/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/pirlanta.wordpress.com/91/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/pirlanta.wordpress.com/91/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/pirlanta.wordpress.com/91/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/pirlanta.wordpress.com/91/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/pirlanta.wordpress.com/91/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/pirlanta.wordpress.com/91/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/pirlanta.wordpress.com/91/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/pirlanta.wordpress.com/91/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=pirlanta.wordpress.com&blog=1419640&post=91&subd=pirlanta&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/11/ali-imran-suresi159ayet-i-kerimede-gecen-efendimizsavmin-yumusakliligi-kimlere-karsiydi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/69037749af20f64ee10fb49bf3173423?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ceyhun</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sizinti.com.tr/images/renkler_kusagi/312_1.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>“Kâfirlere ve münafıklara itaat etme!” Ahzab Suresi,48.Ayeti Celilesi Diyaloğu men ediyormu ?</title>
		<link>http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/11/%e2%80%9ckafirlere-ve-munafiklara-itaat-etme%e2%80%9d-ahzab-suresi48ayeti-celilesi-diyalogu-men-ediyormu/</link>
		<comments>http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/11/%e2%80%9ckafirlere-ve-munafiklara-itaat-etme%e2%80%9d-ahzab-suresi48ayeti-celilesi-diyalogu-men-ediyormu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 Aug 2007 12:07:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gerçekler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dİnler Arası Diyaog Hakkında Sorulara Yanıtlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran Ve Sünnet Açısından Diyalog]]></category>
		<category><![CDATA[Soru-Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran Ve Sünnet Perspektifinde Diyalog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/11/%e2%80%9ckafirlere-ve-munafiklara-itaat-etme%e2%80%9d-ahzab-suresi48ayeti-celilesi-diyalogu-men-ediyormu/</guid>
		<description><![CDATA[


Yazar Dr. Emin Şimşek   


 



İddia :
“Kâfirlere ve münafıklara itaat etme!” (Ahzab: 48) Bu Âyet-i kerime hakkında Elmalılı Hamdi Yazır Efendi tefsirinde şöyle söylemektedir: “Dâvet görevini yerine getirirken onlara dost gibi görünmek, alçaktan almak, tebliğde yumuşak davranmak yasaklanıyor. Yasaklama ve uzlaştırma, abartı ile onları heyecana getirmek için mânâ ‘İtaat etme!’ biçiminde olumsuz ifade edilmiş ve Allah’ın [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=pirlanta.wordpress.com&blog=1419640&post=90&subd=pirlanta&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><table class="contentpaneopen" border="0">
<tbody>
<tr>
<td colspan="2" width="70%" align="left" valign="top"><span class="small"><span style="font-size:xx-small;color:#666666;">Yazar Dr. Emin Şimşek </span></span>  </td>
</tr>
<tr>
<td class="createdate" colspan="2" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" valign="top">
<p align="justify">İddia :<br />
“Kâfirlere ve münafıklara itaat etme!” (Ahzab: 48) Bu Âyet-i kerime hakkında Elmalılı Hamdi Yazır Efendi tefsirinde şöyle söylemektedir: “Dâvet görevini yerine getirirken onlara dost gibi görünmek, alçaktan almak, tebliğde yumuşak davranmak yasaklanıyor. Yasaklama ve uzlaştırma, abartı ile onları heyecana getirmek için mânâ ‘İtaat etme!’ biçiminde olumsuz ifade edilmiş ve Allah’ın emirlerini tebliğde bir nebze hoşgörü, kâfirlere ve münâfıklara itaat etmek mânâsında olduğu anlatılmıştır.”. Siz ise bununla çelişiyorsunuz ?<span id="more-90"></span></p>
<p align="justify">El-CEVAB :<br />
 <br />
Kafirlere itaat eden varmıki , bu Ayeti delil olarak getiriliyor ? İddia sahibleri yazıyor , kendileri tam anlamıyorlar : İslam&#8217;a Davet görevini yerine getirirken , yani tebliğ ederken ,onlara dost gibi görünmek taviz vermek, tebliğde lakayd davranmak yasaklanıyor yani; onlardanmış gibi görünmeye sebebiyet verecek İslamın ve İmanın Şartları ile Hükümlerinden taviz verilmememli , mesela Allah&#8217;ın oğlu İsadır veya Üzeyirdir demelerine karşın buna hoşgörülü davranmamak , Meleklerın cinsiyeti gibi veya Cebrail (AS) ma düşman olmaları gibi konularda yumuşak davranmamaktan bahsediyor. Yani merhum Elmalı Hamdi &#8220;Küfür Fikrine&#8221; karşı hoşgörülü olmamaktan bahsediyor  , yoksa Kafire İslamı sevdirmede yumuşak olmamaktan bahsetmiyor !</p>
<p align="justify">Neden diye sorarsanız ;</p>
<p align="justify">Çünkü , o zaman Kur&#8217;anın siyak ve sibak bütünlüğü açısından , -haşa- Kur&#8217;anı Kerimi çeliştirmiş oluruz , bazı Ayetler sert davranmayı emrederken , bazı Ayetler yumuşak olmayı emretmektedir :</p>
<p align="justify">1-) Hz.Musa (AS) &#8216;yı, Firavun gibi Kendisini –haşa- İlahlaştıran büyük bir Kafire gönderirken: “Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır, yahut korkar.” (Taha, 44) demektedir.</p>
<p align="justify">2-) Efendimiz (SAV) ‘e Uhud Savaşı ve sonrasında hitab ederken, Efendimiz (SAV) ‘min yanında yer almayan, onun emir ve tavsiyelerini yerine getirmeyen hem Münafık hemde İmanları Tahkiki seviyede olmayanlar için: “Sen yalnızca Allah&#8217;ın rahmeti sayesinde onlara yumuşak davrandın. Eğer katı yürekli biri olsaydın kesinlikle etrafından dağılıp gitmişlerdi.&#8217; (Ali İmran, 159) demektedir.</p>
<p align="justify">3-) Yine Efendimiz (SAV) için: &#8216;Sen, Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle davet etmeyi ” (Nahl, 16/125) vaz etmektedir.</p>
<p align="justify">4-) Allah’ın Ayetlerini inkar eden ve Efendimiz (SAV) ‘i yalanlayanlar için: “Şimdi sen onlara yumuşak davran ve güzel muamele et.” (Hicr, 85) demektedir.</p>
<p align="justify">Aynı Elmalı Hamdi Yazır , &#8220;Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin&#8221; ( Maide ,5/ 51) Ayeti Kerimenin Tefsirinde bakın ne diyor :</p>
<p align="justify">&#8220;&#8230;&#8230;.Özetle onları dost olur sanıp da yakın dostlarınız gibi sıkı fıkı beraberliklere dalmayınız, tuzaklarına düşmeyiniz, isteklerine iştirak etmeyiniz. Görülüyor ki &#8216;Yahudiler ve hıristiyanlara dostlar olmayınız&#8217; buyurulmamış, &#8216;Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyiniz&#8217; buyurulmuştur..&#8221;</p>
<p align="justify">diyerek , şayet Ayet-i böyle anlamazsak , o zaman &#8216;Allah sizi, din hakkında sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmekten, onlara adaletli davranmaktan men etmez.&#8217; (Mümtehine, 60/8 ) Ayeti-i Kerimesi ile çelişeceğine vurgu yapmaktadır !</p>
<p align="justify">Lütfen , Ayetler ve Tefsirleri kendi heva ve heveslerimizi yorumlamıyalım !</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/pirlanta.wordpress.com/90/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/pirlanta.wordpress.com/90/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/pirlanta.wordpress.com/90/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/pirlanta.wordpress.com/90/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/pirlanta.wordpress.com/90/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/pirlanta.wordpress.com/90/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/pirlanta.wordpress.com/90/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/pirlanta.wordpress.com/90/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/pirlanta.wordpress.com/90/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/pirlanta.wordpress.com/90/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/pirlanta.wordpress.com/90/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/pirlanta.wordpress.com/90/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=pirlanta.wordpress.com&blog=1419640&post=90&subd=pirlanta&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/11/%e2%80%9ckafirlere-ve-munafiklara-itaat-etme%e2%80%9d-ahzab-suresi48ayeti-celilesi-diyalogu-men-ediyormu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/69037749af20f64ee10fb49bf3173423?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ceyhun</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Fethullah Gülen&#8217;e göre evlilik..</title>
		<link>http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/08/fethullah-gulene-gore-evlilik/</link>
		<comments>http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/08/fethullah-gulene-gore-evlilik/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Aug 2007 09:56:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gerçekler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hocaefendi Şahsına Atılan İftiralara Cevaplar]]></category>
		<category><![CDATA[Soru-Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[İslami Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[FETHULLAH GÜLEN HOCAEFENDİ ATILAN DİĞER İFTİRALAR]]></category>
		<category><![CDATA[M.Fethullah Gülen Hocaefendi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/08/fethullah-gulene-gore-evlilik/</guid>
		<description><![CDATA[
Hz. Mesih ve Hz. Yahya evlenmemişlerdir diyen Fethullah Gülen kendisinin neden evlenmediğini ise dolaylı olarak izah etti. İşte Gülen&#8217;in evlenmemeye bakışı&#8230;
Evlenmenin, kişinin durumuna göre farz, mekruh, sünnet, mubah ve haram yönleri vardır. Mesela kişi, geçimsiz biri ise ve dahası ailesine haram yedirecekse böyle bir kimsenin evlenmesi mekruh sayılmıştır.
Devamı için Tıklayınız
Haram yiyen bir kişi bu durumundan [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=pirlanta.wordpress.com&blog=1419640&post=76&subd=pirlanta&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><img class="std" src="http://www.belgehaber.com/images/haber/149.jpg" alt="Bekar Fethullah Gülen'e göre evlilik.." /></p>
<h4>Hz. Mesih ve Hz. Yahya evlenmemişlerdir diyen Fethullah Gülen kendisinin neden evlenmediğini ise dolaylı olarak izah etti. İşte Gülen&#8217;in evlenmemeye bakışı&#8230;</h4>
<p>Evlenmenin, kişinin durumuna göre farz, mekruh, sünnet, mubah ve haram yönleri vardır. Mesela kişi, geçimsiz biri ise ve dahası ailesine haram yedirecekse böyle bir kimsenin evlenmesi mekruh sayılmıştır.</p>
<p><span style="color:#ff0000;">Devamı için Tıklayınız<span id="more-76"></span></span></p>
<p>Haram yiyen bir kişi bu durumundan ötürü hesaba çekileceği gibi, böyle birinin başkasının kızına ve ondan doğacak çocuklara haram yedirmesi de haramdır. İşte bu durumda olan bir kişinin evlenmesi bir kısım ulemaya göre en azından tahrimen mekruh sayılmıştır. Kişinin mali imkânı var ve zina korkusu yoksa onun evlenmesi sünnettir. Zinaya düşme ihtimali olan kişinin evlenmesi ise farzdır. Bu itibarla evliliğin hükmü şahısların durumuna göre değişmektedir.</p>
<p>Hz. Mesih ve Hz. Yahya evlenmemişlerdir ve Hz. Mesih ve Hz. Yahya gibi imana hizmet eden, ahlaksızlığa sapmamış, daha tertemiz bir hayli bekâr vardır. Evet, bu mevzu şahıslara göre değişmektedir. Mutlak bir şey söylemek oldukça zordur. Kimisi evlenmeden âlâ-i illiyyine çıkar, kimisi evlenerek âlâ-i illiyyine çıkar. Kimisi evlenmez esfel-i safiline sukut eder, kimisi evlenir esfel-i safiline sukut eder.</p>
<p>İzdivaç yapan arkadaşlarıma, evlendikten sonra nefsin kadınlara olan alakasının kesilip kesilmediğini, evliliğin bu meseleye bir çare olup olmadığını sormuştum. Onların vermiş olduğu cevaplardan, izdivacın günahlara karşı bir sütre olduğuna/olacağına şahit olmuştum.</p>
<p>Ancak, hedefi ve gayesi olmayan izdivaçlar, niyetsiz ameller gibi bereketsizdirler. Gaye olmayınca bazen dinine-diyanetine bakılmadan hiç tanınmayan birisiyle sırf boyuna posuna bakılarak evliliğe benzeyen bir araya gelmeler uhrevî derinliğinin olmaması yanında çok defa imtizaçsızlıklar ve geçimsizliklerle sonuçlanır. Hele bir de, Kur&#8217;ân&#8217;a inanan ve inanmayan, Resûlullah&#8217;ı (sallallahu aleyhi ve sellem) tanıyan ve tanımayan iki kişi bir araya gelmişse.. evet, aileler arasında inanma ve inanmama açısından zıt düşünceler söz konusu ise, dinî, fikrî sürtüşmeler kaçınılmaz olur ve telâfisi imkânsız uyuşmazlıklar baş gösterir.</p>
<p>&#8220;Gayeli izdivaç&#8221;, enine-boyuna düşünülerek, hissin yanında aklî-mantıkî olan izdivaçtır. Ve evlenmede &#8220;maksat&#8221; düşünülerek hareket edildiğinden ailede huzur vardır. Neticesi düşünülmeden ve bir gaye gözetilmeden yapılan evliliklerin neticesinde ise, değişik sıkıntılar söz konusudur. Böyle bir yuvada, aile fertleri sürekli huzursuzluk yaşarlar.</p>
<p>Bu meselelerin içine hiç girmeyenlere gelince, bunlar çok fazla bir şey bilmezler. &#8220;Böyle başladık gidiyoruz&#8221; der ve safiyane yürür, giderler.</p>
<p>Fethullah Gülen- Zaman</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/pirlanta.wordpress.com/76/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/pirlanta.wordpress.com/76/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/pirlanta.wordpress.com/76/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/pirlanta.wordpress.com/76/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/pirlanta.wordpress.com/76/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/pirlanta.wordpress.com/76/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/pirlanta.wordpress.com/76/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/pirlanta.wordpress.com/76/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/pirlanta.wordpress.com/76/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/pirlanta.wordpress.com/76/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/pirlanta.wordpress.com/76/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/pirlanta.wordpress.com/76/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=pirlanta.wordpress.com&blog=1419640&post=76&subd=pirlanta&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/08/fethullah-gulene-gore-evlilik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/69037749af20f64ee10fb49bf3173423?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ceyhun</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.belgehaber.com/images/haber/149.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Bekar Fethullah Gülen'e göre evlilik..</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>İmam-ı Rabbani Diyaloğa karşımıydı ? (163.Mektubun tahlili)</title>
		<link>http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/07/imam-i-rabbani-diyaloga-karsimiydi-163mektubun-tahlili/</link>
		<comments>http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/07/imam-i-rabbani-diyaloga-karsimiydi-163mektubun-tahlili/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Aug 2007 17:34:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gerçekler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dinler Arasi Dİyalog Hakkında Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Dinler Arası Dİyalog Çalışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran Ve Sünnet Açısından Diyalog]]></category>
		<category><![CDATA[Soru-Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[DİYALOG Hakkında Sorulan Sorular]]></category>
		<category><![CDATA[Serbest Kürsü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/07/imam-i-rabbani-diyaloga-karsimiydi-163mektubun-tahlili/</guid>
		<description><![CDATA[SORU :  İmamı Rabbani Hazretleri , Mektubat isimli eserinin 163.Mektubunda Kafirler ile “….konuşmak, görüşmek de, onlara kıymet vermek olur” diyerek Kafirlerle konuşmayı bile doğru bulmamaktadır. Halbuki , siz Diyalog diyor ve  İmamı Rabbani gibi bir Zat-ı bile hafife alıyorsunuz….. İmamı Rabbani ayrıca , “Kâfirler, papazlar vâsıtası ile yapılan düâları Allahü teâlâ hiçbir zemân kabûl etmez.” [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=pirlanta.wordpress.com&blog=1419640&post=73&subd=pirlanta&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><span><strong>SORU :  </strong></span>İmamı Rabbani Hazretleri , Mektubat isimli eserinin 163.Mektubunda Kafirler ile “….konuşmak, görüşmek de, onlara kıymet vermek olur” diyerek Kafirlerle konuşmayı bile doğru bulmamaktadır. Halbuki , siz Diyalog diyor ve  İmamı Rabbani gibi bir Zat-ı bile hafife alıyorsunuz….. İmamı Rabbani ayrıca , “Kâfirler, papazlar vâsıtası ile yapılan düâları Allahü teâlâ hiçbir zemân kabûl etmez.” Derken , siz İftara davet ediyor ve onlara dua ettiriyorsunuz….<br />
<strong>El-CEVAB :</strong><br />
İmam-ı Rabbani Hazretleri , Hicri bininci yılın Müceddidi Bir Kutubtur. Kendisinin bu yöndeki tesbitleri elhak doğrudur , bizim gibi “küçük” insanların bu konuda İmam-ı Rabbani gibi büyük insanlardan öğrenecekleri çok şeyler vardır , yeter ki bu Büyük Zatları doğru anlıyalım:<br />
Bahse konu 163.Mektub’un Ana Başlığı :” <strong>İslâm ile küfrün birbirinin zıddı, tersi olduğunu, İslâm düşmânlarını sevmemeği bildirmekdedir” </strong>şeklinde  başlamaktadır. Dolaysıyla mektubun içeriğini birazdan tahlil edeceğimiz üzere , Kafirler’in tümü değil , onlar  içinde İslama açıktan saldıran ve düşmanlık izhar eden , İslamı alay konusu yapan, Müslümanlara zulmeden Kafirlerin kast edildiğini rahatlıkla anlıyabiliriz :<br />
İzninizle <strong>163.Mektubtan bazı paragrafları</strong> birlikte inceliyelim :<span id="more-73"></span><br />
1-) <em>“Kur’ân-ı kerîmde, Tevbe sûresinin yetmişüçüncü âyetinde meâlen, (Ey yüce Peygamber! Kâfirlere ve münâfıklara karşı cihâd et! Onlara sert davran!) buyuruldu. Hulk-i azîm sâhibi olan, çok merhametli olan Peygamberine, [İslâm dînine ve müslimânlara saldıran] kâfirlerle cihâd etmeği, onlara karşı sert davranmağı emr ediyor. Bundan anlaşılıyor ki, <strong>islâma saldıranlara</strong> sert davranmak da, hulk-ı azîmdir…&#8230;..“İslâma izzet vermek, kıymetini artdırmak için, küfrü ve kâfirleri ya’nî <strong>İslâm dînine ve müslimânlara saldıranları kötülemek</strong>, onları aşağı tutmak lâzımdır…. onlarla birlikde bulunmak, konuşmak, görüşmek de, onlara kıymet vermek olur…… Allahü teâlânın <strong>dînine saldıranlar</strong> ile arkadaşlık etmek, onlarla görüşmek, insanı Allahü teâlâya ve Onun Peygamberine “aleyhissalâtü vesselâm” düşman olmağa kadar sürükler. Bir kimse, kendini müslimân sanır. Kelime-i tevhîd okur. İnanıyorum der. Müslimân olduğunu söyler. Hâlbuki kâfirlerle, münâfıklarla görüşerek, konuşarak onun müslimânlığı, îmânı saf ve temiz kalmaz.”</em><br />
Dikkat edilirse , <strong>İslama saldıran</strong> Kafirlere karşı sert davranmaktan bahsediyor ki , elhak Ayet bunu emrediyor.  Yoksa , “Allah, sizinle din uğrunda savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayanlara (kafirlere) iyilik yapmanızı ve onlara adil davranmanızı yasaklamaz.” (Mümtehine, <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> Ayetinin belirttiği üzere , Müslümanlara saldırmayan ve savaşmayan kafirlere karşı iyilik yapmak emredilmektedir. İmam-ı Rabbani gibi bir Zat’ın Bu Ayetin ihtiva ettiği mananın aksini iddia etmesi beklenemez.  <br />
2-) <em>“Hindistândaki <strong>islâm düşmânlarının</strong> azgınlarını görüyoruz. <strong>Müslimânlarla alay ediyorlar. Müslimânları kötülüyorlar.</strong> Ellerine fırsat geçerse, güçleri yeterse, <strong>müslimânlara her işkenceyi yaparlar</strong>. Hattâ hepsini <strong>öldürürler</strong>. Yâhud onları dinden, îmândan ayırırlar. İslâm terbiyesini, ahlâkını, hayâsını, şerefini yok ederler. O hâlde, müslimânların bu azgın kâfirlere uymamaları, bunlardan sakınmaları, bunlara aldanmamaları, bunun için Allahü teâlâdan hayâ etmeleri lâzımdır……… İslâm <strong>düşmânlarını</strong>, Allahın emrleri ile <strong>alay edenleri</strong>, halâle, harâma aldırış etmiyenleri zararlı bilmelidir. Bunları aşağı tutmalıdır. Bunlara yardımı dokunan her hareketden sakınmalıdır……………… Hindistândaki müslimânların <strong>islâm dînini ve müslimânları yok etmeğe</strong> çalışan kâfirlerle sevişmeleri olmuşdur…. Bir kimsenin müslimân olmasına alâmet, <strong>İslâm düşmânlarını tanıması</strong>, onlara aldanmaması, sözlerini dinlememesidir…….. müslimânların kendileri ile <strong>alay eden kâfirleri</strong> pis ve zararlı bilmeleri lâzımdır. Böyle bilince, onlarla arkadaşlık yapmazlar, sevişmezler, onlardan sakınırlar. Onlarla birlikde bulunmakdan nefret ederler.”<br />
</em>Bu paragraftada görüleceği üzere , Müslümanlara Zulmeden , alay eden , işkence yapmaya eğilimli ve İslam’ı yok etmeye çalışan kafirlere vurgu yapılmıştır ki ; buda bir nevi Ankebut Suresi 46.Ayet-i Kerimesine bir vurgu yapmaktadır . “İçlerinden zulmedenleri bir yana, ehl-i kitapla ancak, en güzel yoldan mücadele edin…&#8230;” Evet zulmedenler bu Kategoriden istisna edilmekle , zulmetmeyen ve bir arayış içinde olan Kafirlerin aynı Statüde  değerlendirilmemeleri istenmektedir. Çünkü , umulurki , iman ile müşerref olurlar !<br />
3-) <em>“Mü’min sûresinin ellinci âyetinde ve Ra’d sûresinin ondördüncü âyetinde meâlen, (Kâfirlerin düâları ancak dalâletdir) buyuruldu. Ya’nî, <strong>İslâm düşmânlarının düâları </strong>kabûl olmaz, hiç fâide vermez. Kâfirler, papazlar vâsıtası ile yapılan düâları Allahü teâlâ hiçbir zemân kabûl etmez. Böyle düâların müslimânlara fâidesi olmaz. Yalnız bu sûretle o dinsizlere bir kıymet verilmiş olur. Onlar, <strong>düâ ederken, putlarını, Allahın düşmânlarını araya korlar”</strong></em><strong><br />
</strong>İfadelerde görüleceği üzere , İslama düşmanlık besleyen papazlara vurgu yapılarak , 163.Mektubun Genelinde anlatılmak istenen Kafirler içinde İslama düşmanlık besleyen sıradan insanda tutun , Papaz veya Rahiblere kadar herkesim kastedilmiştir. Çünkü , “De ki: Ey kitap ehli! Sizinle bizim aramızda ortak olan bir söze geliniz. Allah&#8217;tan başkasına kulluk etmeyelim, O&#8217;na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah&#8217;ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâhlaştırmasın. Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki: &#8216;Şahit olun biz müslümanlarız&#8217;. (Ali İmran,64) “ Ayet-i Kerimesinin manasına ters olmuş olur .<span style="font-size:x-small;"> </span>Burada şöyle bir soru akla gelebilir “ İslam’a düşmanlık beslemeyen Papazlarda mı var ve madem beslemiyorlar neden Müslüman olmuyorlar ?” Bugün Hırsitiyan Alemi içinde , kendisini Hırsitiyan olarak tamamlamasına karşın , Hz.Muhammed (SAV) ‘e iman eden ve tüm Hıristiyanları Kur’anın Tevhid inancına davet eden Katolik Profesör (1) ve Kardinaller (2) vardır. Şimdi bunları aynı Statüde değerlendirmek bu insanları Küfür cephesine dahada yaklaştırmak olur!<br />
Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri , Aynı tasnifi Avrupa’lı Kafirler için yaparken sert bir dil ile hitab ettiği ikinci Avrupa’dan bahsediyor  :<br />
“Yanlış anlaşılmasın, Avrupa ikidir. Birisi, İsevîlik din-i hakikîsinden aldığı feyizle hayat-ı içtimaiye-i beşeriyeye nâfi san’atları ve adalet ve hakkaniyete hizmet eden fünunları takip eden <strong>bu birinci Avrupa’ya hitap etmiyorum</strong>. Belki, felsefe-i tabiiyenin zulmetiyle, medeniyetin seyyiâtını mehâsin zannederek beşeri sefâhete ve dalâlete sevk eden bozulmuş ikinci Avrupa’ya hitap ediyorum. <strong>Bil, ey ikinci Avrupa</strong>! Sen sağ elinle sakîm ve dalâletli bir felsefeyi ve sol elinle sefih ve muzır bir medeniyeti tutup dâvâ edersin ki, beşerin saadeti bu ikisiyledir , senin bu iki elin kırılsın ve şu iki pis hediyen senin başını yesin ve yiyecek!&#8221; (3) diyerek , hakiki Hıristiyanlıktan feyizlenen ve toplumsal Hayata gerek San’at gerek adalet ve gerekse Hakkaniyeti uygulayan , ve bu doğrultudaki Din ile birlikte Fen İlimlerini kendine Rehber edinen Avrupaya bu sert mülahazalarının dışında tutmuştur !<br />
Yine ikinci Avrupa’ya seslendiği bir başka yerde : “Ey sefahet ve dalâletle bozulmuş ve İsevî dininden uzaklaşmış Avrupa! Deccal gibi birtek gözü taşıyan kör dehân ile ruh-u beşere bu cehennemî hâleti hediye ettin. “ şeklinde hitab etmiştir.(4)<br />
Kafirleri bir tutmamasının sebebini ise şu veciz ifadelerle anlatıyor :<br />
“Nasıl ki her Müslümanın her sıfatı müslüman olmadığı gibi , her bir kafirinde her Sıfatı ve San’atı kafir olması gerekmez “(4)  Yani , bir Kafirin Müslüman bir sıfatına veya bir San’atına karşı muhabbet beslenmesinde bir sakınca olmadığını belirtmiştir.<br />
Netice olarak diyebiliriz ki ;<br />
İmamı Rabbani Hazretleri , bu Mektubunda İslamı tebliğ noktasında kafirlerle veya Ehl-i Kitab papaz -hahamlarla görüşülmesine karşı değildir ! Tebliğe karşı olmasını beklemek zaten mümkün değildir ! Onun karşı çıktığı husus , İslamiyet ile alay eden , Müslümanlara düşmalık eden ve saldıran, islam’a hayat hakkı vermeyen kafirlere sert davranmak , onlarla hatta görüşmemektir , çünkü onların iman etme ihtimalleri yok denecek kadar zayıftır !<br />
Diğer yandan  İmam-ı Rabbani Hazretlerinin , Papaz veya Hahamlara İslamı Tebliğ etmeyin şeklinde Mektubatında veya diğer eserlerinde bir yaklaşımda yoktur !<br />
Dolaysıyla , 163.Mektubun Dinlerarası Diyaloğa muhalif bir yanı yoktur !</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/pirlanta.wordpress.com/73/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/pirlanta.wordpress.com/73/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/pirlanta.wordpress.com/73/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/pirlanta.wordpress.com/73/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/pirlanta.wordpress.com/73/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/pirlanta.wordpress.com/73/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/pirlanta.wordpress.com/73/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/pirlanta.wordpress.com/73/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/pirlanta.wordpress.com/73/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/pirlanta.wordpress.com/73/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/pirlanta.wordpress.com/73/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/pirlanta.wordpress.com/73/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=pirlanta.wordpress.com&blog=1419640&post=73&subd=pirlanta&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/07/imam-i-rabbani-diyaloga-karsimiydi-163mektubun-tahlili/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/69037749af20f64ee10fb49bf3173423?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ceyhun</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>&#8220;Muhammederresulullah&#8221; demeyen cennete girermi ?</title>
		<link>http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/07/muhammederresulullah-demeyen-cennete-girermi/</link>
		<comments>http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/07/muhammederresulullah-demeyen-cennete-girermi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Aug 2007 17:33:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gerçekler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hocaefendi Şahsına Atılan İftiralara Cevaplar]]></category>
		<category><![CDATA[Soru-Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[DİYALOG Hakkında Sorulan Sorular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/07/muhammederresulullah-demeyen-cennete-girermi/</guid>
		<description><![CDATA[


&#8220;Muhammederresulullah&#8221; demeyen cennete girermi ?








Yazar Dr. Emin Şimşek   



                                                                                                            
SORU: M. Fethullah Gülen Hocaefendi, Küresel Barışa Doğru adlı eseri Sh.131&#8242;de, şu cümleleri sarfetmektedir: &#8216;Herkes kelime-i tevhidi esas alarak çevresine bakışını yeniden gözden geçirmeli ve islah etmelidir. Hatta Kelime-i Tevhidin ikinci bölümüne, yani &#8216;Muhammed Allah&#8217;ın Resulüdür&#8217; kısmını söylemeksizin ikrar eden kimselere de merhamet nazarıyla bakılmalıdır&#8230;&#8217;Burada merhamet [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=pirlanta.wordpress.com&blog=1419640&post=72&subd=pirlanta&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><table class="contentpaneopen" border="0">
<tbody>
<tr>
<td class="contentheading" width="100%">&#8220;Muhammederresulullah&#8221; demeyen cennete girermi ?</td>
<td class="buttonheading" width="100%" align="right"><a title="Yazdır" href="http://www.gencadam.net/index2.php?option=com_content&amp;task=view&amp;id=164&amp;pop=1&amp;page=0&amp;Itemid=57" target="_blank"><img src="http://www.gencadam.net/templates/jj_flex/images/printButton.png" border="0" alt="Yazdır" align="middle" /></a></td>
<td class="buttonheading" width="100%" align="right"><a title="E-posta" href="http://www.gencadam.net/index2.php?option=com_content&amp;task=emailform&amp;id=164&amp;itemid=57" target="_blank"><img src="http://www.gencadam.net/templates/jj_flex/images/emailButton.png" border="0" alt="E-posta" align="middle" /></a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table class="contentpaneopen" border="0">
<tbody>
<tr>
<td colspan="2" width="70%" align="left" valign="top"><span class="small"><span style="font-size:xx-small;color:#666666;">Yazar Dr. Emin Şimşek </span></span>  </td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" valign="top">
<p align="justify"><strong> <img style="width:134px;height:100px;" src="http://www.herkul.org/images/golgeler/kucuk/61.jpg" border="0" alt="" width="134" height="100" />                                                                                                           </strong></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Times New Roman;"><strong>SORU:</strong> M. Fethullah Gülen Hocaefendi, Küresel Barışa Doğru adlı eseri Sh.131&#8242;de, şu cümleleri sarfetmektedir: &#8216;Herkes kelime-i tevhidi esas alarak çevresine bakışını yeniden gözden geçirmeli ve islah etmelidir. Hatta Kelime-i Tevhidin ikinci bölümüne, yani &#8216;Muhammed Allah&#8217;ın Resulüdür&#8217; kısmını söylemeksizin ikrar eden kimselere de merhamet nazarıyla bakılmalıdır&#8230;&#8217;<font size="3"><font color="#000000"><font face="Times New Roman">Burada merhamet nazarı ile bakmak, Ehl-i Sünnet anlayışını zorluyor. Ne dersiniz?</p>
<p></font></font></font></span><font size="3"><font color="#000000"> </p>
<p></font></font></span><font size="3"> </p>
<p></font></span></p>
<p> </p>
<p><strong></strong><span style="font-size:x-small;"><strong><span style="font-family:verdana;"><span style="font-size:x-small;">El-CEVAP: </span></span></strong><strong><br />
</strong><br />
<span style="font-size:x-small;">Dikkat edilirse, muhterem Hocaefendi &#8216;merhamet&#8217; nazarı ile bakılmalıdır, diyor ama ehl-i necattır (kurtulan zümredendir) demiyor. Neden merhamet nazarı ile bakılmaldır derseniz, onun cevabınıda Muhterem Hocaefendi Fasıldan Fasıla -3 isimli eserinde &#8216;Bir demet Sosyal Mesele&#8217; bahsinde dile getirmektedir:&#8217;Hz. İsa (a.s) ’nın Resûlullah olduğunu kabul etme, Efendimiz (s.a.s) ’in de peygamberliğini kabul yolunu açacaktır. Evet, Hz. İsa (a.s) böyle kabul edildiği an, Efendimiz’in peygamberliği kabulü adına da bir adım atılmış olacak.. ve -inşâallah- şimdiye kadar onların ifadeleri ile &#8216;ümmîlerin peygamberi&#8217; denilip hafife alınan Efendimiz’in, &#8216;Rasûlullah&#8217; olduğu inancı da pekişmiş olacaktır&#8217;</p>
<p><font size="2"><strong><span style="font-family:verdana;">İŞTE TEBLİĞ STARTEJİSİ</span></strong>, bize Dialog konusunda ki muhterem Hocaefendinin niyetini bariz bir şekilde ortaya koymaktadır. &#8216;Allah birdir&#8217; diyenler, Hz.Muhammedin(SAV) peygamberliğini şimdilik kabul etmeseler bile, Hz.İsa (AS) &#8216;nın Allahın oğlu değil, Allahın bir Resulu olduğunu kabul etmiş olacaklardan (teslis inancından vazgeçmiş olacaklarında dolayı) , buna bir geçiş dönemi nazarı noktasında merhametle bakılmalı. Niye? Çünkü, umuyoruzki, bu vesile ile Efendimiz (SAV) &#8216;i kabul etmeleri daha kolay olur!</p>
<p></font></span><span style="font-size:x-small;">Diğer yandan , Allah&#8217;ın isimlerinden olan &#8220;Rahman&#8221; İsm-i Celilesi ,  Dünyadaki Kafirlere <strong><span style="font-family:verdana;">&#8220;Merhamet&#8221;</span></strong> sureti ile bakması açısından Cay-ı dikkattir. Yani , Allah (C.C.) , kendisine iman etmeyen hatta inkar eden kuluna bile , dünyada Rızkını vermekte ve Hayat Hakkı tanımaktadır.Yani, muhterem Hocaefendinin birtakım husulardaki cümlelerinin cevapları yine kendi eserlerinde verildiğinden, oraya bakmalı ve bir mümin olarak hemen su-i zanna kapılmamalıyız.</p>
<p>Konuyu Hocaefendinin, &#8216;Muhammederresulullah &#8216;ın önemi ile ilgili diğer yazıları ile noktalıyalım:</p>
<p><font size="2"><strong><span style="font-family:verdana;">“La ilahe illallah” diyenler “Muhammedun Resûlullah” da demeli</span></strong>. Artık bugün eşya ve hâdiseleri didik didik eden pek çok kimse mutlak hakikat olan Allah’a ulaşma yolunda, buna karşılık pozitivizm ve rasyonalizmin getirmiş olduğu “inkâr-ı ulûhiyet” anlayışı da yavaş yavaş yıkılıyor. Batı âlemindeki ferdi hâdiselerle başlayan, yani James Jean, Eddington, Einstein gibi kimselerin dine yönelişi, şimdilerde kitlevî hüviyet kazanmak üzere.. Fakat ben ne kadar arzu ederdim, “La ilahe illallah” diyen bu insanlar, <strong><span style="font-family:verdana;">“Muhammedun Resûlullah</span></strong>” desin ve tam kurtuluşa ersin! Meselâ, Jean deli gibi âşık bir insan. Ama Muhammedî vapura binememiş. Eddington, astro-fizikçi. James Jean Pakistanlı bir dostundan “Allah’tan hakkıyla korkan âlim kullardır.” ayetini duyunca “Bu başka değil, bu bir Allah kelâmı&#8230;” itirafında bulunur; bulunur ama bu Hz. Peygamber’i de ikrar anlamına gelir mi? Bunu bilemeyeceğim; ama Einstein bu kâinâtı, içinde işleyen müthiş nizam ve ahengi görüp de Allah’ı kabul etmemeyi aptallık sayar. Fakat o da Hz. Muhammed (sas) ’in kaptanlığını yaptığı gemiye binemeyenlerden biri. <strong><span style="font-family:verdana;">(Fasıldan Fasıla, 2/255-56) </span></strong></p>
<p></font></span></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><span style="font-size:x-small;">Günah ve hataların ötesinde Cenâbı Hakk’ın rahmeti var, O dilerse çok küçük şeylerden dolayı da affeder. Hem Üstad’ın, hem İmam Gazalî’nin ve hem de Muhasibî’nin dediği gibi hayattayken insan korkuyla tir tir titremeli; ama çaresiz kaldığı ölüm anında ümide ve recaya sarılmalı ve “Ya Rab, benim hiç sermayem yok; sadece ‘<strong><span style="font-family:verdana;">Lâ ilâhe illallah, Muhammedun Rasûlullah’la<span style="font-weight:normal;"> Sana</span><span style="font-weight:normal;"> geliyorum.” demeli. Sekerât-ı mevtte recaya sı</span></span></strong>ğınmalı ve “Artık elimden bir şey gelmez; fakat Senin rahmetin melceimdir (sığınılacak yerdir) , rahmeten lilâlemîn olan Habîbin de şefaatçim.” duygusunda olmalı. Ne var ki, o zorlu dakikalarda bu hali yakalayabilmek her şeyi yerli yerine koymaya ve temiz olup temiz kalmaya bağlıdır. <strong><span style="font-family:verdana;">(Kırık Testi, s.111)</span></strong>Hz. İsa’nın (as) materyalist bir topluma uyguladığı ıslah hareketiyle kendisinden sonra gelecek olan ve müjdesini de bizzat kendisinin verdiği “İnsanlığın İftihar Tablosu”na giden yolları da açmıştır. Ancak daha sonraki müntesipleri, Yahudi ifratına karşı tefrite düşerek, bütün bütün fiziği de maddeyi de inkar etmişlerdi. Fetih Suresi’nin en sonunda yer alan uzunca âyet, bu mevzuya ışık tutmaktadır. Ayet, <strong><span style="font-family:verdana;">“Muhammedün Rasulullah</span></strong>” diye başlamaktadır. Ayetin başındaki bu ifade ile Efendimiz’in (sas) risaleti vurgulanmış ve değişik yerlerde geniş olarak bu hakikat ifade edildiği için de, icmâlen geçilmiştir. Bu ayette, daha ziyade Kur’an, Efendimiz’in (sas) etrafındaki insanlara dikkat çekmekte ve değişik evsaf ve kategoriler halinde, birbirinden farklı maddeye ve manaya bakan yanları ile onları nazara vermektedir. <strong><span style="font-family:verdana;">(Prizma, 3/120-21)</span></strong></p>
<p><font size="2"><font size="2">İslâm dininde, inanç ve amel adına mükelleflere teklif edilen hususlar “usûl” ve “fürû” diye iki ayrı bölümde mütalâa edilir. Bunlardan hayatî ehemmiyet arz eden esaslar, usûl kategorisine giren hususlardır. Diğerleri bu usûl üzerine bina edilir. Buna göre <strong><span style="font-family:verdana;">“Lâ ilâhe illallah; Muhammedün Resûlullah” ba</span></strong>şta olmak üzere, sair iman esasları akidede usûldür. İman esasları, muhakkikîn yaklaşımı ile dört asla irca edilebilir ki, bunlar; Allah’a, âhirete, peygamberlere iman; bir de ubudiyet veya adalettir. Namaz, oruç, hac, zekât veya diğer ibadetler, bu asıllar üzerine bina edilen ve asla göre fürûât sayılan amellerdir. Ancak fürûât demek, “olmasa da olur” gibi bir mefhumu akla getirmemelidir. Bunların fürûât olması, asıl ile olan münasebet ve mukayeseleri neticesi ve tamamen yukarıdaki taksim ve tasnif itibarıyladır. Yoksa ibadetsiz imanın tam olmayacağı izahtan varestedir. <strong><span style="font-family:verdana;">(Prizma, 2/162)</span></strong></p>
<p></font></font></span></p>
<p><font size="2"> </p>
<p></font></span></p>
<p> </td>
</tr>
</tbody>
</table>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/pirlanta.wordpress.com/72/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/pirlanta.wordpress.com/72/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/pirlanta.wordpress.com/72/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/pirlanta.wordpress.com/72/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/pirlanta.wordpress.com/72/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/pirlanta.wordpress.com/72/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/pirlanta.wordpress.com/72/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/pirlanta.wordpress.com/72/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/pirlanta.wordpress.com/72/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/pirlanta.wordpress.com/72/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/pirlanta.wordpress.com/72/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/pirlanta.wordpress.com/72/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=pirlanta.wordpress.com&blog=1419640&post=72&subd=pirlanta&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/07/muhammederresulullah-demeyen-cennete-girermi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/69037749af20f64ee10fb49bf3173423?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ceyhun</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.gencadam.net/templates/jj_flex/images/printButton.png" medium="image">
			<media:title type="html">Yazdır</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.gencadam.net/templates/jj_flex/images/emailButton.png" medium="image">
			<media:title type="html">E-posta</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.herkul.org/images/golgeler/kucuk/61.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Fethullah Gülen neden ABD&#8217;de yaşıyor?</title>
		<link>http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/07/fethullah-gulen-neden-abdde-yasiyor/</link>
		<comments>http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/07/fethullah-gulen-neden-abdde-yasiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Aug 2007 17:30:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gerçekler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hocaefendi Şahsına Atılan İftiralara Cevaplar]]></category>
		<category><![CDATA[Soru-Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Şahin Abinin Diyalog Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[FETHULLAH GÜLEN HOCAEFENDİ ATILAN DİĞER İFTİRALAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/07/fethullah-gulen-neden-abdde-yasiyor/</guid>
		<description><![CDATA[


Fethullah Gülen neden ABD&#8217;de yaşıyor?








Yazar Dr. Emin Şimşek   




CEVAB : Kanaatimce soruyu biraz tashih etmekte fayda var: Fethullah Gülen Hocaefendi sağlık sorunları ile gittiği ABD’den neden geriye dönememiştir ?
Evet, 1986 yılında gittiği Hac yolculuğunda: ”Şayet bu Kutsal Topraklardan geri gelmek istemez, oralarda kalırsam, başıma bir ip bağlayın ve beni sürüye sürüye Türkiye’ye getirin” diyen bir [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=pirlanta.wordpress.com&blog=1419640&post=71&subd=pirlanta&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><table class="contentpaneopen" border="0">
<tbody>
<tr>
<td class="contentheading" width="100%">Fethullah Gülen neden ABD&#8217;de yaşıyor?</td>
<td class="buttonheading" width="100%" align="right"><a title="Yazdır" href="http://www.gencadam.net/index2.php?option=com_content&amp;task=view&amp;id=163&amp;pop=1&amp;page=0&amp;Itemid=57" target="_blank"><img src="http://www.gencadam.net/templates/jj_flex/images/printButton.png" border="0" alt="Yazdır" align="middle" /></a></td>
<td class="buttonheading" width="100%" align="right"><a title="E-posta" href="http://www.gencadam.net/index2.php?option=com_content&amp;task=emailform&amp;id=163&amp;itemid=57" target="_blank"><img src="http://www.gencadam.net/templates/jj_flex/images/emailButton.png" border="0" alt="E-posta" align="middle" /></a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table class="contentpaneopen" border="0">
<tbody>
<tr>
<td colspan="2" width="70%" align="left" valign="top"><span class="small"><span style="font-size:xx-small;color:#666666;">Yazar Dr. Emin Şimşek </span></span>  </td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" valign="top"><strong></p>
<p align="left"><img style="width:200px;height:160px;" src="http://medya.zaman.com.tr/2007/07/23/gulen.jpg" border="0" alt="" width="200" height="160" align="right" /></p>
<p align="justify">CEVAB : Kanaatimce soruyu biraz tashih etmekte fayda var: Fethullah Gülen Hocaefendi sağlık sorunları ile gittiği ABD’den neden geriye dönememiştir ?</p>
<p>Evet, 1986 yılında gittiği Hac yolculuğunda: ”<strong>Şayet bu Kutsal Topraklardan geri gelmek istemez, oralarda kalırsam, başıma bir ip bağlayın ve beni sürüye sürüye Türkiye’ye getirin”</strong> diyen bir Zat, nasıl olur da, -haşa- keyfi veya nefsi bir sebebten ötürü kendi memleketi dışında biryerde yaşadığı varsayılabilmektedir? Mescid-i Nebeviyye’de Efendisi (SAV) huzuruna giderken, Medine sokaklarında dönüp dolaşan ve “ <strong>ben şimdi hangi yüzle Rasulullah’ın huzuruna gideceğim? Ümmet-i Muhammedin mağdur ve mazlum hali karşısında nederim ? ”</strong> endişesi taşıyan bir insan, nasıl oluyordu da, kendi memleketinda yapılacak Kudsi Hizmetleri uğruna yaşamaktan bile feragat ettiği Mekke ve Medine ‘ye rağmen, memleketi dışında bir yerde yaşarken, onun hakkında farklı düşünce ve su-i zan yelkenleri açılıyor?</p>
<p><strong>Konuya ilişken değerlendirmeleri kendi beyanatlarından dinliyelim:<br />
</strong><br />
<strong>Amerika’ya gelişimin öncesi var. 1997’de anjiyo için gelmiş ve 2-3 ay kalıp dönmüştüm. Hatta o zaman Sayın Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel referans olmuş, Cleveland’da bulunan Dr. Murat Bey’i aramıştı. Sağ olsun, alakadar oldu, yol gösterdi, ameliyat üzerinde ısrarla durdu. O zaman da ‘niye Amerika, niye orada kalıyor, kaçtı’ gibi şeyler söylendi. Oysa buraya geldiğimde -kalbimden dolayı- üzerimdeki yorganı kaldıramayacak kadar halsizdim. Doktorların tavsiye ettiği ilaçları kullanıyordum. Bant üzerinde ve açık havada yürüyüşlere devam ediyordum. Ama durumum zordu. Bu seferki gelişim de yine aynı hastalıkla alakalı oldu. Mayo Kliniği’nde Kırım Türklerinden Dr. Sait Bey vardı. Türkiye’ye geldiğinde halimi gördü, ısrarla buraya gelmemi söyledi. Bu davet Almanya’dan olsaydı, Almanya’ya giderdim. Amerika’ya geldim, tedavi başladı, 1-2 ay sonra Türkiye’de o komplo fırtınası koptu. Kalakaldım burada. Gideyim dedim, doktorlar izin vermedi. ‘Kendini büyük tehlikeye atıyorsun’ dediler. Bu mevzuda dünya kadar rapor var. Sağlık durumun ortada. Niye kaçayım, kaçacak neyim var benim?</strong></p>
<p></strong></p>
<div><strong><span id="more-71"></span><strong>“Bir ayağı Amerika’da, bir ayağı Suudi Arabistan’da” deniyor.<br />
</strong></strong></div>
<div><strong><strong>Suudi Arabistan’a en son 1986’da hac için gitmiştim. 20 yıldır gitmedim. Bir ayağı Suudi Arabistan’da diyenler, eğer gitseydim, o zaman daha farklı yorumlar getirecek, iki ayağı da orda falan diyeceklerdi. Belki başka türlü sorgulamalar olacaktı. İran, daha büyük problem olurdu. İran’la, işin doğrusu münasebetim olmadı. Menşei Türkiye olan eğitim, kültür, hoşgörü faaliyetleri mevzuunda, müşterek bazı şeyler yapalım teklifine de sıcak bakmadılar. Bana ve beraberimde birkaç arkadaşım oraya gitmesine sıcak bakacaklarına ihtimal vermiyorum. Öyle bir düşüncemiz de hiç olmadı. İran’a gitseydim, şimdi çeşit çeşit yorum yapanlar, o zaman da; “Batı’nın oradaki eli ayağı, gözü kulağı” diyeceklerdi. Kalp bozuk olunca, kendi hayallerinde sizi bir yere oturtunca, bir şeyle bağlayınca sizi, ne yaparsanız yapın yine öyle şeyler diyecekler. Ağızlarını kapamak diye bir vazifemiz de yok. Düşünce ve fikir hürriyeti var. Eğer öyle bir kısıtlama varsa onu sadece bize uyguluyorlar ve o da yeter.<br />
</strong></strong></div>
<p><strong> </p>
<p></strong></p>
<p align="justify"><strong>Amerika yılları sizi nasıl etkiledi?</strong></p>
<p><strong>Fıkıh tabiriyle söyleyecek olursak, benim burada kalmam iki şerden hafif olanı tercih kabilinden oldu. Ben gelmek istemiyordum buraya, fakat Dr. Sait Bey çok ısrar etti, sağlık durumunun ihmale tahammülü olmadığını ifade etti. Bana çok ağır gelse de, ya ülkemden, kendi insanımdan uzak, yabancı bir devlette bulunmayı tercih edecektim, ya da bir devlet adamımızın dediği gibi küçük şeyleri büyüterek, her gün yeni bir komplo kuranlarla karşı karşıya kalmayı tercih edecektim. Birtakım kötülükleri görüp kendi insanımıza darılmamak için, istişare ettiğim arkadaşların da kanaatini alarak hasret çekmeye razı oldum. Haziran komplosunu (kasetlerle ilgili) önceden bildiğim halde yayımlandığı zaman bazı yerlerine baktım. Komplocularla beraber olanların yazılarını onlara karşı içimde bir ukde olmasın diye okumadım.</strong></p>
<p><strong>Türkiye’den hasretle bahsediyorsunuz, ama dönmüyorsunuz. Neden?</strong></p>
<p><strong>Belli bir yaştan sonra vücudun tahammülü olmuyor. Bir Arap şairinin ifadesiyle, yakın hissetmeme mani şeyler olmasın diye uzakta durup kalben, vicdanen orada bulunmayı tercih ediyorum. Bir espriyle söyleyeyim, tasavvufta âşıklar üstü bir makam vardır. Orada bulunanlar vuslatı bile istemezler. Yani içime ateşler sal, hep hicranla inleyeyim fakat vuslat istemem derler. Türkiye’ye karşı böyle zevkli bir hasret, zevkli bir hicran bana daha derince, daha vefalıca ve yürekten geliyor.<br />
</strong></p>
<p><strong>Bunlar dönmeyeceğiniz anlamına mı geliyor?</strong></p>
<p><strong>Zaten dönüş için yasal bir engel yok. Türkiye’ye dönmeyi bir an olsun aklımdan çıkarmadım. Yine de Türkiye’de önemli yerlere sordurdum. “Bir şey yok, gelebilir” dediler ama, “gelebiliri” söyleyiş tarzlarından sanki gelince onların başını ağrıtırım gibi bir şey hissettim.</strong></p>
<p><strong>Devletten birileri mi?</strong></p>
<p><strong>Evet, önemli bir vazifedeyken emekli olmuş bir yakınlarına, “Benim gelmem kendileri için ne ifade eder? ” diye sordurdum. Tebessüm ettiler ama gelmese daha iyi olur dediler. Benim dönüşümün herhalde bazı şeyleri tetikleyebileceği düşünülüyor. Sanki bazıları bazı kimseleri sokağa dökecek, huzursuzluğa sebebiyet verecekler. Ben, Türkiye’de oluşmuş istikrar ortamının bozulmasına fırsat vermek istemem.</strong></p>
<p><strong>Türkiye’ye Humeyni gibi döneceğinizden endişe edenler de var…</strong></p>
<p><strong>Dönersem kendim gibi, Ramiz Efendi’nin üç şerefeli camide imamlık yapan oğlu gibi dönerim. Size komik gelebilir ama, döndüğüm zaman acaba bana yine o camide imamlık verirler mi, yine aynı pencerede kalsam; ya da Kestane Pazarı’nda idarecilik vermeseler bile, tahta kulübem gibi bir kulübede kalmama müsaade ederler mi diye düşünüyorum. Bir diğer düşüncem de, bütün samimiyetimle ifade edeyim, köyümde, dedelerimin arsası üzerinde yapılmış bir misafirhane var, gitsem orada kalsam diyorum. Doğduğum, büyüdüğüm köyde bir köylü gibi ölsem.<br />
</strong></p>
<p><strong>‘Doğduğum köye gitsem, orada ölsem’ diyorsunuz. Köye gidip susacak mısınız?</strong></p>
<p><strong>Dünyada, beklentilerim değil, derdim oldu. Aynı derdi terennüme devam edeceğim; şartlar ne olursa olsun, sözüme kıymet verenleri eğitim faaliyetleri için dünyanın dört bir yanına koşmaya teşvik edeceğim. Mezara konulurken bile fırsatım olursa yine, gidin okul açın, Türk dilini dünya dili haline getirme mevzuunda gayretten dur olmayın diyeceğim. Esnafımıza, dünyanın dört bir yanına sürgünler halinde açılın ve sonra ağaçlar haline gelin, lobiler oluşturun ve Türkiye’yi destekleyin; dünyadan kopmuş bir Türkiye’nin ayakta durması mümkün değildir, demeye devam edeceğim. Eğer bir gün hususi kanun çıkarıp ağzıma kilit vursalar bile, elimle, ayağımla bunları yazacak ama yine anlatacağım. Çünkü, bunları cami kürsülerinde, devletin memuru olarak açık açık ve herkese anlattım; ifade ettikleri gibi “müritlere” değil. Belki diğer hocalarımızdan farklı olarak dedim ki: Türkiye’yi geliştirin, her yerde Türk insanının sesi duyulsun. Bence millilik de, ulusalcılık da ancak böyle olur; meselenin hikâyesini yaparak değil. Türkiye’nin davası büyük bir davadır. Ona topyekûn bir milletin, milli mücadelede olduğu gibi sahip çıkması lazımdır, demeye devam edeceğim. Bu hususta sesimi kesecek ve bana bunları söyletmeyecek bir kanun da bilmiyorum. Milletime karşı bir vefa borcu olarak bunları söylemeye devam edeceğim.</strong></p>
<p><strong>Merak edilen konulardan birisi de, böyle fakirane yaşayan bir insan ABD gibi pahalı bir ülkede nasıl yaşayabiliyor?</strong></p>
<p><strong>Bu konu farklı maksatlarla ortaya atıldığı için, sizi tenzih ederek, hazımsızlık yapanlara söyleyeyim: Benim hakkımda böyle diyenlerden hiç birisi için ben böyle bir soru sormadım. Benim gibi, şeker hastası, günde 1200 kalori alan, ağır şeyler yiyemeyen, yemek ihtiyacını çok defa yoğurt ve çorbayla karşılayan bekâr bir insan, ABD’de olsa 500 lirayla (dolar yerine lira diyor) geçinir. Bu tür şüpheler uyararak karalamak isteyenlerin tavrını fevkalade yakışıksız ve münasebetsiz buluyorum.Bunları hiç söylemek istemezdim. Çünkü, isterdim ki, imkânım olsaydı da, o telif ücretlerini de yemeseydim. Buradaki ikametim için arkadaşlar gönderiyorlar ben de kerhen kabul ediyor ve ancak zaruri ihtiyaç çerçevesinde kullanıyorum. Zaten burada başka türlü durmam mümkün değil ve böyle bir telif ücretini alma mevzuunda da kimsenin bana bir şey demeye hakkı yoktur.Soruldu, açıkça söyleyeyim: Arkadaşlar, -rahatsızlıklarım da olduğu için- ihtiyaten bir miktar bankada bulunduruyorlar; her sene için de 30 bin gönderiyorlar. Az önce dediğim gibi, zaruri ihtiyaçlarımı gideriyor, geri kalanını da millete tavsiye ettiğim üzere eğitim hizmetlerine bağışlıyorum. Bana gönderilmeyen ve birikmiş olan teliflerin de Allah rızası için bazı yerlere ve muhtaç kimselere verilmesini söylüyorum. Allah’ın huzuruna girerken arkada beş on kuruş bile olsa bir şey bırakmak istemem. (Kaynak: Mehmet Gündem ile röportaj, Milliyet, 01.2005)<br />
</strong></p>
<p><strong>Konu ile ilgili birde Hüseyin Gülerce ‘nin köşesinden:<br />
</strong><br />
<strong>Önce “neden gelmiyor? ” sorusundan başlayalım. Cevabı ararken bir soru da biz soralım: Gelmek istemez mi? Hem de nasıl ister. O halde neden gelmiyor? Merak edenlerin dışında, bazı küçük insanlar; “korkmasın, gelsin, mahkemelere çıksın, gerekirse hapis yatsın..” diye ileri geri konuşuyorlar. Bu gibiler öncelikle Sayın Gülen’i tanımıyorlar. Sonra, sevmiyorlar ve saygı duymuyorlar.Çünki Sayın Gülen gibi ömrünü milletine, dinine vakfetmiş insanların şahsî takıntıları olmaz. Şahıslarıyla ilgili hesabı da olmaz. Sayın Gülen’in dönüp dönmemesinde asıl etken, atacağı adımın omuzladığı dâvâsına ne faydası olacağıdır. Eğer, O`nun Türkiye’ye dönmesiyle birileri yeniden ülke gündemini değiştirerek, Avrupa Birliği üyelik sürecini bir başka zeminde daha zora sokacak bir siyasî krizin hesabını yapıyorsa, Sayın Gülen neden âlet olsun? Yakalanan siyasî istikrarın devamı adına yüreğine taş basmayı elbette tercih edecektir.</strong></p>
<p><strong>Evet, Hicret Hz.Adem (AS) mın Cennetten Dünyaya gelmesi ile başladı, Hz.Nuh(AS) ile gemiye bindi, Hz.Musa (AS) ile Tur-i Sinaya çıktı, Hz.İsa (AS) mın göğe yükselmesine vesile oldu, Efendimiz (SAV) min Medine’ye yolculuğuna şahitlik yaptı, Sahabe-yi Kiram ile Hırsitiyan Habeşistanda tanıştı, Emir Sultan Hazretleri ile Bursa’da buluştu, Mevlana Halid-i Bağdadi Hazretlerinin Hindistana götürdü, Sultan Vahdettini Romaya sevk etti, Mehmet Akif Ersoy’u Mısır ile hasbihal ettirdi, Bediüzzaman Hazretlerinde sürgün şekilini aldı, Esat Coşan Hocaefendi ile Avustralya’nın ihyasına çalıştı, nice ışık süvarisine Rehberlik etti ve muhterem büyüğümüz ile Asrın Hicretine eşlik etti!<br />
</strong><br />
<strong>Amerika Küfrün Merkezi deniyor. Bizde şöyle diyoruz, daha iyi, Küfrün Merkezinde yapılan İslami Hizmet, diğer Küfür beldelerinden daha faziletlidir. Teşbihte hata olmaz fehvasınca ; Hz.Musa(AS) mı Firavun sarayından koruyan Allah değilmiydi ? Evet, gerek Amerikada gerek AB ülkelerinde İslama dehaletler fevc fevc artmaktadır. Boş oturarak nasıl artacak? Mücahede ve Tebliğ olmadan?<br />
</strong><br />
<strong>Hicretler bitmez, yeterki talib olunsun, Hicreti sıradan bir seyahat görenler, Hicret ufkuna bilmemki ulaşabilirlermi?</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/pirlanta.wordpress.com/71/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/pirlanta.wordpress.com/71/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/pirlanta.wordpress.com/71/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/pirlanta.wordpress.com/71/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/pirlanta.wordpress.com/71/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/pirlanta.wordpress.com/71/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/pirlanta.wordpress.com/71/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/pirlanta.wordpress.com/71/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/pirlanta.wordpress.com/71/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/pirlanta.wordpress.com/71/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/pirlanta.wordpress.com/71/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/pirlanta.wordpress.com/71/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=pirlanta.wordpress.com&blog=1419640&post=71&subd=pirlanta&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/07/fethullah-gulen-neden-abdde-yasiyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/69037749af20f64ee10fb49bf3173423?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ceyhun</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.gencadam.net/templates/jj_flex/images/printButton.png" medium="image">
			<media:title type="html">Yazdır</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.gencadam.net/templates/jj_flex/images/emailButton.png" medium="image">
			<media:title type="html">E-posta</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://medya.zaman.com.tr/2007/07/23/gulen.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Müslümanların Amentüde İttifakları Kimlerle Var</title>
		<link>http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/07/muslumanlarin-amentude-ittifaklari-kimlerle-var/</link>
		<comments>http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/07/muslumanlarin-amentude-ittifaklari-kimlerle-var/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Aug 2007 17:23:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gerçekler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dinler Arasi Dİyalog Hakkında Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Dİnler Arası Diyaog Hakkında Sorulara Yanıtlar]]></category>
		<category><![CDATA[Soru-Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Şahin Abinin Diyalog Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[DİYALOG Hakkında Sorulan Sorular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/07/muslumanlarin-amentude-ittifaklari-kimlerle-var/</guid>
		<description><![CDATA[Soru: “Amentüde ittifakımız var” cümlesi Ehl-i Sünnet anlayışına ters değil midir?
El-Cevab: Bahse konu &#8216;Amnetüde ittifakımız var&#8217; ifadesini, muhterem Ahmet Şahin Hocamız, Zaman Gazetesi 14.07.2000 tarihili Köşe yazısında şu şekilde beyan etmişti:
” Zaten dikkatlice bakıldığında görülecektir ki ehl-i kitapla temel noktalarda birlikteyiz. Daha meşhur ifadesiyle amentüde ittifakımız vardır. Çünkü Allah&#8217;ın gönderdiği kitapların hemen hepsinde tekrarlanan amentüdür: [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=pirlanta.wordpress.com&blog=1419640&post=70&subd=pirlanta&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong>Soru:</strong> “Amentüde ittifakımız var” cümlesi Ehl-i Sünnet anlayışına ters değil midir?</p>
<p class="Baslik" align="justify"><strong>El-Cevab:</strong> Bahse konu &#8216;Amnetüde ittifakımız var&#8217; ifadesini, muhterem Ahmet Şahin Hocamız, Zaman Gazetesi 14.07.2000 tarihili Köşe yazısında şu şekilde beyan etmişti:</p>
<p>” Zaten dikkatlice bakıldığında görülecektir ki ehl-i kitapla temel noktalarda birlikteyiz. Daha meşhur ifadesiyle amentüde ittifakımız vardır. Çünkü Allah&#8217;ın gönderdiği kitapların hemen hepsinde tekrarlanan amentüdür: Allah birdir. Peygamberler haktır. Melekler vardır. Kitaplar gönderilmiştir. Ahiret vardır. Ölen insanlar bir gün dirilecek, yaptıkları iyiliklerin mükafatını, kötülüklerin de mücazatını göreceklerdir. <span id="more-70"></span></p>
<p>Bu temel noktalar bir amentüden başkası değildir ve biz ehl-i kitapla bu amentüde müttefikiz. Garip olan şudur ki ittifak ettiğimiz amentüyü öne geçirmiyor da ihtilaf ettiğimiz teferruatı ileri sürüp mutlak küfre karşı dayanışmamıza engel olarak görüyoruz. “</p>
<p>Aslında bu yazısında ki gayet makul ve doğru tesbitlere rağmen, Bardağın sürekli boş kısmını görmeye alışmış bazı Yazarların yanlış anlaşılmalarını bertaraf etmek için, değerli Hocamız yine Zaman Gazetesinde 15.03.2005 tarihli Köşe yazısında konuyu daha net bir şekilde açmıştır:</p>
<p>“Bakara Suresi ayet 4’te, müminler tarif edilirken, “Hem Kur’an’a, hem de Kur’an’dan önceki İlahi kitaplara iman ederler.” diye tarif ediliyor.</p>
<p>Bu sebeple biz müminler de hem Kur’an’a, hem de Kur’an’dan önceki İlahi kitaplara iman ediyor, onları tebliğ eden tüm peygamberleri de tasdik ediyoruz. Çünkü o peygamberlerin tebliğ ettikleri kitaplarda tüm insanlığın değişmeyen doğruları vardır. Bu değişmeyen doğrular: “Allah’a iman, peygamberlere iman, meleklere iman, öldükten sonra tekrar dirilerek ahirette hesap vermeye iman.” Bunlar semavi kitapların ittifak ettikleri bir bakıma amentüleridir&#8230;.</p>
<p>Bizler de bu amentüde müttefikiz. “Ehli kitapla Amentüde ittifakımız var.” derken de bu değişmeyen doğruları saymıştım geçmişteki bir yazımda. Çünkü biz de Allah’a, peygamberlere, meleklere, ahirete iman ediyoruz. Yani ehli kitapla bu değişmez doğrularda ittifak ediyoruz. Ancak ehli kitabın bazılarının bu doğruları tarif ve tavsif ederken yanlışa düştüklerini de görüyor, Allah’a babalık, peygambere de oğulluk ve krallık sıfatını isnat etmeleri gibi yanılgılarına da şahit oluyoruz. Onlardan bazılarının bu gibi yanlış tarif ve tavsiflerinin doğrusunu anlatma görevi de yine bize düşüyor. Uzaktan seyirci kalma yerine yaklaşıp kendi doğrularımızı anlatma imkanı aramamız icap ediyor. Bunun için de diyaloğa, konuşmaya ihtiyaç oluyor. Zaten atasözünde, “İnsanlar konuşa konuşa anlaşırlar, hayvanlar da vuruşa vuruşa uzaklaşırlar.” deniyor. Bizler konuşa konuşa anlatmayı tercih ediyoruz, vuruşa vuruşa uzaklaşmayı hizmet telakki etmiyoruz. “Siz konuşa konuşa bir şey anlatamazsınız! ” diyenlere de “Siz de konuşmaya konuşmaya bir şey anlatın öyle ise&#8230;” diyerek kendi mantıklarıyla baş başa bırakıyor,”</p>
<p class="Baslik" align="justify">SONUÇ:<br />
Muhterem Ahmet Şahin Hocamız,</p>
<p>1-) Hz.Adem’den günümüze gelen tüm peygamber ve Kitablara İman noktasında Ehl-i Kitab ile Amnetüde bir birlikteliğe vurgu yapmaktadır, ki bu Kur’anın bir emridir!</p>
<p>2-) Bu İttifakın, günümüz Tahrif olmuş Hz.İsa (AS) mı Allah’ın oğlu kabul eden Hıristiyanlık veya yine tahrif olmuş yahudilik ile değil, Asılları ile olduğunu beyan etmiştir! Dolaysıyla bundada itiraz edilecek bir husus yoktur!</p>
<p>3-) Ayrıca, Amentüde İttifakımız olduğunu beyan ederken, bu hususu vesile yapıp, Allah’ın sıfatlarında yanlışa düşen Ehl-i Kitab ile bir konuşma zemini oluşturduklarını ve bunu başardıklarını yazının devamında görmekteyiz.</p>
<p>Tüm bu açık ve nezih yaklaşımlara rağmen, “Amnetüde ittifakımız var “ ifadedesinden sanki günümüz tahrif uğramış Ehl-i Kitab ile bir ittifak şeklinde anlamak, en hafif tabiri ile Anlayış Kıtlığı ile telif etmek mümkün olabilir!</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/pirlanta.wordpress.com/70/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/pirlanta.wordpress.com/70/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/pirlanta.wordpress.com/70/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/pirlanta.wordpress.com/70/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/pirlanta.wordpress.com/70/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/pirlanta.wordpress.com/70/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/pirlanta.wordpress.com/70/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/pirlanta.wordpress.com/70/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/pirlanta.wordpress.com/70/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/pirlanta.wordpress.com/70/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/pirlanta.wordpress.com/70/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/pirlanta.wordpress.com/70/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=pirlanta.wordpress.com&blog=1419640&post=70&subd=pirlanta&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/07/muslumanlarin-amentude-ittifaklari-kimlerle-var/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/69037749af20f64ee10fb49bf3173423?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ceyhun</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Hocaefendinin Papa&#8217;ya yazdığı mektuba gelen itirazlara verilen cevab</title>
		<link>http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/07/hocaefendinin-papaya-yazdigi-mektuba-gelen-itirazlara-verilen-cevab/</link>
		<comments>http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/07/hocaefendinin-papaya-yazdigi-mektuba-gelen-itirazlara-verilen-cevab/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Aug 2007 17:20:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gerçekler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dİnler Arası Diyaog Hakkında Sorulara Yanıtlar]]></category>
		<category><![CDATA[Hocaefendi Şahsına Atılan İftiralara Cevaplar]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran Ve Sünnet Açısından Diyalog]]></category>
		<category><![CDATA[Soru-Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[DİYALOG Hakkında Sorulan Sorular]]></category>
		<category><![CDATA[M.Fethullah Gülen Hocaefendi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/07/hocaefendinin-papaya-yazdigi-mektuba-gelen-itirazlara-verilen-cevab/</guid>
		<description><![CDATA[-Metin :
&#8216;Pek muhterem Papa Ali Cenapları, &#8216; 

 
 

İtiraz :

Peygamberimiz (SAV) mektublarına başlarken mesela &#8220;Bismillahirrahmanirrahim! Allah Resûlü Muhammed&#8217;den, Habeş Meliki Necâşiye” demektedir. Ayrıca , Hadis-i Şerifte : “Münafığa &#8220;efendi&#8221; demeyin. Zira eğer o, seyyid olursa (kendine bir değer atfederse) Allah&#8217;ı kızdırırsınız.&#8221;(Ebu Dâvud, Edeb 83,) denmektedir.

El-Cevab :
“Papa Ali Cenabları” bir taltif veya tazim değil, bir diplomatik uslubtur! [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=pirlanta.wordpress.com&blog=1419640&post=69&subd=pirlanta&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><span style="font-family:Times New Roman;"><strong>-Metin :<br />
</strong>&#8216;Pek muhterem Papa Ali Cenapları, &#8216; <img style="width:295px;height:206px;" src="http://tr.fgulen.com/images/stories/gallery6/05.jpg" border="0" alt="" width="295" height="206" align="left" /></span></p>
<div><span style="font-family:Times New Roman;"><strong><span style="font-family:Times New Roman;"><br />
</span></strong> </span></div>
<p><span style="font-family:Times New Roman;"> </p>
<p></span></p>
<h1><span style="color:#3c3c3c;"><span style="font-size:small;">İtiraz :</span><br />
</span></h1>
<p><span style="font-family:Times New Roman;"><span style="color:#000000;">Peygamberimiz (SAV) mektublarına başlarken mesela &#8220;Bismillahirrahmanirrahim! Allah Resûlü Muhammed&#8217;den, Habeş Meliki Necâşiye” demektedir.</span> Ayrıca , Hadis-i Şerifte : “Münafığa &#8220;efendi&#8221; demeyin. Zira eğer o, seyyid olursa (kendine bir değer atfederse) Allah&#8217;ı kızdırırsınız.&#8221;(<em>Ebu Dâvud, Edeb 83,) denmektedir.</em><br />
</span><span style="font-family:Times New Roman;"><br />
</span><span style="font-family:Times New Roman;"><strong>El-Cevab :</strong><br />
“Papa Ali Cenabları” bir taltif veya tazim değil, bir diplomatik uslubtur! Efendimiz (SAV) , nasılki Hristiyan Bizans Kralı Heraklius’u yazdığı mektubunda, “Rumların Büyük Reisi Heraklius’a” (bakınız.M.Hamidullah, İslâm Peygamberi, I/219) ifadesinde geçen &#8217;Büyük Reis&#8217; hitabı nasılki bir diplomatik uslub ise , aynı şekilde &#8216;Papa Ali Cenablarıda&#8217; veya &#8220;Hazretleride&#8221; bir övgü veya tazim değil, Diplomatik bir uslubtur! Efendimiz (SAV) ‘min bir Devlet Başkanı olarak , komşu Devlet Reislerine gönderdiği Mektublarda sizin yukarıda belirttiğiniz şekliyle hem Allah’ın İsmi ile başlaması söz konusu isede , örneğin yine Hudeybiye Barış Antlaşmasında imzaladığı Sözleşmede , muhatabların isteği üzerine sadece kendi isminin geçtiği “Muhammed” şeklinde imza attığını gözden uzak tutmamak lazım. Hudeybiye Barış Antlaşması , İslam’ın müşrik ve gayrimüslimlerle Diyalog kurmasına zemin hazırladığı ve bu vesile ile İslam’ın temsil edilmesine ve tanıtılmasına imkan sağladığı bir dönem olması ayrı bir husustur , Efendimiz (SAV) ‘in diğer Devlet Başkanlarına yazdığı doğrudan Tebliğ içeren mektublar yazması ise  apayrı bir husustur !  Siz dininizi temsil etmeye çalıştığınız muhatabınıza herhalde ; “Ey ebedi cehenneme namzed kişi“ kabalığında Hitab edecek değilsiniz! Pek muhterem Yüksek Mühendis Ahmet Beyfendi veya Saygıdeğer Prof.Dr. Mehmet Bey nasılki bir övgü değil bir diplomatik ünvandır . Hadis-i Şerifde geçen &#8220;Efendi demeyin&#8221; , onu övmeyin anlamındadır. Yoksa , günümüzde bir çok meslek dalındaki insanlarada &#8221;Efendi&#8221; diye hitab edilmektedir. Diploması terminolojisinden bihaber olan kardeşlerimizin , “Ali Cenablarını” bir övgü ifadesi olarak görmeleri onların bu noktadaki bir Diplomatik uslub fukeralığının göstergesidir.</span></p>
<div><span style="font-family:Times New Roman;"> <span id="more-69"></span><span style="font-family:Times New Roman;"><br />
</span><br />
<span style="font-family:Times New Roman;"><strong>2-Metin :</strong><br />
&#8216;Üç büyük dinin doğum yeri olarak bilinen toprakların dünyayı daha iyi yaşanabilir bir mekan kılma yolundaki kutsal misyonumuzu tam manasıyla bilen Türk halkından size en içten selamları getirdik. Yoğun gündeminizde bize zaman ayırarak sizinle müşerref olmayı bahşettiğiniz için zat-ı alilerinize en derin kalbi teşekkürlerimizi sunarız.<br />
</span><span style="font-family:Times New Roman;"> <br />
</span><span style="font-family:Times New Roman;"><strong>İtiraz : </strong>Üç Büyük Din yanlıştır , çünkü tek büyük ve Hak din İslamdır !<strong> </strong>Ayrıca Ehl-i Kitaba selam vermek caiz midir ? <strong>  <br />
</strong></span><strong><span style="font-family:Times New Roman;">El-Cevab :<br />
</span></strong>Dinler Kategorize edilirken , Hak ve Batıl olarak tasnif edilmektedir. Bir Dine mensub insanların çokluğu o Dinin büyük olmasını göstermediği kadar , o dinin Hak olmasını gerektirmez ! Diğer yandan ifadede geçen “üç büyük dinin doğum yeri olarak bilinen topraklar” ile Filistin (Kudüs)  ve Ortadoğu kast edilmek istenmektedir ! Müşerref olma, tanışma uslubundan kaynaklanmaktadır! Müşrik Mut’im bin Adiyy, Efendimiz (SAV)  Taif dönüşü Mekkeye alınmadığında ve kendisinden bir kefil istendiğinde Peygamberimize Kefil olmuş ve peygamberimiz bu iyiliği hayatı boyunca unutmadığı gibi, Mut&#8217;imin oğlu Cübeyire Bedir esirlerini taleb ettiğinde : &#8221; Senin baban bana o kadar büyük bir iyilik yaptıki , şayet baban gelmiş olsaydı Allah&#8217;a dua eder , ölülerinizi tekrar diriltmesini isterdim &#8221; diyerek , esirleri vermiş ve babasından müşrik olmasına rağmen iltifat etmiştir ! Ehl-i Kitab ile birlikte müşriklere bile selam verilebilinir (Nisa suresi , 86.Ayet-i Kerime)  , hatta muhatab kendini bilmez cahil müşrik bile olsa “selam” diyerek selametle neticelenecek söz söylemelidir . ( Furkan Suresi , 63.Ayet-i Kerime )<br />
<span style="font-family:Times New Roman;"> <br />
</span><strong><span style="font-family:Times New Roman;"> <br />
</span></strong><strong><span style="font-family:Times New Roman;">3-Metin :<br />
</span></strong><span style="font-family:Times New Roman;">Papa 6. Paul cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinler arası Diyalog İçin Papalık Konseyi (PCID) misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz. En aciz bir şekilde hatta biraz cüretle, bu pek kıymetli hizmetinizi icra etme yolunda en mütevazı yardımlarımızı sunmak için size geldik.<br />
</span><strong><span style="font-family:Times New Roman;"> <br />
</span></strong><strong><span style="font-family:Times New Roman;"> <br />
</span></strong><span style="font-family:Times New Roman;"><strong>İtiraz </strong>: Papalık Misyonunun bir Hırsitiyanlaştırma olduğu bilinmesine karşın Papalık Misyonunun bir parçası olduğunu kabul etmek caiz midir ? Kafirler birbirlerinin yardımcılarıdır (Enfal suresi , 73.Ayet-i Kerime) gereği bu apaçık Küfür değilmidir ?<br />
</span><br />
<span style="font-family:Times New Roman;"><strong>El-Cevab :</strong><br />
Bir kere ifadeyi doğru okumakta fayda vardır : Papalık Konseyinin bir parçası olmaktan bahsedilmiyor , Papalık Konseyinin Dinler arası Diyalog misyonundan bahsediliyor. Çünkü Dinlerarası Diyalog Faaliyetlerinde Hrsitiyanlığı yaymak diye Resmi bir ifade yokki bu cümleye itiraz edilsin! Dinler arası Diyalog Misyonun Ana Görevi: 3 Dinin mensublarının birbirlerini daha yakından tanımalarını sağlamaktır . Doğru temsil, en etkili tebliğ yöntemdir. (Maide Suresi, 67.Ayet-i Kerime ) .Şayet Hıristiyanlaştırma faaliyetlerine yardımcı olunmuş olsa idi ,  o zaman  “Kafirler birbirlerinin yardımcılarıdır” hususu bir geçerlilik kazanabilirdi . 10 yılı aşkın süredir Faal olan Diyalog sürecinde , acaba kaç kişi Hırsitiyan olmuşta bu iddiayı dile getirme cüretini kendinizde buluyorsunuz ? Biz Diyalog faaliyetleri vesilesi ile İslam ile müşerref olan veya en azından hak Din olduğunu kabullenen yüzlerce Ruhani , onbinlerce insan biliyoruz . Buda sizin iddialarınız tekzib etmektedir.</span></span></div>
<p><span style="font-family:Times New Roman;"><span style="font-family:Times New Roman;"><br />
</span><strong><span style="font-family:Times New Roman;">4-Metin: </span></strong><br />
<span style="font-family:Times New Roman;">İslam yanlış anlaşılan bir din olmuştur ve bunda en çok suçlanacak olan Müslümanlardır. Uygun bir yerdeki vakitli bir gayret bu yanlış anlamanın büyük oranda azalmasına katkı sağlayabilir. Müslüman dünyası, İslam&#8217;ın asırlarla ölçülen yanlış algılanmasını silip atacak bir diyalog imkanını bağrına basacaktır. Beşeriyet, çelişen görüşler ortaya koydukları gerekçesiyle, zaman zaman bilim adına dini, din adına da bilimi inkar etmiştir. Bilginin tamamı Allah&#8217;a aittir ve din Allah&#8217;tandır. O halde bu ikisi nasıl çelişebilir? İnsanlar arasında anlayışı ve hoşgörüyü artırmaya yönelik dinler arası diyaloğa yönelik ortak gayretlerimiz çok iş görebilir. &#8216;</span></p>
<div><span style="font-family:Times New Roman;"><strong><span style="font-family:Times New Roman;"><br />
</span></strong><span style="font-family:Times New Roman;"><strong>İtiraz : </strong>İslam’da yanlış olan nedir ? Yoksa Hırsitiyanların hoşuna gitmeyen Ayetlerin Diyaloğa uygun şekilde yorumlanması mı istenmektedir ?<br />
</span><br />
<strong>El-Cevab </strong>:<br />
İslam’da yanlış olan bir husustan bahis yok , yanlış algılanan İslam’dan bahis var !  Yani yanlış bir şekilde bir terör veya barbar dini gibi tanıtılan İslamın Diyalog vesilesi ile doğru tanıtılarak, İslamın temsil edilmesidir. Burda İslami kanadı temsil eden Gazeteciler ve Yazarlar Vakfının kendine biçtiği misyonda budur ! Kur’an-ı Kerimde Diyaloğu emreden Ayetleri , Elmalı Hamdi Yazır Tefsirinden ve Bediüzzaman Hazretlerinin yaklaşımlarından defaatle izah etmiştik. Oraya müracaat edebilirsiniz. Metinde devam eden yaklaşım ile Bilimin, Allah ile çelişmesinin mümkün olmadığını, çünkü bilginin Allah’ın ilminden geldiğini ve birtakım ateistlerin ısrarla bilim ile dini farklı vadilerde göstermelerine karşın, bu konudada işbirliği yapılması gerektiğine bir vurgu yapılmaktadır!</span></div>
<p></span><span style="font-family:Times New Roman;"><br />
<strong>5-Metin : </strong><br />
&#8216;Kendi memleketimizde şimdiye kadar çeşitli Hıristiyan mezheplerinin liderleriyle diyalog içinde olduk. Bu naçiz gayretlerin boşa çıkmadığını acizane ifade etmek isteriz. Amacımız bu üç büyük dinin inananları arasında hoşgörü ve anlayış yoluyla bir kardeşlik tesis etmektir. Bizler bir araya gelmek suretiyle sözde medeniyetler çatışmasının gerçekleşmesini görmek isteyen yolunu şaşırmış ve şüpheci kimselere karşı dalgakıranlar gibi, isterseniz bariyerler gibi deyin, karşı durabiliriz.&#8217;</p>
<p></span></p>
<p><strong><br />
</strong><strong>İtiraz : </strong>“Allah indinde Hakdin islamdır” (Ali İmran Suresi , 19.Ayet-i Kerime) ‘sine yine bir muhalefet var. Bakın üç büyük dinden bahsediliyor.</p>
<p><strong>El-Cevab :</strong><br />
Yukarıda izah ettiğimiz üzere , Dinler hak ve Batıl dinler olarak tasnif edilmektedir. Din mensublarının çokluğu o Dinin Hak olduğu anlamına gelmez ! Metnin devamında , günümüz dünyasında, gerek medeniyetler arası gerekse kültürler arası bir çatışma ortamı oluşturmak isteyen şaşkınlara karşı, bahse konu Dinler Arası diyalog faaliyetleri bir bariyer görevi görebilir denmiştir.!<br />
<strong>6-Metin</strong><br />
&#8216;Geçen yıl bazı ünlü uluslararası bilim adamlarının katıldığı medeniyetler arası barış ve diyalog konulu bir sempozyum düzenledik. Bu gayretin başarısından aldığımız teşvikle bu tür etkinlikleri tekrarlamak istiyoruz. Halihazırda üç büyük dinin bağlıları arasındaki bağları güçlendirmeye yönelik olarak dinler arası diyalog konusunda Vatikan&#8217;ın da temsil edileceğini ümit ettiğimiz bir konferans düzenleme sürecinde bulunuyoruz. Yeni fikirlerimiz varmış iddiasında bulunmuyoruz. Yine müsamahanıza sığınarak, bu misyonun hedeflerine yakından hizmet etmek için üstlenmek istediğimiz birkaç teklifte bulunmayı arzu ediyoruz.<br />
 <br />
<strong> <br />
</strong><strong>İtiraz : </strong>Üç büyük dinin bağlılarından bahsediyor , ne gibi bir bağ var acaba ? İsa Allah’ın oğludur diyen bir zihniyetle nasıl bağ kurulabilir, diyelim kuruldu barış içinde kavga etmeden yaşadılar, güzel bu barış ne zamana kadar sürecek, hiç onlara demeyecek miyiz “Allah’tan başka ilah yoktur, Muhammed onun elçisidir” ,bunu dersek yine kavga başlayacak, demezsek insanı cehennem azabından kurtaracak tek kelime olan kelime-i tevhidi insanlara ulaştırma maksadıyla gönderilen peygamberlerin sünnetine ters iş yapmış olmayacakmıyız? Acaba “Muhammedür Resulullah” gerekli değildir anlamı çıkmıyormu ?</p>
<p><strong>El-Cevab :<br />
</strong>Ehl-i Kitab ile biz müminlerin arasında ortak olan bir bağdan Kur’an-ı Kerim bahsediyor : “De ki: Ey kitap ehli! Sizinle bizim aramızda <strong>ortak olan</strong> bir söze geliniz. Allah&#8217;tan başkasına kulluk etmeyelim, O&#8217;na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah&#8217;ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâhlaştırmasın.”(Ali İmran suresi , 64.Ayet-i Kerime) . İşte hernekadar onlar Allah’ın vasıflarında yanılmış olsalarda , Allah’a oğul isnadında bulunmuş olsalarda , Kur’anın ifadesi ile aramızda ortak olan bir söz (Allah inancı) mevcuttur ! Bu ortak bağ , onların Ehl-i necat olmaları için yeterli olmasada , Ayetin devamında dile getirildiği üzere birkaç adım daha atabilirlerse inşallah Ehl-i necat olmaya namzed olacaklardır. İslam tarihine bakacak olursak , Barış dönemi hep İslam’ın lehine gelişmiştir. Hudeybiye Barış Antlaşması sonrası , 2 yıl gibi kısa bir zaman diliminde Mekke’nin Fethini getirmiştir. Çünkü , seviyeli temsil vicdan sahiblerini herzaman müteessir bırakır. Allah’ın birliğine iman eden ve Hz.İsa (AS) mın Allah’ın oğlu değil Allah’In bir peygamberi olduğunu kabullenen insanların , Efendimiz (SAV) ‘min nübüvvetine iman etmemeleri bekelenemez. Niyetleri sorgulamak sadece Allah’a mahsustur ! İtirazlarınızı Niyetleri sorgulamadan yapın&#8230;.<br />
 <br />
 <br />
 <br />
<strong>7-Metin:</strong></p>
<p>Hıristiyanlığın üçüncü bin yılına girişi münasebetiyle yapılacak kutlamalar vesilesiyle Ortadoğu&#8217;daki Antakya, Tarsus, Efes ve Kudüs gibi bazı kutsal yerlere müşterek ziyaretleri içeren birçok etkinlikler önermek istiyoruz. Bunu Sayın Cumhurbaşkanımız Demirel&#8217;in, cenaplarının ülkemizi ziyaretine ve mezkur kutsal mekanları göstermeye davetini tekrarlamak için bir fırsat addediyoruz. Anadolu halkı size misafirperverliğini göstermeyi ve şevkle selamlamayı hararetle beklemektedir. Filistinli liderlerle diyalog kurmak suretiyle Kudüs&#8217;ü birlikte ziyaret etmemize davetiye çıkarabiliriz. Bu ziyaret bu mübarek şehri Hıristiyanlar, Yahudiler ve Müslümanların, hiçbir kısıtlama, hatta vize dahi olmaksızın serbestçe ziyaret edebileceği uluslararası bir bölge olarak ilan etme gayretlerine yönelik dev bir adım teşkil edebilir. &#8216;</p>
<p><strong><br />
</strong><strong>İtiraz :</strong> Fethullah Gülen Hocaefendinin , Hıristiyanlığın üçüncü bin yılı kutlamalarından bahsetmesi nekadar doğru ?</p>
<p><strong>El-Cevab :<br />
 <br />
</strong>Kutlamalar vesilesi ile birtakım etkinlikler önermektedir. Örneğin Antakya, Tarsus, Efes ve Kudüs gibi yerlere birlikte ziyaretler düzenlenebileceğinden bahsetmektedir. Özellikle Filistin Liderleri ile bir Diyaloğun sağlanmasında ısrarla vurgu yapılmıştır. Ki bu Filistindeki Barış sürecini mtühiş katkısı olacağı kesindir. Ayrıca , Kudüsün hernekadar bugün Yahudi Devleti topraklarındada olsa her üç din mensublarına vizesiz giriş hakkı verilmesini önermiştir ! Metnin bir kısmını delillendirip , diğer kısmını görmemezlikten gelmek sizin gibi Ehl-i iman kardeşlerimize yakışmıyor. Metnin devamında ,<br />
Dinler Arası Diyalog faaliyetlerine müdahil olmadan öncesinde düzenlenen Medeniyetler arası Barış ve Diyalog sempozyumuna bundan sonra Vatikanın da davetli olduğunu, dönemin Cumhurbaşbakanı Demirel’in resmi davetinin kendilerine iletileceğinide bildirmektedir.<br />
 <br />
<span style="font-family:Times New Roman;"><span style="color:#000000;"> <br />
</span></span><strong><span style="color:#000000;"> <br />
</span></strong><span style="color:#000000;"><strong>8-Metin :</strong><br />
</span><span style="color:#000000;"> <br />
</span><span style="color:#000000;">Üç büyük dinden liderlerin işbirliği ile, ilki Washington DC&#8217;de olmak üzere muhtelif dünya başkentlerinde bir konferanslar serisinin gerçekleştirilmesini teklif ediyoruz. İkinci serinin zamanı için Hz. İsa&#8217;nın doğumunun 2000. yıldönümü ideal olabilir. Bir öğrenci değişim programı da çok faydalı olacaktır. İnançlı genç insanların birlikte eğitim görmesi birbirlerine yakınlıklarını artıracaktır. Öğrenci değişim programı çerçevesinde üç büyük dinin babası olduğu ikrar edilen Hz İbrahim&#8217;in doğum yeri olarak bilinen Urfa şehrindeki Harran&#8217;da bir ilahiyat okulu kurulabilir. Bu, ya Harran Üniversitesi&#8217;ndeki programların genişletilmesi suretiyle ya da üç dinin ihtiyaçlarını da temin edecek şumullü bir müfredata sahip bağımsız bir üniversite şeklinde gerçekleştirilebilir. Önerilen programlar aşırı büyük işler gibi algılanabilir; ama bunlar erişilmez değildir. Dünyada iki tip insan vardır. Bazıları kendilerini topluma adapte etmeye çalışır. Diğer bazıları ise topluma uymaktansa toplumu kendi değerlerine adapte etmek ister. Toplum bütün ilerlemeleri bu ikinci tip insanlara borçludur. Onları yarattığı için Rabb&#8217;e şükürler olsun.&#8217;</span><span style="color:#000000;"> </span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Times New Roman;">Fethullah Gülen<br />
</span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Times New Roman;">(Rabbin aciz kulu)<br />
</span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Times New Roman;"> <br />
</span></span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Times New Roman;"> <br />
</span></span><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Times New Roman;"> <br />
</span></span></strong><span style="font-family:Times New Roman;"><span style="color:#000000;"><strong>İtiraz : </strong>”Rabbin aciz kulu” ifadesi Hırsitiyanların ifadesi değilmidir ? <strong><br />
</strong></span></span><span style="font-family:Times New Roman;"><span style="color:#000000;"> <br />
</span></span><span style="font-family:Times New Roman;"><span style="color:#000000;"> <br />
</span></span><strong><span style="font-family:Times New Roman;"><span style="color:#000000;">El-Cevab :<br />
</span></span></strong><span style="font-family:Times New Roman;"><span style="color:#000000;"> <br />
</span></span><span style="color:#000000;">Ehl-i Sünnet vel-Cemaat anlayışına göre “Rab “ ismi , Allah’ın umumi isimlerinden biridir. Terbiye eden, yaratan, besleyen, malik, en mükemmel, sahip tutan ve idare eden anlamlarına gelir. “Aciz kul” olma , özellikle Acz-i mutlak , fakr-ı mutlak mesleğine haiz herkesin hayatlarına örnek almaları gerekn bir husustur. Şimdi , bu ifadeler madem Ehl-i Sünnet perspektifinde esastır ve haktır , başkaları da kullanıyor diye , Hocaefendi nasıl bir zan altına alınabiliniyor anlamış değiliz !<br />
</span><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Times New Roman;"> <br />
</span></span>Metnin devamında ;<br />
<span style="color:#000000;">Dinler arası Diyalog faaliyetlerinin, tüm dünyanın büyük kentlerinde konferanslar şeklinde tertip edilmesini, karşılıklı öğrenci değişim programının uygulanmasını, Hz.İbrahim (AS) ‘ın doğum yeri Urfa’da her 3 dinin öğrencilerinin eğitim göreceği bir Üniversitenin kurulması, bu vesile ile her üç dinin mensublarının birbirlerini daha iyi tanımaları sağlanmış olacaktır!</span></p>
<div><span style="color:#000000;"><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Times New Roman;">Sonuç olarak diyebilirizki, 09.02.1998 tarihli bu mektub ,  bazı çevrelerce İlmi ve dini delillerden yoksun olarak eleştiriler getirilsede,bu niyetleri sorgulamadan öteye geçememektedir ve müminlerin ilk şiarı olması gereken hüsn-ü zan müessesesi, adete yok sayılmaktadır !<br />
</span></span></strong></span></div>
<p><span style="color:#000000;"> </p>
<p></span></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/pirlanta.wordpress.com/69/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/pirlanta.wordpress.com/69/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/pirlanta.wordpress.com/69/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/pirlanta.wordpress.com/69/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/pirlanta.wordpress.com/69/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/pirlanta.wordpress.com/69/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/pirlanta.wordpress.com/69/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/pirlanta.wordpress.com/69/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/pirlanta.wordpress.com/69/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/pirlanta.wordpress.com/69/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/pirlanta.wordpress.com/69/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/pirlanta.wordpress.com/69/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=pirlanta.wordpress.com&blog=1419640&post=69&subd=pirlanta&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/07/hocaefendinin-papaya-yazdigi-mektuba-gelen-itirazlara-verilen-cevab/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/69037749af20f64ee10fb49bf3173423?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ceyhun</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tr.fgulen.com/images/stories/gallery6/05.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Fettullah Gülen Papaya &#8221;Papa ali cenapları!&#8221; Niye Demiştir</title>
		<link>http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/07/fettullah-gulen-papaya-papa-ali-cenaplari-niye-demistir/</link>
		<comments>http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/07/fettullah-gulen-papaya-papa-ali-cenaplari-niye-demistir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Aug 2007 09:34:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gerçekler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dİnler Arası Diyaog Hakkında Sorulara Yanıtlar]]></category>
		<category><![CDATA[Hocaefendi Şahsına Atılan İftiralara Cevaplar]]></category>
		<category><![CDATA[Soru-Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[DİYALOG Hakkında Sorulan Sorular]]></category>
		<category><![CDATA[FETHULLAH GÜLEN HOCAEFENDİ ATILAN DİĞER İFTİRALAR]]></category>
		<category><![CDATA[M.Fethullah Gülen Hocaefendi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/07/fettullah-gulen-papaya-papa-ali-cenaplari-niye-demistir/</guid>
		<description><![CDATA[Soru: Münafık veya kafir birine &#8216;Efendim&#8217; diye hitab etmek Hadis-i Şerifce men edilmişken, neden Hocaefendi mektubunda &#8216;Papa Ali Cenabları&#8217; diyerek hitab etmiştir?
“Papa Ali Cenabları” bir taltif veya tazim değil, bir diplomatik uslubtur! Efendimiz (SAV) , nasılki Hristiyan Bizans Kralı Heraklius’u yazdığı mektubunda, “Rumların Büyük Reisi Heraklius’a” (bakınız.M.Hamidullah, İslâm Peygamberi, I/219) ifadesinde geçen &#8217;Büyük Reis&#8217; hitabı nasılki [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=pirlanta.wordpress.com&blog=1419640&post=68&subd=pirlanta&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong>Soru:</strong> Münafık veya kafir birine &#8216;Efendim&#8217; diye hitab etmek Hadis-i Şerifce men edilmişken, neden Hocaefendi mektubunda &#8216;Papa Ali Cenabları&#8217; diyerek hitab etmiştir?</p>
<p align="justify"><span style="font-family:Times New Roman;"><span>“<span style="font-size:x-small;color:#000000;">Papa Ali Cenabları” bir taltif veya tazim değil, bir diplomatik uslubtur! Efendimiz (SAV) , nasılki Hristiyan Bizans Kralı Heraklius’u yazdığı mektubunda, “Rumların Büyük Reisi Heraklius’a” (bakınız.M.Hamidullah, İslâm Peygamberi, I/219) ifadesinde geçen &#8217;Büyük Reis&#8217; hitabı nasılki bir diplomatik uslub ise , aynı şekilde &#8216;Papa Ali Cenablarıda&#8217; veya &#8220;Hazretleride&#8221; bir övgü veya tazim değil, Diplomatik bir uslubtur! Efendimiz (SAV) ‘min bir Devlet Başkanı olarak , komşu Devlet Reislerine gönderdiği Mektublarda sizin yukarıda belirttiğiniz şekliyle hem Allah’ın İsmi ile başlaması söz konusu isede , örneğin yine Hudeybiye Barış Antlaşmasında imzaladığı Sözleşmede , muhatabların isteği üzerine sadece kendi isminin geçtiği “Muhammed” şeklinde imza attığını gözden uzak tutmamak lazım. </span></span></span></p>
<div><span style="font-family:Times New Roman;"></span></div>
<p><span style="font-family:Times New Roman;"><span style="font-size:x-small;"></p>
<p align="justify"><span style="font-family:Times New Roman;"><span><span style="font-size:x-small;color:#000000;">Hudeybiye Barış Antlaşması , İslam’ın müşrik ve gayrimüslimlerle Diyalog kurmasına zemin hazırladığı ve bu vesile ile İslam’ın temsil edilmesine ve tanıtılmasına imkan sağladığı bir dönem olması ayrı bir husustur , Efendimiz (SAV) ‘in diğer Devlet Başkanlarına yazdığı doğrudan Tebliğ içeren mektublar yazması ise  apayrı bir husustur !  Siz dininizi temsil etmeye çalıştığınız muhatabınıza herhalde ; “Ey ebedi cehenneme namzed kişi“ kabalığında Hitab edecek değilsiniz! Pek muhterem Yüksek Mühendis Ahmet Beyfendi veya Saygıdeğer Prof.Dr. Mehmet Bey nasılki bir övgü değil bir diplomatik ünvandır . Hadis-i Şerifde geçen &#8220;Efendi demeyin&#8221; , onu övmeyin anlamındadır. Yoksa , günümüzde bir çok meslek dalındaki insanlarada &#8221;Efendi&#8221; diye hitab edilmektedir. Diploması terminolojisinden bihaber olan kardeşlerimizin , “Ali Cenablarını” bir övgü ifadesi olarak görmeleri onların bu noktadaki bir Diplomatik uslub fukeralığının göstergesidir.</span></span></span></p>
<p> </p>
<p></span></span></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/pirlanta.wordpress.com/68/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/pirlanta.wordpress.com/68/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/pirlanta.wordpress.com/68/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/pirlanta.wordpress.com/68/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/pirlanta.wordpress.com/68/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/pirlanta.wordpress.com/68/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/pirlanta.wordpress.com/68/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/pirlanta.wordpress.com/68/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/pirlanta.wordpress.com/68/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/pirlanta.wordpress.com/68/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/pirlanta.wordpress.com/68/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/pirlanta.wordpress.com/68/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=pirlanta.wordpress.com&blog=1419640&post=68&subd=pirlanta&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/07/fettullah-gulen-papaya-papa-ali-cenaplari-niye-demistir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/69037749af20f64ee10fb49bf3173423?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ceyhun</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>