PIRLANTA

Konuşan Yalnızca Hakikatlerdir

Arşiv 'Risale-i Nurdan Damlalar' Kategori


Sizdeki Gençlik Katiyen Gidecek

Yazan: gerçekler Ağustos 16, 2007

 

Sizdeki gençlik katiyen gidecek. Eğer siz daire-i meşruada kalmazsanız, o gençlik zayi olup başınıza hem dünyada, hem kabirde, hem ahirette kendi lezzetinden çok ziyade belalar ve elemler getirecek. Eğer terbiye-i İslamiye ile o gençlik nimetine karşı bir şükür olarak iffet ve namusluluk ve taatle sarf etseniz, o gençlik manen baki kalacak ve ebedi bir gençlik kazanmasına vesile olacak.” (Sözler, s.150)

Yazı kategorisi: Risale-i Nurdan Damlalar | Etiketler: | Yorum Yok »

Bediüzzaman’a göre Hristiyanlar dinlerini terk değil, ta’dil etmelidir.

Yazan: gerçekler Ağustos 11, 2007

Bediüzzaman’a göre Hristiyanlar dinlerini terk değil, ta’dil etmelidir.    
Yazar Dr. Emin Şimşek   
 

Bediüzzaman’ın -Peygamber Efendimiz’in(a.s.m.) müjdesi üzerine- Hıristiyanlık’ta vuku bulmasını beklediği tasaffi (aslına dönmesi - tevhid inancına dönmesi) , hıristiyanların dinlerini bütünüyle terk ederek İslâmiyet’e girmeleri şeklinde bir beklenti değildir.

    

Çünkü, İslamiyet eski dinlerin güzelliklerini ve şeriatlarının prensiplerini barındırdığı için, ta’dil ve tekmil edicidir. Yalnızca, zaman ve mekanın değişimiyle hükmü kalmayan fürüat kısmında yenilikler getirmiştir. Bu sır gereğince, hıristiyanlar zaten sahip oldukları dinlerinin esaslarına dayanmakla ve inançlarını tekmil etmekle asli dinlerine kavuşacaklardır.Bu yaklaşımın gereği olarak Bediüzzaman Hazretleri ” Ey ehl-i kitap! İslamiyeti kabul etmekte size bir meşakkat yoktur; size ağır gelmesin. Zira, size bütün bütün dininizi terk etmenizi emretmiyor. Ancak, itikadatınızı ikmal ve yanınızda bulunan esasat-ı diniye üzerine bina ediniz” (100) diye teklifte bulunuyor. Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Risale-i Nurdan Damlalar | Etiketler: , | 1 Yorum »

Bediüzzaman’a göre Ahirzaman bir Fetret devridir.

Yazan: gerçekler Ağustos 11, 2007

Bediüzzaman’a göre Ahirzaman bir Fetret devridir.    
Yazar Dr. Emin Şimşek   

Fetret devri, peygamberler arasındaki boşluk demektir. Daha çok da, Peygamberimizle Hz. İsa arasındaki boşluk kastedilir. Evet, Hz. Mesih’in getirdiği esaslar unutulup, onunla gelen ışık hüzmelerinin Efendimiz’e (sav) kadar ulaşamadığı o dönemdir ki, insanlık o dönemde karanlıklar içindedir veya o dönemdir ki, Hz. Mesih ile Efendimiz’in (sav) aydınlıkları birbirine bitişememiş ve arada karanlık bir boşluk kalmıştır ve işte bu boşluk devresi fetret devri, bu karanlık devrede yaşayan insanlar da fetret devri insanlarıdır. (1) Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Risale-i Nurdan Damlalar | Etiketler: , | Yorum Yok »

Bediüzzaman’a göre Ahirzamanda müsbet hareket esastır

Yazan: gerçekler Ağustos 11, 2007

Bediüzzaman’a göre Ahirzamanda müsbet hareket esastır.    
Yazar Dr. Emin Şimşek   
 
 

Bediüzzaman, her zaman sulhu ve müsbet hareket etmeyi önermiştir. Bediüzzaman vefatından önce Nur talebelerine vermiş olduğu son nasihatinde, vazifelerinin asayişi temin ederek, müsbet hareket etmek olduğunu, menfi yolları tasvib etmediğini, ve müsbet iman hizmeti doğrultusunda hertürlü sıkıntı ve meşakkat karşısında sabır etmek olduğunu beyanetmiştir.(91) Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Risale-i Nurdan Damlalar | Etiketler: , | Yorum Yok »

Bediüzzaman’a göre “Îsevî Rûhânilerle ittifak” keyfiyeti

Yazan: gerçekler Ağustos 11, 2007

Bediüzzaman’a göre “Îsevî Rûhânilerle ittifak” keyfiyeti    
   
Çarşamba, 19 Ekim 2005

Bediüzzaman Hazretlerine göre “Îsevî rûhânilerle ittifak” keyfiyeti
Asr-ı Saadetten Günümüze Diyalog (6. Bölüm)

Bediüzzaman Hazretleri kendi yaşadığı dönemden sonraki bir dönemde, Hristiyan–Müslüman diyaloğunun ötesinde, bir ittifaktan , Risale-i Nurlarda tam 8 yerde bahsetmektedir :

1-) “Hattâ, hadis-i sahihle (67.a.) , âhirzamanda İsevîlerin hakikî dindarları ehl-i Kur’ân ile ittifak edip, müşterek düşmanları olan zındıkaya karşı dayanacakları gibi; şu zamanda dahi ehl-i diyanet ve ehl-i hakikat, değil yalnız dindaşı, meslektaşı, kardeşi olanlarla samimî ittifak etmek, belki Hıristiyanların hakikî dindar ruhanîleriyle dahi, medar-ı ihtilâf noktaları muvakkaten medar-ı münakaşa ve nizâ etmeyerek, müşterek düşmanları olan mütecaviz dinsizlere karşı ittifaka muhtaçtırlar. (67.b.)” Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Risale-i Nurdan Damlalar | Etiketler: | Yorum Yok »

Bediüzzaman’a göre bir Hristiyan şehit olur mu?

Yazan: gerçekler Ağustos 6, 2007


SORU: Bediüzzaman, şirke girmemiş, fakat zulümle ölmüş Hıristiyanların bir nevi şehid olduklarını söylemektedir  ve Allah’ın Rahmeti’nin her şeyi kuşattığını beyan etmektedir.

Yazarın bu sözü dindeki dört delile [Kur’ana, sünnete, icmaya ve kıyas-ı fukahaya] aykırıdır. Şirke girmemiş Hıristiyan = Müslüman bir kâfir anlamındadır. Kâfirse Müslüman denmez, Müslümansa kâfir denmez. Bu söz, necasete [pisliğe], temiz necaset demeye benzer. Yani temiz necaset denmez, temiz ise, o zaman necaset değildir. Hıristiyan gayri müslimdir, kâfirdir. Her kâfir şirke girmiştir. Şirke girmemiş olana gayri müslim veya Hıristiyan denmez, o Müslümandır. Şirke girerse kâfir olur. Bediüzzamanın bu cümlesi Ehl-i Sünnet velcemaat anlayışına terstir.

El-Cevab:

Şimdi, müsadenizle Bediüzzamandan alıntı yaptığınız, Kastamonu Lahikası 79. sayfasındaki bu yazının tamamına bir göz atalım. Ona göre yorumlayalım:

(Gayet ehemmiyetlidir)

1.Şiddet-i şefkat ve rikkatten, bu kışın şiddetli soğuğuyla beraber manevî ve şiddetli bir soğuk ve musibet-i beşeriyeden bîçârelere gelen felâketler, helâketler, sefaletler, açlıklar şiddetle rikkatime dokundu. Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Dİnler Arası Diyaog Hakkında Sorulara Yanıtlar, Risale-i Nur Da Diyalog, Risale-i Nurdan Damlalar, Soru-Cevap | Etiketler: , | Yorum Yok »

Kur’an Talebesi ve Dava Adamı Nasıl Olunur?

Yazan: gerçekler Ağustos 6, 2007

 

İman ve Kur’an davasının büyük hizmetkârlarından ve bütün hayatını Üstad’a ve Risale-i Nurlara hizmet için feda eden ve Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin ifadesiyle:

“Zübeyr bana merhum biraderzadem Abdurrahman yerine ve Ceylan merhum biraderzadem Fuad bedeline verilmiş diye manevî ihtar aldım.” (Şualar s.535)

“Hakikî fedakâr Zübeyr, en lüzumlu ve hizmete şiddet-i ihtiyacım zamanında buraya imdadıma geldi.” (Emirdağ Lâhikası s.15)

İltifatlarına mazhar olan Nur Mesleğinin sembol isimlerinden merhum Zübeyir Ağabeyin bugüne kadar pek fazla bilinmeyen; Kur’an talebesi ve dava adamı nasıl olunduğu hakkında yazdığı, fedakârlık örneği bir mektubunu ibret için yayınlıyoruz…

“Aziz, Muhterem Kardeşim…

Mademki İslam’ın her derdine razı olduğunu bildiriyorsun, bu müjdenle bize aşk ve şevk ve­riyorsun, O halde iyi dinle:

VAZİFEN, dikenler arasında güller toplayacaksın. Ayağın çıplaktır, batacak. Elin açıktır, ısı­racak. BUNA SEVİNECEKSİN.

Firavunlar kucağında büyüyen çocuk Musa’ları safına alacaksın. Aldığın için dövecekler. Ko­nuştuğun için zindana koyacaklar, SEVİNECEKSİN.

Çöllere sürülürsen kanınla ağaç yetiştireceksin. Kutuplara sürülürsen ısınla sebze yetiştireceksin. Yeşilliği sevmeyenler olacak. Yakacaklar, yıkacaklar. Sen bunu SABIRLA SEYREDECEKSİN.

Karanlık zindanlara salarlarsa, ışık; paslı vicdanları görürsen, ümit; imansız kalplere rast­lar­san NUR vereceksin. Sen verdiğin için suç, sen getirdiğin için ceza, sen konuştuğun için mah­kûm olacaksın. Ve buna ŞÜKREDECEKSİN.

Anadan, yardan, serden ayrılacaksın. Candan, gönülden Kur’ân’a sarılacaksın. Damla iken deniz, nefes iken tayfun olacaksın. Derdini yazmak için derini kâğıt, kanını mürekkep edecek­sin. Kimse ile görüştürmezlerse, mecnun olup çöllere düşeceksin. Leylâ arar gibi NUR arayan­ları bulacaksın. Bulamazsan üzülmeyeceksin.

MAKAMLAR, SERVETLER verirlerse, NEFSİNİ UNUTACAKSIN.

Yalan, iftira, çamur fırtınasına tutulursan, HİSSİYATINI TERK EDECEKSİN… önünde demirden set yaparlarsa, dişinle deleceksin. Dağları toptan oymak gerekirse, iğne ile oyacaksın Unutma! nerede olursan ol; küfrün ve cehlin ta temelini çürüteceksin.Bir gün Kur’an etrafın­daki surların yıkıldığım görürsen; hemen kemiklerini taş, etlerini harç, kanını da su edeceksin. Etrafına ilimden, irfandan, faziletten, ahlâktan kaleler dikeceksin. Kaleler, fedailer ister. Nasıl, nasıl sende içinde fedai olacak mısın?

Bu mektubu okuyunca, Mesnevi’yi okuyan Yunus Emre gibi “Uzun olmuş” diyeceksin. O’­nun gibi ben olsa idim: “Ete, kemiğe bürünürdüm.Yunus diye görünürdüm” derdim dediği gibi, sen de ne lüzum vardı uzun uzun saymaya, kısaca “KUR’AN TALEBESİ OLACAKSIN” deseydin yeterdi, diyeceksin. Haklısın. Zira, İslâm yoluna giren; bilir ki, bu yol kıldan ince, kı­lıçtan keskindir. Her kişinin değil, er kişinin yoludur.

Seni bütün ruhu canımla kucaklar, gözlerinden öper, dualarına mukabele eder, Allah’ın rı­zası dairesinde buluşmak üzere mektubuma son verirken, dalalete düşen din kardeşlerimin, kı­sa bir zamanda sizin gibi hidayete ermelerini Cenab-ı Vacib-ül Vücud olan Hazret-i Allah’tan niyaz eylerim… Amin…

(Merhum) ZÜBEYİR GÜNDÜZALP

Yazı kategorisi: Risale-i Nurdan Damlalar, İslami Yazılar | Etiketler: , | Yorum Yok »

Bediüzzaman “Dünya Barışı” na işaret ediyor

Yazan: gerçekler Ağustos 6, 2007

Bediüzzaman “Dünya Barışı” na işaret ediyor Yazdır E-posta
Yazar Bediüzzaman Hazretleri   
Azîz kardeşlerim,

Bu mübârek vatan ve milletin ve âlem-i İslâmın ebedî saadetini ve kurtuluşunu ve dolayısıyla yeryüzünde umumi sulh ve selâmeti temin edecek bir inâyet ve kudrete mâlik olan Risâle-i Nur’un şahs-ı mânevîsinde şöyle gayet sağlam kuvvetler toplanmış ve imtizaç etmiştir:

1. Yüksek bir kuvvet ve bütün kemâlâtın üstâdı olan hakikat-i İslâmiye.

2. Şehâmet-i imâniye. Yani tezellül etmemek, bîçarelere tahakküm ve tekebbür etmemek.

3. Müslümanlığın insana verdiği izzet ve şeref, terakkî ve teâlînin en mühim âmili olan izzet-i İslâmiye. (Sözler;710 sy) Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Risale-i Nurdan Damlalar | Etiketler: , | Yorum Yok »

Diyaloğun Asrımızdaki Mimarı :”Bediüzzaman Said Nursi”

Yazan: gerçekler Ağustos 5, 2007

ustad3.jpgAsr-ı Saadetten Günümüze Diyalog (5. Bölüm)

Birçok ehl-i tahkik , ehl-i ilim ve ekser müminlerin kabul gördüğü üzere , Hicri 13.Asrın müceddidi olan Bediüzzaman Hazretleri, Ehl-i Kitab ile Diyalogtan öte bir “İttifak”ı tavsiye etmiş , özellikle İsevi ruhaniler veya Hristiyanların samimi dindarlarını nazara vererek Asrımızda faal olan Dinler arası Diyalog çalışmalarını bireysel olarak başlatan ilk kişi olma özelliğine sahibtir.
1940′lı yıllardan itibaren Said Nursi Müslümanları, İnkar-ı  Uluhiyeti fıtrat haline getiren  (ateistlerin) , saldırısına karşı mücadele etmek için dindar (samimi) Hıristiyanlarla ittifak kurmaya teşvik ediyordu. (63) 
1953 Mayıs atında , Müslümanlar ve Hristiyanlar arasında mütecaviz dinsizliğe karşı işbirliği temini için , İstanbul’da Patrik Athenagoras’ı ziyaret etmiştir. Istanbul’un 500. Fetih yıldönümünde gerçekleşen bu görüşme de , Bediüzzaman Hazretleri odasına girdiği zaman Patrik ayağa kalkarak hürmetle yer gösterir. Kendisine : “Hıristiyanlığın dini hakikîsini kabul etmek, Hazreti Muhammed’i peygamber ve Kur’anı Kerîmi de Kitabullah kabul etmek şartıyla ehl-i necât olacaksınız (kurtuluşa ereceksiniz) .” der. Patrik ,  cevaben: ‘Ben kabul ediyorum! ‘ deyince, Bediüzzaman: ‘Pekâlâ, siz bunu dünyanın diğer mânevî reislerine de söylüyor musunuz? ‘ diye sorar. Patrik: ‘Söylüyorum; fakat onlar kabul etmiyorlar.’ diye cevap vermiştir .(64) Hadiseyi iyi tahlil eden gözlemciler , Patrik Athenagoras’ı ziyarete gidenin Bediüzzaman olmasının , Efendimiz (SAV) ‘in Ebu Cehili, 100 kezi aşkın ziyaretine gitmesi kadar normal karşılar.  İkincisi , o görüşmede , Bediüzzaman , ateisme karşı Hristiyan Alemi ile nasıl bir işbirliği yapılabileceğini konuşmuş ve Asrımızda Dinler arası Diyalog faaliyetlerini ferdi olarak ilk başlatan kişi ünvanına Sahib olmuştur. Bu Diyaloğun sürekliliği adına olsa gerek  Bediüzzaman Hazretleri  Fener semtinde ikamet etti ve bu durum Rum Patrik Atenagoras ile görüşmelerini kolaylaştırdı.(65)
Bediüzzaman Hazretleri , 1950 yılında , Roma’ya Papa XII. Pius’a , Risale-i Nur Külliyatını (Zülfikar adlı eseri) göndermiş , ve buna mukabil 22 Şubat 1951 yılında şahsi bir teşekkür mektubu almıştır. (66.a.)Roma’daki Papa’ya gönderdiği mektubunda kısaca: ‘Biz Allah’a inananlar küfre karşı beraberiz..’ demişti. (66.b.) Netice olarak , Bediüzzaman Hazretlerinin , günümüzde faaliyetlerini devam ettiren Dinler arası Diyalog çalışmalarını bireysel olarak başlatan ilk kişi olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz.

Yazı kategorisi: BEDİÜZZAMAN Said Nursi Hazretleri, Risale-i Nurdan Damlalar | Etiketler: , | Yorum Yok »

Bediüzzaman perspektifinde “DİYALOG”

Yazan: gerçekler Ağustos 5, 2007

ustad.jpgBirçok ehl-i tahkik , ehl-i ilim ve ekser müminlerin kabul gördüğü üzere , Hicri 13. asrın müceddidi olan Bediüzzaman Hazretleri , Ehl-i Kitab ile diyalogtan öte bir “İttifak”ı tavsiye etmiş , özellikle İsevi ruhaniler veya Hristiyanların dindarlarını nazara vererek asrımızda faal olan “Dinlerarası Diyalog” çalışmalarını bireysel olarak başlatan ilk kişi olma özelliğine sahib olmuştur.

A) Dinler Arası Diyaloğun , Asrımızdaki Mimarı Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri
1940′lı yıllardan itibaren Said Nursi, müslümanları, İnkar-ı  uluhiyeti fıtrat haline getiren (ateistlerin), saldırısına karşı mücadele etmek için dindar (samimi) Hıristiyanlarla ittifak kurmaya teşvik ediyordu. (63) 
1953 Mayıs atında , Müslümanlar ve Hristiyanlar arasında mütecaviz dinsizliğe karşı işbirliği temini için, İstanbul’da Patrik Athenagoras’ı ziyaret etmiştir. Bediüzzaman’ın Patrik Athenagoras’la görüşmesi Istanbul’un 500. Fetih yıldönümünde gerçekleşen bu görüşme de geçen Diyalogta, Bediüzzaman Hazretleri: “Hıristiyanlığın dini hakikîsini kabul etmek, Hazreti Muhammed’i peygamber ve Kur’anı Kerîmi de Kitabullah kabul etmek şartıyla ehl-i necât olacaksınız (kurtuluşa ereceksiniz) .” der. Patrik,  cevaben: ‘Ben kabul ediyorum! ‘ deyince, Bediüzzaman: ‘Pekâlâ, siz bunu dünyanın diğer mânevî reislerine de söylüyor musunuz? ‘ diye sorar. Patrik: ‘Söylüyorum; fakat onlar kabul etmiyorlar.’ diye cevap vermiştir.(64) Hadiseyi iyi tahlil eden gözlemciler , Patrik Athenagoras’ı ziyarete gidenin Bediüzzaman olmasının , Efendimiz (SAV) ‘in Ebu Cehili, 100 kezi aşkın ziyaretine gitmesi kadar normal karşılar.  İkincisi, o görüşmede, Bediüzzaman , ateizme karşı Hristiyan alemi ile nasıl bir işbirliği yapılabileceğini konuşmuş ve asrımızda “Dinlerarası Diyaloğu” ferdi olarak ilk başlatan kişi ünvanına sahib olmuştur. Bu diyaloğun sürekliliği adına olsa gerek  Bediüzzaman Hazretleri  Fener semtinde ikamet etti ve bu durum Rum Patrik Atenagoras ile görüşmelerini kolaylaştırdı.(65) Aynı Bediüzzaman, Patrikten , Efendimiz (SAV)’e ve Kur’an’a iman etmiş olmasına rağmen bunu dünya medyasına açıklamasını istememiş, çünkü ileride detaylı izah edileceği üzere, ahirzamanda Ehl-i  Kitabın dinlerini bütün bütün terk etmesini beklemek yerine, itikatlarını tadil ve revize etmelerini beklemenin daha doğru bir yaklaşım olacağından bahsetmiştir. Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Risale-i Nurdan Damlalar | Etiketler: , , | Yorum Yok »

Bediüzzaman’a göre Asrımızda Cihad Kılıçla mı olmalıdır ?

Yazan: gerçekler Ağustos 5, 2007

Yazar M. Ali Kaya   
Giriş Cihad, Arapça ‘C-H-D’ ‘Cehd’ kökünden gelir. Lügatte cehd; gayret etmek, takat yani güç yetirmek ve meşakkat çekmek gibi anlamlara gelir. Terim manası, ‘Bezlü’l-mechudi fi husuli’l-maksud’dur, yani maksada ve belirlenen hedefe ulaşmak için tüm gayretini sarf etmek anlamına gelir.1 Bu da meşakkat ve sıkıntılara sabır göstererek nefisle, şeytanla, ahlaksızlık olan fısk ve sefahatle, kötülüklerle ve zulümle her nevi mücadeleyi yapmak2 demektir.
Dini ıstılah olarak cihad, ilây-ı kelimetullah için hak ve hakikat düşmanları ile mücadele etmek ve bunun için cehd ve gayret sarf etmektir.İlimde çok cehd ve gayret göstererek içtihad yapacak dereceye gelen bilgine ‘müçtehit’ denir. Böylece dinde cihad ‘Allah için, Allah yolunda gayret göstermek, dini tebliğ ve irşadda Kur’an’ın gösterdiği ve Allah Resulünün takip ettiği yolda son derece gayretli hareket ederek din-i İslam’a hizmet etmek’ anlamına gelmektedir. Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Risale-i Nurdan Damlalar | Etiketler: , , , , , , | Yorum Yok »