
SORU: Bediüzzaman, şirke girmemiş, fakat zulümle ölmüş Hıristiyanların bir nevi şehid olduklarını söylemektedir ve Allah’ın Rahmeti’nin her şeyi kuşattığını beyan etmektedir.
Yazarın bu sözü dindeki dört delile [Kur’ana, sünnete, icmaya ve kıyas-ı fukahaya] aykırıdır. Şirke girmemiş Hıristiyan = Müslüman bir kâfir anlamındadır. Kâfirse Müslüman denmez, Müslümansa kâfir denmez. Bu söz, necasete [pisliğe], temiz necaset demeye benzer. Yani temiz necaset denmez, temiz ise, o zaman necaset değildir. Hıristiyan gayri müslimdir, kâfirdir. Her kâfir şirke girmiştir. Şirke girmemiş olana gayri müslim veya Hıristiyan denmez, o Müslümandır. Şirke girerse kâfir olur. Bediüzzamanın bu cümlesi Ehl-i Sünnet velcemaat anlayışına terstir.
El-Cevab:
Şimdi, müsadenizle Bediüzzamandan alıntı yaptığınız, Kastamonu Lahikası 79. sayfasındaki bu yazının tamamına bir göz atalım. Ona göre yorumlayalım:
(Gayet ehemmiyetlidir)
1.Şiddet-i şefkat ve rikkatten, bu kışın şiddetli soğuğuyla beraber manevî ve şiddetli bir soğuk ve musibet-i beşeriyeden bîçârelere gelen felâketler, helâketler, sefaletler, açlıklar şiddetle rikkatime dokundu. Yazının devamını oku »
