‘Köşe Yazıları’ Kategorisi için Arşiv
Yazan: gerçekler Ekim 26, 2008
Yiğit Bulut
Hangi kaseti? Arz edeceğim ama önce kısa kısa bazı bilgiler vermek istiyorum Fransa’nın 1970′lerin başından itibaren, Amerika’nın da onayıyla, Irak’ta “Osirak” nükleer reaktörünü inşa ettiğini ve bunun Irak’ın “nükleer bomba yapımında” çok önemli bir adım olduğunu biliyor muydunuz!
İsrail’in “giriştiği” diplomasi sonucu Amerika-Fransa ve İsrail arasında “Reaktör bitsin, çalışmadan vurursunuz” anlaşmasının yapıldığını ve reaktörün “çalışmaya başlamadan” İsrail uçakları tarafından vurulduğunu.
Yine aynı Fransa’nın 1960′larda Amerika’nın isteği ile İsrail’e “atom bombası yapımında” teknoloji sattığını.
Fransa ve İtalya’nın “Amerikan Marshall yardımından” en fazla yararlanan iki ülke olduğunu ve Türkiye 300 milyon dolar alamazken, 6 milyar dolardan faza paranın Fransa ve İtalya’daki şirketlere ve sivil toplum kuruluşlarına aktarıldığını. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Köşe Yazıları | Etiketler: Ali kırca neden o kasetleri yayınladı, Fethullah gülen kasetler | » yorum bırak;
Yazan: gerçekler Ekim 26, 2008
Nevzat Tarhan
Sayın Fethullah Gülen dönmemeli çünkü Ergenekon bitmedi.
İnsanın kendisini aldatma yöntemlerinden birisi de bir şeyleri saklamak için bazı şeyleri abartma eğilimidir. Bu davranış biçimi bilerek ajan provakatörlerce yapılır. Bilmeden yapılması ise aşırı muhabbet veya düşmanlık gösteren kişilerce olur.
Sayın Fethullah Gülen toplumda aşırı sevenleri ve aşırı karşı olanları çok fazla bulunan biri olarak çok konuşulan bir kişiliktir. Onun üzerinden bazı oyunlar ve hesaplar yapıldığını görmek mümkün.
Öncelikle Sayın Gülen ile ilgili bir emekli general grubunun şu tartışmasını not etmek istiyorum. Bu tartışma cumhurbaşkanlığı seçimi öncesine ait… “Fethullah Gülen’in Humeyni’den farkı yoktur. Humeyni nasıl Fransa’dan rejimi değiştirerek döndü ise, o da şartlar hazır olunca Amerika’dan aynı şekilde dönecektir.” Onun üniversite diploması olmadığını söyleyenlere ise “Bence o Azerbaycan’dan üniversite diploması almıştır” cevabı verilmişti. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Köşe Yazıları | Etiketler: fethullah gülen dönücek mi?, Fethullah hoca neden dönmememli | » yorum bırak;
Yazan: gerçekler Eylül 14, 2008
Evvelki akşam bir iftar davetindeydim. Bütün masalarda, kimin nerede oturacağı önceden özenle belirlenmişti.
Her masada, farklı semavi dinlerden davetliler vardı.
Sağınıza döndüğünüzde bir Yahudi, solunuzda bir Hıristiyan, karşınızda bir Müslüman…
Ya da tam tersi.
Gözlerime inanamadım.
Bugüne kadar farklı dinleri temsil eden ruhanilerin katıldığı, konuştuğu çok toplantı görmüştüm.
Ama böylesini inanın görmedim. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Köşe Yazıları | Etiketler: Cengiz Özdemir Dİyalog, Derin diyalog, Dinler arası diyalog iftarları | 1 Yorum »
Yazan: gerçekler Ağustos 25, 2008
Harun Tokak
Soğuk kış gecelerinde kalacak yer bulamadığında sabahı arabada beklerdin. Karlı sokaklardan bir gölge gibi geçer giderken sessiz kaldırımlar, gözyaşlarınla yıkanırdı.
Benzini biten arabaların içinde gece ayaza çaldığında kendini değil, milletini düşünür hem üşür hem terlerdin.
Sefillerdeki Jean Val Jean gibi takip edildiğin yıllardı…
Yalnızdın…
Kaç kapının ziline dokunurken, “Acaba kabul edecekler mi?” duyguları kabarırdı yüreğinde.
Ev sahiplerinin garip bakışlarıyla, kaç kapı açılmadan kapanmıştı yüzüne.
Her kavuştuğunuzda, “anamızın” dudaklarından hep aynı sözler hüzünlü bir şarkı gibi dökülürdü:
“Ayakların yine üşüyor mu?”
“Günler baharı solukluyor”, derken, hava birden bire bozdu. Kara bulutlar gökyüzünün berraklığını siyah bir peçe gibi örttü.
Berrak sular, boz bulanık akmaya başladı. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Köşe Yazıları | Etiketler: "Yine Ayakların Üşüyor mu? | » yorum bırak;
Yazan: gerçekler Ağustos 25, 2008
Bir gazeteci için en büyük tehlike saplantıdır. Gazeteci şaşırırsa editörün o şaşkınlığı giderme imkânı vardır. Ama köşe yazarı dengesini yitirse artık gazete yönetimi için tek çare kalmıştır.
Yazarını tıbbî müdahaleye zorlamak, terapiye aldırmaktır. Yakın basın tarihinde en akla gelen örnek Hikmet Çetinkaya’dır. Çetinkaya için saplantı sözcüğü bile yetersiz kalır. Bir köşe yazarı, düşmanı vehmettiği bir insanı 100 yazısından 98′ine konu ediyorsa hiç kimse o şahsın akıl sağlığından bahsedemez. Ki Ergenekon iddianamesine göre kendi patronu bile hakkını teslim edip “Normal değil, hasta masta ama insanın bir sabrı var yani…” demiştir. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Köşe Yazıları | Etiketler: Hedefini Şaşıran tetikçi, Veysel Günhan, zaman, Zaman Veysel Günhan | » yorum bırak;
Yazan: gerçekler Ağustos 11, 2008
Serdar Turgut
Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Serdar Turgut; “Kukla gibi oynatmışlar bizi. Daha güzel bir Türkiye kuracağımızı zannediyorduk. Sağcılar da böyle düşünüyordu. Demek ki iki tarafla da oynanıyormuş. Dev-Sol’la da, Hizbullah’la da, PKK’yla da beraberlermiş” diyor.
Mehmet Gündem: Fethullah Gülen ve Cemil Meriç başlıklı bir yazı yazdınız.
Serdar Turgut: Fethullah Gülen açılan davalardan beraat etmişti, medya ne zaman nasıl döneceğini tartışıyor, Humeyni gibi döneceği de söyleniyordu. Ben de yazdım; Şimdi bırakalım ‘dönecek mi?’ tartışmalarını… Beraat etmiş bir vatandaş ne isterse, ne zaman isterse yapar bunu. Herkes kabul etsin artık. Yoksa adalete güven sarsılır. Bizlere düşen bunu tartışmak değil, Gülen’e düşünsel olarak kendimizi hazırlamaktır.
Mehmet Gündem: “Gülen’e düşünsel olarak kendimizi hazırlamak”tan kastın ne?
Serdar Turgut: Uzun yıllardır onun hakkında şehir efsaneleri çıktı, -bazen biz de etkilendik- ben onun partizanca söylenmiş efsanelerdeki insan olmadığına eminim. Gülen’in döndüğü bir Türkiye’de diyalogların daha yumuşak olacağını düşünüyorum, çünkü buna hizmet ettiğini biliyorum. Türkiye’ye gelse, konuşsak, topluma, normale dönmemize çok yararı olacağını düşünüyorum. Cemil Meriç gibi Gülen’in de fikirlerini çalışmamız gerekiyor.
Mehmet Gündem: Cesur bir çıkış…
Serdar Turgut: Türkiye değişiyor. Birbirimizi anlamak zorundayız. Bakın Akdeniz Üniversitesi’nin rektörü olamayan adam, seçilmemesini “cumhuriyetin büyük kaybı” olarak görüyor, “Cumhuriyet elden gitti” diyor. Ne ayıp şeyler bunlar. Üniversitelerdeki türban yasağını anlamış değilim. Ben bu yüzden üniversiteden atıldım; Ankara Hukuk Fakültesi’nde asistandım, anarşi var diye kapıda jandarmayla birlikte nöbet beklerdik. Dekan, türbanlıları almayacaksın emri vermiş. Dev-Sol’un kalesi bir okulda üç-beş tane türbanlı olsa ne olacak. O kızları içeri aldım, dekan bağırdı çağırdı, ben de ona bağırdım… Maaş almaya gittiğimde “sizin maaşınız yok” dediler. YÖK çizmiş üstümüzü. Türkiye hâlâ böyle, yıllar sonra benzer şeyleri yaşamak ne üzücü.
YENİ ŞAFAK GAZETESİ ALINTI
Yazı kategorisi: Haberler, Köşe Yazıları | Etiketler: fethullah gülen, Fethullah gülen dönüşü türkiyeyi normalleştirir, fethullah gülen hocaefendi, Fethullah gülen ne zaman dönücek, Fethullah gülen türkiye, fethullah gülen türkiyeye dönüşü, Fethullah gülenin dönüşü, Hocaefendi ne zaman dönücek | » yorum bırak;
Yazan: gerçekler Ağustos 11, 2008
Hamdullah Öztürk
Tarihte derin izler bırakmış şanlı bir milletin çocukları olarak, yaşanan her büyük hadiseden sonra, bugünün dünyasındaki eksikliğin bize ait renkler ve çizgiler olduğunu tekrar tekrar hissediyoruz.
Dini, milli kültürü, gönül hanesinde şekillenmiş mantığı, muhakemesi, kuvveti, adalet ve hakkaniyeti ile bir kere daha milletimizin dünya sahnesinde yerini alması halinde olabilecek güzellikleri sıralamaya çalışırken bir taraftan da önümüzdeki engeller mesuliyetin ağırlığını ince ince hissettiriyor. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Köşe Yazıları | Etiketler: hamdullah öztürk, Hece hece çizgimiz, Kendi çizgimizi heceleme | » yorum bırak;
Yazan: gerçekler Ağustos 11, 2008
Abdullah Aymaz
Bu yazıda da Dr. Fahrettin Bey’in yine bu mühim hizmetle ilgili tesbit ve tavsiyelerini aktarmaya çalışacağım:
“Afrika ülkelerinde yapılacak sağlık hizmetleri için bilhassa Türk okullarının bünyesinde teşkil edilecek revir ve poliklinikler için gerekli tıbbî malzemeler Türkiye’den kolayca temin edilebilir. Şöyle ki; ülkemizdeki doktorların muayenehanelerini hızla kapatıyor olmaları neticesinde çok sayıda hekimin ultrason cihazı, tansiyon aleti, (steteskop) dinleme aleti, EKG cihazı, otoskop (kulak, burun, boğaz için), oftalmoskop (göz için), santrifüj, mikroskop, sünnet setleri, küçük cerrahi setler, teraziler ve başka cihazlar hızla boşta kalmıştır. Bunların şu anda alıcısı da, ikinci el piyasası da yoktur. Yani depolarda çürüyecekler. Eğer bu aletler Türk okullarında açılacak revirlere konulacak olursa, bu revirler bilhassa Afrika ülkelerindeki birçok mahalli hastaneden, daha ileri seviyede ve donanımlı olacaktır. Yani böyle bir revire sahip olan okulların itibar ve prestijinin de çok çok artacağı da ortadadır.” Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Köşe Yazıları | Etiketler: abdullah aymaz, afrika, afrikada sağlık hizmetleri, Bağlayarak ameliyat edin, Sağlık hizmetleri | » yorum bırak;
Yazan: gerçekler Haziran 30, 2008

Atatürk, Kurtuluş Savaşı’yla yurdumuzu düşmanlardan arındırdı. Fakat yaşanan olaylar gösteriyor ki zihinler esaretten kurtulamadı. Yedi düveli ülkesinden kovmuş, muzaffer insanların ruh halini yaşamak nasip olmadı bir türlü.
Aksine, sömürge ülkelerin insanları gibi, sömürenlere karşı bir hayranlık duygusu taşıyor her taraftan. Onların her işinde keramet ararken, milletimizi küçük görmekten; kendimizin farklı olduğunu gösterebilmek için ülkemizi ve milletimizi aşağılamaktan kurtulamadık bir türlü.
Belki de o yüzden Birinci Dünya Savaşı’nın galipleri cenahından yapılan ufak bir etki Türkiye’de fırtınalar koparmaya yetiyor. Belki de o yüzden kendisini o cenaha beğendirmeyi çok önemseyenler, umduğunu bulamayınca hezeyanlara giriyor.
Amerika’da yüzlerce yazardan birisi Türkiye, ya da Türkiye’deki taraflardan birisi hakkında iki satır yazsa gündemin tam ortasına oturabiliyor. Neden böyle olsun ki? Onlar sekiz bin kilometre uzaktan bakıp, bizim ülkemizde cereyan eden olayları bizden çok daha iyi mi görüyorlar? Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Köşe Yazıları | Etiketler: atatürk ve fethullah gülen, Atatürk ve gülen testi, hamdullah öztürk, M.kemal atatürk | » yorum bırak;
Yazan: gerçekler Haziran 30, 2008

Gülen Hocaefendi dönecek mi?
Fethullah Gülen Hocaefendi hakkındaki tekrarlanmış beraat kararı hepimiz için sevinç ve umut oldu…Sibel Eraslan, Hocaefendi hakkındaki düşüncelerini yazdı.
Hocaefendi dönecek mi?
Adalet konusunun neredeyse birinci sıradaki toplumsal tartışma haline geldiği bir zamanlamada herkes adına sıklet dağıtıcı bir havalandırmaya sebep oldu.
Demokrasilerde her kurum tartışmaya açık ve hesapverilebilirlik kuralına göre işler. Sadece yönetim ya da yasama temsilcileri değil, bürokrasi, mahalli idareler, ekonomik kurumlar hatta sivil inisiyatifler bile bu şeffaf tartışma ortamının muhataplarıdır. Ama adaletin işleyişi söz konusu olunca, onun etrafında kümeleşen şüpheler hepimizi, her şeyi altüst eder. Hukukun ortadan kalkması değil, hukukun aksak ya da ağır işlemesi de değil, hukuk hakkındaki en ufak hatta gayri ciddi bir şayia bile toplumsal güveni sarsar. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Köşe Yazıları | Etiketler: fethullah güülen dönecek mi, fethullah gülen, fethullah gülen amerika, gülen | » yorum bırak;
Yazan: gerçekler Haziran 30, 2008

| MEKKE- 2007′nin sonlarına doğru yeni seçilen Papa 16. Benedict’i Vatikan’da ziyaret eden Suudi Arabistan Kralı Abdullah, dönüşünde bazi âlimleri huzuruna çağırıp şöyle bir soru sorar: “Dinler arası diyalog İslamiyet’e mi aittir, Hıristiyanlığa mı?” Alimler kısa bir düşünme faslından sonra “İslam’a aittir” cevabını verirler. |
| O zaman Suud Kralı şöyle der: “Pekiyi, neden biz bu diyalog işinden uzak duruyoruz? Madem bize aittir, benim himayemde geniş katılımlı bir toplantı düzenleyelim.”Bu çerçevede Suudi Arabistan, bir ayağı Mekke’de ve sadece Müslümanlar arasında, diğeri gayrimüslimlerin de katılımıyla Riyad’da bir diyalog toplantısı planlıyor. İlkini başarıyla gerçekleştirmiş durumda. Diğeri önümüzdeki aylarda yapılacak. Yazının devamını oku » |
Yazı kategorisi: Dinler Arasi Dİyalog Hakkında Yazılar, Köşe Yazıları | Etiketler: ali bulaç, ali bulaç diyalog, dinler arasi diyalogğun temelleri, Diyaloğu ilk kim başlattı, Diyaloğun siyaseti, papa ve diyalog | » yorum bırak;