PIRLANTA

Konuşan Yalnızca Hakikatlerdir

Arşiv 'Hocaefendi Şahsına Atılan İftiralara Cevaplar' Kategori


HOCAEFENDİ VE KADIN İDARECİ HUSUSUNDA ATILAN BİR İFTİRAYA CEVAPTIR

Yazan: gerçekler Ağustos 6, 2007

İFTİRA…..

Kadın İdareci:

Başka bir beyanında ise:
“Kadınlardan idareci olmasının hiçbir sakıncası yoktur.” demiş.

Bu beyanları ile Allah ve Resulü’nün hükümlerine karşı gelmiştir.

Zira Âyet-i kerime’de:
“Peygamber size neyi verdiyse onu alın, neden nehyettiyse ondan sakının.” buyuruluyor. (Haşr: 7) “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana tâbi olun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.” buyuruluyor. (Âl-i imran: 31)

Hadis-i şerif’te:
“Sizden hiç birinizin arzuları benim tebliğ ettiğim esasa uymadıkça gerçek mânâda iman etmiş olmaz.” (En-nevevi, Erbâin: 41) buyuruluyorken ve kadın idareci hakkında, “Mukadderatını bir kadının eline veren millet felah bulmaz.” buyuruluyor. (Buhari 1660, Megazi 82, Fiten 18, Tirmizi fiten 75, Nesai Kada: 8, Ahmed bin Hanbel 5743, 51, 38, 47)
Bu İslâm dinine göre böyledir. Eğer Allah’a iman ediyorsak, Resul’üne tâbi isek, onların beyanı Âyet-i kerimeler ve Hadis-i şerif’lerde böyle buyurulmaktadır. Bunun tersini söylemek ve savunmak Allah ve Resul’üne karşı gelmek demektir. Bu da açık bir küfürdür. O kendi kurduğu nurculuk dinine göre kendi nefis putuna dayanarak zanla konuşuyor, Allah ve Resul’ünün hükümlerine karşı geliyor.

“Kadınlardan idareci olur.” demek, bunca Âyet-i kerime ve Hadis-i şerif’i inkâr etmektir…

CEVABIMIZ…

Bahse konu Hadisi Şerifin tümü incelendiğinde , Hadisin Kisranın kızının Kraliçe olması dolaysıyla hususi söylendiğini, yoksa genele şamil olmadığını görmekteyiz :  

Resulullah (sav) ‘dan işitmiş olduğum bir kelimenin Cemel Vak’ası sırasında Allah’ın izni ile faydasını gördüm. Şöyle ki bir ara, neredeyse ashab-ı Cemel’e katılarak onların yanında yer alıp savaşmaya karar vermiştim. Hemen, Resulullah (sav) ‘ın, ‘İranlıların başına Kisra’nın kızı kraliçe oldu’ diye haber geldiği zaman (söylemiş olduğu sözü hatırladım ve onlara katılmaktan vazgeçtim. O zaman Efendimiz: ‘İşlerini kadına tevdi eden bir kavm felah bulmayacaktır’ demiş idi. (Tirmizi’de şu ziyade gelmiştir: ‘Hz. Aişe Basra’ya geldiği zaman bunu hatırladım. Bu söz sayesinde Allah beni muhafaza etti’) (Buhari, Fiten 17, Megazi 82; Tirmizi, Fiten 75, (2263): Nesai, Kudat 8 (8, 227)

Evet , Kisranın kızı Kraliçe olmuş ve Efendimiz (SAV) buyurduğu üzere, Kisranın Kızının Saltanıta iflah bulmayıp, Hz.Ömer döneminde fethedilmiştir.Efendimiz (SAV) ’in Mucizevi beyanı burdada tahakkuk etmiştir.Ayrıca Kur’an-ı Kerimde Neml Suresinde geçen Hz.Süleyman (AS)’mın kıssasında , Sebe hükümdarı Belkıs için onun Hükümdarlığını eleştiren bir noktaya temasın olmamasıda bu hususu teyid etmektedir.

Netice olarak , bu kadının idareci olamıyacağı anlamına gelmez! Hatta Hanefi Fıkhında kadın, kadı bile olabilir. Çünkü kadınlar , belki bazı meseleleri hemcinsleri bir hakime daha rahat anlatırlar.

 

Yazı kategorisi: Hocaefendi Şahsına Atılan İftiralara Cevaplar | Etiketler: , , | Yorum Yok »

Hocaefendinin Amerika aleyhinde beyanı var mı ?

Yazan: gerçekler Ağustos 6, 2007

Yazar Dr. Emin Şimşek   
 Soru : Hocaefendinin dünya’da müslümanlara zulmeden ülkeler (Amerika - İsrail gibi) aleyhinde sarf ettiği açık bir beyanına rastlayamıyoruz. Bu hususu nasıl anlamalıyız ?

El-cevab : Basiret ve feraset sahibleri hiçbir zaman “slogan müslümanı” değil , “icraat müslümanı” olmayı kendilerine hedef seçmişlerdir.

Dünya’da ilk kan akıtan Adem(AS) ‘mın oğlu Kabil aynı zamanda da ilk zalimdir. Habil , kardeşi  Kabil’in kendisini öldüreceğini sezdiği bir sırada:”… Yemin ederim ki, sen beni öldürmek için el kaldırırsan, ben seni öldürmek için sana el kaldırmam. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım.Ben isterim ki sen, kendi günahınla beraber benim günahımı da yüklenesin de cehennemliklerden olasın. Zalimlerin cezası işte budur!”(Maide:28-29) diyerek kardeşine nasihat ederek onu vazgeçirmeyi , zorluklar karşısında sabır mükafatını istemiştir.  

 Müslümanlardan zulüm nerede olursa olsun ona karşı mücadele etmeleri bir vecibedir. Ancak böyle bir mücadele daha kötü bir adaletsizlikle ve de Müslümanların aleyhine sonuçlanmamalıdır. Şayet bu konuda bir güç dengeniz yoksa Kur’an bir alternatif sunmaktadır: “Sabır ve dua”. İnsanlar zalimler tarafından eziyete uğrayıp alaya alınırlarsa, sabırlı olmaları gerekmektedir ve sabırlarından ötürü mükafatlarını alacaklardır (Sure 23/107–111). Bu kişilerin mükâfatları sabır ve metanet şartlarına dayanır; zira “Allah sabredenlerle beraberdir,” ayeti mü’minler için geçilmez bir kale olur. Sabretme , oturup miskin miskin beklemek değildir ; Zalim’in oyununa gelmeden onunla hesaplaşacağı ana kadar temkin ve tedbiri elden bırakmıyarak denge unsuru haline gelmek için ilmi – maddi ve manevi güçlenmektir. Efendmiz (S.A.V), “En güzel hayır, zalim bir kral önünde söylenen doğru bir kelimedir,” mealindeki hadisin “Kötülüğü en iyi şekilde sav.” (Sure 23/96) ayetine muvafık düşmesi elzemdir.  O halde hadisi anlarken , Zalime karşı söylenecek doğru söz , usulune , mevsimine ve denge unsuruna göre hareket etme anlamı taşır. Nitekim yine Efendmiz (SAV) ‘min “Bir haksızlığı el ile düzeltme,bu mümkün değilse dil ile düzeltme, buda mümkün değilse kalben buğz ederek kınama “ prensibi bizi bu konuda aydınlatmaktadır.

Dünya’da Müslümanlara zulmeden , onlara hayat hakkı tanımayan Zalim ülke yöneticilerini  bilmeyen yoktur herhalde. Şahsen bu konuda o ülke halkının tamamını değil , bahse konu ülke yönetimlerinin baz alınması daha doğru düşmektedir. Çünkü bazen halkın %50-60 ı savaşa veya işgale karşı olabilmektedir. Bahse konu ülkeleri veya Liderlerini tel’in ederek sık sık telaffuz emek , onlar aleyhinde yürüyerek sloganlar atmak ,onların Bayraklarını yakmak bugüne kadar bir şey kazandırmadığı gibi bundan sonrada Müslümanlar adına ciddi bir şey kazandırmayacaktır ! Buları yapmak denge unsuru hale gelmek demek değildir.

Buna isnaden Hocaefendi , bahse konu Denge unsuru olma adına yaptığı ve teşvik ettiği güzel Hizmetlerin yanında , zalimleri ve günümüz firavunlarını bazen ismen bazende ima yol ile anlatmayı tercih ettiğine şahit olmaktayız. Avrupa’nın zalimleri , Asya’nın münafıkları , Amerika’nın yanlışları gibi …Bunlardan birkaç eleştiriyi inceliyelim : Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Dİnler Arası Diyaog Hakkında Sorulara Yanıtlar, Hocaefendi Şahsına Atılan İftiralara Cevaplar | Etiketler: , , | Yorum Yok »

Hocaefendi Tesettür Tefferruattır Demiş Midir????

Yazan: gerçekler Ağustos 6, 2007

İFTİRA…..

 

Fethullah Gülen, basın yayın organlarıyla yaptığı röportajlar ve verdiği beyanlarla (Fetullah Gülen İslâm dini’ne aykırı bu beyanatları 23-28 Ocak 1995 tarihleri arasında Hürriyet Gazetesi’nde ve 23-30 Ocak 1995 tarihleri arasında Sabah Gazetesi’nde yayınlanan röportajlarında vermiştir.), kendi dinini ilân etmiş, İslâm dininin hükümlerine karşı gelmiştir.

Tesettür:
Kadınların başlarını örtmesi iman meselesi ölçüsünde önem arzetmez. Allah’a karşı kulluk, umumi manada kulluk ölçüsünde önem arzetmez bunlar. Teferruata ait meseledir. Nitekim, Allah’a iman meselesi Mekke’de Efendimize tebliğ edilmiş, namaz meselesi orada bize farz kılınmış, daha sonra da zekât bize farz kılınmış. Ama tesettür meselesine gelince biraz farklı. Zannediyorum Peygamberliğin 16. ve 17. senesinde müslüman kadınların başları açıktır. Temel meseleler varken, teferruatla uğraşılmamalı.

CEVABIMIZ

Hocaefendi, hiçbir Yazısında Beyanında tesettürün farz olmadığını, Allah’ın bir emri olmadığını söylemiş değildir ! “tesettür furuattır” cümlesi eksik aktarılmış bir cümledir aslı şu şekildedir:

‘İman esasları yanında Tesettür furuattır ‘

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Hocaefendi Şahsına Atılan İftiralara Cevaplar | Etiketler: , , | Yorum Yok »