<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>PIRLANTA &#187; Dinler Arasi Dİyalog Hakkında Yazılar</title>
	<atom:link href="http://pirlanta.wordpress.com/category/dinler-arasi-diyalog-hakkinda-yazilar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://pirlanta.wordpress.com</link>
	<description>Konuşan Yalnızca Hakikatlerdir</description>
	<lastBuildDate>Sun, 26 Oct 2008 20:25:05 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<cloud domain='pirlanta.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://www.gravatar.com/blavatar/1941c2dd06d20989602335e14736a0c2?s=96&#038;d=http://s.wordpress.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>PIRLANTA &#187; Dinler Arasi Dİyalog Hakkında Yazılar</title>
		<link>http://pirlanta.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://pirlanta.wordpress.com/osd.xml" title="PIRLANTA" />
		<item>
		<title>Diyalog Konusunda Türk Modeli Örnek Alınmalıdır</title>
		<link>http://pirlanta.wordpress.com/2008/08/25/diyalog-konusunda-turk-modeli-ornek-alinmalidir/</link>
		<comments>http://pirlanta.wordpress.com/2008/08/25/diyalog-konusunda-turk-modeli-ornek-alinmalidir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Aug 2008 20:55:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gerçekler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dinler Arasi Dİyalog Hakkında Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[diyalog]]></category>
		<category><![CDATA[Kültürler Arasi Dİyalog]]></category>
		<category><![CDATA[Kültürler arası diyalogta türk modeli]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye örnek]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye kültürler arası diyalog örnek alınmalı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://pirlanta.wordpress.com/?p=343</guid>
		<description><![CDATA[Yeni Delhi&#8217;de yayınlanan Fellowship dergisi Vakfımızın dinlerarası diyalog konusundaki çalışmalarını dünyaya örnek gösterdi. Hindistan&#8217;da kültürler arası diyalog faaliyeti yürüten Indialogue Foundation&#8217;ın davetlisi olarak Türkiye&#8217;ye gelen bir grup heyet vakfımızı ziyaret etmiş ve yetkililerden etkinliklerle ilgili bilgi almışlardı. Heyet ülkelerine döndüklerinde Türkiye&#8217;deki çalışmalarla ilgili edindikleri izlenimlerini Yeni Delhi&#8217;de yayınlanan Fellowship dergisiyle paylaştılar. Heyet dergide dile getirdikleri [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=pirlanta.wordpress.com&blog=1419640&post=343&subd=pirlanta&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><img style="float:left;" src="http://tr.fgulen.com/images/stories/haber/tr_haber_16062_Fellowship.jpg" border="0" alt="Diyalog Konusunda Türk Modeli Örnek Alınmalıdır" hspace="6" width="118" height="90" /><span class="dropcap">Y</span>eni Delhi&#8217;de yayınlanan Fellowship dergisi Vakfımızın dinlerarası diyalog konusundaki çalışmalarını dünyaya örnek gösterdi. Hindistan&#8217;da kültürler arası diyalog faaliyeti yürüten Indialogue Foundation&#8217;ın davetlisi olarak Türkiye&#8217;ye gelen bir grup heyet vakfımızı ziyaret etmiş ve yetkililerden etkinliklerle ilgili bilgi almışlardı. Heyet ülkelerine döndüklerinde Türkiye&#8217;deki çalışmalarla ilgili edindikleri izlenimlerini Yeni Delhi&#8217;de yayınlanan Fellowship dergisiyle paylaştılar. Heyet dergide dile getirdikleri izlenimleri aktarırken Vakfımızın diyalogla ilgili çalışmalarının dünyaca örnek alınabilecek nitelikte olduğuna değindiler.</p>
<p>Konuyla ilgili dergide yer alan görüşlerde şu tespitler dile getirildi:<span id="more-343"></span></p>
<p>Hindistan&#8217;da kültürlerarası diyalog çalışmalarını sürdüren Indialogue Foundation&#8217;ın 3-8 Eylül 2007 tarihleri arasında organize ettiği gezi programına, Ranchi Bölgesi Başepiskoposu Kardinal Telesphore P. Toppo, CBCI (Hindistan Katolik Piskoposlar Kurulu) Başkanı Delhi Başepiskoposu Vincent Concessao, Guntur Piskoposu Gali Bali, Dinlerarası Diyalog Komisyon Başkanı Dr. M. D. Thomas ile Indialogue Foundation Direktörü Bülent Cantimur katıldı.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin tarihi, kültürel, akademik, politik, dini ve sosyal birikimini ve iki ülke arasında kurulabilecek işbirliği imkanlarını tespit amacıyla yapılan gezinin bir durağı da Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı idi. Heyet, gezi izlenimlerini Yeni Delhi&#8217;de yayınlanan Fellowship dergisinde değerlendirdi:</p>
<p>&#8220;Gazeteciler Vakıf Başkan Yardımcısı Cemal Uşak, kurum hakkında bilgiler verdi. Bu vakıf, Türkiye&#8217;nin önde gelen kurumlarından biri. Kültürler ve dinler arası diyalog konusunda önemli aktiviteleri var. Tüm dünyada sorunların çözümü için çalışıyor ve çözüm için düzenlenen organizasyonlara destek veriyorlar. Program koordinatörü Bülent Cantimur, heyetteki üyeleri tanıştırdı.</p>
<p>Cemal Uşak&#8217;ın etkileyici sunumuyla, kurumun vizyonunu anlatan bir prezentasyon ve vakıf aktivitelerini içeren bir kısa film izledik. Vakfın vizyonunu &#8220;Çeşitlilikteki güzellik&#8221; olarak tanımlayan Cemal Uşak, &#8220;Kökenlerimiz kendi seçimimiz değildir ancak Allah&#8217;ın bize armağanıdır&#8221; dedi ve ekledi: &#8220;Organizasyon vizyonunu, eğitim kurumları ve medya aracılığı ile kitlelere mal etme çabasında.&#8221;</p>
<p>Ranchi Bölgesi Katolik Başpiskoposu Kardinal Telesphore P. Toppo, Türkiye ile Hindistan arasında çeşitli benzerlikler tespit etti: &#8220;Nasıl ki modern Türkiye&#8217;nin önderi Atatürk ise, Hindistan&#8217;ın önderi de Jawaharlal Nehru&#8217;dur. Türkiye&#8217;nin gelişmedeki başarılarını takdirle karşılıyoruz.&#8221; Delhi Başpiskoposu Vincent Concessao, toplumların refahının dinlerin ortak amacı olduğunu belirtti.</p>
<p>Dinlerarası Diyalog Komisyonu Ulusal Başkanı Bp Gali Bali, toplumlar arası bağların güçlendirilmesinde pozitif çabaların önemini vurguladı. Bunu başarmak için medya bağlantısının kaçınılmaz olduğuna dikkat çekti. Dinlerarası Diyalog Ulusal Komisyonu Direktörü Dr. M.D. Thomas ise, diyalog ve uyumu teşvik edici bir görev üstlenen Katolik Kilisesi&#8217;nin uluslar arası ve özellikle Avrupa kıtası içinde gelişmiş bulunan bağlantılarını tanıttı. Kendisinin de en önemli gayesinin, uyum içinde yaşayan toplumlar oluşturmak için etkili organizasyonlar arasında işbirliğini geliştirmek olduğunu ifade etti.</p>
<p><span class="highlight-bold">Katolik Piskoposları Dinler arası Diyalog Kurulu Başkanı Yusuf Sağ</span></p>
<p>Ziyaretin bir diğer ayağı Katolik Cemaati Dinlerarası Diyalog Kurulu Başkanı ve Süryani Katolik Cemaati Korepiskoposu Rev. Yusuf Sağ idi. Doğu Hıristiyan cemaatleri burada çok iyi konumlanmış durumda. Yusuf Sağ Katolik Kilisesi ile çok yakın ilişki halinde. Kendisi Türkiye&#8217;deki Keldani kültürü ve onun bir uzantısı olan Hindistan Kerala bölgesindeki Malabar kültürü hakkında bilgiler verdi. Türkiye&#8217;de dinlerarası diyalogun mükemmel durumda olduğunu ve giderek daha çok geliştiğini söyleyen Yusuf Sağ, Değerli İslam Âlimi ve Kanaat Önderi Fethullah Gülen ve Kültürler arası Diyalog Platformu Genel Sekreteri Cemal Uşak ile işbirliği yapmaktan memnuniyet duyduğunu ifade etti. Kendisinin Müslüman cemaatle bağlantı kurması iftar davetlerine katılmasıyla başlamış. Bugüne kadar 16 Ramazan İftarına katılmış. Arapça biliyor olması Müslümanlarla diyaloguna daha bir değer katmış. Farklı Hıristyan cemaatleri ile de aynı şekilde çok iyi ilişkileri var. Anadolu semavi dinlerin kurulduğu yer. Türkiye&#8217;deki insanlarda &#8220;Dinler Allah&#8217;ın, dünya insanların&#8221; kanaati hakim.</p>
<p>&#8220;Dinlerarası diyalog Türkiye&#8217;de her sektörün ilgilendiği bir konu. Diyalog sürecinde, hükümet, medya, sivil liderler ve işadamları da en az dini liderler kadar aktif. Bu çoğulcu toplumların girişimci özeliğinin bir göstergesi. Ulusal programını tüm kurumlarında yaşatabilen bir ülke olarak Türkiye takdire değer bir ülke. Aramızdaki iyi niyeti kimse bozmasın.&#8221; Türkiye&#8217;de farklı kültürlerin uyum içinde bir arada yaşamasının sebebi herkesi eşit görmeleri. Parola &#8220;barış içinde birlikte yaşamak&#8221; Farklı dinî cemaatlerin birbirlerinin girişimleri hakkında iyi şeyler söylemesi, Türkiye&#8217;deki uyumlu yaşama durumunun hüküm sürdüğünün delili. Dinler arası diyalogun Türk modelini tüm dünya ülkeleri örnek almalı ve takip etmelidir.&#8221;</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/pirlanta.wordpress.com/343/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/pirlanta.wordpress.com/343/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/pirlanta.wordpress.com/343/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/pirlanta.wordpress.com/343/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/pirlanta.wordpress.com/343/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/pirlanta.wordpress.com/343/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/pirlanta.wordpress.com/343/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/pirlanta.wordpress.com/343/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/pirlanta.wordpress.com/343/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/pirlanta.wordpress.com/343/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/pirlanta.wordpress.com/343/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/pirlanta.wordpress.com/343/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=pirlanta.wordpress.com&blog=1419640&post=343&subd=pirlanta&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://pirlanta.wordpress.com/2008/08/25/diyalog-konusunda-turk-modeli-ornek-alinmalidir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/69037749af20f64ee10fb49bf3173423?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ceyhun</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tr.fgulen.com/images/stories/haber/tr_haber_16062_Fellowship.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Diyalog Konusunda Türk Modeli Örnek Alınmalıdır</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Diyaloğun siyaseti</title>
		<link>http://pirlanta.wordpress.com/2008/06/30/262/</link>
		<comments>http://pirlanta.wordpress.com/2008/06/30/262/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Jun 2008 23:02:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gerçekler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dinler Arasi Dİyalog Hakkında Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[ali bulaç]]></category>
		<category><![CDATA[ali bulaç diyalog]]></category>
		<category><![CDATA[dinler arasi diyalogğun temelleri]]></category>
		<category><![CDATA[Diyaloğu ilk kim başlattı]]></category>
		<category><![CDATA[Diyaloğun siyaseti]]></category>
		<category><![CDATA[papa ve diyalog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://pirlanta.wordpress.com/2008/06/30/262/</guid>
		<description><![CDATA[



MEKKE- 2007&#8242;nin sonlarına doğru yeni seçilen Papa 16. Benedict&#8217;i Vatikan&#8217;da ziyaret eden Suudi Arabistan Kralı Abdullah, dönüşünde bazi âlimleri huzuruna çağırıp şöyle bir soru sorar: &#8220;Dinler arası diyalog İslamiyet&#8217;e mi aittir, Hıristiyanlığa mı?&#8221; Alimler kısa bir düşünme faslından sonra &#8220;İslam&#8217;a aittir&#8221; cevabını verirler.


O zaman Suud Kralı şöyle der: &#8220;Pekiyi, neden biz bu diyalog işinden uzak [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=pirlanta.wordpress.com&blog=1419640&post=262&subd=pirlanta&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><a href="http://images.google.com.tr/imgres?imgurl=http://www.timeturk.com/images/author/22_b.jpg&amp;imgrefurl=http://www.timeturk.com/Ali-Bulac-Turkiye,-Iran-ve-Misir-1338-yazisi.html&amp;h=198&amp;w=150&amp;sz=6&amp;hl=tr&amp;start=3&amp;um=1&amp;tbnid=IJZXBlRzXSF_wM:&amp;tbnh=104&amp;tbnw=79&amp;prev=/images%3Fq%3Dali%2Bbula%25C3%25A7%26um%3D1%26hl%3Dtr%26sa%3DN"><img style="border:1px solid;" src="http://tbn0.google.com/images?q=tbn:IJZXBlRzXSF_wM:http://www.timeturk.com/images/author/22_b.jpg" alt="" width="79" height="104" /></a></p>
<table style="margin-top:10px;margin-bottom:25px;margin-right:10px;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td class="metin" style="padding-right:10px;padding-left:5px;padding-top:20px;" colspan="2">MEKKE- 2007&#8242;nin sonlarına doğru yeni seçilen Papa 16. Benedict&#8217;i Vatikan&#8217;da ziyaret eden Suudi Arabistan Kralı Abdullah, dönüşünde bazi âlimleri huzuruna çağırıp şöyle bir soru sorar: &#8220;Dinler arası diyalog İslamiyet&#8217;e mi aittir, Hıristiyanlığa mı?&#8221; Alimler kısa bir düşünme faslından sonra &#8220;İslam&#8217;a aittir&#8221; cevabını verirler.</td>
</tr>
<tr>
<td class="metin" style="padding-right:10px;padding-left:5px;padding-top:20px;" colspan="2">O zaman Suud Kralı şöyle der: &#8220;Pekiyi, neden biz bu diyalog işinden uzak duruyoruz? Madem bize aittir, benim himayemde geniş katılımlı bir toplantı düzenleyelim.&#8221;Bu çerçevede Suudi Arabistan, bir ayağı Mekke&#8217;de ve sadece Müslümanlar arasında, diğeri gayrimüslimlerin de katılımıyla Riyad&#8217;da bir diyalog toplantısı planlıyor. İlkini başarıyla gerçekleştirmiş durumda. Diğeri önümüzdeki aylarda yapılacak. <span id="more-262"></span></p>
<p>Pekiyi, Suudi Arabistan Kralı Abdullah&#8217;ın &#8220;dinler arası diyalog&#8221; sürecini başlatma fikri nereden aklına geldi? Çoğu kişi, bunu Papa&#8217;yı ziyaret etmiş olmasına bağlıyor; çünkü ilk akla gelen 1962-65 ll. Vatikan Konsili&#8217;nde bu konunun konuşulup karara bağlanmış olması. Fakat bu yanıltıcı bir açıklama. Sebebi gayet basit: Yeni Papa, diyalog çalışmalarına hiç de sıcak bakmıyor. Vatikan&#8217;ın başına geçtikten hemen sonra &#8220;Dinler arası diyalog bölümü&#8221;nü ilga eti, bu konuda çalışan öğrencilerin burslarını kesti, daha alt seviyede &#8220;kültürler arası diyalog seksiyonu&#8221;na indirdi. Bunun manası şu: Teolojik açıdan &#8220;sadece Katoliklik din&#8221;dir, diğerleri birer inanç veya kültür seviyesindedirler; &#8216;dinler arası diyalog&#8217; diğer dinleri, Katoliklik seviyesine çıkartmak anlamına geldiğinden teolojik olarak yanlıştır. İkincisi, -belki de telaffuz edilmeyen faktör- diyalog çalışmalarından &#8220;İsa&#8217;nın mesajını diğer milletlere ulaştırma gayesi&#8221; güdülürken, bu işten en çok Müslümanlar kazançlı çıktı. Bunun ayrıca uzun uzadıya açıklamasını yapmak gerekir, yeri burası değildir.</p>
<p>Papa, dinler arası diyaloğa sıcak bakmadığına göre, yeni bir politikanın ilk mesajını vermek üzere, Kral Abdullah&#8217;ın Papa 16. Benedict&#8217;i ziyaret etmiş olması, bize diyalog fikrine Papa&#8217;nın değil, aksine Kral&#8217;ın istekli olduğu fikrini ilham etmektedir. Kral&#8217;ın ilk adım olarak Papa&#8217;yı ziyaret etmesi şu demektir: Suudi Arabistan, önemli -merkezî- bir İslam ülkesidir. Kral Hadimü&#8217;l-Haremeyn&#8217;dir, İslam bu topraklarda neş&#8217;et etmiştir, Müslüman dünyanın kalbi Mekke ve Medine&#8217;de atmaktadır. Dolayısıyla, İslam ile diğer dinler arasında diyalog olacaksa, Suudi Arabistan en başta akla gelen-gelmesi gereken bir ülke konumundadır.</p>
<p>Bu önemliydi ve ne anlama geldiğini anlamak için biraz geriye gitmekte fayda var: İşin aslına bakılırsa, diyalog fikrini yakın zamanda ilk telaffuz eden eski İran Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi&#8217;ydi. Daha 1994&#8242;te Samuel Huntington&#8217;ın &#8220;medeniyetler çatışması&#8221; tezine karşı &#8220;dinler arası diyalog ve medeniyetler arası ittifak&#8221; fikrini ortaya attı. Daha öncesinde 1970&#8242;lerin başlarında ilk formel diyalog toplantısı Libya&#8217;da yapıldı ve belki ondan öncesinde Lübnan&#8217;da Müslümanlar ile Hıristiyanlar &#8220;birbirimizle konuşmak için diyalog kurmalıyız&#8221; fikrini ortaya attılar. Türkiye&#8217;de de özellikle Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;nin teşvikleriyle son yıllarda hem ulusal hem uluslararası seviyelerde diyalog toplantıları yapıldı. Diyanet İşleri Başkanlığı ise başlangıçta bu işe sıcak bakmadı, diyalog toplantılarına Vatikan&#8217;ın başlattığı sürece &#8216;geriden katılma&#8217; gözüyle baktı; sonra bir ara bu faaliyetler genel kabul görmeye başlayınca kendisi de katılır gibi oldu, ama kurum olarak sözü edilmeye değer bir etkinlikte bulunmadı. Bir tür medcezir hali yaşadı. Sonuçta diyeceğimiz şu ki, söz konusu başlık altında yapılan toplantılar yeni değildir.</p>
<p>Konumuza dönecek olursak, Kral Abdullah&#8217;ın diyalog işine kalkışması &#8220;beklenmedik bir teşebbüs&#8221; ve hatta içeride &#8220;diyalog İslam dinine aykırıdır&#8221; diye gelen tepkiler açısından riskli gibi görünüyorsa da, aslında gerisinde inceden inceye düşünülmüş bir siyaset yatmaktadır. Kral açısından &#8220;diyaloğun stratejik bir değeri&#8221; vardır; bu da bölgenin içine girdiği yeni durumla yakından ilgilidir.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>ALİ BULAÇ</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/pirlanta.wordpress.com/262/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/pirlanta.wordpress.com/262/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/pirlanta.wordpress.com/262/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/pirlanta.wordpress.com/262/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/pirlanta.wordpress.com/262/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/pirlanta.wordpress.com/262/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/pirlanta.wordpress.com/262/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/pirlanta.wordpress.com/262/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/pirlanta.wordpress.com/262/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/pirlanta.wordpress.com/262/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/pirlanta.wordpress.com/262/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/pirlanta.wordpress.com/262/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=pirlanta.wordpress.com&blog=1419640&post=262&subd=pirlanta&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://pirlanta.wordpress.com/2008/06/30/262/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/69037749af20f64ee10fb49bf3173423?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ceyhun</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tbn0.google.com/images?q=tbn:IJZXBlRzXSF_wM:http://www.timeturk.com/images/author/22_b.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Mehmet Talu Hocaefendi ile Diyalog üzerine Röportaj</title>
		<link>http://pirlanta.wordpress.com/2008/06/05/mehmet-talu-hocaefendi-ile-diyalog-uzerine-roportaj/</link>
		<comments>http://pirlanta.wordpress.com/2008/06/05/mehmet-talu-hocaefendi-ile-diyalog-uzerine-roportaj/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Jun 2008 22:29:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gerçekler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dinler Arasi Dİyalog Hakkında Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Dinler Arası Dİyalog Çalışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[dinler arasi diyalog mehmet talu]]></category>
		<category><![CDATA[dinler arasi diyalog röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Dinler Arası Diyalog]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Talu hocaefendi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://pirlanta.wordpress.com/?p=196</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;İsmailağa cemaatinin güzide Hocalarından , aynı zamanda Milli Gazetesi yazarı İlahiyatçı Mehmet Talu Hoca ile Diyalog hakkında yaptığımız röportaj &#8221; 

“Diyalog sadece ehl-i
 Kitab ile sınırlı kalmamalı, ateistlerlede yapılmalıdır“
Muhterem Hocam ,öncelikle röportaj isteğimizi kabul ettiğinizden dolayı teşekkür ederiz. 
Genc::Adam : Bir yazınızda “İslâm’ı tebliğ etmek üzere Müslümanlarla diğer din mensuplarının, hatta dinsizlerin ve ateistlerin diyalog halinde olmasında herhangi [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=pirlanta.wordpress.com&blog=1419640&post=196&subd=pirlanta&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong><em>&#8220;İsmailağa cemaatinin güzide Hocalarından , aynı zamanda Milli Gazetesi yazarı İlahiyatçı Mehmet Talu Hoca ile Diyalog hakkında yaptığımız röportaj &#8221; </em></strong></p>
<p><img src="http://www.habervakti.com/resimler/yazar/mehmettalu.jpg" alt="" /></p>
<h2>“Diyalog sadece ehl-i</h2>
<h2> Kitab ile sınırlı kalmamalı, ateistlerlede yapılmalıdır“</h2>
<p><span style="font-size:small;color:#000000;font-family:Times New Roman;">Muhterem Hocam ,öncelikle röportaj isteğimizi kabul ettiğinizden dolayı teşekkür ederiz. </span></p>
<div><span style="font-size:small;color:#000000;font-family:Times New Roman;"><span style="font-size:small;color:#000000;font-family:Times New Roman;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Times New Roman;"><strong>Genc::Adam</strong> : Bir yazınızda “İslâm’ı tebliğ etmek üzere Müslümanlarla diğer din mensuplarının, hatta dinsizlerin ve ateistlerin diyalog halinde olmasında herhangi bir sakınca yoktur. Daha da ileriye giderek bunun Müslümanlar açısından bir “zorunluluk” olduğunu söylüyorum.” diyerek Diyaloğun İlahi bir emir olduğunu beyan ediyorsunuz. İslamda Diyaloğun yeri nedir ? Diyalog olmadan tebliğ olur mu ?<strong><br />
</strong></span></span></span><span style="font-family:Times New Roman;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:small;">-</span>         </span><strong><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"> <br />
</span></span></strong></span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Times New Roman;"><strong>Mehmet Talu Hoca : </strong>Aslında tabi ,sorunun içinde kısmen cevabı bulunmaktadır. Zannedersem bu konuda tam anlaşma sağlanamıyor , diyalog yapanlarla diyaloğa karşı çıkanlar arasında bir “diyalog kopukluğu” var, bir takım endişeler var ! Buna taraftar olanlar ile karşı çıkanlar arasında bir diyalog eksikliği var. Bu diyalog sağlanabilinirse , taraftarlar bunu nasıl yaptıklarını , karşı çıkanlara anlatabilseler karşı çıkanlarda hangi noktalarda karşı çıktıklarını anlatsalar mesele çözülecek kanaatindeyim.Her iki tarafında halis niyetle olduklarını düşünüyorum. </span></span></span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Times New Roman;">Şu bilinmelidirki ; her müslüman genel olarak kafirleri , ama özellikle Ehl-i kitabı İslam’a çağırmaları vacibtir. Kur&#8217;an Ayetlerinin birçoğuna baktığımızda &#8221; ya eyyuhennasu&#8221; –“ey insanlar” ifadesi ile genele bir ifade var dolaysıyla müslüman , genele davet yapmalı , ancak özellikle Ehl-i Kitabı İslam’a çağırması vacibtir. Yine Kur&#8217;anı Kerimde &#8220;Kul &#8221; – “söyle” şeklinde başlayan Ayetlere baktığımızda , “kim söyliyecek ?” diye düşünürsek ,  başta sevgili Peygamberimiz (SAV) söyliyecek ! (Rabbim şefaatine nail eylesin) . Peki günümüzde kim yapacak bu vazifeyi ? tabi ki , başta müslümanların ileri gelenleri olmak üzere tüm Müslümanlar. Sonuç olarak diyebiliriz ki; Kur&#8217;anı Kerimde geçen “Ehl-i Kitab” hitabından<br />
</span></span></span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Times New Roman;">İslama daveti anlıyoruz ! Bu davet İslamı en iyi şekilde , en iyi uslubla , güzellikle ikna edip , onların isteyerek İslama girmelerini sağlıyarak olur ki ; buda ancak diyalogla olabilir.Bizler bu daveti en iyi şekilde yapmakla mesuluz ! Biz eğer bu daveti yapmamıza rağmen, karşıdakiler icabet etmese bile bizler en azından görevimizi yapmış ve mesuliyetten kurtulmuş oluruz.<span id="more-196"></span></span></span></span></span></span></div>
<p><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><span style="font-family:Times New Roman;"><strong>Genc::Adam :</strong></span><span style="font-family:Times New Roman;"><span style="color:#000000;">    </span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Mahmut Efendi Hazretleri’nin, Diyalog Hizmetleri öncesinde veya sonrasında , Fethullah Gülen Hocaefendi aleyhinde has dairede bir beyanına şahit oldunuz mu ? Bu konuda birtakım spekülatif yaklaşımlar var ! </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Times New Roman;"><strong>Mehmet Talu Hoca : </strong></span></span></span></span></span></span></p>
<div><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"></p>
<div><span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Times New Roman;">Efendim , Mahmut Efendi Hazretlerinin (K.S.) , Fethullah Gülen Hocaefendi aleyhinde en ufak bir beyanına şahit olmadım ! Bu hem Diyalog öncesi için geçerlidir , hemde Diyalog sonrası. Hatta , şöyle bir hatıramı hatırlatmamda fayda görüyorum :</span></span></span></span></span></span></div>
<p> </p>
<p></span></span></div>
<div><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"></p>
<div><span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Times New Roman;">Ben İlahiyat Fakültesinden (Samsun) öğretim görevlisiydim , oaradan ayrıldıktan sonra , istanbula geldim .O zamanki şartlar imkanınca ,Fetih İlim Araştırma Vakfında Eğitim müdürü olarak vazifeye başladım. Diyanet İşleri Başkanlığını nezaretinde Kuranı Kerim kurslarında Eğitimci-İdareci olarak görev yaparken ,zannedersem 1989-90 ‘lı yıllardı , birgün Mahmut Efendi Hazretlerine (K.S.) şöyle bir teklifte bulunmuştum :<br />
</span></span></span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Times New Roman;">Hocam , imkanımız var , bu Kur&#8217;anı Kerim faaliyetleri yanında , yurtlarda açalım , üniversiteye giden öğrencilere maddi-manevi katkılarımız olsun, onları da yetiştirelim<br />
</span></span></span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Times New Roman;">dedim . Efendi Hazretleri (KS) bana şöyle dedi : “Bak Talu , o okulları , yurt işlerini <strong>Fethullah Gülen Hoca ve onun cemaati , çok güzel bir şekilde yapıyor ! Onlar o boşluğu gayet güzel bir şekilde dolduruyor !</strong> Ama , Kur&#8217;anı Kerim , Hafızlık ve diğer Dini İlimler günümüzde gereği gibi yapılmıyor ! Bırak onu en güzel bir şekilde o kardeşlerimiz yapsınlar. Bizde bu işi ; yani Kur&#8217;anı Kerim , Hafızlık , Arabçayı ve Dini Eğitimleri en iyi şekilde yapalım !”<br />
</span></span></span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Times New Roman;"> <br />
</span></span></span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Times New Roman;">Ben Efendi Hazretlerini Bursa İmam Hatib Okulunda okurken ,1969 yılında tanıdım !<br />
</span></span></span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Times New Roman;">O zamandan beri Efendi Hazretlerinin , genel anlamda , hiçbir Cemaat veya Hocası<br />
</span></span></span>aleyhinde olarak en ufak bir beyanını duymadım.Varsa tasvib etmedikleri bizzat kendilerine ulaşanbilirse söylemişlerdir. Yalnız , Fethullah Gülen Hocamız hakkında böyle bir husus yoktur !</span></span></span></div>
<p></span></span></div>
<p><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Times New Roman;"><strong>Genc::Adam</strong> : Diyaloğa karşı çıkan Yeni Mesaj Grubunun , Fethullah Gülen Hocaefendi hakkında “gizli kardinal” , “Müslümanları Hıristiyanlaştırıyor” ,” Amerikan ajanı” ve Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri için “İngiliz ajanı” , “2.Lawrence” şeklindeki ifadelerine kendi medya organlarında ve internet sitelerinde şahit olmaktayız. Mümin olduğunu beyan eden bir kişinin , başka bir mümini bu tarz tekfir etmesinin dinimizdeki yeri nedir ? </span></span></span></p>
<p><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Times New Roman;"><strong>Mehmet Talu Hoca : </strong>Şimdi , ben bu tarz  ifadeleri görmüş değilim. Dolaysıyla bu ifadeler varmı yokmu bilmiyorum, şayet bu ifadeler söylenmiş ise , elbette bir müslüman hakkında bunu söylemek yanlıştır.Bu ifadeleri kabul etmek mümkün değildir. Ben şunu görüyorum , iki tarafında birbirlerini anlamadan kulaktan gelme ifadelerle ağır ithamlarda bulunduklarını görüyorum. Diyaloğa karşı çıkanlar hakkında karmatiler , anarşistler , hariciler vasfediliyor , onlarda anlaşılan bu şekilde mukabele ediyor. Mümine tekfir etmek çok tehlikelidir.Allah korusun kendisi kafir olur , kafirin kafir olmadığını dile getirmekte küfürdür. Ehl-i sünnet uleması , kelimeyi küfür söyleyene hemen kafir demeyi uygun bulmuyor , mümkünse uyarıp o kişiyi kurtarma yolunu seçiyor !</span></span></span></p>
<p><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Times New Roman;"><strong>Genc::Adam</strong> : Karmati , Harici ve Anarşist tesbiti ile Diyaloğa körü körüne karşı çıkan<strong> , </strong>Diyaloğun hiçbir şekilde İslam’da yeri olmadığını beyan eden zümreler için sarf edildiğini görüyoruz, yoksa Diyalog ile ilgili samimi ve yapıcı endişeler taşıyan kardeşlerimiz için sarfedilmediğini , makalenin içeriğinden anlıyoruz ! Yoksa , o listeye Siyonistleri ve bir takım evangelistleride eklemek mümkündür.<strong> </strong></span></span></span></p>
<p><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Times New Roman;"><strong>Mehmet Talu Hoca :</strong> Konu açılmışken şunu da ifade etmeden geçemiyeceğim : Haydar Baş’ın , Hocaefendiye yazmış olduğu mektub genel manada kabul edilebilinir bir mektubtur , yanlış hatırlamıyorsam “tesettür teferruattır” gibi söylemleri de içeren mektubu kast ediyorum.</span></span></span></p>
<p><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Times New Roman;"><strong>Genc::Adam : </strong>Hocaefendi “tesettür fur’uata ait bir meseledir” dedmişti , Hürriyet gazetesinin bir Yazarı bunu “tesettür teferruattır“ şeklinde dile getirdi , ne hikmetse bazıları Hocaefendinin usul’e ait bir meselesini değilde , Hürriyetteki bu yoruma göre Hocaefendiyi yargılamaya çalıştı…Neyse , röportajımıza devam edelim…</span></span></span><strong> </strong></p>
<p><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Times New Roman;"><strong>Genc::Adam : Kur</strong>’an-ı Kerim, Hz.Musa (AS) mı firavun gibi birisine gönderirken “Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır, yahut korkar.” (Taha, 44) demektedir. “Kavl-i leyine” emrinin günümüze bakan yönleri nelerdir ? </span></span></span></p>
<p><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Times New Roman;"><strong>Mehmet Talu Hoca : </strong>Kur’an-ı Kerim , burda çok önemli bir tebliğ ve davet usulune işaret ediliyor. Söylediğimiz hakikatı , o hakikatte bir değişiklik yapmadan onlara nazik bir şekilde söylemektir. Yoksa , kırıcı bir uslubla değil.Günlük muamelerlerimize de örnek verebiliriz. Mesela bir kişiden alacağınız varsa ve de sizin de ihtiyacınız varsa , “kardeşim ihtiyacım var bana borcunuzu ödermisiniz” demek var , birde “yahu kardeşim şu borcunu bana versene” sertliğinde söylemek var. Neticede her ikiside aynı olmakla beraber ifade ediş tarzında farklılık var.</span></span></span></p>
<p><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Times New Roman;"><strong>Genc::Adam :</strong> Saçı olmayan bir insana “Kel” hitabı ile ”saçları dökülmüş” demek gibi herhalde ..</span></span></span></p>
<p><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Times New Roman;"><strong>Mehmet Talu Hoca :</strong> Evet , dolyasıyla bizler İslamı tebliğ ederken karşımzıdakilerin seviyesini düşünerek , islamı en iyi bir şekilde olduğu gibi anlatma durmundayız Kaba ve sert davranmaktan kaçınmalıyız. Diğer Ayetlerden de anladığımıza göre , ancak “Harbi” (savaş yaptığımız) olan ve İslama açıktan düşmanlık izhar edenlere karşı sert davranılmalıdır. Ama gerek memleketimizde , gerek yurtdışındaki gayri müslimlerle karşılaştığımızda İslama yumuşak ve seviyeli tebliğ yapmalıdır !</span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></span></span></span></span></span></p>
<h2>“Fethullah Hocamı</h2>
<h2>rüyamda gördüm&#8230;&#8221;</h2>
<p align="center">
<div><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;"> <span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Times New Roman;"><strong>Genc::Adam :</strong> Ahmet Şahin Hoca’nın “Ehl-i kitapla amentüde ittifakımız var!” cümlesini taviz olarak niteliyorsunuz. Halbuki , Ahmet Şahin Hoca konu ile ilgili 2.yazısının devamında :”Ancak ehli kitabın bazılarının bu doğruları tarif ve tavsif ederken yanlışa düştüklerini de görüyor, Allah’a babalık, peygambere de oğulluk ve krallık sıfatını isnat etmeleri gibi yanılgılarına da şahit oluyoruz. Onlardan bazılarının bu gibi yanlış tarif ve tavsiflerinin doğrusunu anlatma görevi de yine bize düşüyor. “ demektedir. Yazıları bir bütün olarak bakarsak , Kuran’ın :” De ki: Ey Ehl-i Kitap, Sizinle Bizim Aramızda ortak olan Bir Kelimeye Gelin: Allah&#8217;tan Başkasına İbadet Etmeyelim ve O&#8217;na Hiçbir Şeyi Ortak Koşmayalım.”(Ali İmran:64) ifadesine muvafık düşmüyor mu ?</span></span></span></span></div>
<div><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Times New Roman;"><strong>Mehmet Talu Hoca :</strong> Ahmet Şahin Hoca’nın 14.07.2000 tarihli köşe yazısının ikici yarısındaki yanlış anlamaya müsait ifadelerini , 15.03.2005 tarihli köşe yazısında açıklık getirmesi sevindiricidir , ancak biraz geç olmuştur. Gönül isterdiki , bu konu biraz daha erken aydınlatılmış olsaydı. İzninizle Ahmet Şahin Hoca’nın bu ifadesine bir cevab mahiyetinde Milli Gazetedeki Köşeme yazı hazırladığım , ancak henüz yayına girmeden önce gördüğüm bir rüyayı arz etmek istiyorum.Gerçi rüya ile amel olmaz ama yinede arz edeyim.</span></span></span></span></div>
<p><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Times New Roman;"><strong>Genc::Adam :</strong> Estağfrullah…buyurun….</span></span></span></p>
<p><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Times New Roman;"><strong>Mehmet Talu Hoca :</strong> Perşembe akşamıydı yanılmıyorsam , akşam namazımı kıldıktan sonra </span></span></span><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Times New Roman;">Bir programa katılmak için hazırlık yaptığım bir sırada , biraz vakit olduğundan kısa bir süreliğine istirahat etmek üzere kanepeye sırt üstü uzanmıştım. Tam o  esnada , Fethullah Gülen hocaefendi girdi . Kendisini en son gördüğüm ; 1980 li yılların başında Dursun Efendinin sohbetinde erzurumda görmüştüm , işte o surette gördüm. O yıllarda bana “Talu Hoca” diye hitab ederdi. Hatta Hocamızın (Fethullah Gülen Hocaefendi) köyünden o dönemlerde bir kız bile almıştık. İşte Hocamızı son gördüğüm , takkeli koyu kahverengili bir ceket , yeşile yakın bir pantalonla gördüm , içeriye odaya girdi. Ayağı ile benim sağ ayağımın iç kısmına vurdu . “Talu kalk “ dedi . Bende kalktım oturdum kanepeye . “Hocam buyurun” dedim heyecanla . Sağ eliyle göğsüme vurdu ve dediki :” Bu hazırladığın yazıyı çok beğendim ,seni tebrik ediyorum. Güzel hususlara temas etmişsin ! Çünkü ben üzülüyorum , bu çalışmalar bazı konularda çığrından çıktı ! (*) Uyandım ve baktımki , henüz 5 dakika olmuş yatalı ve kanepede  oturuyorum. Bu rüyamı Hocamıza iletirseniz memnun olurum.</span></span></span></p>
<p><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Times New Roman;"><strong>Genc::Adam :</strong> İnşallah…Diğer sorumuza geçecek olursak ; Diyalog Hizmetlerine başlanmadan önce , İslami camianın görüş ve bilgisinin alınmadığından bahsediyorsunuz. Örneğin , size “Diyalog hizmetlerine girilmeden önce ”sorulmuş olunsaydı , siz ”sakın yapmayın , gayri Müslimlere güven olmaz “ mı derdiniz , yoksa “inşallah hayırlara vesile olunur , yalnız tedbir ve temkini elden bırakmayın “ mı derdiniz ?</span></span></span></p>
<p align="center"><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Times New Roman;"><strong>Mehmet Talu Hoca :</strong> Soruda dediğiniz üzere dikkatli olmak koşulu ile derdim. Elbette diyalog içinde olmayınız dememiz mümkün değildir. Ancak burda şöyle bir endişe var , bilhassa diyaloğa karşı olanlar çevresinde benimde gördüğüm ve duyduğum kadarı ile İslamdan taviz vererek diyalog yapılmasını uygun görmüyoruz , “Kavli leyin” ile (tatlı dil ile) hikmetle tebliğ yapılması şeklinde uygun görüyorum. Endişe , diyaloğun vatikan kilisesi menşeli olduğu , misyonerler tarafından başlatıldığı ve buna isnaden onlarla bu konuda temkinli davranılması konusundur. Maide suresinde (49.Ayet-i Kerime) dediği gibi ; Allahu Teala Müslümanların Ehl-i kitab ile yapacakları diyaloglarda dikkatli davranmamızı buyuruyor. “Allahın sana indirdiği hükümlerin bir kısmından seni saptırmamalarına dikkat et” mealindedir.Dolaysıyla , ben bunun çok detayını , yani Vatikan menşelimidir değilmidir tam bilemiyorum.</span></span></span></p>
<p><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Times New Roman;"><strong>Genc::Adam :</strong> Vatikan’ın bugünki Dinlerarası Diyalog Sekreteryası Başkanı Thomas Michel’e göre , Diyaloğun Asrımızda başlatan ve teşvik eden Bediüzzaman Said Nursi Hazretleridir. Papa’ya 1950 ‘li yılların başında Zülfikar isimli eserini gönderen ve bir mektub yazıp , Mutlak dinsizliğe karşı birlikte hareket etmeyi öğütlemesi göz önünde bulundurulduğundan bu doğruıdur. Diğer yandan , bugünkü Diyalog faaliyetleri 1990 lı yılların başında Türkiye’de başlamış bağımsız bir hareket iken , 1964’te yine kendi çapında bir organizasyon olan Vatikan kökenli Diyalog faliyetleride , 1998 yılında birtakım ortak organizasyonlar yapma noktasında devam etmektedir. Bu zaman zaman birlikte devam ederken , zaman zamanda Gazeteciler ve Yazarlar Vakfının önderliğinde olmuştur. İslam&#8217;dan taviz verilmemesi her mümin gibi Diyalog Hizmetlerini yapanlarında hassasiyetle üzerinde durdukları bir mevzudur ! &#8221;Taviz&#8221; ile &#8220;zorlaştırmayın &#8211; kolaylaştırın , soğutmayın-sevdirin&#8221; farkı iyi tahlil etmek lazım ! </span></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:times new roman,times;"><span style="color:#000000;"><strong>Genc::Adam :</strong><strong> </strong></span></span></span><span style="font-size:x-small;color:#000000;font-family:times new roman,times;">Diyaloğa karşı birtakım aleyhta yazılar ,özellikle ehl-i sünnet </span><span style="font-size:x-small;color:#000000;font-family:times new roman,times;">çizgisinde tereddüt etmediğimiz Beyan gibi mecmualarda yayınlanması, bizi </span><span style="font-size:x-small;"><span style="color:#000000;font-family:times new roman,times;">üzmekle beraber , acaba kendimizi tam ifade edemediğimize veya konunun detayları hakkında eksik bilgilendirilmeye mi bağlıyalım ? </span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:times new roman,times;"><span style="color:#000000;"><strong>Mehmet Talu Hoca :</strong><strong> </strong>Aynen ifade buyurduğunuz gibi , Diyalog hakkında birtakım duyumların tashihi adına biraraya gelinmeli , bizler bilgilendirilmeliyiz. Bu bilgilendirmenin uluorta Medya önünde yapılmasını da doğru bulmuyorum. Çünkü neticede bizler aile içindeki sorunlarımızı yine aile içinde çözmeliyiz. Şahsen , yüz yüze has dairede görüşmelere hazırım !</span></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:times new roman,times;"><span style="color:#000000;"><strong>Genc::Adam :</strong><strong> </strong></span></span></span><span style="font-size:x-small;color:#000000;font-family:times new roman,times;">1994 yılından bu yana Diyalog Hizmetleri sonrasında “ben müslümandım, diyalog sonrasında gördümki , Müslüman , Hıristiyan veya Yahudilik hepsi hak dinmiş , o açıdan hıristiyan oldum” şeklinde ifade eden bir kişiya rastladınız mı ? </span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:times new roman,times;"><span style="color:#000000;"><strong>Mehmet Talu Hoca :</strong> </span></span></span><span style="font-size:x-small;color:#000000;font-family:times new roman,times;">Bizzat yüzyüze rastlamadım. Ancak , basında bu iddiayı dillendirenler oldu ! Tabi şimdi , basındaki bu tür iddialar bize ölçü olmayabilir. Kendisine güvendiğimiz Yazar Burhan Bozgeyik bey , 8 nisan 2005 tarihli köşesinde böyle bir iddiada bulundu. </span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:times new roman,times;"><span style="color:#000000;"><strong>Genc::Adam :</strong> O yazınınaynısını Ali Eren Bey&#8217;de Vakit&#8217;teki köşesinde yayınladı ; &#8220;İzmir&#8217;de bir profesörün kızı&#8221; şeklinde anlatılan bir &#8220;rivayet&#8221; . İsim yok , delil yok , rivayet var. Şahsen sizin şahit olduğunuz bir vaka var mı? </span></span></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:times new roman,times;"><strong>Mehmet Talu Hoca :</strong> D</span></span><span style="font-size:x-small;font-family:times new roman,times;">ediğim gibi bizzat karşılaştığımı söyliyemem.</span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:times new roman,times;"><span style="color:#000000;"><strong>Genc::Adam :</strong> İzninizle son sorumu sormak istiyorum ; Fethullah Gülen </span></span></span><span style="font-size:x-small;color:#000000;font-family:times new roman,times;">Hocaefendi’nin : “Herkes kelime-i tevhidi esas alarak çevresine bakışını yeniden gözden geçirmeli ve islah etmelidir. Hatta Kelime-i Tevhidin ikinci bölümünü, yani ‘Muhammed ALLAH’ın Resulüdür’ kısmını söylemeksizin ikrar eden kimselere de merhamet nazarıyla bakılmalıdır&#8230;” cümlesinde geçen “merhamet nazarı ile bakılma” ifadesini , biz “iman etme ümidi “ şeklinde anlıyoruz. Çünkü Hocaefendi pek çok yazısında &#8220;Muhammederresulullah olmadan ehl-i necat olunmaz&#8221; diyor ! “merhamet nazarı ile bakmayı” “ehl-i necattır” şeklinde anlam verdiğinizden mi “Taviz” olarak nitelendiriyorsunuz ? </span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:times new roman,times;"><span style="color:#000000;"><strong>Mehmet Talu Hoca :</strong> O cümle gerçekten Hocaefendiye mi ait ? </span></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:times new roman,times;"><span style="color:#000000;"><strong>Genc::Adam :</strong> Evet Hocaefendiye ait , ancak dediğim gibi &#8220;merhamet nazarı ile bakmak&#8221; ehl-i necattır demek değil &#8230;&#8230;şahsen &#8220;iman etme ümidi&#8221; şeklinde anlıyorum.</span></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:times new roman,times;"><span style="color:#000000;"><strong>Mehmet Talu Hoca :</strong> Aslında o</span></span></span><span style="font-size:x-small;color:#000000;font-family:times new roman,times;">kurken yanlış anlaşılmalara sebebiyet verecek kelimeler kullanılmasa daha iyi olur kanaatindeyim. Herzaman söylediğim gibi , burda aslında Diyalog taraftarı (ayırmcılık olarak görülmesin)  ile olmayanların biraraya gelerek , ev sohbeti (basın önünde uygun görmüyorum) , ziyaret şeklinde yapılsa faydalı olacaktır. Ben şahsen buna herzaman varım ! Her halıkarda yüzyüze görüşelim , bizim anlamadıklarımız varsa siz anlatırsınız , izah edersiniz, her iki tarafında samimi olduklarına inanıyorum.</span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:times new roman,times;"><span style="color:#000000;"><strong>Genc::Adam :</strong> Bizde sizin samimiyetinize isnaden bu röportajı yaptık , sizde kabul buyurdunuz ! Değerli vaktinizi bize ayırdığınızdan dolayı Allah Razı olsun ! İnşallah &#8220;röportajın&#8221; hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ederim. </span></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;color:#000000;font-family:times new roman,times;"><strong>Bu röportaj ; 21.04.2006 tarihinde yapılmıştır. Röportaj Banta kayıt edilmiştir.<br />
Gencadam.net sitesinden alıntıdır</strong></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></span></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/pirlanta.wordpress.com/196/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/pirlanta.wordpress.com/196/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/pirlanta.wordpress.com/196/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/pirlanta.wordpress.com/196/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/pirlanta.wordpress.com/196/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/pirlanta.wordpress.com/196/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/pirlanta.wordpress.com/196/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/pirlanta.wordpress.com/196/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/pirlanta.wordpress.com/196/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/pirlanta.wordpress.com/196/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/pirlanta.wordpress.com/196/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/pirlanta.wordpress.com/196/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=pirlanta.wordpress.com&blog=1419640&post=196&subd=pirlanta&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://pirlanta.wordpress.com/2008/06/05/mehmet-talu-hocaefendi-ile-diyalog-uzerine-roportaj/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/69037749af20f64ee10fb49bf3173423?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ceyhun</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.habervakti.com/resimler/yazar/mehmettalu.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Hz. Mevlânâ?dan diyalog karşıtlarına cevap!.</title>
		<link>http://pirlanta.wordpress.com/2008/05/09/hz-mevlanadan-diyalog-karsitlarina-cevap/</link>
		<comments>http://pirlanta.wordpress.com/2008/05/09/hz-mevlanadan-diyalog-karsitlarina-cevap/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 May 2008 15:06:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gerçekler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dinler Arasi Dİyalog Hakkında Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Dinler Arası Diyalog]]></category>
		<category><![CDATA[hz mevlana dinler arasi diyalog]]></category>
		<category><![CDATA[mevlana]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://pirlanta.wordpress.com/?p=153</guid>
		<description><![CDATA[Hz. Mevlânâ?dan diyalog karşıtlarına cevap!.

Ben yetmiş iki buçuk milletle beraberim.? diyerek tüm insanlığa evrensel İslam?ı anlatmayı hedef alan Hz. Mevlânâ?dan, günümüzdeki diyalog karşıtlarına düşündürücü bir cevap.
 
İstifade ile okuyor, takdirlerinize takdim ediyorum efendim.
Konya?da halka vaaz eden Hazret-i Mevlânâ bir ara der ki:
- Sizler hep iyilerin yanında, kötülerin de uzağında durun! Sakın kötülerle yüz yüze, göz göze [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=pirlanta.wordpress.com&blog=1419640&post=153&subd=pirlanta&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><a class="koyubaslik">Hz. Mevlânâ?dan diyalog karşıtlarına cevap!.</a></p>
<p><img src="http://www.haqqani-mevlevi.nl/Images/Mevlana-Rumi.jpg" alt="" width="171" height="154" /></p>
<p>Ben yetmiş iki buçuk milletle beraberim.? diyerek tüm insanlığa evrensel İslam?ı anlatmayı hedef alan Hz. Mevlânâ?dan, günümüzdeki diyalog karşıtlarına düşündürücü bir cevap.</p>
<p> </p>
<p>İstifade ile okuyor, takdirlerinize takdim ediyorum efendim.</p>
<p>Konya?da halka vaaz eden Hazret-i Mevlânâ bir ara der ki:</p>
<p>- Sizler hep iyilerin yanında, kötülerin de uzağında durun! Sakın kötülerle yüz yüze, göz göze sohbete dalıp da onlara kötülüklerinde cesaret vermeyin!</p>
<p>Ne var ki, halka böyle konuşan Mevlânâ?nın çevrede kötü bilinen kimselerle yüz yüze, göz göze diyaloğa geçip sıkı fıkı sohbet ettiği görülür.</p>
<p>Bir gün yine kötü bilinen biriyle dükkanında diyaloğa geçip sohbet ettiğini gören cemaatten biri, dışarıda beklemeye başlar. Maksadı, camide söyledikleriyle dışarıda yaptıklarının birbirine zıt düştüğünü hatırlatmak.<span id="more-153"></span> </p>
<p>Nitekim Mevlânâ kötü bilinen adamın dükkanından çıkıp da sokakta yürümeye başladığı sırada arkasından erişen adam öfkeyle sorusunu sorar.</p>
<p>- Sen değil miydin der, ?Kürsüde, iyilerin yanında kötülerin de uzağında durun.? diyen?</p>
<p>Mevlânâ tereddüt etmeden cevap verir:</p>
<p>- Evet, bendim! Öfkeli adam:</p>
<p>- Öyle ise nedir bu çelişkili halin? Kötülerle yüz yüze, göz göze sohbettesin?</p>
<p>Mevlânâ:</p>
<p>- Ben, bu adamı bırak, yetmiş iki buçuk milletle beraberim! der.</p>
<p>Büsbütün çileden çıkan adam:</p>
<p>- Zaten, sizin gibiler bizim ahlâkımızı bozuyor. Kürsüde öyle konuşuyorsunuz, sokakta da böyle davranıyorsunuz. Sözünüzle özünüz bir olmuyor! Mevlânâ:</p>
<p>- Ben yetmiş iki buçuk milletle beraber olduğum gibi, bu sözünle de beraberim. Doğru olan, sözüyle özü bir olmaktır. Kürsüde ne söylüyorsak sokakta da öyle olmaktır. Benim sözümle özüm birdir. Çelişki yoktur davranışlarımda, kötülerle kurduğum diyaloglarımda.</p>
<p>Şöyle açıklar kendi özel durumunu:</p>
<p>-Ben, sırtında gül yaprağı taşıyan hamal gibiyim. Vardığım yerlere gül kokusu yayarım. Sırtında gülü bulunmayanlar kötü kokulu yerlere varmasınlar!</p>
<p>Bir misal daha verir:</p>
<p>- Bizim gibilerinin vardığı karanlık yerlerde şimşekler çakar, orasını aydınlatırlar. Vardığı yeri aydınlatacak nuru bulunmayanlar girmesinler yabancıların karanlıkta kalan dünyalarına.</p>
<p>İtirazcı adam, ayaklarının ucuna bakarak düşünmeye başlar. Neden sonra mırıldandığı duyulur.</p>
<p>- Demek ki, bilgi ve kültür yükü taşımayanlar gitmesinler yabancıların yanına, yönelmesinler yanlışlarla dolu dünyalarına. Çünkü güzel kokuları yoktur ki kötü kokuyu bastırsınlar, bilgi nurları yoktur ki cehalet karanlığını aydınlatsınlar!</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Bu yorumların yapıldığı dönemden günümüze kadar 730 sene gibi uzun bir devir geçmiştir. Ancak halen o devrin Mevlânâ?sı seviyesine ulaşamayıp, avâm tabakasının kültür seviyesinde kalanlar vardır günümüzde. İtiraz ediyorlar çevresine hoşgörüyle bakan diyalogculara.</p>
<p>- Yaklaşmayın yabancılara, konuşmayın gayrimüslimlerle! diyorlar kıyıdan köşeden.</p>
<p>Biz de onlara, ?Söyledikleriniz kendiniz için geçerlidir, kendi kültüründen emin olamayanlar, sırtında gülü bulunmayanlar yaklaşmasınlar yabancılara, girmesinler hoşgörü ve diyalog topluluklarına..? diyoruz. Çünkü koklatacak gülleri, aydınlatacak bilgi nurları yok yanlarında.</p>
<p>- Elinde koklatacak gülü, kafasında aydınlatacak bilgi nuru bulunanların görevidir bunlar&#8230;</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/pirlanta.wordpress.com/153/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/pirlanta.wordpress.com/153/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/pirlanta.wordpress.com/153/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/pirlanta.wordpress.com/153/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/pirlanta.wordpress.com/153/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/pirlanta.wordpress.com/153/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/pirlanta.wordpress.com/153/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/pirlanta.wordpress.com/153/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/pirlanta.wordpress.com/153/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/pirlanta.wordpress.com/153/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/pirlanta.wordpress.com/153/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/pirlanta.wordpress.com/153/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=pirlanta.wordpress.com&blog=1419640&post=153&subd=pirlanta&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://pirlanta.wordpress.com/2008/05/09/hz-mevlanadan-diyalog-karsitlarina-cevap/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/69037749af20f64ee10fb49bf3173423?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ceyhun</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.haqqani-mevlevi.nl/Images/Mevlana-Rumi.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Diyaloğun Mana Ve Maksadı</title>
		<link>http://pirlanta.wordpress.com/2008/05/09/diyalogun-mana-ve-maksadi/</link>
		<comments>http://pirlanta.wordpress.com/2008/05/09/diyalogun-mana-ve-maksadi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 May 2008 14:58:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gerçekler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dinler Arasi Dİyalog Hakkında Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[diyalog nedir]]></category>
		<category><![CDATA[diyaloğun maksadı]]></category>
		<category><![CDATA[hayrettin karaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://pirlanta.wordpress.com/?p=152</guid>
		<description><![CDATA[Diyalogun mana ve maksadı
Prof.Dr.Hayrettin Karaman, 7 Ocak 2005, Cuma

Diyalog konusuna tahsis ettiğim yazıların ilkinde diyalogun mana ve maksadını şöyle açıklamıştım: &#8220;Farklı inanç, dünya görüşü ve hayat tarzına sahip fertler ve gruplar arasında yapılan buluşma ve görüşmelerin birden fazla amacı vardır; bunlardan bazıları da şunlar olabilir: 1. Birbirlerini tanımak, doğru bilgi sahibi olmak, 2. Biri diğerini [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=pirlanta.wordpress.com&blog=1419640&post=152&subd=pirlanta&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><h3>Diyalogun mana ve maksadı</h3>
<p align="justify">Prof.Dr.Hayrettin Karaman, 7 Ocak 2005, Cuma<br />
<a href="http://images.google.com.tr/imgres?imgurl=http://www.tevhidhaber.com/images/news/7440.jpg&amp;imgrefurl=http://www.tevhidhaber.com/news_detail.php%3Fid%3D34725&amp;h=225&amp;w=300&amp;sz=11&amp;hl=tr&amp;start=12&amp;um=1&amp;tbnid=farSSUEHmNR3MM:&amp;tbnh=87&amp;tbnw=116&amp;prev=/images%3Fq%3Dhayrettin%2Bkaraman%26um%3D1%26hl%3Dtr%26sa%3DX"><img style="border:1px solid;" src="http://tbn0.google.com/images?q=tbn:farSSUEHmNR3MM:http://www.tevhidhaber.com/images/news/7440.jpg" alt="" width="116" height="87" /></a></p>
<p>Diyalog konusuna tahsis ettiğim yazıların ilkinde diyalogun mana ve maksadını şöyle açıklamıştım: &#8220;Farklı inanç, dünya görüşü ve hayat tarzına sahip fertler ve gruplar arasında yapılan buluşma ve görüşmelerin birden fazla amacı vardır; bunlardan bazıları da şunlar olabilir: 1. Birbirlerini tanımak, doğru bilgi sahibi olmak, 2. Biri diğerini ikna ederek kendi inancına ve hayat tarzına insan kazanmak, 3. Gruplar arasında veya bütün dünyada mevcut ortak problemlerin bir kısmını çözmek, bütün taraflar için faydalı olacak bazı eylemlerde işbirliği yapmak&#8230;&#8221;<span id="more-152"></span></p>
<p>Sonraki yazılarda, geçmişten günümüze, bu maksatlara da örnek teşkil edecek diyalog uygulamalarından söz ettim ve edeceğim. Ancak geçen günlerde izlediğim bir tv programında diyaloga karşı olanların, daha çok, 1962-1965 yıllarında yapılan II. Vatikan Konsili&#8217;nden sonra papalığın adını koyduğu, kavramlaştırdığı ve uygulamaya başladığı diyalog üzerinde durduklarını fark ettim. Maksadımı daha iyi anlatabilmem için TDV İslam Ansiklopedisi&#8217;nin Konsil ve Hristiyanlık maddelerinde iyi bir özeti bulunan II. Vatikan Konsili, misyonerlik ve bunlara bağlı diyalog kavramı ile ilgili bir iki pasajı aktarmam gerekiyor:</p>
<p>&#8220;Kapsayıcı yaklaşımın (kurtuluşun Yahudilik, İslam gibi diğer ilahi dinlerle de olabileceğinin kabulünün) doğurduğu bu problemler karşısında papalık Dinler Arası Diyalog Konsili, 1984 ve 1991 yıllarında iki doküman neşretme gereğini duymuş&#8230; bu dokümanlarda misyonerlik açısından diğer dinlerle ilgili resmi tutum belirlenmiştir&#8221; (17/359).</p>
<p>&#8220;Katolik kilisesi, diğer dinlerin mensuplarıyla birbirini tanımak ve inancı paylaşmak için diyaloga girmek durumundadır. Çünkü kilise bütün insanlık içindir; dolayısıyla diyalog, bütün insanlığı kurtuluşa ulaştırma diyalogudur. Katolik kilisesi, dinler arası diyalogu, Hristiyanlaştırma misyonunun bir aleti olarak kullandığını açıkça belirtmekten kaçınmamıştır.&#8221; (360).</p>
<p>&#8220;Bu yüzden Yahudiler, kilisenin diyalog yaklaşımına daima şüphe ile bakmışlardır&#8221; (s. 361).</p>
<p>Papalık kapsayıcı yaklaşımı benimsemekle beraber &#8220;Hristiyanlığın tek gerçek kurtuluş dini olduğu iddiasından vazgeçmemiştir. Diyalogun, Hristiyan öğretisi çerçevesinde &#8216;kurtuluş diyalogu&#8217; olduğunu açıklayan Papalık Dinler Arası Diyalog Konsili, Hristiyan mesajının diğer kültürler içinde enkarnasyonu (diğer kültürlerin bünyesine sokularak hayat bulması ve yayılması) anlamına gelen enkültürasyonu teşvik etmiştir&#8221; (s.363).</p>
<p>Yukarıdaki alıntılar, papalığın diyalogdan maksadının misyonerlik olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Ben de ilk yazımda (bu yazının başına da koyduğum kısımda), &#8220;2. Biri diğerini ikna ederek kendi inancına ve hayat tarzına insan kazanmak&#8221; ifadesiyle bu maksada yer vermiştim.</p>
<p>Hristiyanlığın vazgeçemeyeceği vazifelerinden biri misyonerlik; yani bütün insanları Hristiyanlaştırmak için çaba göstermektir ve bunu da asırlardan beri yapmaktadır. Buna rağmen Müslümanlar onlarla diyalog içinde olmuşlar, &#8220;Hristiyanları Müslümanlaştırmak&#8221; amacı da dahil birçok maksatlarla biraraya gelip görüşmüş, tartışmış, ortak bazı işler tutmuşlardır. Bugün yurt dışında yaşayan dindaşlarımız yoğun bir misyonerlik taarruzu karşısında bulunuyorlar ve oradaki din rehberlerimiz çeşitli maksatlarla Hristiyan din adamlarıyla bir araya geliyor, diyaloglar yapıyorlar.</p>
<p>Bu noktada önemli olan kırmızı çizgilere dikkat etmek, dengeyi bozmamak, kâr zarar hesabını iyi yapmaktır; eğer bu çeşit diyalog İslam&#8217;ın ve Müslümanların menfaatine değil, zararına olursa zinhar ondan uzak durmaktır.</p>
<p>Müslümanlar, &#8220;Dinlerarası Diyalog İçin Papalık Konseyi misyonunun bir parçası olmak üzere&#8221; diyaloga girmezler, kendi davalarının şuurlu bir &#8220;misyoneri: davetçisi, tarafı&#8221; olarak diyaloga girerler.</p>
<p>Gelecek yazıda diyalog örneklerini vermeye devam edeceğim, burada bir daha tekrar edeyim: Diyalog zorunludur, kendi duvarlarınızın içine hapsolarak tebliğ başta olmak üzere İslam&#8217;ın çağdaş temsilini gerçekleştiremezsiniz, oyunlara müdahale edemezsiniz, ama oyuna gelmemek, pirinç peşinde iken eldeki bulguru da kaybetmemek için azami titizliği göstermeniz de ayrı bir vecîbedir.</p>
<p>7 Ocak 2005<br />
Cuma</p>
<p><!-- JOM COMMENT START --></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/pirlanta.wordpress.com/152/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/pirlanta.wordpress.com/152/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/pirlanta.wordpress.com/152/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/pirlanta.wordpress.com/152/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/pirlanta.wordpress.com/152/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/pirlanta.wordpress.com/152/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/pirlanta.wordpress.com/152/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/pirlanta.wordpress.com/152/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/pirlanta.wordpress.com/152/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/pirlanta.wordpress.com/152/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/pirlanta.wordpress.com/152/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/pirlanta.wordpress.com/152/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=pirlanta.wordpress.com&blog=1419640&post=152&subd=pirlanta&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://pirlanta.wordpress.com/2008/05/09/diyalogun-mana-ve-maksadi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/69037749af20f64ee10fb49bf3173423?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ceyhun</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tbn0.google.com/images?q=tbn:farSSUEHmNR3MM:http://www.tevhidhaber.com/images/news/7440.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Niyazi Öktem&#8217;le Papa Görüşmesi Üzerine Röportaj</title>
		<link>http://pirlanta.wordpress.com/2008/05/04/prof-dr-niyazi-oktemle-papa-gorusmesi-uzerine-roportaj/</link>
		<comments>http://pirlanta.wordpress.com/2008/05/04/prof-dr-niyazi-oktemle-papa-gorusmesi-uzerine-roportaj/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 May 2008 22:46:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gerçekler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dinler Arasi Dİyalog Hakkında Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[dinler arasi diyalog papa]]></category>
		<category><![CDATA[fethullah gülen papa]]></category>
		<category><![CDATA[niyazi öktem]]></category>
		<category><![CDATA[papa görüşmesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://pirlanta.wordpress.com/?p=147</guid>
		<description><![CDATA[
Mehmet Gündem: Türkiye&#8217;de birkaç yıldır, Fethullah Gülen Hocaefendi ile sembolize edilen diyalog arayışı var. Siz bu diyalog çabalarına nasıl bir anlam yüklüyorsunuz?
Niyazi Öktem: Benim anlayışıma göre, dünyadaki kavgaların, gürültülerin patırtıların gerisinde ekonomi kadar ideolojik farklılıklar da yer almaktadır. İdeoloji ve düşüncelerden dolayı insanlar savaşmışlar. Kendinden olmayan düşünce hep karalanmıştır. Oysa tanımamaktan geliyor bu tahripkar tavır. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=pirlanta.wordpress.com&blog=1419640&post=147&subd=pirlanta&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><img src="http://www.gyv.org.tr//images/content/20051229_nyz_ktm.jpg" alt="" hspace="10" vspace="5" align="left" /></p>
<p><strong>Mehmet Gündem:</strong> Türkiye&#8217;de birkaç yıldır, Fethullah Gülen Hocaefendi ile sembolize edilen diyalog arayışı var. Siz bu diyalog çabalarına nasıl bir anlam yüklüyorsunuz?</p>
<p><strong>Niyazi Öktem:</strong> Benim anlayışıma göre, dünyadaki kavgaların, gürültülerin patırtıların gerisinde ekonomi kadar ideolojik farklılıklar da yer almaktadır. İdeoloji ve düşüncelerden dolayı insanlar savaşmışlar. Kendinden olmayan düşünce hep karalanmıştır. Oysa tanımamaktan geliyor bu tahripkar tavır. Sayın Fethullah Gülen&#8217;in bu diyalog arayışlarını çok önemli buluyorum. Bir de bunun uluslararası alana taşınması, Müslümanlık açısından da çok önemli. Diyalog arayışı bize çok yabancıydı. Yâni bir Müslüman&#8217;ın bir Hıristiyan&#8217;la, Yahudi&#8217;yle diyaloğa girmesi çok yabancıydı. 1992&#8242;de Birinci Din Şurası&#8217;na katıldım, diğer din ve mezheplerle diyalog lâfını nihai bildiriye sokabilmek için, Ethem Ruhi Bey&#8217;le bizim göbeğimiz çatladı. Hıristiyan misyonerler gelir bizi Hıristiyan yapar, zehirli fikirlerini bize aktarır, şeklinde yorumları çok duyduk. Gelsinler aktarsınlar, güçlü olan neden korkuyor ki? Fethullah Hocaefendi&#8217;nin böyle bir kaygısı yok. İnanmış bir Müslüman olarak da diyalog kapılarını o açıyor herkese. Eğer kendini güçlü hissediyor, düşüncene, inancına itimat ediyorsan, senden farklı olanla gireceğin her diyalog zenginlik demektir. Bu türlü hareket ve çabalar topluma moral verdi, kutuplaşmaları törpüledi.<span id="more-147"></span></p>
<p><strong>MG:</strong> Felsefi boyutları da ihmal edilmeden, diyalog yoğunlaşıyor ve somutlaşıyor. Bu olgunun arka planında ne görüyorsunuz?</p>
<p><strong>NÖ:</strong> Birtakım insanlar ısrarla arkasında &#8216;hinlik&#8217; arıyorlar. Ben, bu çok önemli sosyal gerçeklik ve fenomenin, böyle bir komplocu bakışla negatife indirgenmesini asla tasvip etmiyorum. Kimseyi kendi hayallerimizde ürettiklerimizle yargılayamayız ki. Bir düşünceyi onaylamak, onu karalamak hakkını vermez kimseye. Peki ama arkasından ne gelecek diye kuşkuyla bakmak ortadaki güzellikleri görememekten ileri geliyor sanıyorum. Diyaloğun getirmiş olduğu somut sevgi ve barış ortamını düşünmek lâzım şimdi.. Fethullah Hocaefendi, daha önce Sayın Bartholomeos&#8217;la görüştü. Ben o görüşmeyi &#8221;Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli olaylarından biri&#8221; olarak yorumlamıştım ve hâlâ aynı fikirdeyim. Çünkü iki inanç grubunun insanları birbirlerini düşman biliyordu. Bilenler hâlâ vardır. İki liderin bir araya gelmesi, önce soru işaretlerini doğuruyor, arkasından olumlu yaklaşımlar, sevgi ve barış ortamını doğuruyor. Şimdi Hocaefendi&#8217;nin Katolik dünyanın ruhanî lideri olan Papa ile görüşmesi daha da önemli.</p>
<p><strong>MG:</strong> Nedir bu önem?</p>
<p><strong>NÖ:</strong> Küresel boyutta önem taşıyor. Batı&#8217;nın gözünde çok olumsuz bir &#8216;Müslüman&#8217; imajı var; diyaloğa girmeyen, üretemeyen, hırçın, kavgacı, terörist&#8230; Batı&#8217;nın gözünde İslam böyle bir din. Böyle bir dönemdi, Papa&#8217;ya giden Hıristiyanlıkla diyalog kurmak isteyen bir dini lider, bu Hıristiyanlık açısından çok önemli. Aynı zamanda, Türkiye&#8217;nin Batı&#8217;ya yönelmesinde, &#8216;biz İslâm&#8217;la diyalog kuramayız&#8217; korkusu içindeki Avrupalıları tekzip ediyor. İki şeye takılıyor onlar; insan hakları ve din faktörü. &#8216;İslâm, diyaloğa açık bir din değildir&#8217; imajı hakimken, önemli bir Müslüman lider, Katolik dünyasına, &#8216;insanlığın hayrına olacak her türlü diyaloğa açık&#8217; olduğu mesajını veriyor.</p>
<p><strong>MG:</strong> Hıristiyan AB, dinden kaynaklanan o katı tavrını yeniden gözden geçirebilir mi?</p>
<p><strong>NÖ:</strong> Fikirler birdenbire hop diye değişmez; ama müspet bir değişime zemin hazırlanıyor Batı&#8217;da.</p>
<p><strong>MG:</strong> Peki, &#8216;Fethullah Gülen hangi sıfatla görüştü ki?&#8217; türü eleştiriler dile getirildi bazı çevreler tarafından&#8230;</p>
<p><strong>NÖ:</strong> Öyle anlaşılıyor ki, Fethullah Hocaefendi&#8217;yi Vatikan, bizdeki pek çok insandan daha iyi anlamış gözüküyor. Papa öyle herkesle görüşmez. Biliyorsunuz Papa&#8217;nın randevuları yıllar öncesinden belirleniyor. Şimdi randevu isteseniz ancak beş yıl sonrası için konuşulabilir. Hocaefendi-Papa görüşmesi niyetlerinin mazisi bir yıl öncesine dayanıyor. Vatikan Hocaefendi&#8217;yi önemli bir yere koyuyor ki bu görüşme oldu.</p>
<p><strong>MG:</strong> Nereye?</p>
<p><strong>NÖ:</strong> Ben bu olayı, bir bilim adamı olarak &#8216;yirminci yüzyılın en önemli olayları&#8217; arasında sayıyorum. Dünya tarihindeki olumlu gelişmeleri devletin resmi aktörleri değil de, daha çok gönül ve kendini bir davaya adamış insanlar gerçekleştirmiştir. Bunların resmi unvanları hiç olmamıştır; ama halk ve kitlelerin sevgisini kazanmışlardır. Büyük olayları bu tür insanlar gerçekleştirir hep. Fethullah Hocaefendi, karizmatik kişiliği ve arkasındaki güçlü ve etkili oluşumla önemli bir noktada bulunmaktadır. Bu güçlü gruba halk sahip çıkmıştır. Ben isterim ki sadece halk değil, devlet de sahip çıksın. Çünkü Türkiye&#8217;deki fundamentalist molla takımından endişem var. Fethullah Hocaefendi&#8217;nin diyalog ve açılımcı tavrı keskin zemini yumuşatıyor. Türkiye&#8217;deki İslam&#8217;ın çağdaş bir açılıma geçmesinde Fethullah Hocaefendi gibi insanlar büyük işlevleri yükleniyorlar. Yani &#8216;aman yobazlık var, yasalarla bunu ezelim, keselim, asalımla bir yere gidilmez. Fethullah Hocaefendi tavırlarıyla Türkiye için bir şans. Devletin bekası açısından da önem taşıyor. Dolayısıyla devletin de ona sahip çıkması gerekir. Vatikan&#8217;da büyükelçimiz tarafından karşılanıp onuruna bir yemek tertip edilmesi de, o derin devlet içerisinde bazı güçlerin bu sosyal gerçekliğin farkında olduğunu göstermektedir.</p>
<p><strong>MG:</strong> Ertuğrul Özkök, köşesinde bu görüşmeyi yorumlarken; &#8216;Bu görüşme Fethullah Gülen&#8217;in uluslararası planda bir isim olmaya başladığını gösteriyor.&#8217; dedi. Bilim adamı Niyazi Öktem gözüyle, &#8216;Fethullah Gülen&#8217; nerede?</p>
<p><strong>NÖ:</strong> Özkök&#8217;ün yargısına katılıyorum. Türkiye ideolojik açıdan Batı ideolojisi içindedir; ama İslam da çok önemli bir sosyal vakıadır. Bu sosyal olgu, uzun bir süre siyasete alet edilmiş, aslına vurgu yapılmamış ve hem içeride hem de dışarıda kötü bir ünlenmeye maruz kalmıştır. Fethullah Gülen ve grubunun önemi İslam&#8217;ın özünde oluşan sevgi, diyalog, kul hakkı, insan hakları gibi birçok konuyu ön plana çıkartmasında yatar. Öze bağlılıkla birlikte çağdaş değerlerin farkına varan bir hareket bu. Fethullah Gülen ve grubu Türkiye&#8217;de herkesin herkesle birlikte yaşayabileceği konusunda topluma fikir veriyor. Kemalizm, Batı felsefesini reddetmiyor. İslam&#8217;ın ciddiye alınmasını sağlıyor Sayın Gülen&#8217;i, Cumhuriyet tarihi İslâm Rönesans harekâtı içerisinde ele alıyorum.</p>
<p><strong>MG:</strong> Papa görüşmesi vesilesiyle Hocaefendi; &#8216;İslam yanlış anlaşılan bir din olmuştur; fakat bunun sebeplerinden bir tanesi de Müslümanların kendisidir.&#8217; dedi. Bunu nasıl karşılıyorsunuz?</p>
<p><strong>NÖ:</strong> Bizde polis hata yapmaz, asker hata yapmaz, Müslüman hata yapmaz. Bizde özeleştiri diye bir şey yokken, Katolik alemin önünde &#8216;biz de hatalıyız&#8217; demek bir erdemdir. Bunu dünyaya deklare etmek İslam&#8217;a puan kazandırır.</p>
<p><strong>MG:</strong> Vatikan açısından bu görüşmenin önemi nedir?</p>
<p><strong>NÖ:</strong> Vatikan 1962-63 yılına kadar asla diyalogdan yana değildi. Bu dönemde seri toplantılar başladı ve 65 yılında dinler arası sekreterya kuruldu. Onun başında olan Kardinal Arenzi ile de Sayın Gülen görüştü. Kardinal Türkiye&#8217;ye geldiğinde birlikte Bartholomeos&#8217;u ziyarete gitmiştik. Daha evvel kilisenin resmi bir doktrini vardı. &#8216;Hıristiyanlık dışında esenlik yoktur.&#8217; 65 yılından sonra bu görüşten tamamıyla vazgeçti Vatikan. Diğer dinlerle, kurmuş olduğu sekreterya vasıtasıyla yoğun temas kurmaya başladı. Türkiye ile temaslarını üst düzeyde Ankara Üniversitesi&#8217;yle 80&#8242;li yıllarda kurdular. Karşılıklı toplantılar yapıldı. Bir din adamlarını da gönderip Hıristiyan teolojisi üzerine Ankara, Konya ve İzmir İlahiyat fakültelerinde ders verdirdiler ve halen de devam ediyor bu. Ancak kitlesel bir diyalog yoktu. Sayın Gülen&#8217;le birlikte artık bu diyalog kitlesel düzeye geçmiştir. Çünkü, onun arkasında çok büyük bir kitle vardı. Bu Vatikan açısından büyük önem taşıyor.</p>
<p><strong>MG:</strong> Din, günümüzde uluslararası ilişkilerde daha etkin bir misyon mu yükleniyor?</p>
<p><strong>NÖ:</strong> Din tarih boyunca her zaman önemli bir misyon üstlenmiştir. Fakat ne yazık ki, bu misyonu birçok aydınımız göremiyor. Bir süre ben de görememiştim. İnsanları savaşlara sürükleyen iki faktör; biri ekonomi, diğeri inanç. Bu derecede güçlü bir sosyal vakıanın olumlu halde yorumlanması, savaş yerine barış getirmesi elbette mümkün. Şimdi İslam evrensel alana çıkıyor. İnanç sahiplerine, başka inançta olanların düşman olmayacağının söylenmesi kin ve nefret duygularını ortadan kaldırır. Bu uluslararası boyutta önem taşır. İkinci bir şey de, devletler arası ilişkilerde, &#8217;siz farklı dindensiniz, ben farklı bir dindenim&#8217; anlayışını da bu tip diyaloglar ortadan kaldırır. Dinin misyonu çok önemlidir ve önemli de olacaktır.</p>
<p><strong>MG:</strong> Bu diyalogların medeniyetler arası ilişkilere etkisi nasıl olabilir?</p>
<p><strong>NÖ:</strong> Ben çok farklı medeniyetler varmış gibi görmüyorum. Medeniyetleri hep birbirinin devamı olarak yorumluyorum. Antik Yunan&#8217;dan Roma&#8217;ya, Roma&#8217;dan İslam alemine geçen bir medeniyet ve kültür zinciri var. İslam aleminin çok önemli büyük katkıları var, gerek Abbasiler, gerek Endülüs Emevileri döneminde. Fikriyatı oluşturur, kitleleri hep düşünce ve tefekküre kanalize eder. Bunu ben tek bir altın zincir olarak görüyorum. Zaman zaman yapılan reddetme ve yok saymaları isabetli görmüyorum. Tüm bunlarda karşılıklı etkileşimler olmuş. Günümüzde yine aynı noktaya gelindi, yani o altın çizgiyi sürdürme noktasına. Papa da, Fethullah Hocaefendi de bir katkıda bulunmuştur bu yolda.</p>
<p><strong>MG:</strong> Papa görüşmesinde, Hocaefendi somut teklifler dile getirdi&#8230;</p>
<p><strong>NÖ:</strong> Bunlardan birincisi, &#8221;Hıristiyanlığın üç bin yılına girişi münasebetiyle Ortadoğu&#8217;da ve Antakya&#8217;da, Tarsus, Efes, Kudüs gibi kutsal yerlerde müşterek ziyaret yapılması&#8221;yla ilgiliydi. Hz. İsa, bizim dinimiz açısından da çok önemli. Allah, &#8216;biz ona ruhumuzdan üfledik&#8217; diyor Kur&#8217;an da. Mesih olarak kabul ettiğimiz İsa&#8217;nın doğumunun iki bininci yılını Müslümanların Hıristiyanlarla ortaklaşa kutlaması çok anlamlı. Sayın Gülen&#8217;in &#8221;Kudüs&#8217;ü, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Müslümanların hiçbir kısıtlama hatta vize dahi olmaksızın serbestçe ziyaret edebileceği uluslararası bir bölge olarak ilan etmeye yönelik çalışmalar&#8221; teklifi tarihi bir teklif. Haçlı Seferleri&#8217;nin temel nedeni kutsal yerlerin rahatça ziyaret edilememesiydi. Haçlı Seferleri sona erdikten sonra da hep sorun olarak gündeme gelmiştir bu konu. Artık bunun bir kenara atılıp, tüm inananların, rahatça kutsal yerlere gidebilmesi teklifini bir Müslüman liderin öneriyor olması müthiş bir şey. Bir diğer teklif de &#8221;Üç büyük din liderlerinin işbirliğiyle, muhtelif dünya başkentlerinde bir konferanslar serisinin gerçekleşmesi.&#8221; Buna şimdiden ve hiç vakit kaybetmeden başlamak lazım. Katılımların, temsil konumunda geniş ve renkli olması, savaş ortamının yumuşamasına da yararlı olur. &#8221;Hıristiyan dünyasıyla öğrenci değişiminin ve Harran&#8217;da ilahiyat okulu veya üç dinin ihtiyaçlarını temin edebilecek bağımsız bir üniversite kurulması&#8221;düşüncesi ise yine tarihi bir teklif. Tüm bunların yaşanabilir bir dünya için çok önemli açılımlar getireceğine inanıyorum. Dilerim uygulama fırsatı bulunur.</p>
<p><strong>MG:</strong> Türkiye, dünyada daha önemli bir konuma gelebilir mi bu tekliflerin gerçekleşmesiyle?</p>
<p><strong>NÖ:</strong> Harran&#8217;daki projenin liderliğini biz yaparsak Türkiye&#8217;yi dediğiniz gibi çok önemli bir konuma getirir. Devleti kendi haline bıraksaydık bu türlü teklif ve projeler asla gündeme gelmezdi. Ben bu yaklaşımın tabandan geldiğini, yani Fethullah Gülen&#8217;in tabanın önemli temsilcilerinden olduğunu söylemek istiyorum. Birtakım insanlar dünya barışına katkıda bulunmuşsa, tabandan gelen iyi niyetli ve halisane taleplere devletler, hükümetler katkıda bulunmak zorunda hissederler kendilerini. Demokrasinin gereği de budur. Demokratik ve sivil toplum gelenekli talep bunlar. Bu açıdan da çok olumlu.</p>
<p><strong>MG:</strong> Sizce, Türkiye için ne anlam taşıyor bu teklifler?</p>
<p><strong>NÖ:</strong> Fethullah Gülen, sürekli devleti düşünen bir yaklaşım ortaya koyuyor. Bu tekliflerinde de böyle bir yön var. Türk devletinin yücelmesini düşünen bir yaklaşımdır bu. AB ve Hıristiyan aleminde Müslüman Türkiye&#8217;ye olumsuz bir tutum vardı. Tekrar ediyorum, bu tür bir girişim ve diyalog Türk devletinin lehinedir.</p>
<p><strong>MG:</strong> Yani Türk Devleti adına artı puan mı?</p>
<p><strong>NÖ:</strong> Tabii. Düşünün ki Papa, dini reddeden, &#8221;din, toplumunun afyonudur&#8221; felsefesini uygulayan komünist Küba&#8217;ya gidiyor. Castro, Papa&#8217;ya büyük bir itina gösteriyor ve çok şaşaalı karşılanıyor. Devletler üzerinde Papa&#8217;nın büyük bir etkisi vardır. Bu konumdaki Papa&#8217;nın, Sayın Fethullah Hoca ile görüşmesi, diğer Hıristiyan devletlere Türk devletiyle ilgili olumlu bir mesajın verilmesi anlamına gelir.</p>
<p><strong>MG:</strong> Bütün bunları bir tarafa koyup, Türkiye&#8217;ye dönmek istiyorum. Hâlâ sıkıntılar, önyargılar ve birbirimiz hakkında cehaletlerimiz kısmen de olsa sürüyor. Nedir diyalogun önündeki engeller?</p>
<p><strong>NÖ:</strong> En büyük engeli karşısındaki insanı tanımama ve bilmeme olarak görüyorum. Üstelik bilme ve tanıma gayretlerimiz de çok fazla değil. Tanımadığımız için &#8221;bakma sen şimdi onun öyle göründüğüne, aslında öyle değil o&#8230;&#8221; Bu tür saplantıları Türkiye&#8217;de şu iki grup arasında yoğun olarak görüyorum: İslam&#8217;ı referans alarak kendilerini tanımlayan radikal kesimler. Bunlar Sayın Gülen&#8217;in her faaliyetini karalıyorlar. Çünkü, bunlar geri kalmış, çağını yakalayamayan, hatta İslam&#8217;ın özünü kavrayamayan, fazla politize olmuş insanlardır. İkincisi ise, laik kesimden gelen bir reaksiyon. Hemen söyleyeyim ben de, laik kesim içinde yer alan bir bilim adamıyım. Fakat bu laik kesim içinde yer alan herkes gerçekten laikliği de biliyor değiller. Laikçilik oynayanlar var. Bunlar için her türlü inanç bir kenara atılmalıdır. İnancın toplum üzerinde olumlu fonksiyonu yoktur bunların nezdinde. Bence bunun sebebi, sosyoloji, din sosyolojisi ve felsefeden uzak olmalarıdır. Bunlar salt pozitivist ruhlu kişilerdir. Biraz din felsefesi, din sosyolojisi, tarih okusalar (iyi niyetli olduklarını varsayıyorum) bu önyargılarından kurtulabilirler. Bir parça da bunların ruhunda fazla militarizm var. Sosyal olayları değerlendirirken (din de bir sosyal olaydır), onu kendi doğasına uygun. Laik cephe içerisindeki fanatikler bu hataya düşüyor ve etüt etmeden yargılıyorlar. Bu da diyalogsuzluğumuzun bir diğer nedeni.</p>
<p><!-- START of joscomment --></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/pirlanta.wordpress.com/147/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/pirlanta.wordpress.com/147/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/pirlanta.wordpress.com/147/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/pirlanta.wordpress.com/147/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/pirlanta.wordpress.com/147/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/pirlanta.wordpress.com/147/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/pirlanta.wordpress.com/147/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/pirlanta.wordpress.com/147/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/pirlanta.wordpress.com/147/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/pirlanta.wordpress.com/147/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/pirlanta.wordpress.com/147/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/pirlanta.wordpress.com/147/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=pirlanta.wordpress.com&blog=1419640&post=147&subd=pirlanta&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://pirlanta.wordpress.com/2008/05/04/prof-dr-niyazi-oktemle-papa-gorusmesi-uzerine-roportaj/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/69037749af20f64ee10fb49bf3173423?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ceyhun</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.gyv.org.tr//images/content/20051229_nyz_ktm.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Diyalog Kapısını Kapatmama</title>
		<link>http://pirlanta.wordpress.com/2008/05/02/diyalog-kapisini-kapatmama/</link>
		<comments>http://pirlanta.wordpress.com/2008/05/02/diyalog-kapisini-kapatmama/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 May 2008 16:01:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gerçekler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dinler Arasi Dİyalog Hakkında Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Dinler Arası Diyalog]]></category>
		<category><![CDATA[diyalog]]></category>
		<category><![CDATA[diyalog kapısı]]></category>
		<category><![CDATA[diyalog kapısı kapatmama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://pirlanta.wordpress.com/?p=142</guid>
		<description><![CDATA[


 
 
 






Yazar M.Fethullah Gülen   


Bugün Allah&#8217;ın inayetiyle bu milleti oluşturan fertler, gruplar, cemaatler arasında çok tatlı bir diyalog başlamıştır. Bence bu diyaloğu sürdürmek, hattâ ilerlemesini sağlamak lazımdır. Bakın etrafınıza, dünyada takdir ettiğiniz, saygı duyduğunuz birçok insan var. Ve o insanlar dinsizliklerinde bizim içimizde dini kabul etmeyenlerden dinsizlik noktasında çok daha ileridir.
O zaman niçin dışarıda olanlara karşı [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=pirlanta.wordpress.com&blog=1419640&post=142&subd=pirlanta&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><table class="contentpaneopen" border="0">
<tbody>
<tr>
<td class="contentheading" width="100%"> </td>
<td class="buttonheading" width="100%" align="right"><a title="Yazdır" href="http://www.gencadam.net/index2.php?option=com_content&amp;task=view&amp;id=751&amp;pop=1&amp;page=0&amp;Itemid=1" target="_blank"></a> </td>
<td class="buttonheading" width="100%" align="right"><a title="E-posta" href="http://www.gencadam.net/index2.php?option=com_content&amp;task=emailform&amp;id=751&amp;itemid=1" target="_blank"></a> </td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table class="contentpaneopen" border="0">
<tbody>
<tr>
<td colspan="2" width="70%" align="left" valign="top"><span class="small"><span style="font-size:xx-small;color:#666666;">Yazar M.Fethullah Gülen </span></span>  </td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" valign="top"><img style="width:273px;height:197px;" src="http://tr.fgulen.com/images/stories/gallery9/26.jpg" border="0" alt="" width="273" height="197" align="right" /><span style="font-size:x-small;font-family:arial,helvetica,sans-serif;">Bugün Allah&#8217;ın inayetiyle bu milleti oluşturan fertler, gruplar, cemaatler arasında çok tatlı bir diyalog başlamıştır. Bence bu diyaloğu sürdürmek, hattâ ilerlemesini sağlamak lazımdır. Bakın etrafınıza, dünyada takdir ettiğiniz, saygı duyduğunuz birçok insan var. Ve o insanlar dinsizliklerinde bizim içimizde dini kabul etmeyenlerden dinsizlik noktasında çok daha ileridir.</span></p>
<p><span style="font-size:x-small;font-family:arial,helvetica,sans-serif;">O zaman niçin dışarıda olanlara karşı gösterdiğimiz müsamahayı içimizdekilere karşı göstermiyoruz? Veya daha doğru bir tabirle göstermeyeceğiz? Kaldı ki bu insanlar, 50-60 yıldan beri belli bir düşünceye kilitli kalmışlar. Devekuşu gibi başlarını kuma sokup etraflarını araştırma ihtiyacı bile hissetmemiş, arkasından gidip benimsediği görüşü en doğru&#8217; diye nitelendirmişler. Hele içlerinde bazıları hasbe&#8217;l-kader lider konumunda bulunmuş ve bu düşüncelerle halkın karşısına çıkmış, kitleleri yönlendirmişler. Şimdi dünyada gerçekleşen değişim rüzgârlarının ardından bu insanların, &#8217;sabite&#8217; haline gelmiş fikirlerinden birden bire vazgeçmeleri, aldattıkları yığınların karşısına çıkıp özür dilemeleri elbette mümkün değildir. Bu beşer tabiatına terstir. Onun için bu insanların meselâ, Bektaşiliği hecelemeleri, Allah, Peygamber demeleri bir merhale ve aşama olarak görülmelidir.</span><span style="font-size:x-small;font-family:arial,helvetica,sans-serif;">Evet, bizim dinamiklerimizden, bu dinamiklerin Allah tarafından te&#8217;yid görüp istikbal va&#8217;dettiğinden hiç şüphemiz yok. Zaten hiçbir zaman da olmadı. Yeter ki bu dinamikler temsilcileri tarafından arızasız ve kusursuz olarak temsil edilebilsin.</span></p>
<p><span style="font-size:x-small;font-family:arial,helvetica,sans-serif;">İşte içinde yaşadığımız zaman ve mekân diliminde bu diyalog imkânını Allah lütuf ve ihsan etmiştir. Öyleyse onu iradî olarak kapatmaya hakkımız yoktur.</span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/pirlanta.wordpress.com/142/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/pirlanta.wordpress.com/142/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/pirlanta.wordpress.com/142/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/pirlanta.wordpress.com/142/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/pirlanta.wordpress.com/142/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/pirlanta.wordpress.com/142/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/pirlanta.wordpress.com/142/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/pirlanta.wordpress.com/142/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/pirlanta.wordpress.com/142/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/pirlanta.wordpress.com/142/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/pirlanta.wordpress.com/142/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/pirlanta.wordpress.com/142/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=pirlanta.wordpress.com&blog=1419640&post=142&subd=pirlanta&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://pirlanta.wordpress.com/2008/05/02/diyalog-kapisini-kapatmama/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/69037749af20f64ee10fb49bf3173423?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ceyhun</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tr.fgulen.com/images/stories/gallery9/26.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Asr-ı Sadetten günümüze Diyalog &#8211; 4.Bölüm &#8211; Halifeler ve Osmanlı döneminde Diyalog</title>
		<link>http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/11/asr-i-sadetten-gunumuze-diyalog-4bolum-halifeler-ve-osmanli-doneminde-diyalog/</link>
		<comments>http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/11/asr-i-sadetten-gunumuze-diyalog-4bolum-halifeler-ve-osmanli-doneminde-diyalog/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 Aug 2007 12:03:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gerçekler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dinler Arasi Dİyalog Hakkında Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Dinler Arası Dİyalog Çalışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran Ve Sünnet Açısından Diyalog]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran Ve Sünnet Perspektifinde Diyalog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/11/asr-i-sadetten-gunumuze-diyalog-4bolum-halifeler-ve-osmanli-doneminde-diyalog/</guid>
		<description><![CDATA[


Yazar Prof.Dr.Davut Aydüz   


 


Kur’an-ı Kerime ve Efendimiz&#8217;e (sav) en bağlı insanlar olan ve Kur’anı Kerim&#8217;de Allah’ın, “Ben onlardan razıyım “ (41) dediği Ashab-ı Kiram’ın bu noktada farklı düşünmeleri hiç mümkün mü?
A) Dört Halife döneminde Diyalog

Gayrimüslimlerin kendi kültür ve dini inanışlarını devam ettirdikleri okullar, İslam idaresi altındada eğitimlerine devam etmişler ve buralardan başta patrikleri olmak üzere din [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=pirlanta.wordpress.com&blog=1419640&post=88&subd=pirlanta&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><table class="contentpaneopen" border="0">
<tbody>
<tr>
<td colspan="2" width="70%" align="left" valign="top"><span class="small"><span style="font-size:xx-small;color:#666666;">Yazar Prof.Dr.Davut Aydüz </span></span>  </td>
</tr>
<tr>
<td class="createdate" colspan="2" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" valign="top"><strong><img style="width:172px;height:184px;" src="http://img147.imageshack.us/img147/7673/daydzfi6.jpg" border="0" alt="" width="172" height="184" align="left" /></strong>Kur’an-ı Kerime ve Efendimiz&#8217;e (sav) en bağlı insanlar olan ve Kur’anı Kerim&#8217;de Allah’ın, “Ben onlardan razıyım “ (41) dediği Ashab-ı Kiram’ın bu noktada farklı düşünmeleri hiç mümkün mü?<strong><br />
A) Dört Halife döneminde Diyalog<br />
</strong><br />
Gayrimüslimlerin kendi kültür ve dini inanışlarını devam ettirdikleri okullar, İslam idaresi altındada eğitimlerine devam etmişler ve buralardan başta patrikleri olmak üzere din adamları yetiştirmişlerdir. İncelemelerimizde, Hristiyanlara karşı çıkarılan zorlayıcı emirnamelerin hiçbirisinde, onlara ait din okullarını denetim altına alıcı, kısıtlayıcı bir hükme rastlanmaz !Peygamberimizin vefatından sonra başlayan Fetih hareketleri ile birlikte ele geçirilen şehirlerin çoğu Sulh yoluyla ele geçirilmiş ve cizye ödemeleri şart koşularak gayrimüslimlere bir ahitname ile yükümlülükleri ve hakları sunulmuştur. Bu ahitnamelerde, fethedilen beldelerde faal olan kiliselerin yıkılmıyacağına dair garantiler bulunuyordu. Hatta Hz.Ömer, Kudüsün fethi üzerine gittiği bu şehirde, Patrik Sofranyus’un namazını büyük Kıyame (Bas) Kilisesinde kılması teklifini geri çevirmiş, şayet bu Kilisede namaz kılması halinde acaba ileride camiye çevrilir ve bir haksızlığıa vesile olurmuyum mülahazası çerçevesinde uygun görmemiştir. (42)Halife el-Velid b Andulmelik tarafından Dımeşk mescidinin genişletilmesi gayesiyle yıkılan Yohanna Kilisesiyle ilgili hatalı uygulma, Halife Ömer bin Abdulaziz tarafından düzeltilmiş, o kilisenin iadesi düşüncesi ile, Hristiyanlar buna Rıza göstermesede, kilise yerine yapılan caminin yıkılmasına karar vermiştir.<span id="more-88"></span></p>
<p>Miladi 3.Asırda yapılmış Tur dağındaki Sina Manastırı (St.Catherina Manastırı) , bugün bile ziyaretçilere sahib olması bakımından, İslami İdare tarafından korunmuş, sadece bir hatıra mahiyetinde küçük bir odası namaz kılınmak üzere düzenlenmiştir. Bunun ile birlikte, Filistin, Suriye, Ürdün, Mısır, Irak ve Anadolu coğrafyasında mevcut bazı manastırların XXI.Yüzyıla ulaşabilmiş olmalarını, İslamın farklı din mensublarına bakış açısını net bir ortaya koymaktadır. (43)</p>
<p>Emevi devletinin, Hristiyanların yoğun olarak yaşadığı Şam topraklarında, iktidara gelmesinden itibaren, Hristiyanların devlet kademelerinde geniş çerçevede istihdam edildikleri bilinmektedir. Bu husus Abbasiler dönemindede devam etmiştir. Onların bu hoşgörüsüne tahammül edemeyen kimseler olmasına rağmen uygulamalar devam etmiş ve Abbasi bürokrasi hayatında Vezirlik makamında bile pek çok Hristiyan görevlendirilmiştir. El-Maverdi, vezirlik görevini tefvid (karar) ve tenfiz (uygulama) olarak iki ana Gruba ayırmış ve tenfiz makamına bahse konu gayrimüslimlerin istihdam edileceğini belirtmiştir. İleriki asırlarda, tefvid makamında bulunduklarıda olmuştur. Özellikle ilk Hicri 5 Asırda kurulan devletlerin değişik alanlarında, Köy Reisliği (Mevazit) , Cehbez, Katib, Tabip, Divan-ül Ceyş başkanlığı, Kahramane (özel vekil) , Hazinulfüruş, Zimam, Sahibüş- Şurta gibi vazifelerde görevlendirilimişlerdir. Özellikle sarayda görev yapan Tabipler, ailenin bir bireyi olarak izinsiz Halife ve yakınlarının odalarına girebilmişler ve ibadetlerini de yine sarayda yapabilmişlerdir. Emevi Sarayında önemli bir yeri olan Saray Şairliğine getirildikleri gibi, Abbasiler döneminde de yine Hristiyan Şairler Saraya gelerek eserlerini sunmuşlardır. (44)</p>
<p>Hulefayi Raşidin döneminde, zımmi statüsü aynı Efendimiz (SAV) döneminde olduğu üzere devam etmiş, hatta Hz.Ömer kendi döneminde gerçekleştirilen Fetihlerde, ele geçirilen insanları esir statüsünde değil, direkt zımmi statüsüne tabi tutup büyük bir insaniyetperverlik göstermiştir. Demek cizye, Hristiyanları ezmek için değil onları korumak için alınan bir katılım payı olduğunu bizzet Thımas W.Arnold kabullenmektedir. (45)</p>
<p>Tüm bunlarla beraber, ilk Fetih hareketleri sırasında Bizanslıların İslam ordularını geri püskirtmek amacı ile saldırı düzenledikleri sırada, korumayı yerine getiremiyeceklerini anlayan Müslümanlar (o bölgenin Müslüman Valisi) , Ehli Kitabtan topladıkları vergileri geri iade etmiş ve bu davranış bölge halkında derin tesirler bırakmıştır. Bu konuya en güzel örnek, Şam Valisi Ubeyde bin Cerrah’ın, bahse konu Bizansın saldırısı karşısında, daha güçlü bir Ordu ile geri döneceği ana kadar geçici olarak Şamı terk edeceği sırada, Hristiyanların Liderini yanına çağırtıp, topladığı cizyeyi iade etmesidir. Bunun üzerine, Şamda bulunan ve vergilerini iade alan Hristiyanlar, Bizanslıların Hristiyan olmasına karşın, Müslüman bir idarenin başlarına tekrar geri gelmesi için, Manastıra kapanmış ve tekrar Müslümanların raiyetine girmek için dua etmişlerdir. (46)</p>
<p>Hz.Ali’nin:” Zimmet akdi, malları mallarımız, kanları kanlarımız olsun diye akdedilir“ yaklaşımı, Zımmilerin İslamiyetteki konumuna açıklık getirmiştir. (47)</p>
<p>Hz.Ömer’in yaşlı bir zımmiye söylediği:” gençliğinde senden cizye alıp, ihtiyarlığında seni terk etmek olmaz “ sözü meşhurdur. Yine Hz.Ömer’in cüzzamlı Cabiye Hristiyanlarına zekat gelirlerinden pay ayırdığı ve kendilerine yardımcı olduğu da bilnmektedir. (48)</p>
<p><strong>B) Türk-İslam devletlerinde ve Osmanlıda Diyalog </strong></p>
<p>Türk-İslam Devletleri, Müslüman olmayanlara karşı iyi niyetli ve müsamahalı davranmış, onların dini değerlerine karşı saygılı olmuş ve bunu yaparkende insani bir vazifeninde ötesinde, İslam dinini referans almışlardır.</p>
<p>İslam Hukukçuları, dünyayı Dar-ul İslam ve Dar-ul Harb olarak ikiye ayırmasına karşın, kendilerine İslamın kaidesi olan Dar-ul Sulh yolunu seçmişerdir. Bu düşünce sayesinde, Osmanlı sınırları içinde bulunan Müslüman olsun veya olmasın insanlar, aynı İdare altında asırlarca barış ve huzur içinde yaşayabilmişlerdir.</p>
<p>Peygamberimizin ihdas ettiği geleneğe göre Adalet karşısında, Devlet Başkanıda “kanun üstü “ bir konumda değil, sıradan bir vatandaş gibi muamele görmeyi gerektirmiştir. Dünya tarihi, o zamandan itibaren sıradan bir tebaanın, hatta bir gayri müslimin bile, Hükümdarı mahkemeye verebildiğini göstermektedir. Fatih Sultan Mehmed’in, bir Hristiyan Rum tarafından dava edilip, mahkum olmasına başka nasıl izah edebiliririz? (49)</p>
<p>Yine Osmanlı Döneminde, gayrimüslimlerin kendi Kanunlarını (Hukuklarını) , Müslüman otoritelerin müdahelesi olmadan kendi Hakimleri tarafından karar verdiklerine ve bu kararları uygulamayı, mevcut Hükümetin kendine mecbur ettiğine şahit olmaktayız. (50)</p>
<p>Ermeni ve Gürcü Kaynaklarda, “Melikşah’ ın, bütün Hristiyanlara karşı şefkatle dolu olduğunu, geçtiği memleket halklarında bir Baba gibi davrandığını ve buna istinaden bir çok ülkelerin, kendi istekleriyle onun idaresine girdiklerini, ölümünde cenazesinde Müslümanların yanında Hristiyanlarında katıldığını nakletmektedir. (51)</p>
<p>1071 yılından sonra Anadolu’da yaşamaya başlayan Selçuklu Türkleri, Hristiyanların mal, can emniyetlerini de azami derecede korumuş,12.Yüzyılda Erzurum, Erzincan gibi Anadolu şehirlerini ticaret maksadıyla dolaşan Latin tüccarların ibadetleri için bile özel kiliseler yapılmıştı. Selçuklu sultanlarının birçoğu, buraları ziyaret edip, rahiplere bağışlarda bulunur ve manastırlardan vergileri kaldırmışlardır. Bu müsamaha anlayışı, Türklerin İslam ile tanışmalarından öncede vardı. (52)</p>
<p>600 yıl Dünya siyasetine yön vermiş olan Osmanlı Devlet-i Aliyesi, bugün hemen her ülkenin yakından ilgisini çekmekte ve özellikle çokuluslu devletlerin bir tecrübe kaynağı olarak müracaat kaynağı olmaktadır. Bunun nedeni, sadece Avrupa, Asya ve Afrika’da sahip olduğu geniş stratejik topraklar değil, aynı zamanda Doğu Roma gibi bir devletin varisi olarak yönetiminde çok farklı milletleri ve dinleri bir araya getirmesidir. Aslında Osmanlı Devletinin 624 yıllık bir ömre sahip olmasında, Türk ve Müslüman olmayan bu nüfusun önemli bir katkısı vardır. Osmanlının, bahse konu farklı dine sahip bu milletlere uyguladıkları Adil ve Hoşgörülü yönetim, Rumeli topraklarında Osmanlıların beklendiğinden daha fazla yayılmalarına ve kalmalarına zemin hazırlamıştır. Nitekim, İspanya ‘da baskı altında kalan Yahudilerin, Osmanlı topraklarına getirilerek koruma altına alınması ve yerleştirilmesi, ülkelerdeki gayrimüslimlere hoşgörünün ve güçlü bir devlete tabi olmanın avantajını hissettirmiş ve Osmanlıya bağlılıklarını artırmıştır. (53)</p>
<p>Osmanlı İdaresi, vatandaşı bulunan gayrimüslimlerin sadece dini ve örfi eğitimlerine hürriyet getirmemiş, aynı zamanda onların ekonomik bakımından da refah düzeyi yüksek bir yaşantıya sahip olmalarını hedeflemişti. Bunun için, Hristiyanlar çalışmıyor ve Alış-veriş yapmıyorlar diye, Pazar gününe denk gelen semt pazarının gününü, başka bir gün ile değiştirmek suretiyle mağdur olmalarını engellemeye çalışmışardı (54) Aynı zamanda evlilik akdi, boşanma, çeyiz, mehir, nafaka gibi bugün için özel Hukuka dahil konularda, gayrimüslimler tamamen özerk bırakılmıştı. (55)</p>
<p>Bu alana ilişkin hukuki davaları kendi cemaat mahkemeleri bakardı.. Ancak, bu konulardaki problemleri isterlerse İslami mahkemelere götürebiliyorlardı. Aynı cemaate mensub kişiler arasındaki davalar ise, ilgili cemaat başkanları tarafından çözülemezse, şer’i mahkemlere getirilirdi. Ancak, Şeriyye sicillerinden, zımmilerin özel Hukuka ait davalarını ve noter işlerini tercihen, Kadı önüne getirdiklerini görüyoruz. Dini şefler veya cemaat mahkemeleri tarafından verilen hükümler, onlar adına devlet tarafından infaz ve icra olunurdu. (56)</p>
<p>Burdan da rahatlıkla ifade edebilirizki, Osmanlı Milletler Sisteminin yapısı, sadece dini ve ırki değil,daha çok Sivil ve Hukuki bir çoğulculuğa dayanmaktadır. (57)</p>
<p>Osmanlı Kurucusu Osman Bey, uygulamalarında ve verdiği kararlarda Hrıstiyanların dini haklarına dokunmamış ve ilk Osmanlı Hükümdarlarıda, çeşitli memuriyetlere ve zaman zaman Komutanlık makamına Hristiyanlardan seçmiştir. Fatih Sultan Mehmet, 29 Mayıs 1453 ‘de İstanbul’a girdiğinde, halk Ayasofya’da ayin yapmakta ve korku içinde beklemekteyken, Fatih, rahib’i yanına çağırtarak: ” Evlerine dönmelerini, herkesin can,mal ve namusunun emniyette olduğunu, iş ve sanatlarına devam etmelerini” istedi. Fatih,bu vesile ile Ortodoks Rumları yeniden teşkilatlandırdı ve patriklik makamına kendi örf ve adetlerine göre , Georgios (Kortesios) Skolarios (Gennadios) ‘un yeni bir patrik olarak seçilmesini sağladı. Bu kişi, Türk hakimiyeti altındaki ilk Patrik olmuştur. Seçimden sonra yemeğe davet edilen yeni Patriği karşılamaya yaşlı vezirlerini gönderen Fatih, uzun sohbetten sonra, dini idare ve mezheb işlerinde ona haklar takdim etmiştir. “Millet başı” ünvanınıda vererek, onu bütün dindaşlarının meseleleri üzerinde yetkili kılmış, hürmetkar bir şekilde sarayın kapısına kadar uğurlamış, beyaz bir ata bindirmiş ve bir hükümdar gibi uğurlamak üzere bütün Saray erkanına ve Devlet Umerasına emir vermiştir.<br />
Fatih, daha sonra Patriğe birde ferman (berat) vermiştir. Bu fermanda kısaca, patrik ve büyük papazların rahatsız edilmiyeceği, genel hizmetlerden (vergi vb.) muaf tutulacağı, Kiliselerinin camiye çevrilmiyeceği, dini ayinlerin serbest kalacağı, Nikah-cenaze işlemleri ve törenlerinin eskisi gibi yapılabilineceği, Patriğin statüsünün Vezir statüsünde kabul edileceği, kendilerine bir de “Muhafız Birliği” verileceği, şeklindedir. Din imtiyazları denebilecek olan bu haklara, Fatih’ten sonraki Padişahlar bir takım ilaveler yaparak, genellikle sadık kalmışlardır.<br />
Kanuni Sultan Süleyman, Fransa Kralı F.François’un, Kudüsteki bir kilisenin camiye çevrilmesi sebebiyle yazdığı rica mektubuna gönderdiği cevapta, önceki imtiyazların devam edeceğini belirtmiştir. (58)</p>
<p>Kanuninin çağdaşı olan ve Protestanlığın Kurucusu Martin Luther bile, muvakkat bir kadirşinaslık ile:” Türkler gelip de Almanya’da adilane idarelerini acaba kuramazlar mı? ” düşüncesinde olduğu bilinmektedir. (59)</p>
<p>Avrupa Devletlerinde azınlıkların zor bir hayat yaşadığını gören Voltaire (Volter) Türkiye’deki azınlıklar hakkında şunları yazmak zorunda kalmıştır: “Küçük dünyamızdan çıkalım ve Kıtanın kalan kısmını inceleyelim, Türkler, çeşitli dinlere mensub yirmi milleti huzur içinde yaşatıyor, İstanbul’da 200 bin Rum güven içinde, demek oluyorki, Osmanlı İdaresi, gayrimüslimlere tam bir hürriyet ve adalet sağlamıştır” (60)</p>
<p>Devletin sağladığı tam hürriyet ve uyguladığı adalet sebebiyle gayrimüslimlerin ruhani liderleri bizzat kendileri Devlet-i Aliye’ye şükranlarını sunmuşlardı. Mesela, “Patrik-i İstanbul-ı Rum ve Asitane’de mukim Cemaat Metroplidan” imza ve mührünü taşıyan belge, bunlardan bir tanesidir. İspanya Kralı Ferdinant’ın, Yahudileri yok etmek istemesi üzerine Sultan II.Beyazid, onu kınamış ve bir kanun çıkararak onları Türkiye’ye getirtmiştir. (61)</p>
<p>Sırp Kralı Brankoviç‘in Macar İmparatoruna yazdığı:” Osmanlı bizi güneyden, siz de kuzeyden sıkıştırıyorsunuz. Biz Hristiyan olan sizlere itaat etmek istiyoruz. Acaba Ortodoks kiliseleri hususunda nasıl muamelede bulunacaksınız? ” sorusuna verdiği şu ilginç cevab enteresandır:” Bütün Ortodoks Kiliseleri yıkılacak, yerine yeni Kiliseler inşa edilecektir”. Bunun üzerine aynı heyet Fatih Sultan Mehmet’e gönderilmiş ve Fatih’in cevabı şu şekilde olmuştur: “Herkes kendi halkına, kendi mabedinde ibadet etmeye devam edecektir “ Evet, eğer bugün Kumkapıda, özellikle cumartesi ve pazar günleri çan sesleri duyulurken, ikindi namazında Allahu Ekber sesleri ile işitiliyorsa, eğer Mihrimah Sultan Camii’nin hemen yanında Kilise inşasına müsaade edilmişse, bu Hoşgörü ve Müsamaha Ruhunun önemli bir tezahürü değilde nedir? Gayrimüslimlere, Osmanlı Devletinde sadrazamlık, valilik, sancakbeylik, ve belli yerlerde kadılık ve devlet başkanlığı dışında bütün görevlerin verilmiş olmasını nasıl izah edebiliriz? (62)</p>
<p>41 Tevbe Suresi,100<br />
42 El-Akkad, el-Abkariyyatül_ İslamiye, Beyrut 1968,<br />
427- 428; Muhammed Hüseyin Heykel, el-Faruku Ömer,<br />
Kahire 1963-1964, I, 258-260<br />
43 Levent Öztürk, Asrı Sadetten Haçlı seferlerine kadar İslam<br />
Toplumu Hristiyanları, s.118-119<br />
44 Levent Öztürk, İslam toplumunda hristiyanlara gösterilen<br />
Hoşgörü örnekleri, Sakarya Üni. İlahiyat Fak. Dergisi,<br />
4/2001, s 25-37<br />
45 Thomas W.Arnold, The Preaching of İslam, London<br />
1913, s.60-61<br />
46 Ebu Yusuf, Kitabu’l – Harac, s.139; Belazuri, Futuhul<br />
Bulhan, s187<br />
47 Serahsi, Şerhu Siyeri’l Kebir, III,250.<br />
48 İbn kayyim, Ahkam, I,38; İbn Sa’d, et-Tabakatül Kübra,<br />
Beyrut 1957-1960, I,380.<br />
49 Hamidullah, el-Vesaik, s.83<br />
50 Hamidullah, el-Vesaik, s.66-72<br />
51 Osman Turan, Türk Cihan hakimiyeti mefkuresi tarihi,<br />
İst.1979,I, sy.288-289<br />
52 I.Goldheizer, İslam Ansiklopedisi, Ehlü’l Kitab md.<br />
53 Yusuf Halaçoğlu, “Osmanlı Devletinde Gayrimüslim Vakıf<br />
ve Dini Teşekküllerin Statüsü”, Osmanlıda Hoşgörü ve<br />
Birlikte Yaşam Sanatı, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı yay,<br />
İst. 2000, s 127-129<br />
54 Ziya Kazıcı, “Osmanlı Devletinde Hoşgörü”,<br />
İst.Büyükşehir Belediyesi, 7-8 Mart 1998, İst. S.110-113<br />
55 Fındıkoğlu, Fahri, Hukuk Sosyolojisi, İÜY, İst. 1958,<br />
III/55<br />
56 Türk Dünya Araştırmalar Vakfı, Şeriyye Sicilleri,<br />
İst.,1989, II/ 56-57; Bozkurt, Gülnihal, Gayrimüslim<br />
Osmanlı Vatandaşlarının Hukuki durumu, TTKY,<br />
Ank.,1989, s.23-24<br />
57 Bulaç; Ali, İslam ve Fanatizm, İst., 1993, s.86-88<br />
58 Süreyye Şahin, Fener Patrikhanesi ve Türkiye, İst. 1980,<br />
s.48<br />
59 Tarih.III, Türk Tarih Tetkik Cemiyeti, Yeni ve Yakın<br />
Zamanlarda Türk Tarihi, İst.1931, s.52<br />
60 E.A.Murat, Milli Işık, Sayı.1, s.31<br />
61 M. Süreyya Şahin, “Osmanlı Devleti’nin hristiyanlarla<br />
Münasebetleri”, Asrımızda Hristiyan-Müslüman<br />
münasebetleri, İSAV, İst. 1993, s.111-120<br />
62 Ahmet Akgündüz, “Osmanlı Devletinde Barış ve<br />
Hoşgörünün Hukuki Temelleri”, Osmanlıda Hoşgörü<br />
birlikte Yaşama Sanatı, Gazeteciler ve yazarlar Vakfı<br />
yay., İst. 2000, s.64-73</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/pirlanta.wordpress.com/88/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/pirlanta.wordpress.com/88/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/pirlanta.wordpress.com/88/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/pirlanta.wordpress.com/88/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/pirlanta.wordpress.com/88/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/pirlanta.wordpress.com/88/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/pirlanta.wordpress.com/88/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/pirlanta.wordpress.com/88/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/pirlanta.wordpress.com/88/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/pirlanta.wordpress.com/88/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/pirlanta.wordpress.com/88/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/pirlanta.wordpress.com/88/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=pirlanta.wordpress.com&blog=1419640&post=88&subd=pirlanta&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/11/asr-i-sadetten-gunumuze-diyalog-4bolum-halifeler-ve-osmanli-doneminde-diyalog/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/69037749af20f64ee10fb49bf3173423?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ceyhun</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://img147.imageshack.us/img147/7673/daydzfi6.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Hoşgörü Ortam ve Atmosferini Sürekli Kılma</title>
		<link>http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/10/hosgoru-ortam-ve-atmosferini-surekli-kilma/</link>
		<comments>http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/10/hosgoru-ortam-ve-atmosferini-surekli-kilma/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Aug 2007 11:39:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gerçekler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dinler Arasi Dİyalog Hakkında Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[M.Fethullah Gülen Hocaefendi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/10/hosgoru-ortam-ve-atmosferini-surekli-kilma/</guid>
		<description><![CDATA[


Yazar M.Fethullah Gülen   


Türkiye&#8217;de hoşgörüyle alâkalı çıkışın, dünyada İslâmiyet&#8217;e karşı beslenen ve yaygınlaştırılan antipatiyi yer yer kırdığı ve inşaallah büyük ölçüde kıracağı müşahade ediliyor. Bu misyonu devam ettirme adına nasıl davranmalıyız?Biz yitirdiğimiz cennetimizle beraber bir kısım millî hasletlerimizi de kaybettik. İlim, araştırma, çalışma, çalışmada usul, mesainin tanzimi, birbirimize yardımcı olma, kâinat kitabını okuma gibi hususlar, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=pirlanta.wordpress.com&blog=1419640&post=86&subd=pirlanta&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><table class="contentpaneopen" border="0">
<tbody>
<tr>
<td colspan="2" width="70%" align="left" valign="top"><span class="small"><span style="font-size:xx-small;color:#666666;">Yazar M.Fethullah Gülen </span></span>  </td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" valign="top"><img style="width:295px;height:206px;" src="http://tr.fgulen.com/images/stories/gallery6/08.jpg" border="0" alt="" width="295" height="206" align="right" />Türkiye&#8217;de hoşgörüyle alâkalı çıkışın, dünyada İslâmiyet&#8217;e karşı beslenen ve yaygınlaştırılan antipatiyi yer yer kırdığı ve inşaallah büyük ölçüde kıracağı müşahade ediliyor. Bu misyonu devam ettirme adına nasıl davranmalıyız?Biz yitirdiğimiz cennetimizle beraber bir kısım millî hasletlerimizi de kaybettik. İlim, araştırma, çalışma, çalışmada usul, mesainin tanzimi, birbirimize yardımcı olma, kâinat kitabını okuma gibi hususlar, bizim yitirilmiş cennetle beraber kaybettiğimiz vasıflardan bazıları. Yitirilmiş onca şeyin en önemlilerinden biri belki de en birincisi ve en önemlisi, Türkçe&#8217;mizde enfes bir kelimeyle ifade edilen hoşgörümüzdür. Müsamaha da diyebileceğimiz bu kelimeden biz insanları biraz daha engince kucaklama, sımsıcak karşılama, kusurlarını görmeme ve hep affedici olma mânâlarını anlarız. Dıştan dilimize giren tolerans kelimesine gelince, hoşumuza gitmeyen hususları vicdan ve iman enginliği ve sîne genişliği içinde tolere veya duyguların gücüyle hazmetme demektir ki, aynı olmasa da birbirine yakın sayılırlar. Diğer bir yaklaşımla hoşgörü herkesi kendi konumunda kabul etme; kendi konumunda kabul ettiğimiz herkese bağrını açma; herkesi kucaklama ve Yunus&#8217;un ifadesiyle, Yaradan&#8217;dan ötürü yaratılanı sevme&#8217;dir ki zaten herkese sevgiyle açılma da bir mü&#8217;min sıfatıdır.<span id="more-86"></span></p>
<p>Allah (c.c), kâinatı sevgi üzerine yaratmıştır. Sevgi, varlığın sebebi, özü ve varlıkları birbirine bağlayan en güçlü bir bağdır. Kâinat içinde her şey Allah&#8217;ın sanatıdır. Öyleyse eğer siz, Allah&#8217;ın sanatı olan insanlara sevgiyle yaklaşmazsanız, Allah&#8217;ı, Allah&#8217;ı sevenleri ve Allah&#8217;ın sevdiklerini rencide etmiş olursunuz. Meselâ, Picasso gibi bir ressamın resmine karşı hem Picasso&#8217;yu, hem de onu sevenleri rencide etmiş oluruz. Yine, meselâ el-Hamra Sarayının mütenahiden nâmütenahiye, yani sonludan sonsuza açılışını çizgi çizgi ifade eden nakışları karşısında lâkayt kalırsanız o sanata ve onun sanatkârına karşı saygısızlıkta bulunmuş olursunuz. Aynen onun gibi, bu kâinat her yanıyla baş döndürücü güzellikleri, debdebe ve ihtişamı ile nakış nakış Allah&#8217;ın sanatıdır. Bu açıdan, insan da, hayvan da diğer canlılar da, hattâ cansızlar da, sevgiyle kucaklayıp bağrımıza basmaya değer mahiyette yaratılmıştır. Onlara karşı alâkasızlık ya da hafife alma, dolayısıyla Sanatkâr&#8217;a karşı bir alâkasızlık ve Sanatkâr&#8217;ı hor ve küçük görme demektir. Oysa, bizim varlığa ve diğer insanlara yaklaşımımız, yaratılanı Yaradan&#8217;dan dolayı sevme esasına dayanır. Dolayısıyla, eğer Müslümanlar olarak karşımızdakilere kılıçtan, kalkandan, öldürmeden, kesmeden bahsediyor ve bu şekilde onlarla aramızda uçurumlar meydana getiriyorsak, evet eğer böyle bir şey olmuşsa, biz temelde kendi çizgimizden kaymışız demektir.</p>
<p>Ancak şükranla yad etmeliyiz ki yitirilmiş cennetin emarelerinin zuhur ettiği şu günlerde, kaybettiğimiz diğer vasıflarla beraber hoşgörüyü de yeniden bulur gibi olduk ya da İslâm&#8217;ın ruhunda olan, Hz. Muhammed (s.a.s.) vasıtasıyla Kur&#8217;ân&#8217;da bize anlatılan hoşgörüyü, diğer vasıflar gibi yeniden bir kere daha keşfediyoruz.</p>
<p>Allah (c.c), hoşgörü konusunda yeniden var olma turnikesindeki bu topluluğu öne çıkardı ve ilâhî takdir onları, hoşgörüyü canlandırmaları için âdeta sahneye sürdü. Neticede de çok önemli bir hüsn-ü kabul meydana geldi. Ortaya konan müesseselerle birlikte, ferd ferd ve külliyyen Türkiye içinde ve dışında verilen hizmetler de dünya insanları ve hususiyle de bizim insanımız için bir cazibe merkezi, bir hareket haline geldi. Her şeyden evvel bu, şunu gösteriyor: Kur&#8217;ân&#8217;ı Kerim bir âyette, &#8216;İnsanlar iman eder ve salih amel yaparsa (yani davranışları da sıhhatli olursa) Allah onlar için hüsn-ü kabul, sevgi vaz&#8217;eder (onları başkalarına sevdirir ve kabûl ettirir.)&#8217; buyrulmaktadır. Yani, netice itibarıyla, gök ehli ve yer ehli onları sever. Bir hadiste de ifade edildiği gibi, Allah sevdiği insanları gök ehline söyler ve onları sevmelerini ister. Onları gökteki melekler sevince, bu sefer gök ehliyle beraber yerdeki insanlar da sever.</p>
<p>İkinci husus, bu tohumda, çekirdek halinde temsil edilen hoşgörünün neşv ü nemâ bulmasıydı. Bu da, gönüllerde yaşanan bu duygunun mevsimi gelince tomurcuk gibi açılmasıydı. Bunun için, sebepler plânında gazetelerin, televizyonun, dergilerin, vakıfların vs. bu sürece destek vermeleri gerekiyordu ve oldu. Bütün bunlar birer küçük vesile ve bahane olarak bizim sertliğimizi, yol-yöntem bilmezliğimizi kırdı ve içimizdeki sevgi nüvelerini inkişaf ettirdi ve hoşgörüyü dışarı çıkardı. Böylece, biz de bu &#8216;bahar&#8217; mevsiminde herkese kucak açtık ki bu da, gökteki hüsn-ü kabule yerin ses vermesiydi. Başka bir tabirle, yerdeki bu sesin gökteki hüsn-ü kabulden gelmesiydi.</p>
<p>Ve gökteki hüsn-ü kabul, yerde de ses getirdi. Bu ses getirmenin emareleri ortadadır. Gidilen her yerde kabul adına kapıların ardına kadar açılması; yetmiş küsur sene ateizmin, komünizmin insafsız paletleri altında düşünceleri, duyguları dümdüz olmuş ülkelerde bile açılan okullara minnetle, şükranla mukabele edilmesi ve &#8216;Allah için gelin ve gelirken o tertemiz duygu ve düşüncelerinizi de beraberinizde getirin&#8217; demeleri, bunun en açık işaretleridir. Bu açıdan, hoşgörüde belli bir mesafe aldığımız her zaman söylenebilir. Öyle ki, hoşgörü mevsimi başladıktan sonra, Türkiye&#8217;de bir yerde Gazi Osman Paşa hadiseleri sahnelendirildi. Böyle bir hadisenin patlamasında esas unsur teşkil edebilecek belli bir anlayış harekete geçti ve hoşgörü dinamitlenmek istendi. Ancak senelerden beri ayrı görülen ve gösterilen taraflar basiretli davrandı, o badireyi de atlattılar.</p>
<p>Zannediyorum bundan sonra da sahneye binbir türlü oyun sürecek ve umumî huzuru bozmaya çalışacaklar. Ancak biz, başlamış olan bu süreci sonuna kadar götürmeye kararlı olmalıyız; kararlıyız ve Kur&#8217;ân&#8217;ın yol gösterdiği şekilde hareket etmek mecburiyetindeyiz. Evet O diyor ki: &#8216;(Rahman&#8217;ın kulları) boş sözlerle karşılaştıklarında vakar ile oradan geçer giderler.&#8217; Herkes, hareketleriyle kendi karakterini aksettirir. Kâmil insanlara düşen, müsamahalı davranmaktır. Birilerinin Kur&#8217;ân&#8217;la alay etmesi; namazı, orucu hafife alması, iffetle alay etmesi, kendi üslûbunu ve karakterini ele verir. Ama mü&#8217;minler olarak biz, alaycı ve saldırganlara karşı bile olsa, saldırgan ve alaycı bir tavır içinde olamayız, alaya alayla, saldırganlığa saldırganlıkla karşılık veremeyiz.</p>
<p>Yine bir âyet-i kerimede: &#8216;(Ey Habibim!) İman edenlere söyle: Allah&#8217;a kavuşup, yaptıkları her şeyin hesabını vereceklerine inanmayanlara karşı daha müsamahalı olup, onları bağışlasınlar.&#8217; buyurulur. Bu aslında, sizin de vicdanınızın sesidir.. evet siz, âmâ bir insanı gördüğünüz zaman, tekme vurup onu döver misiniz, yoksa elinden tutup yol mu gösterirsiniz?</p>
<p>Bu itibarla, geleceğin fikir işçilerine düşen vazife, toplum içinde yaşanan değişik çarpıklıklara yeniden ahenk kazandırmak, Türkiye&#8217;de bozulmak istenen ahengi korumak, nâhoş görünen her şeyi basiretle karşılamak, &#8216;Huz mâ safâ, da&#8217; mâ keder: Temiz ve hoşa giden şeyleri al, hoşa gitmeyen bulanık şeyleri terk et.&#8217; sözünde olduğu gibi, hoşa gitmeyen şeylere karşı lâkayt kalıp, herhangi bir hadiseye, kavgaya, gürültüye sebebiyet vermemektir.</p>
<p>Eğer bu hali bundan sonra da devam ettirebilirsek, çok kısa zaman içinde şu anda varılmış olan noktadan daha ötelere ulaşmamız mukadderdir. Elbette ki, bu ahengi bozmak için dıştan ve içten pek çok menfi teşebbüs olacaktır. Ama biz, hoşgörünün devamı için ölüp ölüp dirilecek ve bunu bozdurmamaya çalışacağız. Her yerde tufan tufan sevgi soluklayacak, sevgi ile insanların gönüllerine ve gözlerine akmaya bakacak, herkesi gerçekten sevgi ile kucaklayacak ve inşaallah 21. asra, hoşgörü asrı dedirteceğiz. Bu konuda öyle bir hırsımız var ki, böyle bir iki seneye razı olacak değiliz; biz biri-iki asrı, hattâ kıyamete kadar gelecek bütün asırları hoşgörü asırları haline getirmeye karar vermişiz ve bu yoldan dönme niyetinde de değiliz.</p>
<p>Prizma</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/pirlanta.wordpress.com/86/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/pirlanta.wordpress.com/86/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/pirlanta.wordpress.com/86/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/pirlanta.wordpress.com/86/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/pirlanta.wordpress.com/86/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/pirlanta.wordpress.com/86/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/pirlanta.wordpress.com/86/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/pirlanta.wordpress.com/86/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/pirlanta.wordpress.com/86/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/pirlanta.wordpress.com/86/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/pirlanta.wordpress.com/86/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/pirlanta.wordpress.com/86/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=pirlanta.wordpress.com&blog=1419640&post=86&subd=pirlanta&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/10/hosgoru-ortam-ve-atmosferini-surekli-kilma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/69037749af20f64ee10fb49bf3173423?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ceyhun</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tr.fgulen.com/images/stories/gallery6/08.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>İmam-ı Rabbani Diyaloğa karşımıydı ? (163.Mektubun tahlili)</title>
		<link>http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/07/imam-i-rabbani-diyaloga-karsimiydi-163mektubun-tahlili/</link>
		<comments>http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/07/imam-i-rabbani-diyaloga-karsimiydi-163mektubun-tahlili/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Aug 2007 17:34:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gerçekler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dinler Arasi Dİyalog Hakkında Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Dinler Arası Dİyalog Çalışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran Ve Sünnet Açısından Diyalog]]></category>
		<category><![CDATA[Soru-Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[DİYALOG Hakkında Sorulan Sorular]]></category>
		<category><![CDATA[Serbest Kürsü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/07/imam-i-rabbani-diyaloga-karsimiydi-163mektubun-tahlili/</guid>
		<description><![CDATA[SORU :  İmamı Rabbani Hazretleri , Mektubat isimli eserinin 163.Mektubunda Kafirler ile “….konuşmak, görüşmek de, onlara kıymet vermek olur” diyerek Kafirlerle konuşmayı bile doğru bulmamaktadır. Halbuki , siz Diyalog diyor ve  İmamı Rabbani gibi bir Zat-ı bile hafife alıyorsunuz….. İmamı Rabbani ayrıca , “Kâfirler, papazlar vâsıtası ile yapılan düâları Allahü teâlâ hiçbir zemân kabûl etmez.” [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=pirlanta.wordpress.com&blog=1419640&post=73&subd=pirlanta&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><span><strong>SORU :  </strong></span>İmamı Rabbani Hazretleri , Mektubat isimli eserinin 163.Mektubunda Kafirler ile “….konuşmak, görüşmek de, onlara kıymet vermek olur” diyerek Kafirlerle konuşmayı bile doğru bulmamaktadır. Halbuki , siz Diyalog diyor ve  İmamı Rabbani gibi bir Zat-ı bile hafife alıyorsunuz….. İmamı Rabbani ayrıca , “Kâfirler, papazlar vâsıtası ile yapılan düâları Allahü teâlâ hiçbir zemân kabûl etmez.” Derken , siz İftara davet ediyor ve onlara dua ettiriyorsunuz….<br />
<strong>El-CEVAB :</strong><br />
İmam-ı Rabbani Hazretleri , Hicri bininci yılın Müceddidi Bir Kutubtur. Kendisinin bu yöndeki tesbitleri elhak doğrudur , bizim gibi “küçük” insanların bu konuda İmam-ı Rabbani gibi büyük insanlardan öğrenecekleri çok şeyler vardır , yeter ki bu Büyük Zatları doğru anlıyalım:<br />
Bahse konu 163.Mektub’un Ana Başlığı :” <strong>İslâm ile küfrün birbirinin zıddı, tersi olduğunu, İslâm düşmânlarını sevmemeği bildirmekdedir” </strong>şeklinde  başlamaktadır. Dolaysıyla mektubun içeriğini birazdan tahlil edeceğimiz üzere , Kafirler’in tümü değil , onlar  içinde İslama açıktan saldıran ve düşmanlık izhar eden , İslamı alay konusu yapan, Müslümanlara zulmeden Kafirlerin kast edildiğini rahatlıkla anlıyabiliriz :<br />
İzninizle <strong>163.Mektubtan bazı paragrafları</strong> birlikte inceliyelim :<span id="more-73"></span><br />
1-) <em>“Kur’ân-ı kerîmde, Tevbe sûresinin yetmişüçüncü âyetinde meâlen, (Ey yüce Peygamber! Kâfirlere ve münâfıklara karşı cihâd et! Onlara sert davran!) buyuruldu. Hulk-i azîm sâhibi olan, çok merhametli olan Peygamberine, [İslâm dînine ve müslimânlara saldıran] kâfirlerle cihâd etmeği, onlara karşı sert davranmağı emr ediyor. Bundan anlaşılıyor ki, <strong>islâma saldıranlara</strong> sert davranmak da, hulk-ı azîmdir…&#8230;..“İslâma izzet vermek, kıymetini artdırmak için, küfrü ve kâfirleri ya’nî <strong>İslâm dînine ve müslimânlara saldıranları kötülemek</strong>, onları aşağı tutmak lâzımdır…. onlarla birlikde bulunmak, konuşmak, görüşmek de, onlara kıymet vermek olur…… Allahü teâlânın <strong>dînine saldıranlar</strong> ile arkadaşlık etmek, onlarla görüşmek, insanı Allahü teâlâya ve Onun Peygamberine “aleyhissalâtü vesselâm” düşman olmağa kadar sürükler. Bir kimse, kendini müslimân sanır. Kelime-i tevhîd okur. İnanıyorum der. Müslimân olduğunu söyler. Hâlbuki kâfirlerle, münâfıklarla görüşerek, konuşarak onun müslimânlığı, îmânı saf ve temiz kalmaz.”</em><br />
Dikkat edilirse , <strong>İslama saldıran</strong> Kafirlere karşı sert davranmaktan bahsediyor ki , elhak Ayet bunu emrediyor.  Yoksa , “Allah, sizinle din uğrunda savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayanlara (kafirlere) iyilik yapmanızı ve onlara adil davranmanızı yasaklamaz.” (Mümtehine, <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> Ayetinin belirttiği üzere , Müslümanlara saldırmayan ve savaşmayan kafirlere karşı iyilik yapmak emredilmektedir. İmam-ı Rabbani gibi bir Zat’ın Bu Ayetin ihtiva ettiği mananın aksini iddia etmesi beklenemez.  <br />
2-) <em>“Hindistândaki <strong>islâm düşmânlarının</strong> azgınlarını görüyoruz. <strong>Müslimânlarla alay ediyorlar. Müslimânları kötülüyorlar.</strong> Ellerine fırsat geçerse, güçleri yeterse, <strong>müslimânlara her işkenceyi yaparlar</strong>. Hattâ hepsini <strong>öldürürler</strong>. Yâhud onları dinden, îmândan ayırırlar. İslâm terbiyesini, ahlâkını, hayâsını, şerefini yok ederler. O hâlde, müslimânların bu azgın kâfirlere uymamaları, bunlardan sakınmaları, bunlara aldanmamaları, bunun için Allahü teâlâdan hayâ etmeleri lâzımdır……… İslâm <strong>düşmânlarını</strong>, Allahın emrleri ile <strong>alay edenleri</strong>, halâle, harâma aldırış etmiyenleri zararlı bilmelidir. Bunları aşağı tutmalıdır. Bunlara yardımı dokunan her hareketden sakınmalıdır……………… Hindistândaki müslimânların <strong>islâm dînini ve müslimânları yok etmeğe</strong> çalışan kâfirlerle sevişmeleri olmuşdur…. Bir kimsenin müslimân olmasına alâmet, <strong>İslâm düşmânlarını tanıması</strong>, onlara aldanmaması, sözlerini dinlememesidir…….. müslimânların kendileri ile <strong>alay eden kâfirleri</strong> pis ve zararlı bilmeleri lâzımdır. Böyle bilince, onlarla arkadaşlık yapmazlar, sevişmezler, onlardan sakınırlar. Onlarla birlikde bulunmakdan nefret ederler.”<br />
</em>Bu paragraftada görüleceği üzere , Müslümanlara Zulmeden , alay eden , işkence yapmaya eğilimli ve İslam’ı yok etmeye çalışan kafirlere vurgu yapılmıştır ki ; buda bir nevi Ankebut Suresi 46.Ayet-i Kerimesine bir vurgu yapmaktadır . “İçlerinden zulmedenleri bir yana, ehl-i kitapla ancak, en güzel yoldan mücadele edin…&#8230;” Evet zulmedenler bu Kategoriden istisna edilmekle , zulmetmeyen ve bir arayış içinde olan Kafirlerin aynı Statüde  değerlendirilmemeleri istenmektedir. Çünkü , umulurki , iman ile müşerref olurlar !<br />
3-) <em>“Mü’min sûresinin ellinci âyetinde ve Ra’d sûresinin ondördüncü âyetinde meâlen, (Kâfirlerin düâları ancak dalâletdir) buyuruldu. Ya’nî, <strong>İslâm düşmânlarının düâları </strong>kabûl olmaz, hiç fâide vermez. Kâfirler, papazlar vâsıtası ile yapılan düâları Allahü teâlâ hiçbir zemân kabûl etmez. Böyle düâların müslimânlara fâidesi olmaz. Yalnız bu sûretle o dinsizlere bir kıymet verilmiş olur. Onlar, <strong>düâ ederken, putlarını, Allahın düşmânlarını araya korlar”</strong></em><strong><br />
</strong>İfadelerde görüleceği üzere , İslama düşmanlık besleyen papazlara vurgu yapılarak , 163.Mektubun Genelinde anlatılmak istenen Kafirler içinde İslama düşmanlık besleyen sıradan insanda tutun , Papaz veya Rahiblere kadar herkesim kastedilmiştir. Çünkü , “De ki: Ey kitap ehli! Sizinle bizim aramızda ortak olan bir söze geliniz. Allah&#8217;tan başkasına kulluk etmeyelim, O&#8217;na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah&#8217;ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâhlaştırmasın. Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki: &#8216;Şahit olun biz müslümanlarız&#8217;. (Ali İmran,64) “ Ayet-i Kerimesinin manasına ters olmuş olur .<span style="font-size:x-small;"> </span>Burada şöyle bir soru akla gelebilir “ İslam’a düşmanlık beslemeyen Papazlarda mı var ve madem beslemiyorlar neden Müslüman olmuyorlar ?” Bugün Hırsitiyan Alemi içinde , kendisini Hırsitiyan olarak tamamlamasına karşın , Hz.Muhammed (SAV) ‘e iman eden ve tüm Hıristiyanları Kur’anın Tevhid inancına davet eden Katolik Profesör (1) ve Kardinaller (2) vardır. Şimdi bunları aynı Statüde değerlendirmek bu insanları Küfür cephesine dahada yaklaştırmak olur!<br />
Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri , Aynı tasnifi Avrupa’lı Kafirler için yaparken sert bir dil ile hitab ettiği ikinci Avrupa’dan bahsediyor  :<br />
“Yanlış anlaşılmasın, Avrupa ikidir. Birisi, İsevîlik din-i hakikîsinden aldığı feyizle hayat-ı içtimaiye-i beşeriyeye nâfi san’atları ve adalet ve hakkaniyete hizmet eden fünunları takip eden <strong>bu birinci Avrupa’ya hitap etmiyorum</strong>. Belki, felsefe-i tabiiyenin zulmetiyle, medeniyetin seyyiâtını mehâsin zannederek beşeri sefâhete ve dalâlete sevk eden bozulmuş ikinci Avrupa’ya hitap ediyorum. <strong>Bil, ey ikinci Avrupa</strong>! Sen sağ elinle sakîm ve dalâletli bir felsefeyi ve sol elinle sefih ve muzır bir medeniyeti tutup dâvâ edersin ki, beşerin saadeti bu ikisiyledir , senin bu iki elin kırılsın ve şu iki pis hediyen senin başını yesin ve yiyecek!&#8221; (3) diyerek , hakiki Hıristiyanlıktan feyizlenen ve toplumsal Hayata gerek San’at gerek adalet ve gerekse Hakkaniyeti uygulayan , ve bu doğrultudaki Din ile birlikte Fen İlimlerini kendine Rehber edinen Avrupaya bu sert mülahazalarının dışında tutmuştur !<br />
Yine ikinci Avrupa’ya seslendiği bir başka yerde : “Ey sefahet ve dalâletle bozulmuş ve İsevî dininden uzaklaşmış Avrupa! Deccal gibi birtek gözü taşıyan kör dehân ile ruh-u beşere bu cehennemî hâleti hediye ettin. “ şeklinde hitab etmiştir.(4)<br />
Kafirleri bir tutmamasının sebebini ise şu veciz ifadelerle anlatıyor :<br />
“Nasıl ki her Müslümanın her sıfatı müslüman olmadığı gibi , her bir kafirinde her Sıfatı ve San’atı kafir olması gerekmez “(4)  Yani , bir Kafirin Müslüman bir sıfatına veya bir San’atına karşı muhabbet beslenmesinde bir sakınca olmadığını belirtmiştir.<br />
Netice olarak diyebiliriz ki ;<br />
İmamı Rabbani Hazretleri , bu Mektubunda İslamı tebliğ noktasında kafirlerle veya Ehl-i Kitab papaz -hahamlarla görüşülmesine karşı değildir ! Tebliğe karşı olmasını beklemek zaten mümkün değildir ! Onun karşı çıktığı husus , İslamiyet ile alay eden , Müslümanlara düşmalık eden ve saldıran, islam’a hayat hakkı vermeyen kafirlere sert davranmak , onlarla hatta görüşmemektir , çünkü onların iman etme ihtimalleri yok denecek kadar zayıftır !<br />
Diğer yandan  İmam-ı Rabbani Hazretlerinin , Papaz veya Hahamlara İslamı Tebliğ etmeyin şeklinde Mektubatında veya diğer eserlerinde bir yaklaşımda yoktur !<br />
Dolaysıyla , 163.Mektubun Dinlerarası Diyaloğa muhalif bir yanı yoktur !</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/pirlanta.wordpress.com/73/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/pirlanta.wordpress.com/73/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/pirlanta.wordpress.com/73/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/pirlanta.wordpress.com/73/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/pirlanta.wordpress.com/73/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/pirlanta.wordpress.com/73/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/pirlanta.wordpress.com/73/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/pirlanta.wordpress.com/73/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/pirlanta.wordpress.com/73/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/pirlanta.wordpress.com/73/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/pirlanta.wordpress.com/73/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/pirlanta.wordpress.com/73/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=pirlanta.wordpress.com&blog=1419640&post=73&subd=pirlanta&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/07/imam-i-rabbani-diyaloga-karsimiydi-163mektubun-tahlili/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/69037749af20f64ee10fb49bf3173423?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ceyhun</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>