BELGESEL
Diyaloğun Meyvesi 1
3 Mayıs 2005 günü STV’de Türkiye saatiyle 22.30’da başlayan DİYALOĞUN MEYVESİ isimli bir programı yer yer gözyaşlarıyla seyrettik… Amerika’dan ülkemize gezmeye gelen bir grup ilim adamı, din adamı ve diğer mesleklerden insan, hislerini şöyle anlatıyorlardı:
Rosemary Mumm: “Geceyarısı Ekspresi filminden başka Türkiye’yle ilgili olumlu ya da olumsuz bir düşüncem yoktu.”
Robert Robert: “İstanbul’un biraz ilkel bir yer olmasını bekliyordum. Arkadaşlarım ‘Gitme, tehlikeli olur.’ dedi. Hatta biri, ‘Gidersen kelleni uçurabilirler.’ dedi.”
Barbara Boyd: “(Türkiye’ye gitme teklifini aldığım zaman) ‘Dalga mı geçiyorsun?’ dediğimi hatırlıyorum.”
Cathy Eustis: “Gitmeye çok zor karar verdim. Üç hafta düşündükten sonra bir şeyler beni çağırdı ve sanki manevi bir el beni oraya çekti. Sonuçta gittik. (Ama) Türkiye’de gittiğimiz her yerde öyle bir nezaket ve cömertlikle karşılandık ki, çok etkilendik. Nezaket ve cömertlik, ülkenin her yerinde gördüğüm güzelliğe denkti.”
Diyaloğun Meyvesi 2
Susan Bryan: “Allah burayı olabildiğince güzel yaratmış ve sonra demiş ki; burayı öyle güzel yarattım ki, herkes kıskanacak. Türk insanını öyle misafirperver ve cömert yaratayım ki sahip olduklarını herkesle paylaşsınlar.”
Rick Keller: “Sonra bunun (misafirin bereketinin) Hz. Muhammed’in öğretilerinden kaynaklandığını keşfettim. Türk arkadaşlarımın dini son derece bir şekilde, düşünmeden (zorlanmadan) yaşadıklarını, bunu yaşayış biçimi haline getirdiklerini görmek, benim için İslam’ı daha derinden öğrenmeye doğru önemli bir adım oldu.”
Rosemary Mumm: “(Kulağıma ezan sesi gelince) İlk kez o duygulu çağrıyı duyduğum anı hatırlıyorum. İstanbul’daydık. Bir minarenin tam dibinde duruyorduk. Sanki, (ezan sesi) her şeye nüfuz ediyordu. Gerçekten içten geliyordu. Beni çok derinden etkiledi. Mistik bir tarafı olduğu kesindi. Çağrının sadece sesi bile o kadar duygulu idi ki, öylece kalakaldım. Sanırım, en iyi böyle ifade edebilirim: Olduğum yere çakıldım. Öylesine şok ediciydi ki!.. Çünkü bunlar normalde Amerika’da sokakta duyabileceğiniz sesler değildi. Yine de öyle birleştiriciydi ki… Kendi kendime dedim ki: ‘Bu, insanların bir araya gelip ibadet etmeleri için yapılan bir çağrı olmalı. Günde beş defa Allah’a davet, onun hiç akıldan çıkmamasını sağlıyor. Allah’a sadece haftada bir defa ibadet ederek, şükrederek, onu överek hatırlamış olmayız. Ezan mümkün olan her an Allah’ın hatırda kalmasını sağlıyor. O çağrı benim için bu anlama geliyor…”
Cathy Eustis: “Hayatımda ilk camiye gidişimde, İzmir’de, bayanların bulunduğu üst kattan erkeklerin namaz kılışını seyrederken gözlerim doldu. Bu kadar etkileneceğimi tahmin etmemiştim.”
Rabert Robert: “Ben dört yıl Almanya’da yaşadım. Avrupa’nın her yerini gezdim. Dünyadaki en güzel katedralleri gördüm. Notre Dame’ın güllü penceresine baktım. Paris’te Saint Şapel’i, Şard Katedrali’ni, Bamber’in kubbesini gördüm. Ama Sultanahmet’inki gibi bir güzelliği, böylesine bir mimariyi hiç görmemiştim. Dua etmekten başka ne yapabilirdim…” (Ağlıyordu)
Robin Anderson: “Türkiye’deki okullara gittim; bunlar hayal ettiğim okullardı.”
Rosemary: “Çok mutlu çocuklar oldukları belli. Bir çocuğun azmini, mutluluğunu ve neşesini eğitim ile birleştirebilirsiniz, bu, ideal bir bileşim olur.”
Diyaloğun Meyvesi 3
Barbara Body: “Bu çocuklarda şimdiden bir şey var. Bunun ötesinde, bunlar bir dizi değer taşıyorlar. Bir davranış ahlakları var; hayat dolular, hareketliler ama aynı zamanda çok terbiyeli, düşünceli, cömert ve şakacılar. Şunu fark ettik ki, öğretmenleri onlara nasıl olunacağı konusunda örnek oluyorlar. Yani kafalarına bir şeyler konulurken -matematik, fen, dil gibi- aynı zamanda ruhlarına da değerler yerleştiriliyor. Bu değerler, üstün insanlar yetiştiriyor. Gidip dünyanın her yerinde yaşayacak, dünyanın her yöresinde üniversitelerde eğitim görecek, profesör, öğretmen, doktor, avukat, işletmeci olacak insanlar… Bu değerlerle… İşte bu, inanıyorum ki dünyayı değiştirecek. Gülen okulları dünyayı değiştirebilir. Keşke Amerika’da da birkaç tane kurabilsek.”
Rosemary Mumm: “Gülen okullarından bazı örneklerden bizim de olsaydı toplumumuz ne kadar farklı olurdu… Öğrenciler akşamları ders çalışıyor, televizyon seyretmiyor, grup çalışmaları yapıyorlar, öğretmenleri de başlarında duruyor. İnanamadım…”
Robin Anderson: “Tek bildiğim şey, gördüğümüz okulların inanılmaz olduğudur. Muhteşemdiler.”
Floyd M: “Kendini Allah’a adamış, eğitime adamış, öğrencilere adamış, ülkeye adamış, sadece kendilerini değil, bütün dünyada, hayatın daha iyi olmasını isteyen son derece dindar insanlarda böyle bir bağlılığı ben, dediğim gibi ümit verici bir işaret olarak yorumluyorum. Sadece Türk insanı için değil, sadece dünyadaki Müslüman toplumlar için değil, hepimiz için…”
Diyaloğun Meyvesi 4
Diyaloğun Meyvesi 5
