Ağustos, 2008 için Arşiv
Yazan: gerçekler Ağustos 25, 2008
Harun Tokak
Soğuk kış gecelerinde kalacak yer bulamadığında sabahı arabada beklerdin. Karlı sokaklardan bir gölge gibi geçer giderken sessiz kaldırımlar, gözyaşlarınla yıkanırdı.
Benzini biten arabaların içinde gece ayaza çaldığında kendini değil, milletini düşünür hem üşür hem terlerdin.
Sefillerdeki Jean Val Jean gibi takip edildiğin yıllardı…
Yalnızdın…
Kaç kapının ziline dokunurken, “Acaba kabul edecekler mi?” duyguları kabarırdı yüreğinde.
Ev sahiplerinin garip bakışlarıyla, kaç kapı açılmadan kapanmıştı yüzüne.
Her kavuştuğunuzda, “anamızın” dudaklarından hep aynı sözler hüzünlü bir şarkı gibi dökülürdü:
“Ayakların yine üşüyor mu?”
“Günler baharı solukluyor”, derken, hava birden bire bozdu. Kara bulutlar gökyüzünün berraklığını siyah bir peçe gibi örttü.
Berrak sular, boz bulanık akmaya başladı. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Köşe Yazıları | Etiketler: "Yine Ayakların Üşüyor mu? | » yorum bırak;
Yazan: gerçekler Ağustos 25, 2008
Hadi Özışık
Hürriyet yazarı Mehmet Y. Yılmaz, ‘Fethullah Hoca’yı görmezden geldiler’ diyor, ‘yandaş’ olmakla suçladığı medya (Sabah, star, Taraf, Zaman, Bugün) için!
Bu arkadaş, yalanın üzerine balıklama atladığı için, istiyor ki herkes kendi gibi yapsın! Tuncay Güney’in şehadetiyle yazı yazmak çok matah bir şeyse, sen yazmışsın işte, bize ne hacet!…
Tuncay Güney’i ben iyi tanıyorum Mehmet Bey; Akşam’da beraber çalıştık. Mesai arkadaşımdı. Sonradan Samanyolu’nda çalıştı! Tuncay’ın Veli Küçük’le, Doğu Perinçek’le ilgisi vardı ama hiçbir zaman Fethullah Gülen’in adamı olmadı!
Tuncay Güney üzerinden yola çıkıp, ‘Fethullah Gülen Ergenekoncu mu yoksa?’ diyebiliyorsan yazık sana! Hürriyet gibi bir gazetede hakikaten boş şeyler yazıyorsun!… Bence sen tez elden işi ehline bırak, başka şeyler yap!
Ha bir şey daha, sahi Mehmet Y. Yılmaz, biz Fethullah Gülen’i yazamadık (!) sen yanı başındaki rezaleti niye yazmıyorsun? Yaşar Nuri Hoca’nın ne kadar ‘Şahane’ bir varlık olduğu hiç mi ilgini çekmiyor?
Hadi Özışık
Star
Yazı kategorisi: Haberler | Etiketler: M.Fethullah Gülen Hocaefendi | » yorum bırak;
Yazan: gerçekler Ağustos 25, 2008
Yeni Delhi’de yayınlanan Fellowship dergisi Vakfımızın dinlerarası diyalog konusundaki çalışmalarını dünyaya örnek gösterdi. Hindistan’da kültürler arası diyalog faaliyeti yürüten Indialogue Foundation’ın davetlisi olarak Türkiye’ye gelen bir grup heyet vakfımızı ziyaret etmiş ve yetkililerden etkinliklerle ilgili bilgi almışlardı. Heyet ülkelerine döndüklerinde Türkiye’deki çalışmalarla ilgili edindikleri izlenimlerini Yeni Delhi’de yayınlanan Fellowship dergisiyle paylaştılar. Heyet dergide dile getirdikleri izlenimleri aktarırken Vakfımızın diyalogla ilgili çalışmalarının dünyaca örnek alınabilecek nitelikte olduğuna değindiler.
Konuyla ilgili dergide yer alan görüşlerde şu tespitler dile getirildi: Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Dinler Arasi Dİyalog Hakkında Yazılar | Etiketler: diyalog, Kültürler Arasi Dİyalog, Kültürler arası diyalogta türk modeli, Türkiye örnek, türkiye kültürler arası diyalog örnek alınmalı | » yorum bırak;
Yazan: gerçekler Ağustos 25, 2008
Allah Teâlâ, her bela ve musibeti, neticesi itibarıyla mü’min kulları için bir rahmet vesilesi ve arınma vasıtası kılmıştır. Elverir ki, insan, zâhiren çirkin yüzlü hadiseler karşısında kadere taş atmasın ve Cenâb-ı Hak’tan şikâyetçi olmasın.
Nitekim, Kur’an-ı Kerîm’de, “And olsun ki, sizi biraz korku, biraz açlık ya da mallardan, canlardan ve mahsullerden yana eksiklikle imtihan ederiz. Sabredenleri müjdele! Sabırlılar o kimselerdir ki başlarına bir musîbet geldiğinde, ‘Biz Allah’a âidiz ve vakti geldiğinde elbette O’na döneceğiz’ derler.” (Bakara, 2/155-156) buyurulmaktadır. Özellikle belaya maruz kalınan vakitlerde, bütün varlığı yaratan Hâlık-ı Kevn ü Mekân’ın kendi mülkünde dilediği tasarrufu yapabileceğini düşünmek ve “Biz Allah’a âidiz” diyerek malı, canı ve her şeyi Allah’a teslim etmek musibetlerin üstesinden gelmek için muazzam bir güç kaynağına dayanmak demektir. Bu itibarla da, musibetten hemen sonraki sükut ve tefekkür faslını, Allah’a iltica ve O’na arz-ı halde bulunma safhası takip etmelidir.
İnsanlığın İftihar Tablosu (aleyhi ekmelüttehâyâ) bilhassa Mekke döneminde çok büyük musîbetlerle karşı karşıya kalmıştır; kavmi tarafından yalanlanmış, işkencelere maruz bırakılmış, ölümle tehdit edilmiş ve hatta kendisine komplolar kurulmuştur. Diğer taraftan, kendisinin, ailesinin güzîde fertlerinin ve ashab-ı kiramın esaretten işkenceye, hastalıktan ölüme kadar pek çok imtihanına şahit olmuştur. Fakat Rehber-i Ekmel Efendimiz, hiçbir zaman kaderi tenkit manasına gelebilecek bir şikâyette bulunmamış; belki çok incindiği anlarda Mevlâ-yı Müteâl’e halini arz ederek O’nun rahmetine sığınmıştır. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Kırık Testi Kürsü ve Prizma | Etiketler: Musibetlere Karşı Tutumumuz, Sen Benden razıysan çektiklerime aldırmam | » yorum bırak;
Yazan: gerçekler Ağustos 25, 2008
Türkiye-Afrika İşbirliği Zirvesi’ne katılan Komor Adaları Cumhurbaşkanı M. Ahmet Abdullah Muhammed Sambi, Afrika’nın çoğu ülkesine açılan Türk okullarından haberdar olduğunu belirterek görüştüğü Türk yetkililerden Komor Adaları’na da Türk okulu açılmasını talep ettiğini söyledi.
Türk işadamlarının bazı Afrika ülkelerine okul açtıklarını anlatan Sambi, “Türkler bu projeyi bizim ülkemizde de geliştirmeliler. Bu girişimden çok büyük memnuniyet duyarım.” dedi. Bilhassa Komor Adaları’na ilkokul açılmasını isteyen Sambi, “Gerekirse Türklere biz yardım da ederiz. Sadece okul inşaatı için hammaddeleri sağlasalar bile yeter. İnşaatı o köydeki halka yaptırırız.” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den Komorlu öğrencilere burs talep ettiğini de söyleyen Sambi, “Türkiye, ülkemden sadece beş öğrenciye burs veriyordu. Biz fakir bir ülkeyiz. Bu yüzden bursları artırmalarını talep ettim.” dedi. Sambi, her yıl 40 Komor adalı genci Türkiye’de bir aylık eğitime tabi tutacaklarını anlattı. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Türk Okulları | Etiketler: DÜnyada Türk okulları, komor adaları türk okulları talep, Türk Okulları, Türk Okulları Talepler | » yorum bırak;
Yazan: gerçekler Ağustos 25, 2008
Bir gazeteci için en büyük tehlike saplantıdır. Gazeteci şaşırırsa editörün o şaşkınlığı giderme imkânı vardır. Ama köşe yazarı dengesini yitirse artık gazete yönetimi için tek çare kalmıştır.
Yazarını tıbbî müdahaleye zorlamak, terapiye aldırmaktır. Yakın basın tarihinde en akla gelen örnek Hikmet Çetinkaya’dır. Çetinkaya için saplantı sözcüğü bile yetersiz kalır. Bir köşe yazarı, düşmanı vehmettiği bir insanı 100 yazısından 98′ine konu ediyorsa hiç kimse o şahsın akıl sağlığından bahsedemez. Ki Ergenekon iddianamesine göre kendi patronu bile hakkını teslim edip “Normal değil, hasta masta ama insanın bir sabrı var yani…” demiştir. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Köşe Yazıları | Etiketler: Hedefini Şaşıran tetikçi, Veysel Günhan, zaman, Zaman Veysel Günhan | » yorum bırak;
Yazan: gerçekler Ağustos 14, 2008
Cenazemi Türkiye’ye götürmeyin!
Bazıları gözlerini kapasa da hasbi Anadolu insanı yeni bir destan daha yazıyor. Hemde canları pahasına… İslam öncesi eski Türklerin bir inanışı vardı. Ölen kişi mutlaka memleketine hatta mümkün ise köyüne gömülmeli idi. Yoksa ruhunun rahat etmediğine inanılırdı.
Ancak gerek savaşlar gerekse başka sebeplerden olsun yurdunun dışında vefat eden Türklerin cenazelerinin memleketlerine döndürülmesi ciddi bir problem oluşturuyordu. Sıcaklar ve at üzerinde uzun süren yolculuklarda cenazenin kokması söz konusuydu.
Bu sebeple zaman içerisinde pratik bir yöntem geliştirildi. Cenaze belli bir süre bekletilip eti kemiğinden ayrıldıktan sonra eti öldüğü yere gömülür, kemikleri ise memleketine getirilirdi. Böylelikle ölen kişinin ‘ruhu rahat etmiş’ olurdu.
Cengiz Aytmatov’un cenaze törenine katılmak için Kırgızistan’a gitmiştim. Kırgız gazetelerinde cenaze ile ilgili bir cümle çok dikkatimi çekti. O cümle şuydu; “Cengiz Aytmatov’un kemikleri Almanya’dan Kırgızistan’a getirildi”. Aslında getirilen kemikleri değil tabii ki, cenazesiydi. Ancak binlerce yıllık kültür bu gün Kırgızcada ‘kemikleri getirildi’ şeklinde karşımıza çıkıyor. Çok ilginç değil mi? Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Türk Okulları | Etiketler: Anadolu yiğitleri türk okulları, Türk Okulları | » yorum bırak;
Yazan: gerçekler Ağustos 13, 2008
| Fethullah Gülen’in son röportajı |
|
Fethullah Gülen, uluslararası ilişkiler ve strateji alanında dünyanın en seçkin dergilerden Foreign Policy’ye verdiği mülakatta hiçbir siyasi amacının olmadığını vurguladı.
Gülen, Derginin düzenlediği “Yaşayan En Büyük 100 Entelektüel’ anketinde Fethullah Gülen birinci olmuştu. Foreign Policy, bu vesileyle Gülen ile bir röportaj yaptı. Birinciliği nasıl değerlendirdiğine ilişkin bir soruya karşılık Gülen, “Dünyada önemli biri olmayı ya da önemli olarak biri seçilmeyi düşünmedim. Allah’a ve insanlığa hizmet etmeye çalıştım.” cevabını verdi. Hayat felsefesi gereği “ünvan ve rütbelerden” uzak durduğunu vurgulayan Gülen, “Ancak nazik insanların bu takdirine kayıtsız kalamam. Kendime yakıştırmasam da Yaşayan En Büyük Entelektüel olarak benim seçmeleri çok nazikçe.” diye konuştu.
Derginin, “siyasi amacı” olup olmadığına yönelik sorusuna cevaben Fethullah Gülen, “Hiçbir siyasi amacım yok. Tek amacım Allah’ın rızasını kazanmak ve O’nu insanların doğru bilmesi ve sevmesi.” dedi. İslam’ın siyasi hayattaki yerine ilişkin bir soruya ise İslam’ın tek bir siyasi sistem dikte etmediğini vurgulayarak karşılık veren Gülen, “Bunun yerine İslam, bir hükümetin genel karakterini belli eden temel prensipler koyar.” dedi. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Haberler | Etiketler: fethullah gülen, Fethullah gülen foreign policy, Fethullah gülen son röportajı, Foreign Policy | 1 Yorum »
Yazan: gerçekler Ağustos 11, 2008

Bir insanın on tane vasfı olsa bunun vasfından bir tanesi imanına delalet etse temkin ve tebliğ adına size düşen şey ona nazar-ı müsamaha ile bakmak onun hakkında hüsnü zan etmektir.şimdi mümince bakış bunu gerektirir ama gel gör ki sadece çevrelerindeki insanları ikna etmek ve onları kandırmak mülahazasıyla hasetlerine, kıskançlıklarına,çekememezliklerine yerlerinde sayıyor olmalarına, bir türlü inkişaf etmemelerine bir bahane bulmak için karşı tarafı yıkma adına bir başkalarıyla temasta bu kadar müsamahalı olmayı küfür sanıyorlar.Samimi değiller bunda hem kendilerinin küfre düşme ihtimali var.Hem de meseleyi ortaya atarken riyakarca ortaya atıyorlar.Bu ifadelerinde katiyen samimi değiller.
Peygamber efendimiz buyuruyor ki:’Bir birine küfür isnat edenler olursa ikisinden birisi kafirdir’’ ya dedikleri kişi kafirdir o doğru olur ya dedikleri kişi kafir değildir kendileri kafir olur.Bu .ok hassas bir konu.
Allah bizide affetsin onları da affetsin.Benim onların hiç biri için aklımın köşesinden beddua etmek geçmedi.Eğer başka türlü inansaydık bizlerde bir şeyler derdik onlara denecek çok şey vardı fakat karakterimizi koruma mevzuunda namusumuzu koruma hususunda gösterdiğimiz hassasiyeti gösterdik.Dövene elsiz sövene dilsiz ve bu yolda yürüyenler yunus gibi gönülsüz gerek dedik hep gönülsüz yürüdük.Ama çok kirli isnatlarda bulunuyorlarsa meşru dairede bu hususta tevzihatta bulunma tashihatta bulunma bir tekzip neşretme bu da hareket adına,bu cereyan adına bizim için bir vecibe idi.Yaptıksa onu yaptık.
Bu ifadelerinde katiyen samimi değiller.Çünkü el-etek öperek bazı payeler koparırlar onlar.Bu kadar esnek,bu kadar gevşek,bu kadar durduğu yerde doğru durmayan bir insanın bu türlü meselelerde böyle hassasiyet izhar etmesi samimiyetin solukları olmadığını gösteriyor.Yani bir taraftan yanlış şey söylüyor o yanlışı söylerken de samimi değil katiyen ve katibeten.Ama çevresindekilere de öyle telkin ettiğinden dolayı onlar da samimiyetsizlikle aynen paylaşıyorlar onları.Şimdi bunlara bir şey anlatmak çok zordur.
Allah nasıl dilemişse o mesele öyle olur.
M. Fethullah Gülen’in Hıristiyan Misyoneri …
http://www.emrahtube.com/browse.php?u=Oi8vd3d3LnlvdXR1YmUuY29tL3dhdGNoP3Y9SW9MLVFFVTdRekE%3D&b=25
Yazı kategorisi: Hocaefendi Şahsına Atılan İftiralara Cevaplar | Etiketler: Asrın mazlumu.Fethullah gülen asrın mazlumu, Fethullah gülen hristiyan Misyoneri, fethullah gülen iddialara cevaplar, Hocaefendi Misyonermi, Hristiyan misyoneri | » yorum bırak;
Yazan: gerçekler Ağustos 11, 2008
Serdar Turgut
Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Serdar Turgut; “Kukla gibi oynatmışlar bizi. Daha güzel bir Türkiye kuracağımızı zannediyorduk. Sağcılar da böyle düşünüyordu. Demek ki iki tarafla da oynanıyormuş. Dev-Sol’la da, Hizbullah’la da, PKK’yla da beraberlermiş” diyor.
Mehmet Gündem: Fethullah Gülen ve Cemil Meriç başlıklı bir yazı yazdınız.
Serdar Turgut: Fethullah Gülen açılan davalardan beraat etmişti, medya ne zaman nasıl döneceğini tartışıyor, Humeyni gibi döneceği de söyleniyordu. Ben de yazdım; Şimdi bırakalım ‘dönecek mi?’ tartışmalarını… Beraat etmiş bir vatandaş ne isterse, ne zaman isterse yapar bunu. Herkes kabul etsin artık. Yoksa adalete güven sarsılır. Bizlere düşen bunu tartışmak değil, Gülen’e düşünsel olarak kendimizi hazırlamaktır.
Mehmet Gündem: “Gülen’e düşünsel olarak kendimizi hazırlamak”tan kastın ne?
Serdar Turgut: Uzun yıllardır onun hakkında şehir efsaneleri çıktı, -bazen biz de etkilendik- ben onun partizanca söylenmiş efsanelerdeki insan olmadığına eminim. Gülen’in döndüğü bir Türkiye’de diyalogların daha yumuşak olacağını düşünüyorum, çünkü buna hizmet ettiğini biliyorum. Türkiye’ye gelse, konuşsak, topluma, normale dönmemize çok yararı olacağını düşünüyorum. Cemil Meriç gibi Gülen’in de fikirlerini çalışmamız gerekiyor.
Mehmet Gündem: Cesur bir çıkış…
Serdar Turgut: Türkiye değişiyor. Birbirimizi anlamak zorundayız. Bakın Akdeniz Üniversitesi’nin rektörü olamayan adam, seçilmemesini “cumhuriyetin büyük kaybı” olarak görüyor, “Cumhuriyet elden gitti” diyor. Ne ayıp şeyler bunlar. Üniversitelerdeki türban yasağını anlamış değilim. Ben bu yüzden üniversiteden atıldım; Ankara Hukuk Fakültesi’nde asistandım, anarşi var diye kapıda jandarmayla birlikte nöbet beklerdik. Dekan, türbanlıları almayacaksın emri vermiş. Dev-Sol’un kalesi bir okulda üç-beş tane türbanlı olsa ne olacak. O kızları içeri aldım, dekan bağırdı çağırdı, ben de ona bağırdım… Maaş almaya gittiğimde “sizin maaşınız yok” dediler. YÖK çizmiş üstümüzü. Türkiye hâlâ böyle, yıllar sonra benzer şeyleri yaşamak ne üzücü.
YENİ ŞAFAK GAZETESİ ALINTI
Yazı kategorisi: Haberler, Köşe Yazıları | Etiketler: fethullah gülen, Fethullah gülen dönüşü türkiyeyi normalleştirir, fethullah gülen hocaefendi, Fethullah gülen ne zaman dönücek, Fethullah gülen türkiye, fethullah gülen türkiyeye dönüşü, Fethullah gülenin dönüşü, Hocaefendi ne zaman dönücek | » yorum bırak;
Yazan: gerçekler Ağustos 11, 2008
Amerikalı bir grup Müslüman, ülkelerindeki muhtaç insanlara yardımcı olabilmek için Kimse Yok Mu Derneği’nde incelemelerde bulundu. Teksas eyaletinin Houston şehrinden, uluslararası diyalog kapsamında İzmir Uluslararası Kültürel İşbirliği Derneği’nin (İKAMER) misafiri olarak gelen grup, geliş amacını Kimse Yok Mu Derneği’nin ekonomik durumu yeterli olmayan ailelere desteklerini yerinde görmek, yetkili ağızlardan konu hakkında bilgi almak, ayrıca İzmir’in tarihî yerlerini gezmek olarak açıkladı. Çeşitli mesleklere mensup Robert Muhammad, Durce Muhammad, Lavrence A. Muhammad, Isaiah Muhammad, Danny Muhammad’den oluşan grup Türk kültürü, Osmanlı tarihi, hat sanatı konularında da bilgilenmek istediklerini ifade etti.
Grubun ilk uğrak yeri olan Kimse Yok Mu Derneği’nde faaliyetleri hakkında bilgi veren Konak Şube Müdürü Mehmet Meraklı, insanların yardım etme duyguları olduğunu fakat doğru yere ulaşmasını isteklerini de anlattı. Bu noktada devreye girdiklerini belirten Meraklı, “İki kanatlı uçak gibi. Bir kanadında mağdurlar, bir kanadında yardımseverler var. Toplumda bu dengeyi kurmak için çalışıyoruz. Mağdurlar buraya müracaat eder, dosya açarız ve araştırma gruplarımız vasıtasıyla tespitte bulunuruz.” dedi. Şube Müdürü Meraklı’nın verdiği bilgiye göre dernek sadece gıda değil, bir evin diğer ihtiyaçlarını da belirleyerek karşılıyor. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Haberler | Etiketler: amerikalılar kimse yokmu derneği inceleme, Amerikalılar kimse yokmu derneğini inceledi, Kimse yok mu, Kimse yok mu derneği, kimse yokmu, kimse yokmu derneği amerika, Kmse yokmu derneği yardım istemi | 5 Yorum »
Yazan: gerçekler Ağustos 11, 2008
Rivayetlerde, Hazreti Hızır’ın ayağını bastığı yerlerin yeşerdiğinden bahsediliyor. Bu mecazî bir ifade midir? Günümüzde de Hızıriyet makamını temsil edenler var mıdır? İ’lâ-yı kelimetullah adına hizmet edilen yerlerde bu türlü insanların himmetleri beklenebilir mi? Bu konuda aldanmamak için hangi hususlar göz önünde bulundurulmalıdır?
- Hazreti Hızır’ın geçip gittiği yolda yürüyen bir veli, zaman zaman Hızır’ın kendisiymiş gibi zannedilebilir. Bazen bir hak dostu, seyr-i ruhânîsinde onunla aynı yörüngeyi paylaşır ve seyrini o zatın izinde, onun ekseninde sürdürebilir. Dolayısıyla o zata bakılınca, kimi zaman “asıl” ile iltibas söz konusu olabilir. Yani, bazen gölge ile asıl karıştırılır. -Bir kısım hüsn-ü zan kurbanları ve haddini bilmez benciller müstesna- bazı kimselerin mesihiyet ve mehdiyet iddiaları da işte böyle bir iltibastan kaynaklanmıştır/kaynaklanmaktadır. (01.55) Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Bam Teli Ve Çözümleri | Etiketler: 11.08.2008 BAMTELİ, alan ihlalleri, bamteli çözümleri, Fethullah gülen bamteli, Hızıriyet makamları, Hızıriyet makamları ve alan ihlalleri | » yorum bırak;
Yazan: gerçekler Ağustos 11, 2008
Bir taraftan hür ve bağımsız yaşamayı, diğer taraftan da diyalog arayışının ve hoşgörü anlayışının gereği olarak herkesle bir nevî irtibat içinde bulunmayı hürriyet telakkimiz açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hürriyet, dinin ruhuna aykırı olmayan her isteği, herhangi bir engelle karşılaşmadan gerçekleştirebilmenin ünvanıdır. Bununla beraber o, ölçüsüz bir serbestlik değildir; herhangi bir baskı, mahkûmiyet ve boyunduruk altında bulunmama hâlidir.
Tamamen bedenî bir varlık haline gelen ve her zaman iştihalarını tatmin peşinde koşanlar, hürriyeti, herhangi bir sınırlama ve engelle karşılaşmadan her türlü isteği gerçekleştirmek şeklinde anlamış ve tarif etmişlerdir. Bu çarpık hürriyet mülâhazasıyla, ahlâk ve faziletin yerine cismaniyeti yerleştirmişlerdir. Ölçüsüz serbestliği hayat felsefesi haline getiren bu talihsizler, özgür olduklarını ve serbestçe yaşadıklarını iddia ettikleri aynı anda hiç farkına varmadan bedenin, cismânî arzuların, dünyevîliklerin ve bohemliğin ağına takılmış; makam ve mansıbın, servet ve şehvetin kulları-köleleri olmuşlardır. Böyle bir esaretin neticesinde, Allah’la irtibatsızlıktan kaynaklanan tatminsizlikler yaşamış, çeşit çeşit illetlere yakalanmış ve anarşiye açık yığınlar haline gelerek toplumu bunalımdan bunalıma sürüklemişlerdir. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Kırık Testi Kürsü ve Prizma | Etiketler: fethullah gülen, Gönül erlerinin bağımsızlığı, Gerçek hürriyet, Kırık testi | » yorum bırak;
Yazan: gerçekler Ağustos 11, 2008
Büyüklerimiz, bazı yanlış şahsî tutum ve davranışlarıyla bizlerde suizan hâsıl ettiler. Onlara karşı aynı sevgi, tazim ve itimadı yeniden kazanmamız için bize neler tavsiye edersiniz?
Eğer böyle bir şey gerçekten gönlümüzde hükmünü icra ediyorsa, içimize bir musibet girmiş ve ciddî bir belâ bizi belirsiz girdaplara doğru itiyor demektir. Bu da, kendi kendimizi mahvedecek bir yola girdiğimiz mânâsına gelir.
Allah Resûlü (sallâllahu aleyhi vesellem) bu ümmetin sonradan gelenlerinin, önde gelenleri tenkit etmeye başladığı anın, onların helâke doğru gittiği an olabileceğine dikkatlerimizi çeker. Kur’ân bu mevzuda geçmişlerimize dua etmeyi tavsiye ederek bizde onları hayırla yâd etme duygusunu uyarır: “Onlardan sonra gelenler (başta muhacirler olarak, kıyamete kadar gelecek mü’minler): “Ey Kerim Rabbimiz! derler, bizi ve bizden önceki mü’min kardeşlerimizi affeyle! İçimizde mü’minlere karşı hiçbir kin ve gıll u gış bırakma! Duamızı kabul buyur yâ Rabbenâ, çünkü Sen Raufsun, Rahîmsin!” (Haşr sûresi, 59/10) Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Eserleri | Etiketler: hOCAEFENDİ zİHİN HARMANI kİTABI, m.fethullah gülen, sELEFE sAYGI, zihin harmanı | » yorum bırak;
Yazan: gerçekler Ağustos 11, 2008
İnsanlığın İftihar Tablosu’nu görenler, “Biz bugüne kadar Senin hiçbir yalanına şahit olmadık!..” demediler mi? “Senin emin ve güvenilir bir insan olduğun hususunda asla şüphe duymadık!..” ikrarında bulunmadılar mı?
Evet, Resûl-i Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz’in o muallâ ve mübeccel hali bir yönüyle muhataplarının Kur’an-ı Kerim’e eğilmelerine, İslam’ın mesajına kulak vermelerine ve Sâdık u Masdûk’u dinlemelerine referans oldu. Rehber-i Ekmel’in eşsiz temsili vicdanlarda insaf duygusunu harekete geçirdi.
Bugün de gönüllere tesir eden ve insanları insafa getiren “temsil”dir. “Şu sözleri duyarak hakkı buldum!” diyen pek azdır; fakat “Falan samimi mü’minin şöyle hâlis bir halini görüp hidayete erdim!” diyen insanların sayısı çoktur. Haddizatında, hidayete vesile sözler de hep gönül dili ve hal şivesinin semeresi olan ifadelerdir. Zira tebliğ, ancak hakiki temsil ile gerçek kıymetine ulaşır. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Kırık Testi Kürsü ve Prizma | Etiketler: fethullah gülen, Gönüllere tesir eden temsildir, kürsü, İslamda Temsil | » yorum bırak;
Yazan: gerçekler Ağustos 11, 2008
Günümüzde insafsızlığın boy atıp geliştiği ve müthiş bir maraz halini aldığı en büyük saha, garaz, cerbeze ve gurura istinad eden tenkit sahasıdır. Aslında, bir kimsenin ya da bir şeyin iyi veya kötü taraflarını, menfi veya müsbet yanlarını bulup meydana çıkarmak, ortada olanla olması gereken arasında mukayese yapmak demek olan “tenkit”, ideale yürümede önemli bir yoldur.
Müsbet manada tenkit etmek ve tenkide açık olmak ilmî esaslardan birisidir. Ne var ki, onun da bir üslûbu ve uygun bir şekli vardır. Her şeyden önce, tenkit eden kimse insaflı davranmalı, söyleyeceklerini kendi egoları hesabına değil, Hak rızası adına söylemeli ve hayır mülâhazasından başka bir niyeti bulunmamalıdır. Tenkidin çıkış noktası, Hak aşkı ve hakikati tenzih arzusu olmalıdır; insaflı bir münekkid sadece hak ve hakikatin inkişafını maksat yapmalıdır. Aksi halde, gurur ve cerbezeyle (diyalektik) birleşen insafsız tenkit, hakikati tahrip eder ve haksızlıklara sebebiyet verir. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Kırık Testi Kürsü ve Prizma | Etiketler: 2008 Kürsüleri, Gözler Aç, kürsü, Kulaklar Doydu, M.fethullah Gülen.Hocaefendi Kürsü | » yorum bırak;
Yazan: gerçekler Ağustos 11, 2008
Hamdullah Öztürk
Tarihte derin izler bırakmış şanlı bir milletin çocukları olarak, yaşanan her büyük hadiseden sonra, bugünün dünyasındaki eksikliğin bize ait renkler ve çizgiler olduğunu tekrar tekrar hissediyoruz.
Dini, milli kültürü, gönül hanesinde şekillenmiş mantığı, muhakemesi, kuvveti, adalet ve hakkaniyeti ile bir kere daha milletimizin dünya sahnesinde yerini alması halinde olabilecek güzellikleri sıralamaya çalışırken bir taraftan da önümüzdeki engeller mesuliyetin ağırlığını ince ince hissettiriyor. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Köşe Yazıları | Etiketler: hamdullah öztürk, Hece hece çizgimiz, Kendi çizgimizi heceleme | » yorum bırak;
Yazan: gerçekler Ağustos 11, 2008
Abdullah Aymaz
Bu yazıda da Dr. Fahrettin Bey’in yine bu mühim hizmetle ilgili tesbit ve tavsiyelerini aktarmaya çalışacağım:
“Afrika ülkelerinde yapılacak sağlık hizmetleri için bilhassa Türk okullarının bünyesinde teşkil edilecek revir ve poliklinikler için gerekli tıbbî malzemeler Türkiye’den kolayca temin edilebilir. Şöyle ki; ülkemizdeki doktorların muayenehanelerini hızla kapatıyor olmaları neticesinde çok sayıda hekimin ultrason cihazı, tansiyon aleti, (steteskop) dinleme aleti, EKG cihazı, otoskop (kulak, burun, boğaz için), oftalmoskop (göz için), santrifüj, mikroskop, sünnet setleri, küçük cerrahi setler, teraziler ve başka cihazlar hızla boşta kalmıştır. Bunların şu anda alıcısı da, ikinci el piyasası da yoktur. Yani depolarda çürüyecekler. Eğer bu aletler Türk okullarında açılacak revirlere konulacak olursa, bu revirler bilhassa Afrika ülkelerindeki birçok mahalli hastaneden, daha ileri seviyede ve donanımlı olacaktır. Yani böyle bir revire sahip olan okulların itibar ve prestijinin de çok çok artacağı da ortadadır.” Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Köşe Yazıları | Etiketler: abdullah aymaz, afrika, afrikada sağlık hizmetleri, Bağlayarak ameliyat edin, Sağlık hizmetleri | » yorum bırak;