“De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek bir kelimeye gelin. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp bir kısmımız bir kısmımızı Rabler edinmeyelim." Eğer yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahid olun, biz gerçekten Müslümanlarız." (Al-i İmran Suresi, 64)
İzmir’de devam eden Din ve Kültürlerarası Diyalog 2. Türk-Alman Sempozyumu’nun ikinci ve son günü proğramına, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu da katıldı.
Manisa’daki bir eğitim merkezinin açılışı için gelen Bardakoğlu, diyaloğun önemine değinerek, “Kendimizden utanmıyorsak, diyalog kurmaktan zararlı çıkmayız.” dedi.
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) İlahiyat Fakültesi’nde devam eden sempozyumda konuşan Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu, İslam ülkeleri arasında Türkiye’nin ayrı bir yeri olduğunu belirtti. Hem dine, sünnete ve geleneklere hem de cumhuriyete bağlı, laiklik, modernlik ve çağdaşlığı birarada yürütebilen çok önemli bir ülke olduğunu anlatan Bardakoğlu, “Bu itibarla kendimizi ne kadar çok anlatırsak, İslam dünyasına da Batı dünyasına da iyilik etmiş oluruz.” dedi. Yazının devamını oku »
Kur’an dağıtan Belçika gazetesine uluslararası medya ödülü
Batı dünyasının Müslümanları daha iyi tanıması amacıyla önce yazı dizisi yayınlayan, ardından da 50 bin Kur’an-ı Kerim dağıtan Belçika’nın De Standaard Gazetesi, uluslararası medya oscarı kazandı. International Newspaper Marketing Association, gazete- yi ‘okuyucuya ulaşmada en başarılı yollar’ dalında zirveye çıkardı.
İslamofobinin yükselişte olduğu bir dönemde İslam’la ilgili yazı dizisi yayınlayan, ardından da okurlarına Kur’an-ı Kerim dağıtan Belçika’nın De Standaard Gazetesi ‘uluslararası medya ödülü’ kazandı. Birlikte yaşamanın önemine vurgu yapan gazete, yüzlerce basın kuruluşu arasından sıyrılarak ‘okuyucuya ulaşmada en başarılı yollar’ dalında birinciliği elde etti. Hıristiyan Demokrat eğilimli De Standaard’ı takdir eden Uluslararası Gazete Pazarlama Birliği (International Newspaper Marketing Association), bu yıl ‘medya oscarı’ için New York Times ve Wall Street Journal gibi dünya devleri yerine Belçika gazetesini tercih etti. Amerika’da toplanan jüri üyelerini en çok etkileyen unsur, gazetenin cesareti ve elde ettiği başarı oldu. Yazının devamını oku »
Kur’an-ı Kerim, bazen değişik tenbih ve ihtarlarla gönüllere havf ve haşyet duygusu salar; bazen de iltifat ve müjdelerle kalblere reca hissi doldurur; kimi zaman insanı uzayın enginliklerinde gezdirir, kimi zaman da onun nazarını kendi gönlüne ve vicdanına çevirir; akla ve mantığa seslendiği aynı anda kalbe ve hissiyata da hitap eder.Kur’an-ı Kerim, bazen değişik tenbih ve ihtarlarla gönüllere havf ve haşyet duygusu salar; bazen de iltifat ve müjdelerle kalblere reca hissi doldurur; kimi zaman insanı uzayın enginliklerinde gezdirir, kimi zaman da onun nazarını kendi gönlüne ve vicdanına çevirir; akla ve mantığa seslendiği aynı anda kalbe ve hissiyata da hitap eder. Mesela, Hazreti Musa (aleyhisselam)’ın hayatına dair bazı hadiseleri defalarca hatırlatır; fakat her hadiseyi hemen her zaman farklı bir üslupla aktarır; surelerin umumi havasına ve o hadisenin ele alındığı yerdeki diğer ayetlerin muhtevasına göre değişik bir dil kullanır. Ayetin siyak ve sibakını (öncesini ve sonrasını) nazar-ı itibara alarak meseleleri başka başka kelimelerle dile getirir. Böylece, aynı mana ve muhtevaları farklı şekillerde ifade ederek, hem akla hem de kalbe sözünü dinletir; hem mü’mini hem de kafiri dize getirir; hem çok okumuş bir alime hem de mektep yüzü görmemiş bir kimseye derslerini verir.
Yurtdışında yaşayan insanların bazı hassasiyetlerini ve metafizik gerilimlerini kaybedebilecekleri kaygısını taşıyor musunuz? Değişik vesilelerle, “Keşke bir milyon insan hicret etse!..” demiştiniz; kimlerin hicret etmesini istiyorsunuz? Bu dileğiniz uzun süreden beri yabancı bir ülkede yaşayan kimseler için de geçerli mi?
Mü’min küfür, ilhad ve din düşmanlığı gibi çirkin sıfatlara karşı tavır almalı; fakat, bu bataklıklara düşen kimselere sadece acımalı ve mümkünse onları boğulmaktan kurtarmaya çalışmalıdır. (00.50)
Yabancı ülkelerde yaşayan bazı insanlar hiç farkına varmadan başkalarının değerler mecrasına kapılabilir ve kendi değer ölçülerine karşı yabancılaşabilirler. (02.06)
Farklı kültürlere açık yerlerde bulunan kimselerin korunabilmelerinin yegâne vesilesi bir mefkureye bağlı yaşamalarıdır. Gaye-i hayal, insanı her zaman temkinli olmaya sevkeder. (02.54) Yazının devamını oku »