“De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek bir kelimeye gelin. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp bir kısmımız bir kısmımızı Rabler edinmeyelim." Eğer yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahid olun, biz gerçekten Müslümanlarız." (Al-i İmran Suresi, 64)
Bugün Allah’ın inayetiyle bu milleti oluşturan fertler, gruplar, cemaatler arasında çok tatlı bir diyalog başlamıştır. Bence bu diyaloğu sürdürmek, hattâ ilerlemesini sağlamak lazımdır. Bakın etrafınıza, dünyada takdir ettiğiniz, saygı duyduğunuz birçok insan var. Ve o insanlar dinsizliklerinde bizim içimizde dini kabul etmeyenlerden dinsizlik noktasında çok daha ileridir.
O zaman niçin dışarıda olanlara karşı gösterdiğimiz müsamahayı içimizdekilere karşı göstermiyoruz? Veya daha doğru bir tabirle göstermeyeceğiz? Kaldı ki bu insanlar, 50-60 yıldan beri belli bir düşünceye kilitli kalmışlar. Devekuşu gibi başlarını kuma sokup etraflarını araştırma ihtiyacı bile hissetmemiş, arkasından gidip benimsediği görüşü en doğru’ diye nitelendirmişler. Hele içlerinde bazıları hasbe’l-kader lider konumunda bulunmuş ve bu düşüncelerle halkın karşısına çıkmış, kitleleri yönlendirmişler. Şimdi dünyada gerçekleşen değişim rüzgârlarının ardından bu insanların, ’sabite’ haline gelmiş fikirlerinden birden bire vazgeçmeleri, aldattıkları yığınların karşısına çıkıp özür dilemeleri elbette mümkün değildir. Bu beşer tabiatına terstir. Onun için bu insanların meselâ, Bektaşiliği hecelemeleri, Allah, Peygamber demeleri bir merhale ve aşama olarak görülmelidir.Evet, bizim dinamiklerimizden, bu dinamiklerin Allah tarafından te’yid görüp istikbal va’dettiğinden hiç şüphemiz yok. Zaten hiçbir zaman da olmadı. Yeter ki bu dinamikler temsilcileri tarafından arızasız ve kusursuz olarak temsil edilebilsin.
İşte içinde yaşadığımız zaman ve mekân diliminde bu diyalog imkânını Allah lütuf ve ihsan etmiştir. Öyleyse onu iradî olarak kapatmaya hakkımız yoktur.
Her geçen gün daha fazla insana ulaşan Zaman Gazetesi, 21. yaşında 1 milyon tiraja ulaşmanın haklı sevincini yaşıyor. Zaman Gazetesi, bugün 1 milyon 3 bin 81 adet basıldı.
Yaklaşık dört ay önce başlattığı abone kampanyası ile okur sayısını hızlı bir şekilde artıran Zaman Gazetesi, haftalık ortalama 865 bin tiraja sahipti. Gazetelerin satış oranlarının düştüğü bugünlerde Zaman Gazetesi’nin tirajının artması okuyucusuyla bütünleşmesine bağlanıyor
Bediüzzaman Said Nursi,1873 te Bitlis in Hizan ilçesine bağlı İsparit nahiyesinin Nurs köyünde doğdu. Babasının adı Mirza,annesinin Nuriyedir.Ağabeyi Molla Abdullah’ın ilim tahsil etmesinin kendisine kazandırdığı itibara imrenerek 9 yaşında Tağ köyünde Muhammet Emin Efendi’nin medresesinde(alttaki resim) öğrenime başladıysa da çok geçmeden Nurs’a döndü ve haftada bir gün gelen ağabeyinden temel bilgileri öğrenmekle tahsilini devam ettirdi. Öğreniminin en verimli safhası, 15 yaşındayken 1888′de Muhammet celalî’den ders aldığı üç aylık devredir. O zattan Molla Cami’den nihayete kadar, ortalama on yılda okutulan bütün metinleri üç ayda okuyup diploma aldı. Kitaplardan sadece anahtar bilgileri öğreniyordu.alet ilimlerini kapsayan bu Öğrenimin ardından,sıcaktan kavrulmuş toprağın suyu yutması gibi temel ilimlere yöneldi. Usûl’den Cem’ül-cevâmi, Kelâm’dan Şerhül-Mevâkıf gibi ağır metinlerden günde ortalama iki yüz sayfalık bir kısmı anlayarak okuyordu.Bu sıralarda Şirvandaki ağabeyinin yanına gittiğinde icâzet aldığını söyleyince o inanmamış, sıkı bir sınamadan sonra küçük kardeşinin kendisini geçtiğini görerek talebelerinden gizlice ondan ders almaya başlamıştı. Yazının devamını oku »
Bir arı kovanının ana arıya ihtiyacı olduğu gibi beşer de peygambere muhtaçtır. Peygamber olmadan beşer ne ferdî, ne ailevî ne de içtimâî hayatını anlamlı kılamaz. Zira peygamber özel donanımlı bir insan olarak insanların Allah yolunda rehberi, Allah’ın da insanlara karşı elçisidir.
Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bizim önümüzde Hakk’a götüren bir rehberdir. O, bize Hakk’a vasıl olma âdap ve erkânını göstererek yürüdüğü yolu,
yürüyeceğimiz şehrah haline getirdiği gibi aynı zamanda, murad-ı ilahiyi bize
intikal ettirmek üzere de Allah’ın bir Resûlü’dür. Kulluğu itibarıyla içimizden çıkar Hakk’a gider, elçiliği itibarıyla da Hak’tan döner, Hak ile halkı bir eder. Halkın içinde bulunur fakat Hak’la beraber olur. Yazının devamını oku »