prof.dr.ali bardakoğlu(diyanet işleri başkanı) Diyalog Ve Hoşgörü
Yazan: gerçekler Ağustos 16, 2007
DİYALOG VE HOŞGÖRÜ*
Prof.Dr. Ali Bardakoğlu
Diyanet İşleri Başkanı
Başta İslâm olmak üzere bütün dinler, aralarındaki farklılıklara rağmen insanlığın kurtuluş ve mutluluğunu amaç edinirler. Bu bağlamda özellikle evrensel dinlerin temel mesajlarında barış, esenlik ve insanların birbirlerine saygılı olmaları gibi hususlar önemli bir yer tutar. Ancak tarihten günümüze dinsel inanç ve farklılıkların zaman zaman çatışma konusu yapıldığı, insanlar arasındaki çekişme, kavga ve nefrete malzeme olarak kullanıldığı da bilinen bir gerçektir. Dinsel inanç ve farklılıkların çatışma konusu yapılması; toplumu bir arada tutması, evrensel barış ve birlikteliği artırması düşünülen bu değerlerin ayrılık ve gerilim malzemesi hâline getirilmesi sadece dinin kendisini yıpratmakla kalmaz, bireylerin ve toplumların huzuru için de ciddî bir tehlike oluşturur.
İslâm, insanlığa düşünmeyi ve aklını kullanmayı öğütleyen, doğru yolu ve hidayeti gösteren bir dindir. İnsanı, Allah’a ve ahiret gününe inanmak başta olmak üzere, inanç esaslarını kabullenmeye ve inancın hayata yansıyan yönünü ifade eden doğru davranış ve tavırları izlemeye çağırır. Bununla birlikte İslâm, insanlar arasında din tercihinde ve tercih ettiği dinin mesajını anlayıp hayata aktarmada farklılıkların vazgeçilmezliğini de göz önünde bulundurarak, bunlara insanların birbirlerini anlama ve tanımaları için bir fırsat olarak dikkat çeker. Örneğin Kur’an’da, insanların birbirlerini tanıyıp anlamaları amacıyla Allah’ın onları farklı toplumlara ayırdığı ifade edilmektedir.
Kur’an, din ve inanç seçiminin Allah ile kul arasındaki kişisel bir tercih olduğunu, dolayısıyla dinde zorlamanın olamayacağını belirtir. Kur’an’da Allah’ın dilemesi halinde yeryüzündeki bütün insanların iman etmiş olacağının vurgulanması, Yüce Yaratıcının insanlara geniş bir irade ve din özgürlüğü verdiğinin bir diğer anlatımıdır. Kur’an, Hz. Peygamberin şahsında bütün insanlara şu mesajı verir: peygamberlerin görevi yalnızca gerçekleri bildirip beyan etmektir, bunun dışında muhataplarını herhangi bir inancı kabul etmeye zorlamak gibi bir yükümlülüğü yoktur. Çünkü inançları değerlendirecek ve onlara inanmalarından ötürü insanları yargılayacak olan yalnızca Allah’tır.
Diğer taraftan Kur’an’da sık sık kullanılan ehl-i kitap kavramı Müslümanlara, Yahudiler ve Hristiyanlarla aynı dinî gelenekten geldiklerini, dolayısıyla birçok ortak buluşma noktalarının olduğunu hatırlatır. Ayrıca tevhit inancı, ahiret inancı ve salih amel vurgusu bu dinlerin ortak noktaları olup İslam Yahudiler ve Hristiyanlara da Müslümanlarla diyaloglarını geliştirmeleri çağrısında bulunulur.
Ancak Kur’an’da Müslüman olmayanlara yönelik birtakım sert ve uyarıcı nitelikte ifadeler de bulunmaktadır. Bunlar Kur’an’ın bütünlüğü ve vahiy süreci dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu tür ayetler, Hz. Peygamber döneminde Müslümanlara açıkça düşmanlık eden ve savaş açan kişi veya toplumlara yöneliktir. Bu gibi özel durumlar dışında İslâm’ın ve onun peygamberinin genel tavrı, Müslümanların diğer bütün din mensuplarıyla iyi ilişkilere dayalı karşılıklı saygı ve hoşgörünün esas alınması yönündedir.
İslâm’ın evrensel mesajından hareketle diyalog ve hoşgörü konusuna şu başlıklar altında yaklaşmak mümkündür:
1. Dinler ve kültürler arası diyalog olgusunun, son yıllarda bütün dünyada yükselen bir değer olması sevindirici bir husustur. Bu durum, tarihten gelen her türlü ayrılık ve çatışma noktalarını izale etmede yardımcı olacağı gibi çağımızda insanlığın ortak sorunları olarak acil çözüm bekleyen açlık, yoksulluk, işsizlik, ekolojik kirlilik, doğal afetler, uyuşturucu madde bağımlılığı, terör vs. gibi temel sorunların çözümüne de katkıda bulunacaktır. Artık insanlık tarihte kalması gereken, ama yapay bir biçimde gündeme taşınmak istenen çatışma kültürlerine iltifat etmemektedir. Öte taraftan dinleri yeni bir anlayışla ilgi alanına çeken insanlık, dinlerin özündeki espriye ne denli ihtiyaç duyduğunu son iki yüzyıllık tecrübelerden sonra daha iyi kavramış bulunmaktadır.
Yüce dinimiz İslâm, genelde insanlar arası özelde ise dinler arası olumlu ilişkilerin kurulmasına, yeryüzünden ayrımcılığın kaldırılmasına ve insanlığı tehdit eden ahlâkî yozlaşma ve adaletsizliğin giderilmesine önem verir. Bu çerçevede diyalog, farklı din ve kültüre mensup insanlar arasında hoşgörü ortamının tesisini ve tarafların birbirlerini tanıyıp anlamasını sağlaması açısından İslâm’ın değer verdiği bir kavram olarak dikkati çeker.
Binaenaleyh insanlığın geldiği bu noktada dinler arası diyaloğun çok ayrı bir yeri vardır. Ancak bu olgunun hiçbir şekilde amacı dışında kullanılmaması ve istismar edilmemesi gerekir. Şayet bu olgu, yanlış anlamalara meydan verecek şekilde istismar edilir ve amacı dışına çıkılırsa sadece dinler ve kültürler arası diyaloğu sekteye uğratmakla kalmaz, kültürlerin ve dinlerin kendi içindeki farklılıklara karşı hoşgörü ortamını da büyük ölçüde zedeler. Dinler ve kültürler diyalog zeminini kendi kurumsal misyonlarına yeni bir açılım imkânı ve yayılma politikalarının bir parçası olarak görme eğiliminde olurlarsa küreselleşen dünyamızda uyuyan birçok dev sorunu uyandırmış olurlar. Bu konuda özellikle üç büyük dinin (İslâm, Hıristiyanlık ve Yahudilik) temsilcilerinin fevkalade dikkatli olmaları gerekmektedir.
Bazı batı kiliselerinin dinler arası diyaloğu, farklı inanç sahibi insanların birbirini tanıma ve anlama süreci olmaktan ziyade, Hristiyan mesajını insanlara ulaştırma ve uluslar arası projelerin aracı olarak görmesi, diyalog çabalarının önünde ciddî bir sorun olarak durmaktadır. Kiliselerin Hristiyan misyonunun yayılmasını hedefleyen bu anlayış ve tavrının, samimi diyalog çabalarını sekteye uğrattığı aşikârdır. Bununla birlikte birçok Müslüman, Hristiyan, Yahudi, Budist vb. din mensuplarının gerçek ve samimi anlamda diyalog için uğraş verdikleri de bilinmektedir. Böyle bir diyaloğun tesisi, insanlar arasındaki şiddet ve çatışma ortamının önlenebilmesi için faydalı olacaktır. Birbirini tanıma ve anlama süreciyle birlikte hoşgörü ve anlayışın yaygınlaşması, dünyanın daha güvenli, huzurlu ve yaşanılır olmasını sağlayacaktır ki böylesi bir hedef -yukarıda vurguladığımız gibi- İslâm’ın anlayış ve çabasıyla da örtüşmektedir.
2. Farklılıkların bir diyalog zeminine dönüştürülmesinin önündeki zorluklar sadece dinler arası diyaloğun bir sorunu değil, aynı zamanda her dinin ve kültürün kendi içinde de var olan bir sorun olmuştur. Zira kendi içinde barışık olmayan kültürlerin dünya barışına katkıda bulunabilmeleri mümkün değildir. Esasen dinler, hem iç hem de dış barışı tesis eden en kadim olgulardır. Bize düşen bu ilâhî dinlerin evrensel mesajını yorum farklılıklarımızla birbirimize dayatmamamızdır. Amaç müşterektir; herkesi yaratan bir Tanrı vardır ve o, yine herkesi bu dünyada yapıp ettiklerinden dolayı ahirette hesaba çekecektir.
Bu bağlamda İslâm, kendi içindeki farklı yorumulara bir rahmet olarak bakmaktadır. İslâm düşünce ekolleri ve mezhepleri, biri diğerinden üstün olmayan ve her biri kendi içinde kurtuluşa götüren yolu formüle etmeye çalışan birer doktriner bütünlüktür. İslâm kültüründe bu farklı yorumlar bir zenginlik olarak görülmüş, istisnalar dışında gerilim ve ayrışma sebebi olmamıştır. Batıda ise mezheplerin âdeta farklı dinler gibi ayrıştığı, bu sebeple mezhepler arası ciddî çatışmaların yaşandığı bilinmektedir.
3. İçinde yaşadığımız yüzyılda insanlık tecrübesinin hoşgörü, diyalog, kültürel farklılıklara saygı ve birlikte yaşama kültürü için demokrasi çok önemlidir. Barışın evrenselliği ve kalıcılığı açısından demokrasi önemli imkânlar sunmaktadır. Türkiye’de gelişen dindarlık anlayışı ve hoşgörü kültürü bunun önemli bir göstergesidir. Bunda Osmanlıdan gelen tarihî tecrübenin de önemli katkıları vardır. Nitekim Anadolu ve Balkanlarda yüzyıllarca farklı din ve kültürler barış ve hoşgörü içinde bir arada yaşayabilmişlerdir. Dinleri şiddetin, gerilimin, aramızdaki kavganın kaynağı ve sebebi olmaktan çıkarıp ortak bir barış zemini tesis etmek istiyorsak buna, Türkiye’de yaşadığımız tecrübenin büyük katkısının olacağını düşünüyorum.
4. Dünya barışı adına hoşgörü, diyalog, kültürel farklılıklara saygı ve birlikte yaşama kültürünün yaygınlaşması için bilime dayalı bir din anlayışı önemlidir. Çünkü bilim, insanlığın ortak bir değeri, dünün özeti, bugünün realitesi ve yarının zeminidir. Doğru bilgiye dayanan bilimin hakemliği bizi uzlaştırır ve yumuşatır. Çünkü bilimsel bilginin olduğu yerde özgüven ve özgürlük olur. Bilen insan hem kendine özgüveni olan hem de başkalarına özgürlük alanı bırakmasını bilen insandır. Özgürlüğün yolu kendimize güvenmekten geçer. Kendisine güvenmeyen kişi veya sistemler özgürlük alanlarını da giderek kısıtlarlar. Dinler arası diyaloğun geliştirilmesi için bilginin sağlıklı şekilde ve yanlışı dışlayacak bir dinamizm kazanarak üretilmesi ve bunun aktüel hâle getirilmesi kaçınılmazdır.
5. Hoşgörü ve birlikte yaşama kültürünün gelişip yaygınlaştırılmasında önemli katkıları olan diğer bir unsur ise sufî gelenek ve derin tasavvufî düşüncedir. Dinlerin tarihsel tecrübe içinde kazanmış oldukları katılıkları yumuşatan, onların mesajlarını toplumun bütün katmanlarına taşıyan bu zengin kültür, evrensel birçok projeye veri sunabilecek niteliktedir. Niyet ve düşüncede incitmeme ve incinmeme anlayışına dayanan, pratikte ise yaratılanı yaratandan ötürü sevmeyi prensip hâline getiren bu anlayış insanlık için sevgi dolu bir hayat kaynağıdır. Muhyiddin İbn Arabî, Hakîm Tirmizî, İmam Rabbanî, Ahmet Yesevî, Mevlâna, Yunus Emre, Hacı Bektaş Velî vb. şahsiyetlerden hoşgörü ve birlikte yaşama kültürü açısından öğreneceğimiz çok şey vardır.
6. Ayrıca dinlerin anlaşılmasında salt dinin ana metinlerinden hareket etmek yerine onun tarihsel tecrübesini, bu tecrübe içinde yer alan sanatı, estetiği, mimarîyi, musikiyi, edebiyatı ve yaşama kültüründeki farklılıkları da göz önünde bulundurmalıyız. Metinleri, tarihsel bağlamını ve ortamını göz ardı ederek kendi tercihimize göre seçip ele alırsak metne tâbi olmaktan ziyade kendi kişisel tercihimizi metne onaylatmış ve onu meşrulaştırmış oluruz.
Özetle İslâm başta olmak üzere bütün ilâhî dinlerin mesajlarında insanlığın huzur ve barışını sağlayıcı yönde önemli unsurların bulunduğunu, gerek tarihte ve gerekse günümüzde din farklılıklarından beslenen birtakım olumsuzlukların aslında dinlerin özünden değil, bağlılarının yanlış yorumlamalardan kaynaklandığını söylemek mümkündür. Dolayısıyla dünya barışı ve insanlığın mutluluğunu sağlamak için hepimizin sağlıklı iletişim, diyalog, hoşgörü ve birbirimizi anlamaya gerekli önemi vermemiz gerekmektedir.
Ben diyalogdan, farklı olduğumuzun farkına varmak ve farklılıkları abartmadan ve bunları fazla sorun etmeden kendimizi geliştirebilmeyi, bu ortamda en iyi ve güzeli yakalamayı, ötekiyle de barış içinde bir arada yaşama isteğini anlıyorum. Akıp giden zaman içinde, her bir bireyin kendine özgü çevresi, bilgi kaynakları, özellikleri ve iç dünyasının olduğu bir zeminde farklılığa karşı durabilir miyiz ? Öyleyse farlılıkları varoluşun doğasında aramak gerekir. Belki farklılıklarımız olmasaydı Yüce Yaratıcıyı bilemeyecektik, kendimizin ve hayatın güzelliklerinin farkına varamayacaktık. Bu sebeple farklılıkları yok etmeyi, onlara şekil vermeyi, onları belli bir forma sokmayı diyaloga aykırı, hatta doğal gidişe aykırı görüyorum. Esas olan, farklılıklarımızın farkına vararak birbirimizi sevmek ve iyilikte yarışmaktır.
* 28 Nisan – 01 Mayıs 2004 tarihleri arasında Kahire’de düzenlenen 16. Uluslararası “ İslam Medeniyetinde Hoşgörü” Konferansında Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu tarafından sunulan metnin türkçesidir

CONAN demiş
1. Artık,vazgeçemeyeceğiniz bir gerçek var.Dinler arası diyoloğu mutlaka benimsemek zorundasınız.Vatikan tüm dünyaya kardeşliği benimsetmek için çalışıyor.Tüm dinlerde ortak noktalar var.Tek Tanrı inancı ve diğer noktalar.O zaman neden kardeş olmayalım.Niye sadece biz Cennete gireceğiz bencilliği.Bu misyonu tüm islam ülkelerine benimsetmeliyiz.Hepimizin kardeş olduğunu ve hangi dini yaşarsan yaşa Cennete gireceğini.O zaman kavgalar biter, savaşlar sona erer.Diyoloğu,medeniyetler buluşmasını ve büyük otadoğu çalışmalarını destekliyoruz.Bunların meyvelerini en kısa sürede toplamak nasip olsun. AMEN.
CONAN demiş
Dioloğu canı gönülden destekliyoruz.Tüm dinler kardeştir ve cennete girecektir.sadece benciller ve cenneti başka din mensupları ile paylaşmak istemeyenler,hariç. Her dinde bir Tanrı inancı olduğu için .Bu sebeble sayın F.Gülene teşekkür ediyor onun çalışmalarını destekliyoruz.Senin dinin düşük benimki gerçek kavgaları son bulacak.Herkes istediği dini seçip kardeş gibi geçinecek.İslam dini zor gelirse Hristiyan gibi yaşayacak.Hristiyanlık zor gelirse islam gibi yaşayacak.isterse başka din gibi. neticede hepside cennetlik.Şimdi niye sayın Gülene düşman olduklarını anlıyoruz.Kıskanmak. Ah kardeşim sen müslüman olduğun halde kendi dininden olan hoca efendiyi bile bizim kadar sevemiyosunuz.Bizler onu hem Vatikan hem Dünya yahudi kardeşleri olarak bağrımıza bastık ve bizim sizlere anlatamadıklarımız herşeye tercüman oldu.Cennettin hiç kimsenin tekelinde olmadığını sizlere öğretmeye çalışıyoruz.Hangi dini yaşarsanız yaşayın bir yaratıcı Tanrıya inanıyorsanız Cennete girersiniz.Cennetin çok geniş olduğunu sizlere izah etmeye çalışıyoruz. Sadece gözlerinizi kapatıp, tüm kötü düşüncelerden uzaklaşın.Gözlerinizi açtığınızda inanın her şey çok farklı olacak. 3. bin yılın kardeşliğinin lezzetini bulacaksınız.Sizlere ellerimizi uzatıp dinler arası diyaloğa,dinler bahçesine ve medeniyetler buluşmasına davet ediyoruz. Tanrı sizlerle olsun.AMEN.
CONANderbarbar demiş
Bizler Dünya liderleri ve barış temsilcileri olarak,hem kendimiz, hem bizlere hizmet etmek isteyen devlet temsilcileri veye cemaat liderleri olmuştur.Onlar tarihte olduğu gibi bizlerin emelleri uğruna hizmet vermişlerdir.Cemaleddin Afganilerden tutunda bir zamanlar Mekke emiri Şerif Hüseyin Ali ler.Tabiki doğru emeller uğruna çalışmışlardır.Bu uğurda hayatını adamış Thomas Edward Lawrens in ve nicelerinin hizmetleri verimli sonuçlar getirmiştir.Onlar halen Arab ülkerinde hayırla anılmaktadırlar.Bugünün barış dolu kardeşliğinde, onların emeği unutulmamalı.Asırlar önce düşünülüp çalışmalar yapılmış bu güzel davanın durduğunu söylemek bence çok yanlış.Tam aksine Dinler arası Diyolog,Medeniyetler projesi,Büyük OrtaDoğu çalışmaları çok başarılı bir biçimde devam etmektedir.Temeli sağlam zemin üzerinde hızla yol alan bu gücü, meyvelerini vermeye başladığında şahit olacağız.Herhalde medyayı fazla izlemiyorsunuz.Sayın Obama nın verdiği barış ve kardeşliğin örneklerini.Size biraz daha yakın.Tıpki Thomas Edward Lawrens gibi.O da Arabistan da Cidde de imamlık yaptı.Hepimiz için çalıştı.Tanrı bu gibi insanları başımızdan eksik etmesin.Sadece gözlerinizi kapatıp, tüm kötü düşüncelerden uzaklaşın.Gözlerinizi açtığınızda inanın her şey çok farklı olacak.Ellernizde barış ve kardeşlik dinini,ayaklarınızın altında ise kutsal toprakları bulacaksınız. 3. bin yılın kardeşliğinin lezzetini bulacaksınız.Sizlere ellerimizi uzatıp dinler arası diyaloğa,dinler bahçesine ve medeniyetler buluşmasına davet ediyoruz.
Tanrı sizlerle olsun.AMEN.
Conan derbarbar demiş
Bakın tüm Dünyada savaşlar.Neden hep din ayrılıkları.Artık ne dedik, tüm dinler bir araya gelip diyolog içine girip,amentüdeki ittifakımızı pekiştirmeliyiz.Senin dinin batıl benimki üstün düşüncelerinden vazgeçip benzerliklerde buluşmalıyız.Tanrı inancı olduğu sürece hepimiz aynı yerde buluşacağız.O zaman kavgalar bitecek ve hepimiz kardeş olacağız.Amaç dünyaya barış ve kardeşlik tohumlarını serpmektir.Özellikle Büyük Orta Doğu çalışması, Dinler arası diyolog ile paralellik gösterip hizmetlerimize hep beraber hız vermeliyiz.Tanrı sizlerle olsun.
Conan derbarbar demiş
Bizler Cennetin sahipleri değiliz.Sadece oraya girmek için birer namzetiz.Dinler arası Diyolog ve diğer çalışmalarda can atıp hizmet etmek isteyenler sizlersiniz.Din adamlarımız sizlerin Ülkelerine gelip, caami ziyaretlerinde bulunduklarında, alkış tutup işte kardeşlik ve diyolog budur diyen sizlersiniz.Şimdi ise bizleri yanlış değerlendiriyorsunuz.Bunda bir çelişki görmüyormusunuz.Nasıl olurda önce elele verelim sonra yok sizlerden dost olmaz sözleri.Bizler kötü isek, ya ileriyi sezemeyen liderlere sahipsiniz yada Liderlerini seçemeyen topluma.Bakın bizlerde bir ata sözü var:Bir asır (100 yıl)sonrası için plan kuramayan gerçek Siyonist olamaz.Bu söz Dünyaya birçok hizmetleri dokunmuş,sayın Sir Winston Churchill e aittir.Sizlere sadece barış ve huzurun kapısını aralamak için elimizi uzatıyoruz.Sizler gözlerinizi kapatın ve ellerinizi kalplerinize götürün.Gözlerinizi açtığınızda ellerinizde kutsal Kitabı ve ayaklarınızın altında barış dolu kutsal toprakları bulacaksınız.Bizler bunları size vaad ediyoruz.Elbet bir gün hepimiz Kardeşlik içerisinde yaşayacağız.Bunun için Dinler arası diyoloğu,Medeniyetler buluşması,Dinler bahçesini,ılımlı İslam çalışmalarını ve BÜYÜK ORTADOĞU PLAN larına emek verip çok çalışmalıyız.Tanrı bizlerle beraberdir.Saygılar.
Conan derbarbar demiş
Dünyada hiçbir çalışmamız yokki başarı sağlanmasın.Tekki insanlığın iyiliği için olsun.Dinler arası diyoloğun bir kardeşlik çalışması,birlik ve beraberlik temelleridir.İsa mesih Dünyaya teşrif ettiğinde bizleri ve sizleri,yani tüm tanrıya inananları kucaklayacaktır.Bizler şimdikten kardeşliğimizi pekiştirmeliyizki,onun yanında mahcub olmayalım.Dinlerimizde farklılıklar olabilir fakat benzerliklerimizde buluşup sayın efendinin tesbiti ile teferruatlarda bir birimize düşmemeliyiz.Bizler kardeşiz ve hepimiz öteki dünyada aynı yerde yer alacağız ve kardeş gibi hayat süreceğiz.Neden ayrılıklar olsun,neticesinde hep savaşlar yaşanıyor.Bizler barış temsilcileri olmalıyız.Diyoloğa,dinler bahçesine,medeniyetler buluşmasına ve büyük orta doğu çalışmalarına önem vermeliyiz.Bunlara sarılırsak bizleri büyük saadet beklemektedir.İnanın sadece ellerinizi kalplerinizin üstüne koyun,gözlerinizi kapayın.Gözlerinizi açtığınızda ellerinizde çalışmalarınızın bereketi olan nurlu dini bulacak,ayaklarınızın altında da kutsal toprakların olduğunu göreceksiniz.Tanrı sizlerle olsun
Conan derbarbar demiş
İşte bu kardeşim.Artık bizler belli gerçekleri anlamak zorundayız. Bakın hoşgörü nekadarda güzel.Senin dinin üstün değil, benimki üstün tartışmaları son bulacak.Herkes istediği dini benimseyip barış içinde yaşayacak.Hangisini yaşarsan yaşa tekki Tanrı inancı olsun hepimiz aynı yerde Cennettte buluşacağız.Hocamızın bu büyük bir mucizesidir.Onun kıymetini ancak ileride dinler arası diyolog,medeniyetler buluşması, dinler bahçesi ve büyük ortadoğu planlarının meyvelerini görmeye başlayınca anlayacağız.Onun hizmetlerini Tanrı zai etmeyecektir.Bu Dünyadada karşılığını Tanrı ona verecektir.Bu hizmetlerin daha hızlı ve bereketli olacağının inancıyle çalışmalıyız.Tanrı sizlerle olsun.