PIRLANTA

Konuşan Yalnızca Hakikatlerdir

Prof. Dr. Ömer Faruk HARMAN Ve Diyalog Yorumu

Yazan: gerçekler Ağustos 16, 2007

Dinler Arası Diyaloğun Olanakları ve Modelleri

Prof. Dr. Ömer Faruk HARMAN
Marmara Üniversitesi
İstanbul

İnanmak insanın tabiatında var olan köklü bir özelliktir. Değerler sistemi oluşturma ve bunu bir iman kaynağına bağlanarak yapma bütün insanlar için ruhi ve içtimai bir zarurettir. Çünkü inanan ve böylece diğer canlılardan ayrılan insanın bu niteliği fıtridir. İnsanlık tarihi ve bilimsel araştırmalar dinin insanla birlikte var olduğunu, dinsiz bir toplumun ve inançsız bir insanın olamayacağını göstermektedir.

Kutsal metinlerin bize naklettiğine göre insanlığın başlangıçtaki inancı, özünü tek bir Tanrı’ya imanın oluşturduğu din idi. Bilimsel araştırmalara göre de dinin ilk ortaya çıkış şekli monoteizmdir. İnsanlık tarihi boyunca dinin, inançla ilgili özü hiç değişmemiş, sadece uygulamada toplumdan topluma, devirden devire bazı değişiklikler olmuştur. İnsanlık aynı ana-babadan gelmekle ve başlangıçta aynı değerlere sahip olmakla birlikte zaman içinde gerek yapısından kaynaklanan zaaflar gerekse tarihi seyir içinde ve değişik coğrafyalarda ortaya çıkan farklılıklar sebebiyle farklı düşünce ve yollara sapmış ve neticede yeryüzünde farklı dinler ortaya çıkmıştır. Ancak İslam anlayışına göre din tektir ve o da bütün peygamberler vasıtasıyla hatırlatılan hak dindir ve bu dinin en temel özelliği Allah’a teslimiyettir.

İslam, Allah’a teslimiyet demektir ve bu anlamda bütün ilahi dinler Allah’a teslim olma ortak temeline dayanmaktadır. Özünü Allah’ın emir ve iradesine teslimiyetin oluşturduğu ve adını da bu özelliğinden alan  İslam, Hz. Muhammed’in tebliğ ettiği dinin özel ismi olmakla birlikte, tebliğlerinin esasını Allah’ın varlık ve birliğini tanıyıp onun iradesine teslim olma ilkesinin oluşturduğu daha önceki peygamberlerin tebliğ ettikleri dinin de adıdır. Nitekim Nuh ve İbrahim’e Müslüman olmaları emredilmiş (el-Bakara 2/132; Yunus 10/72), İbrahim ve Yakup, oğullarına “Allah sizin için bu dini seçti, o halde sadece müslümanlar olarak ölünüz” tavsiyesinde bulunmuştur (el-Bakara 2/132). Kur’an’da İsrail oğullarına gönderilen peygamberler Allah’a teslim olmuş kişiler olarak takdim edilmektedir. Dolayısıyla vahiy geleneğinde bütün peygamberlerin getirdiği dinin özünü İslam yani Allah’a teslimiyet kavramı oluşturmaktadır. Bu açıdan bakıldığında Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam arasında fark yoktur çünkü hepsi de bir olan Allah’a  iman ve teslim olmayı esas almaktadırlar. İbrahimi dinler diye de adlandırılan bu dinlerde ilk insan Hz. Adem’den bu yana hep Tanrı’nın birliği vurgulanmıştır.

Yahudiliğin özünü oluşturan On Emir, Hristiyanlık ve İslam’da da vardır ve Yahudilere has olan Cumartesi yasakları hariç olmak üzere bu emirler, bütün ilahi dinlerde müşterektir. On Emrin ilk yarısı insanın Tanrı’ya karşı olan görevlerini belirlerken ikinci yarısı da kişinin diğer insanlara karşı konumunu ve ödevlerini belirlemektedir. On Emrin ilk yarısında insanın Tanrı’ya karşı ödevleri belirtilirken ilk önce Tanrı’nın birliği üzerinde durulmaktadır. “Seni Mısır’dan esirlik evinden çıkaran Allah’ın Yahova benim. Karşımda başka ilahların olmayacaktır” (Çıkış 20/2-3). Hz. İsa’ya, “Şeriatte büyük emir hangisidir ? diye sorulduğunda o, “Allah’ın Rabbi bütün yüreğinle, bütün canınla, bütün fikrinle seveceksin. Büyük ve birinci emir budur” der (Matta 22/36-38) ki bu sözler Yahudilerin meşhur “Şema Yisrael” duasından alınmadır.

 On emrin ikinci yarısı “öldürmeyeceksin, çalmayacaksın, yalan söylemeyeceksin, komşunun malına, ırzına göz dikmeyeceksin…” gibi evrensel ahlak ilkelerini içermektedir ki bu ilkeler bütün dinlerde müşterektir. Hiçbir din “öldüreceksin, çalacaksın, yalan söyleyeceksin, yalan yere şahitlik yapacaksın, komşunun malına-mülküne, ırzına göz dikeceksin” diye emretmemektedir.  Hz. İsa’ya, ikinci emir nedir diye sorulduğunda “Komşunu kendin gibi seveceksin. Bütün şeriat ve peygamberler bu iki emre bağlıdır” diye cevap vermektedir (Matta 22/39-40).

Aynı şey İslam’da ve onun kutsal kitabı Kur’an’da da söz konusudur. İslam’ın üzerinde en çok durduğu konu Allah’ın birliği, ona hiçbir şeyin ortak koşulmaması gerektiğidir. İslam’ın ilk ve en önemli mücadelesi putperest ve müşriklerle olmuştur. Kur’an, başlangıçtan beri var olan tek Tanrı inancındaki sapmaları, değişiklikleri düzeltmek ve asli şeklini yeniden ortaya koymak  iddiasındadır. Kur’an’da “ Allah birdir, hiç kimseye muhtaç değildir, her şey ona Muhtaçtır, o doğurmamış ve doğmamıştır. Onun hiçbir dengi yoktur” denilmektedir (İhlas 112/1-4). Diğer taraftan başkalarına karşı iyi davranmak, yardımseverlik, iyilik etmek gibi kurallar ve evrensel ahlak ilkeleri İslam’ın da savunduğu ortak değerlerdir. Hz. Muhammed’in veda haccında ifade ettiği veda hutbesinin günümüz insan hakları evrensel beyannamelerinden pek farkı yoktur.

O halde dinlerin özü birdir ve bütün dinler aynı şeyi yani insanın mutluluğunu hedeflemektedir. Ancak bu ortak değerler zaman içinde farklılaşmış ve çeşitli sebeplerle değişik unsurlar işin içine karışarak dinlerdeki bu asli safiyeti bir ölçüde değiştirmiş neticede de ortaya farklı ve birbirine düşman gibi gösterilen inançlar çıkmıştır. Sayın Diyanet İşleri Başkanı bir konuşmasında inancımızın ve dinimizin tarihin, kültürün ve coğrafyanın kirlerinden arındırılması gerektiğini vurgulamışlardır ki bu çok önemli bir tesbittir. Hz. İbrahim’in söylediği ile Hz. Musa’nın ve Hz. İsa’nın söylediği arasında bir zıtlık, bir çelişki olabilir mi? Yani bunlardan biri diğeri aleyhine veya onu söylediğinin tersine bir şeyi öğütleyebilir mi? Bu mümkün değildir çünkü onların hepsi de aynı kaynaktan almaktadırlar. Tanrı’nın birliği, ahiret inancı ve evrensel ahlak ilkeleri konusunda müşterektirler. Aynı kurallar Hz. İbrahim’de, Hz. Musa’da,Hz. İsa’da ve Hz. Muhammed’de ortaktır.

Bağdat Nesturi Katolikosu Thimoteos’a Halife Mehdi, Hz. Muhammed hakkında ne düşündüğünü sorduğunda onun cevabı şöyledir: “Yahudi ve Hristiyan kutsal kitabında adı geçen, kıssaları anlatılan peygamberler gibi putlar ve putperestlerle mücadele etmiştir. Bir olan Allah’a çağırmıştır”.

Tevrat’a göre hakiki peygamberin temel kriteri bir olan Allah’a davettir. Hz. Musa putperestliğe meyleden İsrail oğullarını sık sık uyarmıyor mu? Hz. İsa aynı şeyi söylemiyor mu?

Peki o zaman Yahudiler, Hristiyanlar ve Müslümanlar arasındaki farklılaşmanın, ayrışmanın ve düşmanlığın, kan dökmenin sebebi nedir? Yahudi kutsal kitabı Mişna’da “Kim haksız yere bir insan öldürürse bütün insanlığı öldürmüş gibi günaha girer” denilmektedir. Aynı hadise Kur’an’da da yer almaktadır. O zaman bugün Filistin’de hem Filistinliler hem de İsrailliler tarafında haksız yere kanı dökülen insanlar yok mu? Onların vebalini kim üstlenecek?

Bugün dünyanın dört bir tarafında kan ve gözyaşı var. Halbuki iki milyara yakın Hristiyan’ın  benimsediği, inandığı  Hz. İsa, “Sen komşunu sevecek ve düşmanından nefret edeceksin denildiğini işittiniz. Fakat ben size derim:Düşmanlarınızı sevin ve size eza edenler için dua edin ki siz göklerde olan Babanızın oğulları  olasınız” demektedir (Matta 5/43-45).

İncil’in hiçbir yerinde kan dökünüz emri yoktur. Hatta Hz. İsa, mabede takdime arz etmek üzere gittiğinde eğer bir kardeşinin kalbini kırdığın hatırına gelirse önce onun gönlünü al takdimeni daha sonra arz et demektedir. Tevrat’taki “Öldürmeyeceksin!” emrini böylece çok daha ilerilere götürüyor. Ama hala kan dökülüyor.

Bizanslı teologlar ve Latin Batı Hristiyanlığı bütün ortaçağ boyunca İslam peygamberi ile alakalı çok ağır hakaret ve iftiralarda bulunuyorlar. Bir başkasını değerlendirirken kendi sübjektif yargılarımızı, ön kabullerimizi peşin hükümlerimizi devreye sokup da yanlış kanaatlerle insanlara haksızlık edeceğimize gerçeği öğrenmeye çalışsak daha iyi olmaz mı? Hem kendimizi olduğumuz gibi ortaya koysak hem de karşı tarafı kendi anlatışıyla tanımaya çalışsak daha iyi olmaz mı? Diyaloğun amacı da zaten bu değil mi?

Diyalog 1962-1965 İkinci Vatikan Konsiliyle başlamış değildir. Katolik Kilisesi Konsil kararlarıyla diyalog faaliyetini gerçi resmen başlattı yani Hristiyanlık dışı dinlerle ilgili ilk defa müsbet sayılabilecek birtakım değer hükümleri koydu ama diyalog faaliyetini başlatmak için uzun bir süre 1973’lere kadar bekledi. Müslümanlarla diyalog faaliyetine girecek Hristiyan din adamlarının İslam’la ilgili bilgilenmelerini sağladı veya buna çalıştı ancak Hristiyanların İslam dünyasıyla ilgili kökü çok eskilere dayanan pek çok yanlışları var. Ben burada bunun tarihini vermek istemiyorum fakat İslam devletinde yaşayan Yuhanna ed-Dımeşki’den tutun İslam devletiyle savaşan Bizanslı teologlara  ve ortaçağ Latin batı Hristiyanlığına kadar bütün bir Hristiyan dünyası İslam’la ilgili hep çarpıtılmış bir imaja sahiptir. Bugün ben siz sayın Alman dostlarımıza, Almanya’da bugün İslam imajı nasıldır? İslam deyince akla önce ne gelir diye sorsam acaba cevap ne olur? Batı’daki İslam imajı o kadar çarpıtıldı ki Montgomery Watt çeşitli eserlerinde bunu belirtmektedir. Halbuki durum ortada. Siyasi düşmanlıklar, ekonomik menfaatler, çıkar çatışmaları bir tarafa bırakılarak gerçek olduğu gibi kabul edilse günümüz dünyası daha barış dolu olmaz mı? Sayın Bekir Karlığa’nın tasnifiyle bilme, tanıma, anlama ve kabul etme hususlarını sübjektif değil objektif kriterlere göre yapsak daha iyi bir dünyaya adım atamaz mıyız?

Almanya’da 2,5 milyon Türk yaşamaktadır. Diyalog ve karşılıklı ilişkileri geliştirmek için bundan daha güzel bir fırsat olabilir mi? Kendi insanımıza hem kendi inancımızı hem de karşı tarafın inancını doğru olarak öğretmek birbirimizi daha iyi anlamamızı ve barış dolu bir dünya kurmamızı sağlayacaktır; çünkü dinlerin amacı savaş çıkarmak, düşmanlıkları, kötülükleri, kin ve iftiraları artırmak, çoğaltmak, tahrik etmek değil, barışı temin etmektir.

Ben iki alıntıyla konuşmamı bitirmek istiyorum. “…Her birinize bir şeriat ve bir yol verdik. Allah dileseydi sizleri bir tek ümmet yapardı fakat size verdiği yol ve şeriatlerde sizi denemek için böyle yaptı.Öyleyse iyi işlerde birbirinizle yarışın” (el-Maide 5/48). Demek ki farklılığımız birbirimizle kavga etmek için değil iyiliklerde yarışmamız, farklılığımızı çatışmaya değil zenginliğe dönüştürmek içindir.

“Dileyin size verilecektir, arayın bulacaksınız, kapıyı çalın size açılacaktır. Çünkü her dileyen alır,arayan bulur ve kapıyı çalana açılır”(Matta 7/7-8). O halde kapıyı çalalım da barış ve huzur dünyası açılsın.

“Kullarım sana beni sorduğunda onlara söyle ben çok yakınım.Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm. O halde kullarım da benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulalar“ (el-Bakara 2/186). 

Dinler arası diyalog dünya barışı için şarttır. Çünkü Hans Küng’ün de ifade ettiği gibi dünya barışı dinler arası barışa bağlıdır ve dinler arası barış da ancak diyalog sayesinde mümkündür. Hakiki ve verimli bir Hristiyan-Müslüman diyaloğu dünya barışının tesisine yönelik önemli bir katkı olabilir. Çünkü diyalog şiddet ve zorlama metotlarına karşın akıllı ve uygar bir şekilde çatışmaları çözümleme yoludur. 
 

5 Yanıt “Prof. Dr. Ömer Faruk HARMAN Ve Diyalog Yorumu”

  1. deli beyaz demiş

    İncil ve hz. meryem’in mezarı

    26 temmuzu 27 temmuza bağlayan 2008 günü rüyada konuşan

    Meryem ana

    dedi ki
    artık çıkmak istiyorum kurtar beni

    sen kimsin sorusuna

    dedi ki
    ben hz Meryem Mesih isanın annesi

    seni nasıl ve nereden çıkaracağım dedi

    dedik ki
    topraktan

    nereden nereden

    dedi ki
    bana bak göreceksin sadece bak göreceksin

    nasıl ben mi göreceğim

    dedi ki
    sadece bak

    neden ben

    dedi ki
    sen göreceksin

    burdamısın

    dediki
    karşında olacağım

    dedi ki
    ben seçilenim

    dedi ki
    ben peygamberdim
    kimse bana inanmayacaktı
    ve ben Allahın oğlu
    Mesih isayı dünyaya getirdim

    nasıl isa peygamberimi

    dedi ki
    o peygamber değil mesihti
    o benim için beşikte Allah adına konuşmaya başladı
    bana insanlığın inanması çok zor olacaktı
    ben dünyadaki kadınlardan üstün kılındım
    ben pegamberdim

    İncil nasıl oldu yazıldı dedim

    dedi ki
    İncil isa öldükten sonra 12 havarinin beni ziyaretlerinde
    Onlara söylediğim sözlerin ziyaret mektupları olarak toplanması ve birbirlerine bilgi aktarması sonucu kaleme alındı. Yoksa hangi havari isanın doğumunu anlatabilir di ve kaleme alınırdı

    Şimdiye kadar nasıl dayandın dedim

    dedi ki
    Ben acılarıma yoğurt çalarak şifa buldum, soğuk

    dedi ki
    İsa çarmahta can verdiğinde, beni ben ifade etmek zorunda kaldım
    konuştum, konuştum……

    Neden şimdiye kadar mezarın bulunmadı dedim

    dediki
    Onlar isa gibi banada mezarımda huzur vermeyecekler diye öldüğüm yere bile inmediler

    Uzunca süre yaşadığı ve saklandığı efes öncesi
    Bir yerde mağarada kaldığını

    Kutsal suda yıkandığını
    Bol bol soğuk sular içtiğini

    Mağaraya yılan kıvrımlı patika bir yoldan çıkıldığını

    Bu yolun son yolculukta kaydığını ve derin bir dereye düşüp kervanla yok olduğunu ve hala orada olduğunu

    Magaraya çıkan yolun
    dar ve merdivenimsi, biri küçük biri büyük mağarada kaldığını söyledi
    Bu merdivenlerin hala görecek olduğum yerde olduğunu, dağın küçüldüğünden bahsetti. başında ak başlı kartal arkasında yılan beklediğini

    Meryem ana denizli de yoğurt tepesinde bir tepede yaşamış saklanmış ardından efese geçmiş sonra efesten son yolculuğu, kudüse gitmek isterken daha önce yaşadığı yoğurt tepe ye dar patikadan kervanı ile geçerken kayaların kırılması ile İsrail veya İsrafil kanyonuna yuvarlanıp kayaların altında can vermiş.
    zamanla bu kanyon yağmur suları ve toprak kayması sel suları ile dolmuş. şu an 20 metre derinde ve bunu havarilerden bilenler derin ve ulasılmaz olduğundan naşının bulunmasını istemediklerinden M.S. 83 te Meryem ölmüş. 14 yaşında hamile kalp 15 yaşında doğum yapmış bunuda ayın 14, 15 i ile açıklamakta. İncilin sözleri meryemin havarilere anlattığı ve onların yazdığı ziyaret mektuplarıdır. Meryem Mesih annesi diğer kadınlardan üstün kılınmış olması ilk kadın peygamber olmasıdır. hz Meryem peygamber mucizesi Mesih isadır.
    bu bir rüyanın hikayesi olup hala rolyefi bir dağ üzeri sabah görülmekte olup yer denizlidir. Görmek isteyenlere ve ilgilenenlere (devamı 13 eylülden sonra 2008)

    Delibeyaz kaleme alan. kaynak rüyayı görenden alınmıştır gören adam gözler, gözleri olan adam

    15. 08 , 2008

  2. CONANderbarbar demiş

    Bizler Dünya liderleri ve barış temsilcileri olarak,hem kendimiz, hem bizlere hizmet etmek isteyen devlet temsilcileri veye cemaat liderleri olmuştur.Onlar tarihte olduğu gibi bizlerin emelleri uğruna hizmet vermişlerdir.Cemaleddin Afganilerden tutunda bir zamanlar Mekke emiri Şerif Hüseyin Ali ler.Tabiki doğru emeller uğruna çalışmışlardır.Bu uğurda hayatını adamış Thomas Edward Lawrens in ve nicelerinin hizmetleri verimli sonuçlar getirmiştir.Onlar halen Arab ülkerinde hayırla anılmaktadırlar.Bugünün barış dolu kardeşliğinde, onların emeği unutulmamalı.Asırlar önce düşünülüp çalışmalar yapılmış bu güzel davanın durduğunu söylemek bence çok yanlış.Tam aksine Dinler arası Diyolog,Medeniyetler projesi,Büyük OrtaDoğu çalışmaları çok başarılı bir biçimde devam etmektedir.Temeli sağlam zemin üzerinde hızla yol alan bu gücü, meyvelerini vermeye başladığında şahit olacağız.Herhalde medyayı fazla izlemiyorsunuz.Sayın Obama nın verdiği barış ve kardeşliğin örneklerini.Size biraz daha yakın.Tıpki Thomas Edward Lawrens gibi.O da Arabistan da Cidde de imamlık yaptı.Hepimiz için çalıştı.Tanrı bu gibi insanları başımızdan eksik etmesin.Sadece gözlerinizi kapatıp, tüm kötü düşüncelerden uzaklaşın.Gözlerinizi açtığınızda inanın her şey çok farklı olacak.Ellernizde barış ve kardeşlik dinini,ayaklarınızın altında ise kutsal toprakları bulacaksınız. 3. bin yılın kardeşliğinin lezzetini bulacaksınız.Sizlere ellerimizi uzatıp dinler arası diyaloğa,dinler bahçesine ve medeniyetler buluşmasına davet ediyoruz.
    Tanrı sizlerle olsun.AMEN.

  3. CONANderbarbar demiş

    Artık,vazgeçemeyeceğiniz bir gerçek var.Dinler arası diyoloğu mutlaka benimsemek zorundasınız.Vatikan tüm dünyaya kardeşliği benimsetmek için çalışıyor.Tüm dinlerde ortak noktalar var.Tek Tanrı inancı ve diğer noktalar.O zaman neden kardeş olmayalım.Niye sadece biz Cennete gireceğiz bencilliği.Bu misyonu tüm islam ülkelerine benimsetmeliyiz.Hepimizin kardeş olduğunu ve hangi dini yaşarsan yaşa Cennete gireceğini.O zaman kavgalar biter, savaşlar sona erer.Diyoloğu,medeniyetler buluşmasını ve büyük otadoğu çalışmalarını destekliyoruz.Bunların meyvelerini en kısa sürede toplamak nasip olsun. AMEN.

  4. CONANderbarbar demiş

    3.bin yıl bizler için çok önemli burada zafere ulaşan kardeşlik olacaktır.Diyoloğun ilk olarak çok karşı çıkan bir gurup vardı fakat onlarda inanıyoruz ki bu safda yer alacaklar.Dinler arası diyalog, medeniyetler buluşması ve dinler bahçesi bir gün yeşerecek ve meyvelerini verecektir.Bakın tüm dini temsilcileriniz ve idareler bu kardeşliğin var olması gerekliliğini kabul edip bizlerin kardeşlik misyonunu destekliyorlar. Sevgi, barış ve kardeşlikten ne zarar gelir Tanrı aşkına.Ben ilk olarak sana elimi uzatıyorum sarıl bana kardeşim diyorum. Gözlerini kapat ve her şeyi unut. İnan bana gözlerni açtığında herşeyin güllük ve gülistanlık olduğunu anlayacaksın .Bizler bunu tüm dünyaya yaymak zorundayız.Tanrı sizleri korusun .AMEN.

  5. CONANderbarbar demiş

    Ah ah, yıllardır dinler arası diolog diyoruz.Tüm dinlerin mensuplarının cennete gireceğinden bahsediyoruz.Halen daha bağnazca din üstünlüğünün savaşını yapıyoruz.Bakın Avrupa hem barışcıl hem ekonomi olarak doğu bloğu ülkelerinden daha üstün.Bırakın, insanlara barış dini olan ve Vatikanın başlattığı,gerçekleri bulma fırsatını yakalasınlar.Yıllardır dinler arası diyoloğu bu toplumlara anlatmakla çabalıyoruz.Bizler medyalarımızla daha fazla medeniyetler buluşması ve diyoloğa önem vermeli ve toplumlara benimsetmeliyiz.Kardeş gibi yaşamak varken, niçin dinlerin farklı tefarruatları ile kafa yoruyoruz. Benim inancımda zor olan varsa seninki hoşuma gidiyorsa niçin benimsemiyeyim. Önemli olan hepimizin dininde bir yaratıcı inanacı oluşudur.ben kalkar benimki doğru seninki yanlış dersem, birbirimizi dışlamış oluruz. Gelin hep birlikte kardeş olalım.Dünyada terör ve savaşlar sona ersin. Cennet hiç birimizin tekelinde değildir.Çünki hepimizin yaratıcısı aynı olduğundan , inandığımız öteki dünyada aynı yerde buluşacağız.Dinler arası diyoloğa, medeniyetler buluşmasına, dinler bahçesi düşüncesine ve BÜYÜK ORTADOĞU PLANINA emeği geçen her inançlı kardeşlere Tanrı yardım etsin. Başarımız çok yakındır.Teşekkür ediyorum.

Yorum Yapın

XHTML: Bu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <pre> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>