11 Aug 2007 için Arşiv
Cem Yılmaz Şakirt Olursa
Yazan: gerçekler Ağustos 11, 2007
Yazı kategorisi: Multimedya | Etiketler: Multimedya | 3 Yorum »
Bediüzzaman’a göre Hristiyanlar dinlerini terk değil, ta’dil etmelidir.
Yazan: gerçekler Ağustos 11, 2007
| Bediüzzaman’a göre Hristiyanlar dinlerini terk değil, ta’dil etmelidir. |
| Yazar Dr. Emin Şimşek | |
|
Bediüzzaman’ın -Peygamber Efendimiz’in(a.s.m.) müjdesi üzerine- Hıristiyanlık’ta vuku bulmasını beklediği tasaffi (aslına dönmesi – tevhid inancına dönmesi) , hıristiyanların dinlerini bütünüyle terk ederek İslâmiyet’e girmeleri şeklinde bir beklenti değildir. Çünkü, İslamiyet eski dinlerin güzelliklerini ve şeriatlarının prensiplerini barındırdığı için, ta’dil ve tekmil edicidir. Yalnızca, zaman ve mekanın değişimiyle hükmü kalmayan fürüat kısmında yenilikler getirmiştir. Bu sır gereğince, hıristiyanlar zaten sahip oldukları dinlerinin esaslarına dayanmakla ve inançlarını tekmil etmekle asli dinlerine kavuşacaklardır.Bu yaklaşımın gereği olarak Bediüzzaman Hazretleri ” Ey ehl-i kitap! İslamiyeti kabul etmekte size bir meşakkat yoktur; size ağır gelmesin. Zira, size bütün bütün dininizi terk etmenizi emretmiyor. Ancak, itikadatınızı ikmal ve yanınızda bulunan esasat-ı diniye üzerine bina ediniz” (100) diye teklifte bulunuyor. Yazının devamını oku » |
Yazı kategorisi: Risale-i Nurdan Damlalar | Etiketler: BEDİÜZZAMAN Said Nursi Hazretleri, BEDİÜZZAMAN Said Nursi perspektifinde DİYALOG | 1 Yorum »
Bediüzzaman’a göre Ahirzaman bir Fetret devridir.
Yazan: gerçekler Ağustos 11, 2007
| Bediüzzaman’a göre Ahirzaman bir Fetret devridir. |
| Yazar Dr. Emin Şimşek | |
|
|
Yazı kategorisi: Risale-i Nurdan Damlalar | Etiketler: BEDİÜZZAMAN Said Nursi Hazretleri, BEDİÜZZAMAN Said Nursi perspektifinde DİYALOG | » yorum bırak;
Bediüzzaman’a göre Ahirzamanda müsbet hareket esastır
Yazan: gerçekler Ağustos 11, 2007
| Bediüzzaman’a göre Ahirzamanda müsbet hareket esastır. |
Yazar Dr. Emin Şimşek ![]() |
|
|
Bediüzzaman, her zaman sulhu ve müsbet hareket etmeyi önermiştir. Bediüzzaman vefatından önce Nur talebelerine vermiş olduğu son nasihatinde, vazifelerinin asayişi temin ederek, müsbet hareket etmek olduğunu, menfi yolları tasvib etmediğini, ve müsbet iman hizmeti doğrultusunda hertürlü sıkıntı ve meşakkat karşısında sabır etmek olduğunu beyanetmiştir.(91) Yazının devamını oku » |
Yazı kategorisi: Risale-i Nurdan Damlalar | Etiketler: BEDİÜZZAMAN Said Nursi Hazretleri, BEDİÜZZAMAN Said Nursi perspektifinde DİYALOG | » yorum bırak;
Bediüzzaman’a göre “Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin”(Maide:51) nedemek ?
Yazan: gerçekler Ağustos 11, 2007

Bediüzzaman’a göre, Ehl-i Kitâb’ın kendileri ile değil, dini ile dost olmak yasaklanmıştır! Bediüzzaman Hazretleri, Kur’an’da men edilen “Yahudi ve hristiyanlarla dost olmayın (Maide, 5/51) ayet-i kerimesinin tefsirinde, “Delil, katiü’l-metin olduğu gibi katiü’d-delalet olmak gerektir,” diyerek, yahudiler ve hıristiyanlarla diyalog ve dostluk kurmanın yasak olduğuna dair delilin Kur’an’ın ayetleri gibi sağlam bir metne dayandırılmasına rağmen, kastedilen anlamın kesin olmadığını belirterek , Yahudi ve Hristiyanlarla dost olmaya men değil , tahrif olan yahudilik dini ile yine tahrif olan hristiyanlık dinine dost olmaya men olduğunu belirtmektedir.
Şayet bu Ayeti Kerimeyi böyle bir anlam verilmemiş olunursa, yine Bediüzzamanın “Ehl-i kitaptan bir haremin olsa elbette seveceksin!” ifadesinde dediği üzere, Ehl-i Kitab hanımları ile evlenmeye ruhsatı belirten (Maide .5/5 ) ayeti ile çelişeceğine vurgu yapmaktadır. Çünkü, hem dost edinmeyin hemde Hanımları ile evlenmenizde bir sakınca olmaz anlayışı, Kur’anın siyak ve sibak bütünlüğünü zedelemektedir. Tefsirin devamında, Asr-ı Sadet döneminde, İslamın yeni nuzülü ile meydana gelen yeni bir Din’in manevi bir inkılaba sebebiyet verdiğini, bundan dolayı Sahabeyi Kiram bütün kıstaslarını “Din” noktasından yapmaktalar ve bu noktadan muhabbet veya düşmanlık beslerlerdi . Buna istinaden , Asrı Saadet döneminde gayri müslimlere muhabbette bir nifak endişesi vardı . Ancak , günümüzde yaşanana inkılabat manevi değil bir nevi medeni ve dünyevi bir inkılabat olduğundan , kıstas olarak medeniyeti nazara almak esastır. Zaten , gayri müslimlerin çoğu da dinlerine bağlı olmadıklarından , onlarla dost olmak , hem medeniyet ve gelişmişlikleri noktasına hemde Dünyevi Barış ve Huzurun temini içindir. Bundan dolayı , Kur’andaki nehiy bunun kesinlikle kapsamamaktadır! (79) Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Dİnler Arası Diyaog Hakkında Sorulara Yanıtlar | Etiketler: BEDİÜZZAMAN Said Nursi perspektifinde DİYALOG, Kuran Ve Sünnet Perspektifinde Diyalog | 2 Yorum »
Bediüzzaman’a göre “Îsevî Rûhânilerle ittifak” keyfiyeti
Yazan: gerçekler Ağustos 11, 2007
| Bediüzzaman’a göre “Îsevî Rûhânilerle ittifak” keyfiyeti |
![]() |
|
| Çarşamba, 19 Ekim 2005 | |
|
Bediüzzaman Hazretlerine göre “Îsevî rûhânilerle ittifak” keyfiyeti Bediüzzaman Hazretleri kendi yaşadığı dönemden sonraki bir dönemde, Hristiyan–Müslüman diyaloğunun ötesinde, bir ittifaktan , Risale-i Nurlarda tam 8 yerde bahsetmektedir : 1-) “Hattâ, hadis-i sahihle (67.a.) , âhirzamanda İsevîlerin hakikî dindarları ehl-i Kur’ân ile ittifak edip, müşterek düşmanları olan zındıkaya karşı dayanacakları gibi; şu zamanda dahi ehl-i diyanet ve ehl-i hakikat, değil yalnız dindaşı, meslektaşı, kardeşi olanlarla samimî ittifak etmek, belki Hıristiyanların hakikî dindar ruhanîleriyle dahi, medar-ı ihtilâf noktaları muvakkaten medar-ı münakaşa ve nizâ etmeyerek, müşterek düşmanları olan mütecaviz dinsizlere karşı ittifaka muhtaçtırlar. (67.b.)” Yazının devamını oku » |
Yazı kategorisi: Risale-i Nurdan Damlalar | Etiketler: BEDİÜZZAMAN Said Nursi perspektifinde DİYALOG | » yorum bırak;
Peygamberimiz’in (sas) Ehl-i Kitap’la Diyaloğu
Yazan: gerçekler Ağustos 11, 2007
| Peygamberimiz’in (sas) Ehl-i Kitap’la Diyaloğu |
| Yazar Prof.Dr.İbrahim Canan | |
İslamî düşüncede insan tarif edilirken ‘medeniyyün bittab” (yaratılışı gereği medenî) denilir. İnsanoğlunun genleri sanki cemiyet halinde yaşamak üzere programlanmıştır. O, oturacağı bir eve kavuşmak veya yiyeceği bir lokmayı elde etmek için onlarca insanla münasebet halinde olmak zorundadır. Şaka için bile olsa, ‘Ev olarak mağara, yiyecek olarak ot yeter’ diyecek birine, yazlık-kışlık giyeceklerini, kalemini, mürekkebini hatırlatırız.
Âdemoğlu, insanca bir hayat yaşamada başka insanlara muhtaçtır, huzuru ve saadeti için de insanlarla iyi anlaşmaya, onlarla uyum içinde olmaya mahkûmdur. Atalarımız, çok yerinde olarak: Hayvanlar koklaşa koklaşa, insanlar konuşa konuşa! demişlerdiir. İster istemez birbirine muhtaç bulunan, başkalarıyla bir arada yaşamak zorunda olan insanoğlu, bu başkalarıyla anlaşacak ve anlaşmak için de konuşacaktır. İnsan, kendi kendisiyle konuşmaz; konuşma en az iki kişi arasında olur. Yani insanlar monolog yaparak yaşamazlar; onlar, ‘İki kişi arasında cereyan eden konuşma’ manâsına gelen diyalog yaparlar. Yani diyalog, hayatımızın en temel unsurlarındandır. Yazının devamını oku » |
Yazı kategorisi: Kuran Ve Sünnet Açısından Diyalog | Etiketler: Kuran Ve Sünnet Perspektifinde Diyalog | » yorum bırak;
Kur’ân-ı Kerim’e Göre Ehl-i Kitapla Diyalog
Yazan: gerçekler Ağustos 11, 2007
| Kur’ân-ı Kerim’e Göre Ehl-i Kitapla Diyalog |
| Yazar Prof.Dr.Suat Yıldırım | |
Zâtî sıfatlarından biri de Kelâm, yani konuşma olan Allah Tealâ kullarına değer vererek peygamberleri vasıtasıyla onlara hitap etmiştir. O, Kendisinin onlara hitabı ile yetinmeyip yaratıklarının dualarını, dileklerini dinler, onlara cevaplar verir. Böylece, iki tarafın karşılıklı konuşması demek olan diyalogu gerçekleştirir. Kelâm ilmi âlimlerinin ‘et-tenezzülatu’l-ilâhiyye ilâ ukuli’l-beşer’ dedikleri kabilden olan bu konuşmayı gerçekleştirmek için O, insanların lisanlarında bulunan kelimeleri kullanma lütfunda bulunur. Zira bildirilmesi matlup olan hususları insanlara anlatmanın başka yolu yoktur. Allah, ‘ihtimam’la yarattığı insandan vazgeçmez. Nitekim O: “Siz haktan yüz çeviren bir topluluksunuz diye, Kur’ânla size gerçekleri hatırlatmaktan vaz mı geçeceğiz?” (Zuhruf, 43/5) buyurmaktadır. Yazının devamını oku » |
Yazı kategorisi: Kuran Ve Sünnet Açısından Diyalog | Etiketler: DİYALOG Hakkında Sorulan Sorular, Kuran Ve Sünnet Perspektifinde Diyalog | » yorum bırak;
Kur’an ve Sünnette “Diyalog” kelimesi geçmektemidir ?
Yazan: gerçekler Ağustos 11, 2007
| Kur’an ve Sünnette “Diyalog” kelimesi geçmektemidir ? |
| Yazar Dr. Emin Şimşek | |
Soru : Kur’an ve Sünnette “Diyalog” şeklinde bir ifade bulunmamasına rağmen , Diyalog adı altında yapılan Hizmetler , İslam adına nasıl bir fayda sağlayabilir ?
![]() Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye’de “kelime” bazında geçmeyen nice hususlar vardırki , bize yüklediği mana itibariyle Kur’an ve Sünneti ihtiva etmektedir. Örneğin , Hakk’a ulaşma yollarına verilen bir isim olan “tasavvuf” ve onun ameli cephesini teşkil eden “derviş” kelimelerini bire bir anlamda ne Kur’anda nede Sünnette bulamazsınız. Halduki , Kur’an bir çok Ayet-i Kerimelede (1) ve Sünnet-i Sahihada (2) Tasavvufa ve o yolun yolcularına işaretler mevcuttur. Yazının devamını oku » |
Yazı kategorisi: Kuran Ve Sünnet Açısından Diyalog | Etiketler: DİYALOG Hakkında Sorulan Sorular, Kuran Ve Sünnet Perspektifinde Diyalog | » yorum bırak;
Fethullah Gülen İddialara Tek Tek Cevaplar
Yazan: gerçekler Ağustos 11, 2007

1-) İddia: “Dinler arası diyalog yerine, ‘dinlere tebliğ’, ‘dinlere davet’ sözleri kullanılsa ve bu sözlerin de içerikleri doldurulsa, amaç hâsıl olur. Fakat ne yazık, görünen o ki, dinler arası diyalog faaliyetlerinde Hıristiyan ve Yahudî din âlimlerinin ve dinlerinin reklam ve tanıtımları yapılarak, Islâm topraklarında onlara meşrutiyet sağlanmakta ve misyonerlik faliyetleri artmaktadır.” Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Dİnler Arası Diyaog Hakkında Sorulara Yanıtlar | Etiketler: DİYALOG Hakkında Sorulan Sorular, FETHULLAH GÜLEN HOCAEFENDİ ATILAN DİĞER İFTİRALAR, M.Fethullah Gülen Hocaefendi | 8 Yorum »
Ilımlı İslam mı, yoksa sert İslam mı?
Yazan: gerçekler Ağustos 11, 2007
| Yazar Dr. Emin Şimşek | |
|
|
Yazı kategorisi: Dinler Arası Dİyalog Çalışmaları | Etiketler: DİYALOG Hakkında Sorulan Sorular, Kuran Ve Sünnet Perspektifinde Diyalog | » yorum bırak;
Efendimiz’in (SAV) gayr-i müslimlere karşı toleransları Hoşgörüsü
Yazan: gerçekler Ağustos 11, 2007
Yazı kategorisi: Kuran Ve Sünnet Açısından Diyalog | Etiketler: Kuran Ve Sünnet Perspektifinde Diyalog | » yorum bırak;
Efendimiz’in gayr-i müslimlerle kurduğu ittifaklar
Yazan: gerçekler Ağustos 11, 2007
| Yazar Dr. Emin Şimşek | |
|
A) Müşriklerle kurulan İttifaklar 1-) Müşrik Huzaa Kabilesi ile Hudeybiyye Antlaşmasında kurulan İttifak : |
Yazı kategorisi: Kuran Ve Sünnet Açısından Diyalog | Etiketler: Kuran Ve Sünnet Perspektifinde Diyalog | » yorum bırak;
Ali İmran Suresi,159.Ayet-i Kerimede geçen Efendimiz(SAV)’min yumuşaklılığı kimlere karşıydı ?
Yazan: gerçekler Ağustos 11, 2007
| Yazar Dr. Emin Şimşek | |
|
SORU: “Sen (o zaman), sırf Allah’ın rahmetiyle onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık onları sen bağışla, onlar için Allah’dan mağfiret dile…”Ali İmran Suresi, 159. Ayet-i kerimede geçen Efendimiz’in (SAV) yumuşak/müsamahalı davranması sadece müminlere karşımıydı ? ELCEVAB : 1-) Kur’anı Kerim, Hz.Musa (AS) ‘ma, Firavuna karşı: ‘Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır, yahut korkar’ (Taha:44) diyorsa, yani kendisini İlah addeden bir Müşrike karşı bile ‘Yumuşak ol’ diyorsa, o zaman bizim de Tebliğ ve İrşad vazifemizde bu yöntemiesas almamız esastır ! Yazının devamını oku » |
Yazı kategorisi: Dİnler Arası Diyaog Hakkında Sorulara Yanıtlar, Kuran Ve Sünnet Açısından Diyalog, Soru-Cevap | Etiketler: Kuran Ve Sünnet Perspektifinde Diyalog | » yorum bırak;
“Kâfirlere ve münafıklara itaat etme!” Ahzab Suresi,48.Ayeti Celilesi Diyaloğu men ediyormu ?
Yazan: gerçekler Ağustos 11, 2007
| Yazar Dr. Emin Şimşek | |
|
İddia : |
Yazı kategorisi: Dİnler Arası Diyaog Hakkında Sorulara Yanıtlar, Kuran Ve Sünnet Açısından Diyalog, Soru-Cevap | Etiketler: Kuran Ve Sünnet Perspektifinde Diyalog | » yorum bırak;
Diyaloğu Emreden Ayetler (1): Âl-i İmran,64 Dİyalog Olmalıdır
Yazan: gerçekler Ağustos 11, 2007
| Yazar Dr. Emin Şimşek | |
|
“De ki: Ey Ehl-i Kitap, Sizinle Bizim Aramızda Aynı Olan Bir Kelimeye Gelin: Allah’tan Başkasına İbadet Etmeyelim ve O’na Hiçbir Şeyi Ortak Koşmayalım; Allah’ı Bırakıp da, Kimimiz Kimimizi Rabler de Edinmesin.. Eğer onlar yine de yüz çevirirlerse, işte o zaman: “Şahit olun ki biz müslümanlarız!” deyiniz.”(Âl-i İmran, 3/64)
İslamî tebliğde, bilhassa Ehl-i Kitab’a karşı yumuşak olmak Kur’ân’ın emridir. Değil sadece Ehl-i Kitap, Cenab-ı Allah, Hz. Musa’ya, fir’avn’a giderken dahi “Ona yumuşak söz söyle; olur ki, öğüt alır, kendine gelir ve Allah’tan korkar” (Tâhâ/44) diye mülâyemeti emreder. Galiz sözlerin, insanları kınamanın ve onlara karşı kaba davranmanın İslamî tebliğde hiç mi hiç yeri yoktur. Yazının devamını oku » |
Yazı kategorisi: Kuran Ve Sünnet Açısından Diyalog | Etiketler: Kuran Ve Sünnet Perspektifinde Diyalog | » yorum bırak;
Asr-ı Sadetten günümüze Diyalog – 4.Bölüm – Halifeler ve Osmanlı döneminde Diyalog
Yazan: gerçekler Ağustos 11, 2007
| Yazar Prof.Dr.Davut Aydüz | |
Kur’an-ı Kerime ve Efendimiz’e (sav) en bağlı insanlar olan ve Kur’anı Kerim’de Allah’ın, “Ben onlardan razıyım “ (41) dediği Ashab-ı Kiram’ın bu noktada farklı düşünmeleri hiç mümkün mü?A) Dört Halife döneminde Diyalog Gayrimüslimlerin kendi kültür ve dini inanışlarını devam ettirdikleri okullar, İslam idaresi altındada eğitimlerine devam etmişler ve buralardan başta patrikleri olmak üzere din adamları yetiştirmişlerdir. İncelemelerimizde, Hristiyanlara karşı çıkarılan zorlayıcı emirnamelerin hiçbirisinde, onlara ait din okullarını denetim altına alıcı, kısıtlayıcı bir hükme rastlanmaz !Peygamberimizin vefatından sonra başlayan Fetih hareketleri ile birlikte ele geçirilen şehirlerin çoğu Sulh yoluyla ele geçirilmiş ve cizye ödemeleri şart koşularak gayrimüslimlere bir ahitname ile yükümlülükleri ve hakları sunulmuştur. Bu ahitnamelerde, fethedilen beldelerde faal olan kiliselerin yıkılmıyacağına dair garantiler bulunuyordu. Hatta Hz.Ömer, Kudüsün fethi üzerine gittiği bu şehirde, Patrik Sofranyus’un namazını büyük Kıyame (Bas) Kilisesinde kılması teklifini geri çevirmiş, şayet bu Kilisede namaz kılması halinde acaba ileride camiye çevrilir ve bir haksızlığıa vesile olurmuyum mülahazası çerçevesinde uygun görmemiştir. (42)Halife el-Velid b Andulmelik tarafından Dımeşk mescidinin genişletilmesi gayesiyle yıkılan Yohanna Kilisesiyle ilgili hatalı uygulma, Halife Ömer bin Abdulaziz tarafından düzeltilmiş, o kilisenin iadesi düşüncesi ile, Hristiyanlar buna Rıza göstermesede, kilise yerine yapılan caminin yıkılmasına karar vermiştir. Yazının devamını oku » |
Yazı kategorisi: Dinler Arasi Dİyalog Hakkında Yazılar, Dinler Arası Dİyalog Çalışmaları, Kuran Ve Sünnet Açısından Diyalog | Etiketler: Kuran Ve Sünnet Perspektifinde Diyalog | » yorum bırak;


Fetret devri, peygamberler arasındaki boşluk demektir. Daha çok da, Peygamberimizle Hz. İsa arasındaki boşluk kastedilir. Evet, Hz. Mesih’in getirdiği esaslar unutulup, onunla gelen ışık hüzmelerinin Efendimiz’e (sav) kadar ulaşamadığı o dönemdir ki, insanlık o dönemde karanlıklar içindedir veya o dönemdir ki, Hz. Mesih ile Efendimiz’in (sav) aydınlıkları birbirine bitişememiş ve arada karanlık bir boşluk kalmıştır ve işte bu boşluk devresi fetret devri, bu karanlık devrede yaşayan insanlar da fetret devri insanlarıdır. (1) 

Zâtî sıfatlarından biri de Kelâm, yani konuşma olan Allah Tealâ kullarına değer vererek peygamberleri vasıtasıyla onlara hitap etmiştir. O, Kendisinin onlara hitabı ile yetinmeyip yaratıklarının dualarını, dileklerini dinler, onlara cevaplar verir. Böylece, iki tarafın karşılıklı konuşması demek olan diyalogu gerçekleştirir. Kelâm ilmi âlimlerinin ‘et-tenezzülatu’l-ilâhiyye ilâ ukuli’l-beşer’ dedikleri kabilden olan bu konuşmayı gerçekleştirmek için O, insanların lisanlarında bulunan kelimeleri kullanma lütfunda bulunur. Zira bildirilmesi matlup olan hususları insanlara anlatmanın başka yolu yoktur. Allah, ‘ihtimam’la yarattığı insandan vazgeçmez. Nitekim O: “Siz haktan yüz çeviren bir topluluksunuz diye, Kur’ânla size gerçekleri hatırlatmaktan vaz mı geçeceğiz?” (Zuhruf, 43/5) buyurmaktadır. 



Kur’an-ı Kerime ve Efendimiz’e (sav) en bağlı insanlar olan ve Kur’anı Kerim’de Allah’ın, “Ben onlardan razıyım “ (41) dediği Ashab-ı Kiram’ın bu noktada farklı düşünmeleri hiç mümkün mü?