Soru : “Okumayı istemek ile okumamak arasında kalan bir insan ne yapmalı . Ülke ve millet adına okumak mı yararlıdır, okumamak mı’ Dinin füruata ait bir meselesinde bu denli hassas olmak mı, yoksa tercihini başka istikamette kullanmak mı gerekli’ Kişi kanaatı vicdaniyesi ile bu mevzuda hükmünü verip öyle davranmalıdır. Bana göre okumayı tercih etmelidirler.” Hocaefendinin bu tesbitinin İslam Fıkhındaki yeri nedir ? Bir kadının üniversite okuması veya bir meslek sahibi olmasının dindeki hükmü nedir ve bunun için tesettürü terk etmesi ne kadar doğrudur ?
El-Cevab :
İslam’da kadını eve hapsetmek yoktur. Kadının fiziki yanı dikkate alınıp, hususi durumları korunduktan sonra hayatın bazı sahalarına katkıda bulunması İslam’da yasaklanmamıştır. Zaten kadın, hayatın her diliminde kendine göre katkılarda bulunmuştur da… Mesela, savaşlara katılması caiz görülmüş, okuması, eğitim görmesi tasvip, tercih ve teşvik edilmişti. Öyle ki, saadet asrında Hz. Aişe, Hz. Hafsa ve Hz. Ümmü Seleme validelerimiz sahabe fukahasının ve müçtehitlerinin arasında yer almaktaydı; hatta peygamber hanesindeki kadınlar, dini öğrenme adına bir yönüyle erkeklerin bile müracaat kaynağıydılar. Tabiinden bir çok kimse Efendimiz’in(SAV) eşlerine müracaat ederlerdi. İmam-ı Azam Ebu Hanife’ye göre kadının hâkim bile olabileceğini görürüz . Kadın asker de olabilir, hekim de.. Önemli olan dinini yaşayabilmesidir. (1)
Fethullah Gülen Hocaefendinin , bir hanım kızın Tesettür ile İlim tahsili konusunda tercih yapmaya zorlandığı bir dönemde sarf ettiği:”….. Kişi kanaatı vicdaniyesi ile bu mevzuda hükmünü verip öyle davranmalıdır. Bana göre okumayı tercih etmelidirler.”(2) ifadesi ile birlikte aslında bu süreçteki rahatsızlığını Hocaefendi bakın nasıl dile getiriyor :
“Tabii ki dini mülahazalarla başlarını örten hanımlara müdahale edilmesine karşıyım. Onların dinin detayına ait bir konuyla tahsilleri arasında tercih yapmak zorunda bırakılmalarına üzülüyorum. Ama toplumumuz hassas bir dönemden geçiyor. Herkesin bunu göz önüne alması lazım. Bir taraf bunu kavga sebebi yapmamalı, diğer taraf da tepkileri kavga başlatıldı diye görüp üzerine gitmemeli… Hukukçu bir dostumuz yazdığı kitaba “Müntesiplerinin Cehaleti, Hasımlarının Kör Düşmanlığı Arasında Talihsiz Müslümanlık” adını koymuş.. Çok doğru.. Durumumuzu özetliyor kitabın ismi. İki taraf da cehalete yenik düşüyor.” (3)
Bu çerçevede ;
1-) Hanım kızlarımız ileride manevi cihad yapmalarına vesile olacak ve bu zaviyeden Farz-ı ayn olan İlim Tahsilleri ile yine Farz-ıayn olan Tesettür konusunda , bir dayatma sonucunda tercih yapmak zorunda bırakıldıklarında, şahsi vicdani kanaatlerine göre hareket etmelidirler. Bunu yaparken , hanım kızlarımız belki okudukları Fakültenin ileride kendilerine sağlıyacağı artı-eksi koşulları gözönünde bulundurmalıdırlar , belki edinecekleri Mesleği nedenli benimseyip benimsemiyeceklerine bakarak Vicdani bir hüküm vermelidirler.Nitekim tercihini bu yönde yapanlar , Eğitimlerini tesettürü ile alabilecekleri ülkelerde devam etmeyi tercih etmişler , veya Üniversite Eğitiminden sonra mesleğini yapmayı düşünmeyenler ise Eğitimlerini yarıda kesmişlerdir.
2-) Hocaefendi , bu çerçeveye ilave olarak , Vicdani Kanaatlerin okuma yönünde olmasının daha hayırlı olacağı Fakültelerde okuyanların , ileride Milletine Hizmet etme adına yetiştireceği Asrın Sümeyraları , Ümmü Habibeleri, Ayşe’leri için ihtiyaç duyulan Diplomalarını elde etmelerinin ancak Eğitimlerine devam etmeleri ile mümkün olabileceğine vurgu yapmıştır. Tercihini bu istikamette yapanlar, Fakültelerine girerken belki peruk takarak veya başına açarak Eğitimlerine devam etmişlerdir.
3-) Bu konuda her nasıl bir tercihte bulunulursa bulunulsun , gereksiz Toplum-Devlet ilişkilerinin gerilmesine vesile olunmamalıdır.Çünkü , hanım kızlarımıza bunu reva görenlerin istedikleride zaten budur ! Gerilim olsun , huzursuzluk olsun , ve yasakların alanı genişlesin ! Hatta Zaman gazetesi o dönemde 1 hafta boyunca sür manşetten vermiş olduğu Haberde , Kamusal Alan’ın sadece Üniversiteler ile sınırlı kalmayıp , tüm Ülke genelini kapsıyacak şekilde Türkiye’nin yarıaçık bir cezaevine dönüştürülmekistendiğini , birtakım çevrelerce yasa hazırlandığını ve başörtüsünün sadece evlerde giyilmesine izin verileceğine yönelik duyumların olduğunu belirtmişti.
Konuya , İslam Hukukunun bir Kaidesi olan Ehven-i şer ” İki şerden, daha hafif olanı ihtiyâr olunur” (4) prensibince bakılacak olursa , önünüze getirilen iki şer’li tercih arasından kötülük ve fenalık bakımından daha az ve hafif olanı tercih edilmelidir.
Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri , aynı hususa parmak basarken “Hayr-ı Kesir için Şerri Kalil işlenir . Eğer şerr-i kalil olmamak için, hayr-ı kesiri intaç eden bir şer terk edilse, o vakit Şerr-i kesir irtikâp edilmiş olur” (5) ve “Bir şerr-i cüzî için hayr-ı kesîri terk etmek, şerr-i kesîr olur. Onun için, o şerr-i cüzî hayır hükmüne geçer.” (6) demektedir.Büyük Hayırlar için daha az zararlı olan Şer seçilir demektir.Yani Her mümini ilgilendiren Büyük bir Hayır yolunda , Kalil Şerlere cevaz vardır. Şayet bahse konu Kalil Şerden kaçınılırsa Büyük Şerlere sebebiyet verilir. O zaman küçük bir Şerden kaçayım derken , daha büyük bir Şer’e davetiye çıkarılırki , Allah indinde büyük Vebali beraberinde getirir ! Diğer yandan ortada dayatma sonrası bir zaruretin olduğu aşikardır. Zaruretler ise haramları mübah kılar (7)
Üniversitelerde uygulanan Başörtüsü yasağının üstünden 8 sene geçmesine rağmen sorunun çözülmemiş olmasını üzülerek görmekteyiz. Bu süre zarfında 4 yıllık bir Fakülte Eğitimi alan hanım kızlarımızın 2 nesil mezuniyet vermiş ve kız öğrencilerinin ağırlıklı okudukları Üniversite Hazırlık Dersaneleri ve Özel Okullarda Asrın Fatma’larını , Sevdenur’larını yetiştirmeye devam ettiklerini müşahede ediyoruz. Okumamış olsalardı , acaba bu şuurda yetiştirilebilirlermiydi ? Herhalde Hocaefendinin vurgulamaya çalıştığı noktada bu olsa gerek: Bir kişinin Şahs-i bir Şerre istemiyerek girmesi mi daha şerlidir , yoksa bu Şahs-i Şerri işlemediği için yapamıyacağı Hayr-ı Kesir olan İman Hizmeti mi daha Şerrlidir ?
Ümit edelim , kısa sürede Allah bu sıkıntının bertaraf edilmesi adına gerekli sebebleri Halk eder ve inşallah daha gönül rahatlığı ile Eğitimlerine hanım kızlarımız devam etmiş olurlar.
Allah Rızası istikametinden ayırmasın !
(1) Fethullah Gülen Röportajı (Mehmet Gündem, Milliyet, 25.01.2005)
(2) Akşam, Orhan Yurtsever’in Fethullah Gülen’le Yaptığı Röportaj, 13 Mart 1998
(3) Radikal , Avni Özgürel , 21 Haziran 1998
(4) Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye , 29.Maddesi
(5) Mektubat,Sayfa 47 ;Mektubatta (47.sayfa) , İşaret-l İcaz (81.,83.,254. sayfalarında ) , Beyanat ve Tenvirler ( 124.sayfa) , Muhakemat (23.sayfa)
(6) Sözler , Sayfa 428
(7) Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye , 21.Maddesi
|
Temmuz 22, 2008 7:17 am
Bu kadar saptirilirmi hakikatler…Allah islah etsin.
Eylül 23, 2008 9:00 am
Selamunaleykum. Benim bir kaç sorum olacaktı inşallah cevap alabilirim. E-posta adresimede yollanırsa memnun olurum.
1-Farz-ı ayn olan ilim tahsiline acaba üniversitede matematik, türkçe, fen bilgisi vb öğretmenliği, mühendislik, doktorluk vb dallar giriyormu? Yoksa İslami ilimlermidir farz-ı ayn olan?
2-Öncelerde başörtülü ablalarımız dikkat çekmeyen bir şekilde giyinirlerdi ancak şimdilerde bakıyoruz ki başörtüsü takılıp dar pantolon, diz altı etek vb giyimler ön planda ve tesettür olarak adlandırılıyor. Bu tesettürün bu duruma gelmesinin sebebi nedir ve kimlerdir?
3-Şuan boşanmaların çoğu ekonomik şartlar olarak görülmekte bunun sebebide bayanların ekonomik özgürlüklerini eline alması olarak göze çarpmakta. Ablalarımız okuyup işe girdikçe sağlam bir şekilde kişisel gelişimini sağlamadıkları için okumaları onların ne kadar hayrına olmuştur?
4- Bir bayanın çocuklarını Sümeyyeler, Aişeler, Fatımalar gibi yetiştirmesinin edebiyat vb üniversite eğitimi alması ile alakası nedir? Eğitim ve öğretim arasındaki fark burada ortaya çıkmıyormu? Kişinin Fatıma, Aişe olması fenni ilimleri bilmesiylemi yoksa İslami eğitimlemi olur? Ahlak belirlemez mi bunu?
Ayırdığınız zaman için teşekkür ederim Allah razı olsun…
Eylül 26, 2008 9:21 pm
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Selamun Aleyküm Kardeşim….Siteye olan ilginizden ve yorumunuzdan ötürü teşekkür ederiz.Yorumunuzu okudum kafanıza takılan konular olması ve bunları öğrenmeniz gayet güzel bir davranış inşallah sorularınızı cevaplamaya çalışacağız…
1-Farz-ı ayn olan ilim tahsiline acaba üniversitede matematik, türkçe, fen bilgisi vb öğretmenliği, mühendislik, doktorluk vb dallar giriyormu? Yoksa İslami ilimlermidir farz-ı ayn olan?
Cevap:Kardeşim Peygamber Efendimiz S.A.V bir hadisi şeriflerinde buyuruyorlar ki “İlim öğrenmek her müslüman üzerine farzdır.”[İbnu Mâce, İlim, I/81, Hadis nu. 224; Suyûtî II/97-98, Hadis nu. 5264; Irâkî, İhyâ, I/2 (Ahmed ve Beyhakî’den naklen).]
Peki nedir bu ilim?ilimden kasıt nedir?Sadece dini ilimler midir yoksa fenni ilimleride içine almaktamıdır?
Öncelikle bu sorunun cevabının verilmesi için ilmin tarihteki gelişimini ve nasıl öğrendiğini bilmemiz gerekmektedir.Eskiden İlim denilince bütün ilimler gelir ve ilim adamı denince fen fizik astronomi matematik dini ve fıkhi ilimleri bilen insan akla gelirdi…Geçmiş alimlerimizi mesela en basiti bir Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerini incelediğimiz vakit marifetname adlı eserinde dini ilimlerin yanında birçok fenni ilmide bildiği ve bunun hakkında eserler yazdığı açıkça görülmektedir.Fakat günümüzde durum bu şekilde değildir.19-20 yy larla birlikte ilimde dallaşmaya gidilmiş ve ilimler kollara ayrılmıştır.Öncelikle dini ilimler ve fenni ilimler denmiş,daha sonra dini ilimler kuran sünnet fıkıh vs. olmak üzere ayrılmış fenni ilimler ise fizik kimya matematik biyoloji ayrıca bunlarında onlarca alt kademesi olan dallar oluşmuştur.Ve bu dallardan yetişen her bilim adamları YALNIZCA KENDİ DALLARINDA İHTİSASLAŞMIŞ ve diğer ilimler hakkında ihtisaslaştığı ilim kadar bilgi sahibi olmamış hatta hiç bir bilgisi dahi olmamaya başlamıştır.Durum böyle oluncada ya dini bilmeyen fen adamları yada fenni gelişmeleri bilmeyen din ilim adamları yetişmiş ve buda son derece yanlış durumlara yol açmıştır…
İşin islami boyutuna bakıcağımız vakit islamda ilim denilince İNSANI,KULU ALLAH’a ULAŞTIRAN HER TÜRLÜ FAALİYETLER ÇALIŞMALAR AKLA GELİR.bunun içinde Allahın sonsuz ilmini varlığının delillerini görüceğimiz fenni ilimler de , dinimizi yaşıyacağımız dini ilimlerde girmektedir.
Fakat günümüz şartlarını göz önünde bulundurduğumuzda avam sınıfı için ibadetlerini yapabilicek ve azçok fıkhı sahibi olabilicek kadar ilim bilmesi farz üstüne farz olup diğer fenni ilimleride bilmesi şidddetle gereklidir diyebiliriz.
İslami ilimleri bilen hadis,fıkıh,sünnet,icma,kıyas vs. gibi dallarda uzmanlaşmış insanların ise Allaha bir adım daha yaklaştıran fenni ilimleride günümüz globalleşen sistemide düşündüğümüzde şiddetle gereklidir…
Velhasıl diyebiliriz ki hadisi şerifte bahsedilen ilim dini ilimleri farz üstü farz olucak şekilde fenni ilimleride gerekli kılıcak şekilde bütün ilimleri kapsamaktadır.ALLAH-U ALEM
2-Öncelerde başörtülü ablalarımız dikkat çekmeyen bir şekilde giyinirlerdi ancak şimdilerde bakıyoruz ki başörtüsü takılıp dar pantolon, diz altı etek vb giyimler ön planda ve tesettür olarak adlandırılıyor. Bu tesettürün bu duruma gelmesinin sebebi nedir ve kimlerdir?
Cevap:Evet kardeşim ne yazıkki bahsettiğinizde son derece haklısınız eskiden o dikkat çekmeyen ablaların yerini günümüz üstü fatih altı beyoğlu hanımlar almaya başladı.Onlar hakkında kötü düşünmemeye çalışıyoruz ve Rabbimize bir an önce doğru yolu bulmaları hakkında dua ediyoruz inşallah doğru yolu bulurlar bulucaklar.
Sorunun asıl kısmını teşkil eden bu duruma gelmenin sebepler ve kişiler konusuna gelicek olursak öncelikle müslümanın yapması gereken bu konudaki suçu faturayı ilk olarak kendinde bulmaktadır.Acaba biz milletçe ne yaptıkta Allah bizim başımıza böyle bir durum nasip etti?acaba tesettürü anlatmak gençlerimizi yeterince eğitmek konusundaki üzerimize farz olan görevi en doğru şekilde yeterince yerine getirebildik mi şeklinde ilk önce kendinde suçu aramalı eğer bir fatura kesilicekse bu iç sorgulama yapıldıktan sonra insan başkalarınada fatura kesmeye başlamalıdır.Ben kendimi bu konuda değerlendirdiğim vakit ne yazıkki çok üzüntü duyuyorum keşke bu kızlarımıza,ablalarımıza da birileri anlatsaydı bizler daha çok çalışıp onlarada ulaşabilseydikte onlar bu şekilde giyinmeselerdi şeklinde düşünüyorum…
Bu duruma gelmesinin nedenlerini sorgulayacak olursak birinci nedeninin islamın yeterince öğretilmemesne ve ne yazıkki televizyonlarla evlerimize giren batı kültürünün ateist-darwinist düşüncelerin üzerimizdeki etkilerinin görülmeye başlamasına bağlıyorum.Ayrıca bediüzzamanın ifadesiyle bilmekteyiz ki hepimiz bir manevi burhandan bir fetret devrinden geçmekteyiz kıyamet yaklaşmaya başladıkça bu durumun git gide arttığını göreceğiz kıyametin yaklaşmasıda bunun nedenlerinden bir tanesidir.
Son olarak sorunuza bakarak bunun nedeninin bir bölümünüde Fethullah Gülen e bağladığınız zannını taşımıyor ve böyle düşündüğünüze inanmıyorum zaten “TESETTÜRÜ HAFİFE ALANLARLA TARTIŞILMAZ”http://pirlanta.wordpress.com/2008/05/09/tesetturu-hafife-alanlarla-tartisilmaz/ diyen “TESETTÜRÜN KURANIN AÇIK EMRİ OLDUĞUNU SÖYLEYEN http://www.frmalev.com/dini-sohbet/146384-tesettur-kuranin-emri-fethullah-gulen.html ve dini anlatma adına hayatını feda etmiş olan birine tesettürün bu hale gelmesinden sorumlu tutmanın doğru olmuyacağını düşünüyorum…
3-Şuan boşanmaların çoğu ekonomik şartlar olarak görülmekte bunun sebebide bayanların ekonomik özgürlüklerini eline alması olarak göze çarpmakta. Ablalarımız okuyup işe girdikçe sağlam bir şekilde kişisel gelişimini sağlamadıkları için okumaları onların ne kadar hayrına olmuştur?
Cevap:Bu görüşünüze ne yazıkki katılmıyorum.Bayanların ekonomik özgürlükleri eline almalarını boşanmanın sebebi olarak görmek demek eskiden ekonomik özgürlüğü olmayan kadınların istemeye istemeye sırf ekonomik özgürlüğü yok aç-açıkta kalıcak korkusuyla kocalarının yanında zorla kaldığını iddia etmek olur ki bu son derece yanlıştır.Zaten dini açıdanda düşündüğümüzde eşini sırf kendini bakan ekenomik kısıtlılıklarını genişleten biri olarak gören ve uyumsuz giden bir aile hayatında sırf kocası onu baktığı için o evliliği sürdürmek yanlıştır.Evliliği sürdürmek ya Allah rızası için,Ya çocukların geliceği için, Yada toplumun bozulmaması ve kocanın düzeltilmesine çalışılması için olur.
Bakın 2004 te yapılan bir araştırma ve bunun sonuçları
http://www.haberalemi.net/haber_detay.php?haber_id=3540
2004 yılındak hiçbir boşanma nedeni bunu göstermemektedir.
Peki Ablaların işe girmesi onların ne kadar hayrına olmuştur meselesine gelicek olursak eğer hanım kocasıyla bu konuyu konuşup anlatıysa ve çalışmakta istemiyorsa çocuğun bakması adına isterse çalışmayabilir -ki bu sağlam nesillerin gelişmesi adına son derece gereklidir.Çalışan anne babaların çocuklarıyla yeterince ilgilenemedikleri ve bu çocukların bazı şeylerden eksik yetiştiği bir gerçek…Ayrıca bizim ısrarla üzerinde durduğumuz kadının çalışması değil (bu ailevi meseledir) bayanların bir şekilde okumasıdır.Geleceğin nesillerini yetiştiricek anaların ise bilgili kültürlü olmaları çocuklarını bunlara göre yetiştirmeleri de islam ve müslümanlar için ben son derece iyi bir davranış olarak görüyorum.hayır olması kısmını ise- Allah bilir-
4- Bir bayanın çocuklarını Sümeyyeler, Aişeler, Fatımalar gibi yetiştirmesinin edebiyat vb üniversite eğitimi alması ile alakası nedir? Eğitim ve öğretim arasındaki fark burada ortaya çıkmıyormu? Kişinin Fatıma, Aişe olması fenni ilimleri bilmesiylemi yoksa İslami eğitimlemi olur? Ahlak belirlemez mi bunu?
Cevap:Müsmanın en önemli özelliklerinden biriside onun ahlaklı,kültürlü ve bilgili olmasıdır.Bir müslüman düşünün ki o müslüman her açıdan çevresindeki insanlarla her zaman örnek olucak vasıfta olmalıdır.Evet didiğiniz gibi bir insanın Aişe,Fatıma Gibi yetişmesi onun aldığı islami eğitimle ve sizin dediğiniz gibi ahlakla olur.Fakat bu yetişen fatımalar Aişeler ancak iyi birer Müslüman olur fakat HER ÖZELLİĞİ TAŞIYAN HAKİKİ BİR MÜSLÜMAN OLAMAZLAR(Allah bilir)
Sonuç olarak hepimiz bilmekteyiz ki bugün islamın bu durumlarda olmasının nedenlerinden bir taneside Yeterli derecede fenni ilimlere önem vermemiş olmamızdandır.Yetişen çocuklarımızı bu şekilde eğitmek daha Fatihin İstanbulu feth ettiği yaşa geldiklerinde Fatih Sultan Mehmet gibi bilgili ahlaklı yetiştirmek dini ilimlerin yanında fenni ilimleride vermemiz bizlerin başlıca görevidir.
ALLAH RIZASI İSTİKAMETİNDEN AYIRMASIN!
SELAMETLE
ALLAHA EMANET OLUN
PIRLANTA YÖNETİMİ
http://pirlanta.wordpress.com/
Eylül 26, 2008 9:22 pm
Muhammed Kardeş Hakikatleri İhlas ve Uhuvet çerçevesi içinde bir yazsada öğrensek….
NOT:Mümine yakışmayan yaklaşımlar yazılar silinmektedir selametle
Ekim 3, 2008 4:05 pm
Rabbi Rahim razı olduğu kullarından eylesin ‘Gerçekler’ isimli kardeşimi ve cümlesini…selametle…