“De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek bir kelimeye gelin. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp bir kısmımız bir kısmımızı Rabler edinmeyelim." Eğer yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahid olun, biz gerçekten Müslümanlarız." (Al-i İmran Suresi, 64)
Tayvan’da diğer ülkelerin okullarında Tayvanlı öğrencilerin okumasına izin verilmezken, Türk girişimcilerinin açtığı ve geçtiğimiz hafta eğitime başlayan Kıvam Uluslararası Ortaokulu için bu kural kaldırıldı. Ülkenin ikinci büyük şehri Kaohsiung’un Milli Eğitim Müdürü Ying Yao Cheng, Türklere güvendiklerini ve daha çok okul açılmasını istediklerini belirtti.
Kıvam Uluslararası Ortaokulu, Kaohsiung şehrinde eğitim veren Ruei Feng Ortaokulu’nun bir binasında geçtiğimiz hafta eğitime başladı. Türk okulunun hizmete girmesinin ardından Ruei Feng Ortaokulu, İstanbul’daki Tarabya Ufuk Koleji ile ‘kardeş okul’ anlaşması imzaladı. İki okulun müdürü Chien Chih Lin ile Fatih Binicioğlu, anlaşmanın Türkiye ile Tayvan arasında kültür ve eğitim ilişkisi kurulması açısından faydalı olacağını vurguladı. İmza törenine katılan Kaohsiung Milli Eğitim Müdürü Ying Yao Cheng, iki ülke arasında eğitim köprüsü kurmak istediklerini belirtti. Cheng, “Tayvan’da daha önce Amerikalılara, Japonlara ve Korelilere okul açma imkânı verdik. Bu okullarda sadece kendi vatandaşları okuyabiliyordu. Fakat yeni açılan Türk okulunda Tayvanlıların da okumasına izin verildi.” şeklinde konuştu. Eğitim konusunda Türklere güvendiklerini belirten Cheng, Türk eğitimcilerin Kaohsiung’da daha çok okul açmasını istedi.
Tayvan’da okullar belediyelere bağlı. Kaohsiung Belediye Başkan Yardımcısı Chiu Tai San, yeni açılan Türk okulunun başarılı olacağına inandığını dile getirdi. San, “İstiyoruz ki, bizim öğrencilerimiz sizin kültürünüzü, sizin öğrencileriniz de bizim kültürümüzü öğrensin. Geri döndüklerinde bizim ülkemizi anlatsınlar.” dedi.
Hiçbir zaman! İlk yazımın yayınlandığı 1978’den bu yana tam 29 yıl geçmiş. Sürekli sorgulayan bir yazar olmak istemişimdir. Bunu daha önce bilim felsefesi, modernleşme, gelenek, edebiyat ve kültür alanlarında yapardım, bugün tarih denizinde yüzüyorum.
Yarın hangi alanda olacağımı bilmiyorum. Belki de romancılıkta karar kılarım, kim bilir!
Kendime hiçbir zaman tarihçi demedim, denilmesini de istemedim. Çünkü dikkatli okurun bildiği gibi yaptığım farklı bir şey. ‘Tarihle birlikte düşünme’ye çalışıyorum. Tarihçinin derdi tarihi anlamaktır, benimkisi ise tarihi bir düşünce malzemesi olarak kullanıp onun üzerinden sorgulamalarda bulunmak.
Ancak doğrusunu söylemem gerekirse tarih alanının, hele hele Osmanlı tarihi alanının bu denli boş
olduğunu bilmezdim ‘bu derde düşmeden önce’.
Bir yerde okurun beklentisiyle benim tarihi okuma tarzım rastlaştı, buluştu ve önceden tahmin edemeyeceğim kadar neşeli bir alışveriş başladı aramızda. Bazen onlar önüme bir yol açıyorlar.
Bazen ben onlara kılavuz oluyorum. Velhasıl, bir keşif yolculuğu bizimkisi.
Tarih bilincinin bize faydası ne olacak? Burada ‘fayda’ kelimesini menfaat manasında mı kullanıyoruz, yoksa istifade etme veya feyizlenme manasında mı? Tarih pratik hayatta ne işimize yarayacak? diye soruyorsanız ona şu cevabı veririm: Yazının devamını oku »
Hz. Mesih ve Hz. Yahya evlenmemişlerdir diyen Fethullah Gülen kendisinin neden evlenmediğini ise dolaylı olarak izah etti. İşte Gülen’in evlenmemeye bakışı…
Evlenmenin, kişinin durumuna göre farz, mekruh, sünnet, mubah ve haram yönleri vardır. Mesela kişi, geçimsiz biri ise ve dahası ailesine haram yedirecekse böyle bir kimsenin evlenmesi mekruh sayılmıştır.
Azerbaycan’da yayınlanan “Hüner Meydanı” adlı bir yayın mevkutesi 11.05.2007 tarihli sayısında Namık Ali adında bir şahsın son derece tecavüzkar, iftiralı bir yazısını yayınladı. Bu yazının içeriği hakkında peşinen şunu deriz ki; Yazı baştan sona iftirakârdır, kezzabanedir. Din ve vicdanı, Kur’an ve imanı ayak altına alan zındıkane bir tecavüzdür.Acaba bu yazının ve yazanının arkasında hangi farmason müfsid komiteleri vardır?C : Üç ihtimal üzerinde durulabilir:
1-Dünya’ya büyük bir hızla yayılan ve özellikle Rusya’dan 70 senelik zulüm, gaddarlık ve azaptan sonra kopabilen ve bir derece istiklaliyetini elde eden Türk ve Tacik, Kafkas ve Dağıstan Müslümanları içinde, hatta asıl Rusya’da bile göz kamaştıran bir nuraniyetle intişar ederek aydınlatan Nur Risalelerine karşı gelmek üzere hak ve hakikatle, bürhan ve hüccetle değil, aşağılık ve alçaklığın marifeti olan iftira ve bühtanlarla lekeleme, şaibelendirme gibi tutarsız ve geçici bir şeytanlığa tevessül eden Yahudiler ve eski KGB’ yi elinde tutan Siyonistlerin kârı olması ihtimali..
2-Din ve gerçek milliyet adına değil, ırkçı Şamanistlik namına hareket eden bir grup ile, onlara iltihak etmiş ulusalcılık maskesi altındaki ifsatçı bir güruhun ve bu ikisinin birkaç köşeli maşacılığına soyunmuş, dindarlık kisvesiyle de peçelenmiş bazı tinetsiz kişilerin nuru ve nur irşadcılığını çekemeyerek hırs ve gayzlarından gelen bir öfke ile iftira gibi alçak bir silaha tevessül eden deni zümrelerin ihtimali Yazının devamını oku »