PIRLANTA

Konuşan Yalnızca Hakikatlerdir

“Dinler arası Diyalog” Kur’an ve sünnete ters mi?

Yazan: gerçekler Ağustos 5, 2007

 Dialog, iki insanın, grubun, zümrenin, milletin, devletin veya herhangi bir topluluğun birbirleri ile tanışmasına; sözlü, yazılı, fikri, ticari vb şekillerde alış-verişde bulunmaları demektir. “Dinlerarası Diyalog” ile sağlanmak istenen husus, 3 dinin (İslam, Hrsitiyanlık ve Yahudiliğin) birbirlerini yakından tanıma, dinleme, fikir teatisinde bulunmasıdır. Yoksa tüm dinlerin birleştirilmesi değildir.

A) TANITIM

Bugün Hristiyan aleminin başlatmış olduğu dinlerarası dialoğun amacı bellidir. Onların amacı Hristiyanlığın yayılması ve herkes tarafından bu hali ile benimsenmesidir. Hocaefendinin dahil olup Papa’yı ziyareti sonrası diyalog süreci Allah’ın lutfu ile değişmeye başlamış ve süreç İslam’ın lehine gelişmektedir.

Hocaefendi’den önce, Üstad Bediüzzaman Hazretleri Papa 6.Paul tarafından başlatılan bu “Dinlerarası Diyalog” ile temasa geçmiş ve 1940-50′li yıllarda Papa 7.Pie ‘ye mektub yazmıştır. Papa, Üstad Hazretlerine cevap göndermiştir. Üstad Hazretleri, Vatikan’a Risale-i Nur Külliyatını (Zülfikar adlı eserini) hediye etmiş ve bu hususta Vatikandan 22 Şubat 1951 yılında da bir teşekkür mektubu almıştır. Yine aynı dönemde Üstad Hazretleri, ikamet ettiği Fener semtindeki Rum Feneri Patrik Atenagoras ile görüşmelerde yapıyordu.

Bu süreci devam ettiren Hocaefendi‘ye, 23.01.1998 tarihinde Papa 2.Jean Paul tarafından şu mesaj, Vatikanın Ankara Büyükelçisi Pierre Luici Celata tarafından iletilmiştir:

‘Bir ailenin fertlerinin birbirleriyle konuşmamaları, birbirine bakmaktan, birbirini ziyaret etmekten kaçınmaları ne kadar hazindir. Ayni beşeri aileye mensup olan Müslümanlar ile Hıristiyanların birbirini tanımamaları, birbirine selam vermemeleri veya daha kötüsü, birbiriyle kavga etmeleri, ne kadar acı vericidir. Buna karşın, herkesle barış içinde yasamak, birbirimizi ziyaret etmek, sevinç ve dertlerimizi, kaygı ve umutlarımızı paylaşmak ne kadar güzeldir. Müslümanlarla Hıristiyanlar arasındaki diyalogda bugün ve gelecek için bir ümit işareti görmemek mümkün mudur? Dünyamızın facialarını bilmemezlikten gelemeyiz; ülkeler arasındaki savaşları, her sekliyle terörizmi, zengin fakir arasındaki uçurumu, açlık, işsizlik, uyuşturucu, kürtaj vs. felaketlerini, bu liste daha da uzayabilir. Hıristiyanlar ve Müslümanlar insanlara daha çok ümit vermek için birlikte çalışabiliriz.’

Bu Mesaj üzerine Hocaefendi Papa’ya 09.02.1998 tarihinde cevap mektubu göndermiştir. Bu cevap mektubunda ana hatlarıyla şu şekildedir; İslamiyetin yanlış anlaşılan bir din olduğunu, ve bu konuda suçlu tarafın Müslümanlar olduğunu, bu yanlış anlamanın büyük oranda azalmasına katkı sağlamak için “Dinlearası Diyalog” çalışmalarına katkı sağlıyabileceklerinden bahsetmiştir. (bakınız Zaman Gazetesi 09.02.1998)

Bu süreçten sonra Türkiye’deki Papaz ve hahamlara İslam dininin bir vecibesi olan Oruçun, Ramazan ayında tanıtılması gayesi ile İftar yemekleri verildi; hatta bazı papazların saygı gereği olsa gerek Ramazan ayında oruç tuttuklarını beyan etmeleri, hergün cevşen ve yasin okudukları beyan etmiş olmaları (Men.Marovitch – VatikanınTürkiye temsilcisi) , İslam camiası adına, İslam’ın sevdirilmiş olduğu izlenimini vermiştir.

Yani bu diyalog süreci başlatılmasa idi, acaba bir takım kardinal ve papazların günlük vird babında İslamın Allah’ının isimlerini hergün okunması nasıl vesile olunacaktı acaba?

Üstad hazretlerinin, 1940 lı yıllarda Müslümanları, ateistlerin saldırısına karşı birlikte mücadele etmek için samimi (dindar) Hristiyan ruhanilerle ittifak kurmaya teşvik ediyordu. Yani biz bugün diyalog Ku’ran’a uygun mu diye tartışırken, Bediüzzaman Hazretleri Sahih Hadis-i Şerif’iere dayanarak, Ahirzaman’a has bir uygulama olan İsevi Ruhani Liderleri ile ‘ittifaktan’ bahsediyor:

1-) ‘Ahirzamanda isevilerin hakiki dindarları ehl-i Kuran ile ittifak edip müşterek düşmanları olan zındıkaya (inkarı uluhiyete) karşı dayanacaklarıdır.’
(Lemalar)

2-) ‘Hz.İsa (AS) gelecek, şeriat-ı Muhammediye ile amel edecek…..ümmetimden olacaktır. – (Buhari, Müslim, İbn-i Mace)

ve bunu Risale-i Nurlarda 6 yerde zikretmektedir.

1-) 20.Lema – (İhlas hakkında) – 2.Sebebin Haşiyesi:“Sahih bir hadis ile sabittir ki: ahirzamanda İsevilerin hakiki dindarları ehl-i Kuran ile ittifak, müşterek düşmanları olan zındıkaya karşı dayanacakları gibi…… “ (Lemalar)

2-) Kastamonu Lahikası – (27.Mektub) : ‘…… Biz değil onlar gibi (Hasan Avni) ehl-i diyanet ve tarikate mensub müslümanlar, şimdi bu acip zamanda, imanı bulunan hatta fırak-ı dalleden bile olsa onlarla uğraşmamak, ve Allah’ı tanıyan ve ahireti tasdik eden Hristiyan bile olsa, onlarla medar-ı niza noktaları medar-ı münakaşa etmemeyi…’

3-) Emirdağ Lahikası -1 (27.Mektub) : ‘ Bu endişeyi teselliye medar, alem-i İslamın tam intibahıyla(uyanmasıyla) ve yeni dünyanın, Hrıstiyanlığın hakiki dinini dustüru hareket ittihaz etmesiyle ve alem-i İslam ile ittifak etmesi ve İncil, Kurana ittihad edip tabi olması….’

4-) Emirdağ Lahikası -1 (27.mektub) – Bir derce mahremdir -:’ Çünkü herhalde şimal cereyanı, İslam ve İsevi dininin hücumuna karşı kendini müdafaa etmek fikriyle, İslam ve misyonerlerin ittifaklarını bozmaya çalışacak.’

5-) Emirdağ Lahikası -1 (27.mektub) :’ Risale-i Nurun İhlas Lemalarında denildiği gibi, şimdi ehl-i iman, değil Müslümn kardeşleriyle, belki Hristiyanın dindar ruhanileriyle ittifak etmek ve medar-ı ihtilaf meseleleri nazara almamak, niza etmemek gerektir.’

6-) Sikke-i Tasdik-i Gaybiyye:’ O Zatın üçüncü vazifesi, hilafet-i İslamiyyeyi, ittihadı İslama bina ederek, İsevi ruhanileri ile ittifak edip din-i İslama hizmet etmektir.’

Yine Üstad Hazretleri Mektubat adlı eserinin 54. sayfasında: ‘Bu hareketin (ateizmin) çok kuvvetli göründüğü o zamanda hakikî Hıristiyanlık ortaya çıkacak, yani semadan ilâhî rahmet inecek; hali hazırdaki Hıristiyanlık dini böyle bir hakikat karşısında arınacak, batıl itikatlardan ve tahriflerden uzaklaşarak, İslâm’a doğru manevî bir inkılâb geçirecek…’ demektedir.

Ve yine Mektubat adlı eserinin 3.Sayfasında,: Âhirzamanda Hazret-i İsa Aleyhisselâm gelecek, Şeriat-ı Muhammediye (A.S.M.) ile amel edecek mealindeki hadîsin sırrı şudur ki: Âhirzamanda felsefe-i tabiiyenin verdiği cereyan-ı küfrîye ve inkâr-ı uluhiyete karşı İsevîlik dini tasaffi ederek ve hurafattan tecerrüd edip İslâmiyete inkılab edeceği bir sırada, nasılki İsevîlik şahs-ı manevîsi, vahy-i semavî kılıncıyla o müdhiş dinsizliğin şahs-ı manevîsini öldürür; öyle de Hazret-i İsa Aleyhisselâm, İsevîlik şahs-ı manevîsini temsil ederek, dinsizliğin şahs-ı manevîsini temsil eden Deccal’ı öldürür.. yani inkâr-ı uluhiyet fikrini öldürecek.”

Yani, Hristiyanlar ile Müslümanların birlikte ateisme karşı mücadelede hareket edeceklerine işaret ediyor.

1953 senesinde Istanbul’un 500. fetih yıldönümünde Patrik Athenagoras ile görüşen Bediüzzaman ona şöyle der:
‘Hıristiyanlığın dini hakikîsini kabul etmek, Hazreti Muhammed’i peygamber ve Kur’anı Kerîmi de Kitabullah kabul etmek şartıyla ehl-i necât olacaksınız (kurtuluşa ereceksiniz).’ Athenagoras ise cevaben: ‘Ben kabul ediyorum! ‘ deyince, Bediüzzaman: ‘Pekâlâ, siz bunu dünyanın diğer mânevî reislerine de söylüyor musunuz? ‘ diye sormuş. Patrik: ‘Söylüyorum; fakat onlar kabul etmiyorlar.’ diye cevap vermiştir.(Necmeddin Şahiner, ‘Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursî’, Nesil Basım Yayın, s.405.)

Buradan anlaşılıyorki, 1960 yılında vefat eden Asrımızın Müceddidi Üstad Bediüzzaman Hazretleri, ileride bırakın bir diyaloğun oluşmasından, Hristiyan-Müslüman ittifakından ve ateizme karşı birlikte mücadele edileceğinden hiçbir tefsire gerek kalmaksızın bahsetmektedir.

B) DURUM DEĞERLENDİRMESİ:

1-) Bu Dialog çalışmaları ile, ne Hristiyanlık nede Musevilik HAK DİN olarak kabullenilmiyor. Diyalog, Kur’an-ı Kerim’in Ali İmran 104, 110 – Bakara 143 – Saff 10,11 – vb. ayetlerinde bahse konu olan İRŞAD ve TEBLİĞ aracı olarak kullanılmaktadır.

2-) Hristiyanlıktaki teslis inancı tasdik edilmiyor. Tam tersine, şu an az da olsa yaygınlaşmasını istediğimiz Hz.İsanın Allah’ın oğlu değil, Allah’ın ululazm bir peygamberi olduğu fikri benimsetilmeye çalışılıyor. Bu vesile ile Efendimiz (SAV) in peygamberliğe kabulu daha kolay olacaktır.

3-) Üstadın bahsettiği Hristiyanlar ile ittifakın MAKUL ve uygun Zemini inşallah hazırlanmaktadır.

4-) Medeniyetler arası çatışma tezinin aksine, Müslümanların ve Peygamber Efendimizin (SAV) terörist değil, şefkat ve merhamet Peygamberi(SAV) olarak tanıtılmaya çalışılmakta ve başarılı adımlar atılmıştır.

5-) De ki: ‘Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek bir kelimeye gelin. Allah’tan başkasına kulluk etmeyelim, O’na hiç bir şeyi ortak koşmayalım ve Allah’ı bırakıp bir kısmımız (diğer) bir kısmımızı Rabler edinmeyelim. (Ali İmran Suresi, 64) ayetinin daveti yapılıyor!

C) Dialoğu Kuran’a yakıştırmayanlara soruyoruz:

Bu konuda bazı Hasedleri imanlarının önünde olan kardeşlerimiz aceleci tenkit etmekteler ve en hafif tabir ile içtihat hatası yapmaktalar.

1-) Kur’an-ı Kerim, hristiyan papazlara, kardinallere veya hahamlara İslamı tebliğ etmeyin mi diyor?

2-) Peygamber Efendimiz(SAV) , bir Yahudi alimi olan Abdullah ibn-i Selem ile diyalog kurup, onunla tanışmasa ve görüşmese idi, acaba Sahabe olma şerefine erişebilirmiydi?

3-) Habeşistan’a hicrete gönderdiği sahabesini, oranın Meliki ve dini lideri olan Hristiyan Necaşi ile diyalog kurup ondan kendi ashabının sığınmasına ve bu vesile ile İslamı TEBLİĞ etmeseydi, Necaşi mümin olarak vefat edebilirmiydi? Ve Efendimiz (SAV) onun gıyabında cenaze namazını kılar mıydı?

4-) 2004 yılı Mevlüt Kandili kutlamaları AB nin Merkezi olan Brükselin en büyük Kilisesinde İsevi ruhanilerce (papaz ve kardinaller dahilinde) Peygamber Efendimizin (SAV) doğum günü kutlanmış ve bunu “Dinleraarası Diyalog” çatısı altında yapıldı. Bu tarihte bir ilk idi, peygamberliğini kabul etmedikleri Peygamberimiz (SAV) ruhaniyeti karşısında onun doğum gününü kutlanması. Bugün hürmet eden, yarın sizce iman etmez mi? Bundan daha iyi tebliğ mi olur?

5-) Diyalog süreci ile Türkiye’deki Papaz ve hahamlara İslam dininin bir vecibesi olan orucu tanıtma gayesi ile iftar yemekleri verildi, hatta bazı papazların saygı gereği olsa gerek Ramazan ayında oruç tuttuklarını beyan etmeleri, hergün cevşen ve yasin okudukları beyan etmiş olmaları (Kardinal Men.Marovitch – Vatikanın Türkiye temsilcisi) , İslam camiası adına sevindirici değil midir?
(Bakınız:http://www.nurpenceresi.com/moduller.php? modul=dosyaizlet&op=1&id=239)

6-) Öne sürülen Maide suresi 51. ayet: “ yahudi ve hristiyanları dost edinmeyiniz………..“ mealindeki ayet-i kerimenin diyaloğu redettiği anlamı ile ne alakası var? Bakın bu ayetin Tefsiri için Elmalı Hamdi Yazır nediyor: ‘Bu ayet, Yahudi ve Hristiyanlarla dost olmayınız” demiyor, “Yahudi ve Hristiyanları dost edinmeyiniz diyor. Şu halde Yahudi ve Hristiyanlara iyilik etmekten, dost olmaktan, onlara amir olmaktan men edilmiş değiliz, onları dost edinmekten ve yardakçılık yapmaktan men edilmekteyiz’

Ayrıca,Kuran müşriklerden kız almayı yasaklarken, Ehl-i Kitab’tan (Hristiyan ve Yahudiden) kız alınmasına ruhsat vermiştir. Yani müslüman bir erkek, ehl-i kitab bir kızla evlenebilmekte ve buna cevaz vardır. Sizin iddianızı baz alacak olursak, “İslamiyet Yahudi ve Hritiyanlarla dost olmayın ama kızlarını alabilirsiniz “ tarzında bir anlam çıkar ki bu da haşa Kur’an’ın değil, sizlerin çelişkisidir.

Nerede bu ayetin kast ettiği hakikat nerede dyialog yapmayınız yaklaşımı?

7-) Siyer kitablarında Efendimiz (SAV) in Ebu Cehil (Ümmetimin deccalı dediği) kişiyi, tebliğ maksatlı 100 defayı aşkın ziyaret ettiği naklediliyor. Yani sizin mantığınıza göre Efendimiz (SAV) Ebu Cehil’i dost mu edinmiş oldu ki 100 defa ayağına gidip ziyaret etmiştir?

8-) Efendimiz (SAV) vefat ettiğinde, bir yahudiden aldığı borçuna karşılık (ki bu borç yine İslam adına kullanılmış bir borçtur) rehin olarak Kalkanını vermiş, ve vefat ettiğinde Sahabe Efendilerimiz bu borcu ödeyip kalkanı geri almışlardır. Yani Efendimiz (SAV) bir yahudiden aldığı borca karşılık yahudileri dost mu edinmiştir?

9-) Fatih Sultan Mehmet İstanbul fethinden sonra açılmalarına yardım ettiği kiliselerden dolayı onu Hristiyan dostu mu ilan edeceksiniz?

10-) Dialog çalışmalaı süreci içersinde, Biz İslami taraftan hiç: Hristiyanlık Hak Dindir, yahudilik Hak dindir diye bir ifade duydunuzmu? Biz diyoruzki, herkesi konumunda kabul edelim! Dileyen dilediği inanca sahib olsun. Ayrıca, şu an dünyada bir terörsit bir dinmiş gibi algılanan İslamın doğru yüzünü hrsitiyan ve yahudi ruhanilerine gösterelim! Bunda sizi rahatsız eden ne tür bir sakınca var?

11-) Fethullah Gülen Hocafendinin ‘Lailahe İllalahé diyen kurtulur diye bir sözü yoktur. Bakın nediyor: ‘Lailahe İllallah diyenlere RAHMET ile bakılmalıdır. Çünkü Allahın tek olduğunu kabul edenler, Hz.İsanın peygamber olduğunu kabul etmiş olmaktadırlar. Dolaysıyla, Peygamber Efendimiz(SAV) i kabullenmeleri daha kolay olacaktır.’ Bu Tebliğ metodunda yanlış olan nedir?

12-) Adı Çay partisi olur, Altın günü olur veya Dialog olur, eğer niyet Allah ve Resulunu tebliğ ise, neden Kuran ve Sünnet ile çelişsinki?

13-) Şamın Valisi Ebu Ubeyde bin Cerrah, Şamı terk etmek zorunda kalıdığı Bizans istilasına karşın, kendi raiyetindeki papazları çağırmış, onlardan geçici bir süre Şamı terk etmek zorunda kalacakları için, onlardan aldığı vergiyi iade etmiş, ve papazlar üzülerek kiliselerine dönmüş tekrar Müslümanların raiyetine girmek için kendi halkları ile beraber dua etmişlerdir. Yani,gerek Efendimiz (SAV) gereksede Sahabe Efendilerimiz (R.A) her dönemde özellikle Ehl-i Kitab ‘a İrşad ve Tebliğ yapmış ve örnek olmuşlardır.

D) İtirazlara Cevaplar:

1-) İddia: “Dinler arası diyalog yerine, ‘dinlere tebliğ’, ‘dinlere davet’ sözleri kullanılsa ve bu sözlerin de içerikleri doldurulsa, amaç hâsıl olur. Fakat ne yazık, görünen o ki, dinler arası diyalog faaliyetlerinde Hıristiyan ve Yahudî din âlimlerinin ve dinlerinin reklam ve tanıtımları yapılarak, Islâm topraklarında onlara meşrutiyet sağlanmakta ve misyonerlik faliyetleri artmaktadır.”

Hocaefendinin papaya yazdığı mektubtada açıkça belirttiği üzere, islamiyetin yanlış anlaşılan bir din olmaktan çıkartılması gayesi ile bu Dialog çalışmalarına katılmayı öngörmektedir. Dolaysıyla bunun adı Tebliğ dir. Neyin tebliği? Yanlış tanıtılan, terörist tanıtılan, fakir olmaya mahkum tanıtılan Müslümanlık, doğru tanıtılacaktır.

Kullanılan sözler içi doldurulmadıktan sonra ne önemi vardır ki? Ben Dinler arası dialog adı altında dinime davet edemezmiyim? Buna engel olan nedir? Şekli sözcükler mi Allah’a tebliğ yapıp yapmamıza karar vermektedir. Sanki bu dialog çalışmaları neticesinde Türkiye’de misyonerlik faaliyetleri başlamış veya artmıştır. Türkiye zaten misyonerlik faaliyetleri kıskacında olduğu 200 yıldır bilinmekte idi. Bunun Dialog grubuyla bir alakası yoktur. Dikkatle takip ederseniz yapılan ortak Konferanslarda hep İslam ön plana çıkmaktadır. Diğer dinler değil. (bakınız. Abant toplantıları)

“Milletimin imanını selamette görürsem, cehennemler de yanmaya razıyım, çünkü ben cehennemde yanarken, gönlüm gül gülistan olur” dizeleriyle Ülkemizin birincil hastalığı olan İman eksikliğini gidermeye çalışmış olan Bediüzzaman Hazretleri, yine bu imansızlık hastalığına reçete olarak sunduğu Risale-Nurlarda, bu hususu 80 sene önce dile getirmiştir. Türkiye’de ve dünya’da imansızlık hastalığına karşın açılan onbinlerce ışık evleri, binlerce yurtlar ve dil kursları, yüzlerce Türk Kolejleri HAHAM ve PAPAZ mı yetiştiriyor Allah aşkına? Zaten bu Ateist ve misyonerlik faaliyetlerine bir siper mahiyetinde açılan bu müesselere ne yapıyor zannediyorsunuz?

2-) İddia: Bir Ayeti Kerime:’İnsanların mü’minlere karşı düşmanlıkta, en şiddetlisi olarak Yahudîleri ve müşrikleri bulacaksın ve insanların sempatice en yakını olarak da biz nasraniyiz (Hıristiyanız) diyenleri bulacaksın.’ (Mâide, 82)

Yine Elmalı Hamdi Yazar ın bu ayetin tefsirine göre, islamiyete en yatkın olanları Hristiyanlar olarak görmektedir. Allahu alem, Üstad hazretlerinin Hristiyan-İslam ittifakı ile Ahirzamanda Hz.Mesihin nuzülü arasındaki hikmet buradan kaynaklanıyor.

3-) İddia: “Hristiyanlar ile Dialog adı altında onlara karşı özenti oluşturuluyor. “

Acaba? Yoksa, hristiyanlarınmı biz Müslümanlara bir özentisi oluşturuluyor? Bunu iyi takip etmek lazım! Efendimiz(SAV) yaşantıları itibariyle tabiki hristiyan ve yahudilere muhalefet etmiştir. Zaten kimse Hristiyanları ve gelenklerini örnek alın demiyor ki? Yılbaşı kutlamalarınıda mı bu dialog çalışmaları başlattı diyeceksiniz…?

4-) İddia: ”Toplumun önünde yürüyen insanlar, yaptıkları işler eleştirilince, bu eleştiriler nefislerine ağır geldiği için bazen inandıkları doğruları bile reddetme noktasına gelebiliyorlar. ‘

Kuran ve Sünnet’e uygun olmayan her eleştiriye açığız ve hepimizde açık olmalıdır.Biz sırtımızdaki akrebi görüp bizi uyaran kardeşlerimize herzaman şükran duyar teşekkür ederiz.Zaten yaptığını tenkitleri Allah rızası için yaptığınıza inandığımız için İÇTİHAT HATASI yapıyorsunuz diyorum. Yani yine inşallah sevap kazanıyorsunuz. Ama ifrata kaçıp bir mümini Küfür ile itham etmek, Hadisi Şerifin tehditli ikazıyla kendisi Kafir olur,hafizanallah.

5-) İddia: “Ahmet Şahin Hoca, ehl-i Kitab ile Amentude ittifakımız var, diyerek, Kuran ile çelişti! ”

Bakın İmanın 6 şartına bakalım: Allah’a, peygamberlere, meleklere, kitablara, ahiret gününe ve kadere iman.

Biz Hristiyanların hem peygamberine (Hz.İsaya) hem Kitabına (Aslına uygun olan İncile) , aynı şekilde musevilerin hem peygamberi(Hz.Musa) hemde kitabına (Aslına uygun olan Tevrata) inanıyoruz. Hernekadar sıfatları ve isimleri dinimize uymasada, her iki dindede Allah inancı var, melek inancı var, cennet-cehennem inancı var – kader inancı var. Tabiki tesliste ittifakımız yok! Tabiki Allahın oğlunda ittifakımız yok! Ama bakın Kuran nediyor: De ki: ‘Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek bir kelimeye gelin. Allah’tan başkasına kulluk etmeyelim, O’na hiç bir şeyi ortak koşmayalım ve Allah’ı bırakıp bir kısmımız (diğer) bir kısmımızı Rabler edinmeyelim. (Ali İmran Suresi, 64)

6-) İddia: “Müslüman Meryem’i İbrahim(a.s) anma gününde Bir papaza nikahlayanlar arasında Fethullah gülen yok muydu? .Bu mu dinler arası diyalog? ”

Bir kere, bahsettiğiniz konuda evlenen erkek bir papaz değil. Kendisi evleneceği yıl Kelimeyi tevhit getirmiş, ramazan ayında oruç tutmuş ve aynı ramazan ayında 5 vakit namazını kılmış bir kişi. Haberin devamında bu bilgiler var. Dolaysıyla bu kişinin papazlıkla ne alakası var? Kaldıki, bu nikahı kıyan bir papaz ile bir cami imamı idi. Yani Fethullah Gülen Hocaefendi zaten o yıl Türkiyede yok idi. Bu iki çift, Hz.İbrahim (AS) beldesi olan Urfa’da, böyle bir İbrahimi Dinler Konferansı olacağını duyunca, kendi kararları ile hem papaz hemde imamın huzurunda nikah kıymışlar.

7-) İddia: “Yahudiler islam aleminin en büyük düşmaınıdır.Nitekim kinleri uğruna islamın nurunu söndürmek için çıkarmadıkları fesat kalmamıştır bu güne dek.”

Hem yobaz hristiyanlar hemde yahudiler bize düşmandır. Hocaefendi bunlardan hangisini övdü Allah aşkına? Yani, ne yahudi nede hristiyan ile tebliğ dışında biz biraraya gelmeyiz. Niyet tebliğdir. Aynı Efendimzi (SAV) in yaptığı gibi. Bir yahudi Alimi olan Abdullah ibni Selem acaba Efendimzi (SAV) dialog çalkışması ile yaklaşmasa idi, Sahabe olma şerefine kavuşabilirmiydi?

8-) İddia: “Sonrası efenim Fethullah hoca ‘Vatikanda ölmeyi istedim’.Bu yorumu her tarafa çekilebilir.Nitekim ben bir anlama veremedim.Umarım siz bir anlam verirsiniz.”

Hocaefendinin böyle sarf etmiş olduğu bir cümle yok.! İftira!

9-) İddia: “ Fethullah Hoca ile birlikte Papayı ziyaretinde yanında olan Aladdin Kaya ‘nın, Papanın elini öptüğü nederece bir müslümana yakışır? ”

Aynı, şekilde buda yanlış bir iddiadır. Bazı Cd lerde Fotomontaj olarak bu tür sahneler yapılmıştır. Ancak, kesinlikle alakası yoktur!

SONUÇ:

Adı ister dinlerarası diyalog olsun, ister çay partisi -muhabbet günü olsun, isterse adı altın günü olsun, eğer niyetim Tebliğ ise, inanıyorum ki Allah ve Resulu hoşnuttur ve bunu Kuranda teşvik etmektedir. Bir mümin, bir mümin hakkında HÜSNÜ ZAN ile memurdur. Çünkü ameller niyetlere göredir. Ve Niyetleri ancak Allah bilir!

Ben İslam dinime o kadar güveniyorumki, hristiyanlar ile bir arada olduğumda eğer birileri etkilenecekse, o zaman bilinki o bir mümin olarak biz değil onlar etkilenecektir inşallah. Aynı şu misalde olduğu gibi:

Üstad hazretleri dönemin hahambaşı Yahudî Karasso ile yaptığı münakaşa, Hahambaşı girmiş olduğu odadan, üstad ile yaptığı hararetli tartışma neticesinde, adeta kaçar vaziyette odadan çıkmış, dışarıda kendisini bekleyen heyetin; “ Efendim, ne oldu, neden bu kadar süratle çıktınız? ” sorusuna karşılık: “ Biraz daha kalsaydım, Müslüman olmaktan korktum” itirafında bulunmuştur. (Bediüzzaman Said Nursî, ‘Tarihçei Hayat’, Envar Neşriyat, Istanbul 1996, s. 6)

Rabbim bizi içimizdeki niyeti en halis kullarından eylesin, samimiyetten ayırmasın.

4 Yanıt ““Dinler arası Diyalog” Kur’an ve sünnete ters mi?”

  1. ensar demiş

    ameller niyetlere goredir derken ne demek istiyorsunuz .. yani ben bir peygamberin kafasini kessem ve niyetim iyi olsa bu amel allah katinda gecerli olurmu ? siz bence islami bilmiyorsunuz allah sizi islah etsin …

    siz sunu demeye getiriyorsunuz biz bu sekilde diyalog yapiyoruz amac islami teblig etmek ama yanlista yapiyorsak iyi niyetliyiz ve ameller niyetlere goredir biz niyetimiz iyi problem yok, o zaman sen bence bu kelimenin ne oldugunu bir ogren AMELLER NIYETLERE GOREDIR SANA ZAMAN VEREYIM ARASTIR … birde utanmadan gercekler diye yazmissin ..

  2. gerçekler demiş

    Ensar Kardeşim Endişelerini Ve düşüncelerini yerli buluyorum ama maalesef koskoca kaç satırlık yazıdan sadece ameller niyete göredir kısmını çıkarıp sonucunda da kendine göre bir yorum yapıp sanki her yaptığımız yanlışmışta ama amellermiz iyiymiş sıfatı arkasına saklanmak acaba ne derece doğrudur???

    Demişsinki ben peygamberin kafasını kessem niyetim iyi olsa bu Allah katında geçerli olurmu?? Peki kardeşim verdiğin örnekle diyalog hakkında yapılan faaliyetlerlerin ne alakası var??? Teşbih yapılırken karşılaştırılacak şeyler biraz tutarlı ve gerçeğe yakın olmalıdır…Mesela pire ile deve karşılaştırılmaz çünkü ikisi farklı kulvarlarda farklı boyutlarda hayvanlardır bunları karşılaştıramayız bakın yazımızda ne güzel belirmişik

    İslamiyetin yanlış anlaşılan bir din olduğunu, ve bu konuda suçlu tarafın Müslümanlar olduğunu, bu yanlış anlamanın büyük oranda azalmasına katkı sağlamak için “Dinlearası Diyalog” çalışmalarına katkı sağlıyabileceklerinden bahsetmiştir. (bakınız Zaman Gazetesi 09.02.199

    Bu süreçten sonra Türkiye’deki Papaz ve hahamlara İslam dininin bir vecibesi olan Oruçun, Ramazan ayında tanıtılması gayesi ile İftar yemekleri verildi; hatta bazı papazların saygı gereği olsa gerek Ramazan ayında oruç tuttuklarını beyan etmeleri, hergün cevşen ve yasin okudukları beyan etmiş olmaları (Men.Marovitch – VatikanınTürkiye temsilcisi) , İslam camiası adına, İslam’ın sevdirilmiş olduğu izlenimini vermiştir.

    Yani bu diyalog süreci başlatılmasa idi, acaba bir takım kardinal ve papazların günlük vird babında İslamın Allah’ının isimlerini hergün okunması nasıl vesile olunacaktı acaba?

    ayrıca

    Dialoğu Kuran’a yakıştırmayanlara soruyoruz:

    bölümünüde güzel bir şekilde okumanızı tavsiye edip verdiğiniz örneğin geçtiği paragrafa bakalım

    Adı ister dinlerarası diyalog olsun, ister çay partisi -muhabbet günü olsun, isterse adı altın günü olsun, eğer niyetim Tebliğ ise, inanıyorum ki Allah ve Resulu hoşnuttur ve bunu Kuranda teşvik etmektedir. Bir mümin, bir mümin hakkında HÜSNÜ ZAN ile memurdur. Çünkü ameller niyetlere göredir. Ve Niyetleri ancak Allah bilir!

    Evet şimdi soruyoruz Allahı anlatma çabası teblip amacı güden bu çalışmaların verdiğiniz örnekle ne gibi bir bağlantısı vardır.Verdiğiniz örnek düşüncemizin uzağından bile geçemez.Bahsedilen şudur amaç tebliğ oldumu helal yollardan her türlü yol denenebilir denenmelidir ki bazı durumlarda iki şer arasında kalındığında islam alimlerin ittifakına göre şerri kalil yapılıp iki şerden en az zarar getirecek olan seçilebilir(tabiki zorunlu hallerde)

    son olarak demişsinki kelimenin anlamını öğren bence siz öncelikle halis niyetle hiçbir müslüman kardeşini küfürlükle misyonerlik gibi çirkin ifadelerle suçlamadan ihlas çerçevesinde sitemizdeki yazıları okuyun umarım faydası olur ihlası bozan bu tip düşüncelerden uzaklaşırsınız…Bunu atlattıktan sonra inşallah o bana öğretmek istediğin hadisin anlamını anlatırsında öğreniriz o engin bilgilerinizi bizim gibi biçareler ile paylaşırsınızda aydınlanırız ama tabiki çarpıtmadan halis niyetle hüsnü zan ederek

    Her zaman dediğimiz gibi bir gün gerçekleri niyetleri öğrenmeniz dileğiyle

    saygılarımızı sunuyoruz

    pırlanta yönetimi

  3. ensar demiş

    selam aleykum
    bakin belki ornegim sert oldu .. ama sizden ricam sadece buna cevap verin AMMELLER NIYETLERE GOREDIR den ne anliyorsunuz .. zaten yazinizin cogu size hos gelen dunyalik meselleler bastan sona sorunlu yazilar .. yani sizin zaninizdir . siz oyle dusunuyorsunuzdur ama en azindan bu kelimeyi bu sekilde kullanip insanlara kotu ornek olmayin insanlara yanlis bilgi vermeyin .. bu da vebaldir ..

    bir insan abdest almadan namaz kilarsa niyeti ne olursa olsun gecersiz olur.. bu kelime bir ibadeti, bir islami unsuru olmasi gerektigi gibi yapan .. ama kalbini bilmedigimiz icin gosteristenmi allah rizasini kazanmak istedigi icinmi yaptigini bilmedigimiz icin soylenen bir kelimedir yani adam namazini sunnette uygun kilar .abdestini alir kibleye doner vucudu pisliklerden temislenmistir tekbirle baslar selamla bitirir .. sonra biri cikar derki bu riyadan namaz kiliyor sonra sende cikar dersinki ammeller niyetler goredir ve bu kelime ,burada gecerli olan bir kelimedir .. riya icin soylenmistir ama sunnete uygun olmayan bir sey icin kullanilmaz .. yani peygamber kafasi kesmek sunnette olmadigi icin zaten burada niyet sorulmaz .. yada sizin diyalog isi kuran ve sunnete uymuyorsa niyet sorulmaz, ha kuran ve sunnete uyuyorsa ki nur dininin uyeleri haric kimse bunu soylemiyor ,velevki uyuyorsa bizde bu diyalog yapanlar icin bu kelimeyi kullaniriz allah icin yapiyorlarsa ecir vardir riya icin yapiyorlarsa ecir yoktur allah hic bir ibadette kendine ortak kosulmasini istemez ,

    benim bu konuda yazmamin amaci bu kelimeye gelmeden once .. yapilan isin kurana ve sunnete uygun olup olmadigi arastirilip .. sonra niyet dusunulmeli demekti .. cunku amelin allah katinda gecerli olabilmesi icin . 2 sart aranir birincisi ihlas yapilan amelin allah icin yapilmasi ikincisi sunnete uygunluk .bunlardan biri eksik olursa amel allah katinda gecerli degildir .yani kisi allah icin namaz kilarim ama allahin resulunden gordugum gibi degil ( kibleye donmem, namaz vaktini kendim belirlerim, rekati kafama gore yaparim, yada abdest alamam gibi ) derse istedigi kadar allah icin kildigini soylesin ameli gecerli degildir .yada tam tersi ben tamam namazi peygamberimizden gordugum gibi kilarim ama allah icin degil derse ayni sekilde amel allah katinda gecerli olmaz .. birde gunumuz alimleri bu iki sarta ,gunumuzde bazi sapik firkalarin, kendilerini musluman zan eddikleri icin salih imanida yani hakkiyla imanida ,eklemislerdir ..

    sizde yapilan bu isleri bu sekilde degerlendirin insallah .. allah yardim etsin cumlemize

  4. gerçekler demiş

    Aleyküm Selam Kardeşim

    Öncelikle ortamda dolaşan bunca iftirayı göz önüne alınca endileşelerinizi samimi bir şekilde söylüyorum uygun görüyorum.Ama maalesef günümüzde kimi insanlar fethullah gülen hocaefendinin görüşlerini hiç görmeden hiç okudamadan bahsettikleri diyalog toplantılarına bir kez bile olsun katılmadan kesin bir yargıya varmakta ve ne yazıkki müslüman kardeşlerini ve tüm dünyadaki müslümanları üzmetedir.Yapılan Diyalog karşıtı yorumlar, aslında ilmî âcizliğin bir göstergesi olmuş ve iddia sahiblerinin Kur’an ve Efendimiz (SAV) ile çelişmelerine sebebiyet vermiştir! Dünyada 190 ülkede faal olan bu kutsî hizmetin müdâvimlerinin yegane düsturu “Biz muhabbet fedaileriyiz; husumetle,adavetle işimiz olmaz! Bizim aslî vazifemiz, Kalblere Allah (C.C.) ve Resûlü’nün (SAV) sevgisini yerleştirmektir!”olan bu insanları maalesef günümüz insanları anlamamak anlayamamaktadır.Onlardan tek isteğimiz madem bir şey yapamıyorlarsa hiç değilse bu gönüllüler hareketinin önüne geçmesinler tüm dünyanın gıpta ile seyrettiği bu akımı onlarda hayranlıla seyretsinler ve rabbimin izni ile gerçek sahabe şuurunu bu önden giden atlılarda görebilsinler…

    Ameller niyete göredir hadisi elbetteki bizim burda nacizane görüş açımızla açıklamak ne derecedir bilemiyeceğim ama açıklamak gerekirse elbetteki dedikleriniz doğrudur mesela niyetiniz her ne kadar halis olursa olsun o konu hakkında dini hükmü yerine getirmezseniz ( yinede bu mevzuuda allahın rahmetini sınırlamak bize düşmez ama) niyetiniz geçerli olmayabilir tesirini göstermeyebilir.Bu konuda hocamızın değerli yorumları için

    http://www.sonsuznur.net/index.php/content/view/345/40/
    http://tr.fgulen.com/content/view/12038/148/
    http://www.asringetirdigitereddutler.com/index.php/content/view/563/12/

    Yazılarını Okuyabilirsiniz…

    Ama Yazınızı incelediğimizde üstüne basa basa vurguladığınız bir durum söz konusu
    “DİYALOG FAALİYETLERİ SÜNNETE VE KURAN A NE DERECE UYGUNDUR”(hatta sanırsam görüşünüze göre uygun değildir)

    Kardeşim elbette dediğiniz gibi öncelikle yapılacak işin kuran ve sünnet temelinde değerlendirilmesi gerekir bizimde yaptığımız vurgulamak istediğimiz nokta zaten budur
    DİYALOG FAALİYETLERİ KURAN VE SÜNNETE TAMAMEN UYGUNDUR”
    sorunuz diyaloğun temelini teşkil ettiği için öncelikle diyalog nedir ne değildir konusunu ele almamız gerekmektedir çünkü medya ve diğer çevrelerde maalesef diyalog yanlış bilinmekte ve yanlış anlaşılmaktadır.Diyalog nedir ne değildir amaçları nelerdir ve diyanetin diyalog hakkında görüşü için

    http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/05/asr-i-saadetten-gunumuze-diyalog-1bolum-diyalog-nedirne-degildir/

    Yazımızı İnceleyiniz lütfen gelelim işin sünnet boyutune kardeşim hocaefendi başta olmak üzere yapılan faaliyetlerin hepsi kuran ve sünnete olup onların esintileri ile gerçekleştirilmektedir.
    Bunu sitemizde birçok yazımızda işledik
    örneğin peygamberimizin ehli kitapla diyaloğu ve ona karşı töleransları için
    http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/11/peygamberimizin-sas-ehl-i-kitapla-diyalogu/

    asrı saadetten günümüze diyalog için
    http://pirlanta.wordpress.com/2007/08/09/asr-i-saadetten-gunumuze-diyalog-3bolum-efendimizsavin-uygulamalarinda-diyalog/

    ve daha birçok kuran ve sünnet perspektifinde diyalog hakkında
    kuran ve sünnet açısından diyalog
    http://pirlanta.wordpress.com/category/kuran-ve-sunnet-acisindan-diyalog/
    bölümümüzü inceleyebilirsiniz

    Evet kardeşim kişinin ayinesi iştir lafa bakılmaz demişler lütfen azcıkta olsa bizzat kendiniz şahit olarak bu tür çalışmalara katılın ve gerçeği gözlerinizle görün.zaman geçtikçe islamın kazandıklarını gördükçe sizlerde hayranlığınızı gizleyemeyeceğinizden eminim

    İlginiz ve rica ettiğim ihlaslı yaklaşımınız için allah razı olsun
    selametle
    Allaha emanet olun

    PIRLANTA YÖNETİMİ

Yorum Yapın

XHTML: Bu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <pre> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>