“De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek bir kelimeye gelin. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp bir kısmımız bir kısmımızı Rabler edinmeyelim." Eğer yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahid olun, biz gerçekten Müslümanlarız." (Al-i İmran Suresi, 64)
Bugün dünyanın değişik yerlerinde ve ülkemizde bir kuraklık yaşanıyor ve bu, umumiyetle bir şeye bağlanıyor (küresel ısınma). Ama aynı zamanda diğer taraflarda birçok bölgede yağmur yağıyor, seylâplar oluyor.
Orada da yağmur Allah’ın rahmeti olarak yeryüzüne iniyor; ama bir vesileyle Allah’ın gazabına inkılab ediyor. Ehlullah, yağmura rahmet demişler ve her damlayla beraber yeryüzüne bir melek indiğini söylemişlerdir. Evet, o damlalar sahipsiz değil. Fakat yeryüzüne inip günahlarımızla örtüştüğünde sanki manevi bir kimyevileşmeye tabi oluyor ve farklı bir hal alıyor. Allah’ın rahmeti olan yağmur, orada sel haline geliyor. Beri tarafta da gözleri kurumuş bulutlar, adeta her şeylerini insanlardan kıskanıyorlar. Yazının devamını oku »
Sizdeki gençlik katiyen gidecek. Eğer siz daire-i meşruada kalmazsanız, o gençlik zayi olup başınıza hem dünyada, hem kabirde, hem ahirette kendi lezzetinden çok ziyade belalar ve elemler getirecek. Eğer terbiye-i İslamiye ile o gençlik nimetine karşı bir şükür olarak iffet ve namusluluk ve taatle sarf etseniz, o gençlik manen baki kalacak ve ebedi bir gençlik kazanmasına vesile olacak.” (Sözler, s.150)
Ögreti olarak bu kapilar birer birer geçilerek Hakikate ulasilir.
Ögrencilerinden biri Mevlana’ya sormus.
-Efendim, bu 4 kapi mes’elesini ben pek anlayamiyorum. Bana
anlayabilecegim bir lisanla anlatir misiniz? Yazının devamını oku »
DİYALOG VE HOŞGÖRÜ*
Prof.Dr. Ali Bardakoğlu
Diyanet İşleri Başkanı
Başta İslâm olmak üzere bütün dinler, aralarındaki farklılıklara rağmen insanlığın kurtuluş ve mutluluğunu amaç edinirler. Bu bağlamda özellikle evrensel dinlerin temel mesajlarında barış, esenlik ve insanların birbirlerine saygılı olmaları gibi hususlar önemli bir yer tutar. Ancak tarihten günümüze dinsel inanç ve farklılıkların zaman zaman çatışma konusu yapıldığı, insanlar arasındaki çekişme, kavga ve nefrete malzeme olarak kullanıldığı da bilinen bir gerçektir. Dinsel inanç ve farklılıkların çatışma konusu yapılması; toplumu bir arada tutması, evrensel barış ve birlikteliği artırması düşünülen bu değerlerin ayrılık ve gerilim malzemesi hâline getirilmesi sadece dinin kendisini yıpratmakla kalmaz, bireylerin ve toplumların huzuru için de ciddî bir tehlike oluşturur. Yazının devamını oku »
Profesör Doktor Hayreddin Karaman, İslam hukuku uzmanı. Günümüzde yeni yeni ortaya çıkan problemlere ilişkin konularda yaptığı açıklamalarla bir yol gösterici, bir otorite konumunda. Hayreddin Karaman’ın “Dinlerarası Diyalog Nedir?” isimli kitabı Da Yayıncılık Ufuk Kitapları’ndan bugünlerde 50 bin adetlik ilk baskısıyla piyasaya çıktı. Yazının devamını oku »
Prof. Dr. Ömer Faruk HARMAN
Marmara Üniversitesi
İstanbul
İnanmak insanın tabiatında var olan köklü bir özelliktir. Değerler sistemi oluşturma ve bunu bir iman kaynağına bağlanarak yapma bütün insanlar için ruhi ve içtimai bir zarurettir. Çünkü inanan ve böylece diğer canlılardan ayrılan insanın bu niteliği fıtridir. İnsanlık tarihi ve bilimsel araştırmalar dinin insanla birlikte var olduğunu, dinsiz bir toplumun ve inançsız bir insanın olamayacağını göstermektedir. Yazının devamını oku »
DİNLER ARASI DİYALOG
Dinler arası diyalogu ilk defa kim ortaya atmış?
Bu güne kadar bunu savunanlar kimler olmuş?
Bu işi başlatanların gerçek gayeleri ne olabilir?
Bu yolda şimdiye kadar neler yapılmış?
Bütün bu ve benzeri soruları bir an için bir tarafa bırakıp, böyle bir fikirle ilk defa karşılaştığımızı düşünelim ve diyaloga karşı tavrımızın nasıl olması gerektiğini belirlemeye çalışalım. Yazının devamını oku »
Kur’an-ı Kerimin ifadesinden ve tarihi tecrübelerden anladığımız kadarıyla, gayr-i müslimlere tümüyle güvenmek safdillik olur. Müslümanlar arasında bile kullanılan “hüsn-ü zan, adem-i itimat” kuralı unutulmamak gerekir.
Bununla beraber, Kur’an, “ehl-i kitabın hepsinin bir olmadığını” söyler. Onlardan gerçekten samimi olanlar da var. Bunlarla müşterek hareket etmenin zarar değil, yarar sağlıyacağı kanaatindeyiz. Yazının devamını oku »
Biz dinleri ikiye ayırıyoruz. Semavi dinler-beşeri dinler. Semavi dinler aslında Rabb’imizin gönderdiği İlahi kitaba ve Peygamber’e dayanan İlahi dinlerdir.
Hıristiyanlık ve Musevilik gibi. Bu iki semavi dinin mensuplarına ‘ehli kitap’ diyoruz. Bize göre ehli kitap, diğerlerinden ayrıdır. Hem o kadar ayrı ki, ehli kitapla akrabalık bile kurabiliyoruz. Nikahla kızlarını alabiliyor, çocuklarımızın anası yapmayı düşünebiliyoruz. Kestiklerini yemede de tereddüt göstermiyoruz…
- Neden bu kadar yakınlaşabiliyoruz?.. Onlar da Rabb’imizin gönderdiği bir İlahi kitaba inanıyor, Peygamber’e dayanıyor da ondan… Sadece bir eksikleri var, onu da onların takdirlerine havale ediyoruz. Yazının devamını oku »
Tevazu ve Hüsn-ü zan” : BİRBİRİMİZE KARŞI İHMAL ETTİĞİMİZ EN BÜYÜK VAZİFE
Yazar Ramazan Kerpeten
Günümüzde birçok tarihi hasletlerimiz perdelendi. Bazen müslümanlar arasında birbirine karşı kibirli ve suizanlı yaklaşımlara şahit olabiliyoruz. Sanki kendimiz, kusursuzluğun, mükemmelliğin mihengiymişiz gibi; bir çırpıda kardeşlerimiz hakkında hükümler veriyor, hayalimizdeki darağacında asıveriyoruz. Halbuki, müslüman müslümana karşı hüsnü zanna memurken.. ve halbuki mayasını karan din büyüklerinde bu tavır esas iken.. İşte iki din büyüğümüzden örnek bir yaklaşım; bir topluluğun yaptığı davranış hakkında art niyet arayışına girmeye temayülü olanlara ve de hepimize ibretli bir hadise:
Bir adamcağız kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır. Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi bir şey yapmış olmak için bunu Hacı Bektaş-ı Veli Hazretleri’nin dergâhına kurban olarak bağışlamak ister. (O zamanlar dergâhlar aynı zamanda “aşevi” fonksiyonu da görüyordu.)
Durumu Hacı Bektaş-ı Veli’ye anlatır, ama o büyük zât: “helal değildir” diye bu kurbanı geri çevirir. Yazının devamını oku »
Cenab-ı Hakk’ın hikmetine sual olunmaz. Bu yüzden İslam’ın gerçek anlamıyla yeryüzünde temsil edilme meselesini bazıları asla anlayamazlar. İslam’ın bütün yeryüzünün tek dini olması ve gittikçe batan bütün insanlığı Şeytanî ve nefsî bataklıklardan çekip çıkarması için bütün insanlarla diyalog kurulmasının, yine bunlarca idrak edilmesi zor görülüyor. Yazının devamını oku »
Efendimiz’in gayr-i müslimlerle kurduğu ittifaklar
Yazar Dr. Emin Şimşek
Efendimiz (SAV) Hayat-ı seniyyelerinde sürekli İslamı temsil etme ve gönüllere nakşetme gayreti içinde bulunmuş, bunun tesisi içinde zaman zaman gayr-i müslimler ile ittifak ve birliktelikler tesis etmiş, ihtiyaç dahilinde onların himayesi altında girmekten sakınmamıştır. Yazımızda bu konuya dikkat çekmek istememizdeki gaye, Efendimiz (SAV) her müşriki, her Hıristiyan’ı , her Yahudiyi aynı statütede değerlendirmediğini, zaman zaman İslam’ın geniş kitlelere ulaşması ve İslamın Temsilinin gösterilmesi adına gayri-müslimlerle ittifak tesis ettiğini gözler önüne sermektir.
A) Müşriklerle kurulan İttifaklar
1-) Müşrik Huzaa Kabilesi ile Hudeybiyye Antlaşmasında kurulan İttifak :
SORU : Dünya’da Müslümanlara Zulmeden ve Müslüman kanı dökenlerle Diyalog yapıyor ve bunu Şer’i Delillerle izah etmeye çalışıyorsunuz. Dünya’da Müslüman kanı dökenler Hıristiyan (ABD) ve Yahudiler (İsrail) değil mi ?El-CEVAB : Günümüz dünyasında müslümanlara zulmeden ve kardeşlerimizi mağdur eden Evangelist Hıristiyanlar (ABD) ile Siyonist Yahudiler (İsrail) dir.
Halbuki , Diyalog toplantılarında , ne Evangelsitler nede Siyonistler yoktur , olamazlar. Onlar bu toplantılara girmek istediklerinde karşılarına ilk önce bu zulümlerden vazgeçmeleri isteneceği için katılamamaktadırlar. Diyalog Dünya Barışına katkı sağlama sloganı ile ortaya çıktığı için , onlar barış istememektedirler. Yazının devamını oku »
Hollanda’da Breda kentinin Piskoposu Tiny Muskens, İslamiyet dışındaki dinlerde de Tanrının adının Arapça’daki gibi Allah olarak ifade edilmesinin…
Hollanda’da Breda kentinin Piskoposu Tiny Muskens, İslamiyet dışındaki dinlerde de Tanrının adının Arapça’daki gibi Allah olarak ifade edilmesinin hiçbir sakıncası bulunmadığını ve bu şekilde söylenmesi gerektiğini savundu. Yazının devamını oku »
Ünlü ateist Marksist solcu Mihri Belli Müslüman mı oluyor? Hangi gazeteci Mihri Belli’ye kelime-i şehadet getirtmeyi başardı? Belli’nin elinden düşürmediği kitap hangisi?
Marksist Türk solunun duayeni ünlü ateist Mihri Belli’nin son günlerde elinden düşürmediği kitap, “Allah’a niçin inanmalıyız” ismini taşıyor. 1915 doğumlu olan Mihri Belli, yazdığı yazı ve kitaplarda Marksist sola idol olmasıyla biliniyor.Yazının devamını oku »
SORU :Vatikan kaynaklarına göre , Dinlerarası Diyalog faaliyetlerindeki amaçları, diğer dinlerin mensublarını “Hıristiyanlaştırmak “ olarak anlatıldığı görülmektedir. Amaç noktasında bu Diyaloğun zararları olamazmı ?
Diyaloğun tüm taraflarının bu ve benzeri tarz amaçları olabilir ,hatta bu belkide Fıtratın gereğidir de diyebiliriz.
Diyaloğun İslami tarafı diğer din mensublarına İslamı en azından sevdirmeya çalışmayı amaç edinmesi nekadar doğal ise , Diyaloğun Hıristiyan tarafınında bu tür bir beklentisinin olmasıda doğal karşılanmalıdır. Diğer yandan , Diyaloğun asıl amacının kendi Dini inançlarımızın empose edilmesinden ziyade , İslam’ın doğru tanıtılması , doğru anlatılması ve en önemlisi doğru temsil edilmesi olmalıdır. Doğru temsil , İslam’ı Kalblerde sevdirme adına en etkili yol olmaktadır. Ayrıca Diyaloğun tesisi ile Dünya’da Barışın hakim olması sağlanırsa , dünyadaki Müslümanların mağduriyet ve mazlumiyetide inşallah giderilmiş olacaktır. 50 yılı aşkın bir süredir , Diyalog dışındaki hangi çözüm önerileri Müslüman kardeşlerimizin gözyaşlarını dindirmeye yetmiştir de, bugün Diyalog faaliyetleri eleştirilmektedir ? Peki eleştirenlerin çözüm önerileri varmıdır yoksa tenbelliğin bir alameti olan çözümsüz eleştirilere mi sığınmaktadırlar ? Yazının devamını oku »
Allah’ın indirdikleri ile hükmetmeyenler” (Maide :44,45,47)ifadesi nasıl anlaşılmalıdır ?
Yazar Dr. Emin Şimşek
SORU : Kur’an-ı Kerimde “Allah’ın indirdikleri ile hükmetmeyenler “ için kullanılan “kafirlerdir” , “ zalimlerdir” , “fasıklardır” (Maide suresi :44-45-47) ifadelerini nasıl anlamalıyız ?
Bediüzzaman Hazretleri bahse konu Ayetleri Tefsir ederken “mellemyahkum” – hükmetmeyenler- ifadesinin “mellemyusaddık” -tasdik etmeyenler- şeklinde anlaşılması gerektiğini ifade buyurmaktadır. (1) Yazının devamını oku »
Soru : Fethullah Gülen Hocaefendinin , Amerika’da Musevi Cemaati ADL (Anti Defamation League) Lideri ile görüşmesi doğrumudur?
(Mavi Takım elbiseli , kırmızı kravatlı , sakalsız olan ADL Lideri Abraham Foxman)
Bir İslami Cemaat Liderinin, yahudi veya hristiyan bir cemaat lideri ile görüşmesinde Kur’an ve Sünnet perspektifinde bir sakınca yoktur. Hele niyet İslamı Kalblere sevdirmek ise, o zaman bu görüşmeler Allah katında müsbet yönde değer kesbeder, çünkü yapılan temsil noktasında tebliğdir , buda Kur’anın emridir : Yazının devamını oku »
SORU :Efendimiz (SAV) ‘min gayri müslimlere gönderdiği Tebliğ Davetli mektublar ile Bediüzzaman Hazretlerinin ve Fethullah Gülen Hocaefendinin Papa’ya yazdıkları mektublar arasındaki yaklaşım farkını neye bağlamalıyız ?
EL-Cevab :
Efendimiz (SAV) ‘min , gayri müslimlere yazdığı Mektublar , İslamın yeni nazil olduğu bir dönem olması itibari ile doğrudan Tebliğ içerikli mesajlardan oluştuğu doğrudur ! İslam tanınmamaktadır ve bilinmemektedir , dolaysıyla İslam’ın Resulu (SAV) doğrudan tebliğ yöntemi ile İslamı temsil etmekte ve tanıtmaktadır ! Yazının devamını oku »
SORU: İslam, demokrasi ile bağdaşır mı? Birçok İslam ülkesinde demokrasi olmayışını nasıl açıklıyorsunuz? Bunu Müslüman ülkeler için bir noksanlık olarak görüyor musunuz?İslam ve demokrasi söz konusu edildiğinde, bunlardan birincisinin ilahî ve semavî bir din, diğerinin ise insanların geliştirdiği bir yönetim biçimi olduğu göz ardı edilmemelidir. Dinin temel amaçları iman, ubudiyet, marifet ve güzel ahlak gibi evrensel hususlardır. Kur’an yüzlerce ayetiyle, insanları imana, Hakk’a kulluğa, kullukta derinleşerek ihsan şuuru kazanmaya ve güzel ahlaka çağırır. “İman etmek ve salih amelde bulunmak” Kur’an’ın ısrarla üzerinde durduğu konulardan olduğu gibi Hakk’ı görüyor gibi davranma ve O’nun tarafından görülüyor olma şuuruyla O’nunla vicdani bir münasebet içinde bulunma ve bütün bunları güzel ahlakla bezeme de O’nun her zaman hatırlattığı mevzulardandır. Yazının devamını oku »