PIRLANTA

Konuşan Yalnızca Hakikatlerdir

ATEİZMİN ÇÖKÜŞÜ

Yazan: gerçekler Mayıs 11, 2008

http://ateizmincokusu.wordpress.com/

Her insan doğar, büyür ve ölür. Her insan mutlaka ölür. Bu değişmez bir kuraldır. Bir insan yetişkin olduktan sonra eğer hala ben kimim, bu dünyada bulunma amacım nedir ve ölünce ne olacak sorularını koskoca bir ömür boyu hiç merak etmeden yaşarsa akvaryumdaki balıklardan bir farkı kalmaz. Aynı akvaryumda yaşayan bir balık gibi kendisine yem verilince yemini yiyen, sahibi yem atmayı bitirince akvaryum içindeki günlük gezintisine devam eden bir balıktan farkı yoktur. Oysa insan bir balıktan çok farklı olarak muhakeme yeteneğine sahiptir.

 

İnsan bir zamanlar yoktu. Mesela 20 yaşında bir genci düşünelim. Bu genç 20 yıl önce yoktu ama anne rahmine düştükten yaklaşık 9 ay sonra mucizevi bir şekilde var oldu. Bu bebeğin bilinci olsa ve anne karnında kendisine şu an yaşadığımız dünya tarif edilse herhalde böyle bir dünyanın olabileceğine ihtimal vermezdi çünkü yaşadığı yer daracık ve kapkaranlık bir yerdi ama o zamanı gelince kendisini öyle bir dünyada buldu ki geldiği yerden çok farklıydı. Karanlık yerini rengarenk bir dünyaya, yalnızlık yerini içinde milyarlarca insanın yaşadığı bir yere bıraktı. İşte aynen bu örnekteki gibi İnsanlar zamanı gelince ölecekler ve kendilerini bambaşka bir yerde bulacaklar. İşte bu noktada karşımıza önemli bir soru çıkıyor. Gideceğimiz yeri nasıl öğreneceğiz ve öyle bir yere gideceğimizin garantisi nedir? Bu sorunun cevabı elbette herkese göre farklı olabilir ve bu cevabı bize bilim veremez. Bu noktada herkes kendi inancını seçecektir ancak gerçek tektir. Bu sitenin amacı 3 büyük dinden biri olan İslam’ı araştırırken aklına takılan sorulara yanıt arayanlara kaynak olmak, fikir vermek ve farklı bir bakış açısı kazandırmaktır. Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Haberler | Yorum Yok »

Gülen’i Anlamak (ARKASINDA KİM VAR!!!)

Yazan: gerçekler Mayıs 11, 2008

Mehmet GündemTürkler nerede doğuyorlar diye sormak zorunda kaldım.

Neden mi? Anlatayım;

Rivayete göre dünyanın ilk yerleşim merkezlerinden birisidir Madagaskar. Yine rivayete göre Hz Adem bu okyanus adasında neşet etmiş.

Bu topraklara daha önce Türklerden yerleşen olmamış. Birkaç “gönüllü” Türk ilk kez 2001′de gidip yerleşmişler, College La Lumiere yani “Bitmeyen Işık Koleji”ni kurmuşlar.

Bugün 25 milyonluk Madagaskar’da aileleriyle birlikte toplam 25 Türk bulunuyor.

Hint, Çin, Fransız, Endonezya, Arap ve birçok milletin yasadığı ada ülkesinde “ilk Türk bebeği” 7 Temmuz 2007′de dünyaya gelmiş. Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Türk Okulları | Tagged: , , , , | Yorum Yok »

Dünyada ukba eksenli varlık: Anne

Yazan: gerçekler Mayıs 11, 2008

Anne kendi dünyasında bir kutup varlıktır. Kâbe, topyekün kâinat hakikatinin; Mekke umum beldelerin, dimağ bütün bir bünyenin ruhu, mânâsı, özü ve atlası olduğu gibi, anne de âile cüz-i ferdinin temeli, direği, esâsı ve Yaratıcı Kudret’in de en önemli bir malzemesidir.

Yuvada her şey onun etrâfında döner, ona dolanır ve ona dönüşür. O ise kutup yıldızı gibi hep kendi çevresinde döner ve ucu gökler ötesi bir yörüngede yol alır. Evet anneler, dünyada ukbâ eksenli varlıklardır. Hilkatteki rol ve istihdamlarıyla elde ettikleri mükâfatları, çektikleri meşakkat ve sıkıntılarıyla gördükleri mukabele arasındaki tenâsübsüzlük (uyumsuzluk) bu gerçeğin en açık delili. Bunun böyle olduğunu anlamak için uzun boylu araştırmaya da gerek yok; onların bir ömür boyu neler ekip neler biçtiklerine, neler çekip neler bulduklarına göz ucuyla bakmak bile yeter sanırım. Simaları cennetteki hûrilerin yüzleri kadar uhrevî, bakışları meleklerinki kadar derin, duyguları da ruhânîlerinki kadar durudur annelerin.. onlar, suyu, toprağı, havası ötelerden getirilmiş mübârek bir zeminin gülleri gibi o kadar imrendirici, o kadar sevimli, o kadar büyüleyicidirler ki, insan dikkatle bakabilse onlarda cismâniyetini aşan, dünya ve içindekilerini aşan, hatta kendilerini de aşan bir sihrin bulunduğuna hükmeder. Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Kırık Testi Ve Kürsü | Tagged: , , , | Yorum Yok »

Hz. Mevlânâ?dan diyalog karşıtlarına cevap!.

Yazan: gerçekler Mayıs 9, 2008

Hz. Mevlânâ?dan diyalog karşıtlarına cevap!.

Ben yetmiş iki buçuk milletle beraberim.? diyerek tüm insanlığa evrensel İslam?ı anlatmayı hedef alan Hz. Mevlânâ?dan, günümüzdeki diyalog karşıtlarına düşündürücü bir cevap.

 

İstifade ile okuyor, takdirlerinize takdim ediyorum efendim.

Konya?da halka vaaz eden Hazret-i Mevlânâ bir ara der ki:

- Sizler hep iyilerin yanında, kötülerin de uzağında durun! Sakın kötülerle yüz yüze, göz göze sohbete dalıp da onlara kötülüklerinde cesaret vermeyin!

Ne var ki, halka böyle konuşan Mevlânâ?nın çevrede kötü bilinen kimselerle yüz yüze, göz göze diyaloğa geçip sıkı fıkı sohbet ettiği görülür.

Bir gün yine kötü bilinen biriyle dükkanında diyaloğa geçip sohbet ettiğini gören cemaatten biri, dışarıda beklemeye başlar. Maksadı, camide söyledikleriyle dışarıda yaptıklarının birbirine zıt düştüğünü hatırlatmak. Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Dinler Arasi Dİyalog Hakkında Yazılar | Tagged: , , | Yorum Yok »

Diyaloğun Mana Ve Maksadı

Yazan: gerçekler Mayıs 9, 2008

Diyalogun mana ve maksadı

Prof.Dr.Hayrettin Karaman, 7 Ocak 2005, Cuma

Diyalog konusuna tahsis ettiğim yazıların ilkinde diyalogun mana ve maksadını şöyle açıklamıştım: “Farklı inanç, dünya görüşü ve hayat tarzına sahip fertler ve gruplar arasında yapılan buluşma ve görüşmelerin birden fazla amacı vardır; bunlardan bazıları da şunlar olabilir: 1. Birbirlerini tanımak, doğru bilgi sahibi olmak, 2. Biri diğerini ikna ederek kendi inancına ve hayat tarzına insan kazanmak, 3. Gruplar arasında veya bütün dünyada mevcut ortak problemlerin bir kısmını çözmek, bütün taraflar için faydalı olacak bazı eylemlerde işbirliği yapmak…” Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Dinler Arasi Dİyalog Hakkında Yazılar | Tagged: , , | Yorum Yok »

Kadere Taş Atma!..(Kırık Testi,05.05.2008)

Yazan: gerçekler Mayıs 9, 2008

Kadere Taş Atma!..

Fethullah Gülen, Kırık Testi, 5.5.2008

 

ImageSoru: İçinde bulunduğumuz şartları ya da maruz kaldığımız bir musibeti yakınlarımıza anlatırken, hiç farkına varmadan arz-ı hal ve vakayı rapor maksadından uzaklaşıp Cenâb-ı Hakk’ı kullarına şikâyet etmiş olmamak için hangi esasları dikkate almalıyız?

İmtihan dünyasında yaşayan insan, her zaman bir belaya, felakete ve derde mübtela olabilir. Bazen diğer insanlar ve arzî hâdiseler yol vermezler ona; bazen de çeşit çeşit musibetler, altından kalkılmayacak şekilde çetin cereyan eder. Ne var ki, hakiki bir mü’min, görüp duyduğu bütün olumsuzluklar karşısında ne sarsılır ne sendeler ne de tereddüde düşer. Her hâdiseyi müteâl iradenin bir muamelesi kabul ederek, başına gelenleri imtihan sayar; imtihanları tevekkül ve teslimiyetle karşılar, yolunu kesen töre bilmezlere insanlık dersi verir, her hareket ve davranışını ötelerden gelen emirlere uyma inceliğiyle değerlendirir ve sabr-ı cemil içinde Hakk’ın rızasını tahsil etme hedefine doğru ilerler. Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Kırık Testi Ve Kürsü | Tagged: , , , , , | Yorum Yok »

Ateist ülkede Gülen okulu…

Yazan: gerçekler Mayıs 9, 2008


Atalarımızın anavatanı Orta Asya steplerindeyiz. Cengiz Han’ın, Göktürklerin izlerinin, Orhun Yazıtlarının yer aldığı Moğolistan, hâlâ komunizmin etkilerini yaşıyor. Başkent Ulan Batur “Kızıl Kahraman” anlamına geliyor.Başkentin ortasında tüten iki büyük fabrika bacası ise hâlâ “kızıl bayrak gibi” dalgalanıyor. Şehirdeki merkezi ısıtmayı bu iki “kalorifer fabrikası” sağlıyor. Trafik ışıklarının neredeyse hiç yok denilecek kadar az olduğu Ulan Batur’da, “göçebe hayatının izleri” sürüyor. Son 15-20 yıldaki yoğun şehirleşmeye rağmen, nüfusun hâlâ üçte biri kırsal alanda çadırlarda yaşıyor. Ulan Batur’da yayalar, araçlara “dur” işareti çekiyor. Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Türk Okulları | Tagged: , , , | Yorum Yok »

Kimseyi Kınama (05.05.2008 BAM TELİ)

Yazan: gerçekler Mayıs 9, 2008

Kimseyi Kınama!..

Soru: “Kim mü’min kardeşini (tevbe ettiği bir günahtan dolayı) ayıplarsa, aynısını işlemedikçe ölmez.” mealindeki hadis-i şerifte ifade edilen ayıplama ve kınamadan maksat nedir? Ayıplanan şeyin başa gelmesi hangi surette olur? Bu hadis-i şerif, kınanan cürmü aynı şekilde işlemeye mi, yoksa kardeşi kınamanın cezası olarak herhangi bir şekilde ayıplanmaya mı dikkat çekmektedir? Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Bam Teli Ve Çözümleri | Tagged: , , , , , , | Yorum Yok »

Tesettürü hafife alanlarla tartışılmaz

Yazan: gerçekler Mayıs 9, 2008

İslam’ın en küçük emrini bile hafife almak dinen çok sakıncalıdır. Tesettür meselesinin son günlerde bilhassa bazıları tarafından politize edilerek ayağa düşürülmek istendiğine esefle şahit oluyoruz.

Tesettür, gerçi dinin esasını teşkil eden imanî meselelerden değildir; İslâm’ın beş şartı arasında da yer almaz. Fakat Kur’an’ın açık emridir. Farziyeti, hem Kur’an’la, hem Sünnet-i sahiha ile, hem de 14 asırlık İslâm tarihindeki uygulamalarla sabittir. Nur Suresi 31. âyetinde mü’min kadınların başlarını, boyunlarından ve göğüslerinden de açık bir yer bırakmayacak şekilde örtmeleri emredilmektedir. Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Yazıları Ve Şiirleri | Tagged: , , , , , , | Yorum Yok »

Prof. Dr. Niyazi Öktem’le Papa Görüşmesi Üzerine Röportaj

Yazan: gerçekler Mayıs 4, 2008

Mehmet Gündem: Türkiye’de birkaç yıldır, Fethullah Gülen Hocaefendi ile sembolize edilen diyalog arayışı var. Siz bu diyalog çabalarına nasıl bir anlam yüklüyorsunuz?

Niyazi Öktem: Benim anlayışıma göre, dünyadaki kavgaların, gürültülerin patırtıların gerisinde ekonomi kadar ideolojik farklılıklar da yer almaktadır. İdeoloji ve düşüncelerden dolayı insanlar savaşmışlar. Kendinden olmayan düşünce hep karalanmıştır. Oysa tanımamaktan geliyor bu tahripkar tavır. Sayın Fethullah Gülen’in bu diyalog arayışlarını çok önemli buluyorum. Bir de bunun uluslararası alana taşınması, Müslümanlık açısından da çok önemli. Diyalog arayışı bize çok yabancıydı. Yâni bir Müslüman’ın bir Hıristiyan’la, Yahudi’yle diyaloğa girmesi çok yabancıydı. 1992′de Birinci Din Şurası’na katıldım, diğer din ve mezheplerle diyalog lâfını nihai bildiriye sokabilmek için, Ethem Ruhi Bey’le bizim göbeğimiz çatladı. Hıristiyan misyonerler gelir bizi Hıristiyan yapar, zehirli fikirlerini bize aktarır, şeklinde yorumları çok duyduk. Gelsinler aktarsınlar, güçlü olan neden korkuyor ki? Fethullah Hocaefendi’nin böyle bir kaygısı yok. İnanmış bir Müslüman olarak da diyalog kapılarını o açıyor herkese. Eğer kendini güçlü hissediyor, düşüncene, inancına itimat ediyorsan, senden farklı olanla gireceğin her diyalog zenginlik demektir. Bu türlü hareket ve çabalar topluma moral verdi, kutuplaşmaları törpüledi. Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Dinler Arasi Dİyalog Hakkında Yazılar | Tagged: , , , | Yorum Yok »

Herkesi kucaklayan İslam ahlakından sevgi saygı örnekleri

Yazan: gerçekler Mayıs 4, 2008

Başka türlü fikir ve felsefeye yönelen kimseler toplum içinde her türlü itici ve kaçırıcı tavrı tercih edebilirler. Bir kesimi başka bir kesim aleyhine yöneltecek sözleri çekinmeden söyleyebilirler. Ama İslam’ı temsil eden Müslümanlar toplumu cepheleştirecek üsluba yönelemezler, itici ve incitici tavrı tercih edemezler. Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: İslami Yazılar | Tagged: , , , , | Yorum Yok »

Muhsin Yazıcıoğlu’ndan Diyaloğa Destek

Yazan: gerçekler Mayıs 4, 2008

CD’li misyonerlik suçlaması tezgah 
 
 
BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu, marjinal bir partinin cami kapılarında CD’ler dağıtarak, dinlerarası hoşgörüden yana olan kesimleri misyonerlikle suçlamasına tepki gösterdi. 
 
 
 
Yazıcıoğlu, “Bu siyaset değil; iftira, tezgah, şaibe oluşturmadır. Birtakım örtülü güçlerle irtibat kurarak siyaset yapma anlayışı çok çirkin. İnsani de değil.” dedi. Zaman’a yaptığı açıklamada, tezgahlarla vatandaşların birbirine düşürülmeye çalışıldığına dikkat çeken Yazıcıoğlu, milli birlik ve beraberliği bozmanın kimseye fayda sağlamayacağını vurguladı. Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Haberler | Tagged: , , , , , , | Yorum Yok »

Peygamber Efendimiz (S.A.V) Hayatından Diyalog Örnekleri

Yazan: gerçekler Mayıs 3, 2008

Diyalog ve Peygamberimiz’in Hayatından Diyalog Örnekleri

Yrd.Doç.Dr.Abdullah Duman

Diyalogu, düşünce sistemleri, örf ve âdetleri, inançları, kültürleri farklı insanların bir araya gelerek ortak bir paydada buluşma, birbirlerini anlama ve huzur içerisinde yaşama gayreti olarak tarif edebiliriz.

Diyalogda birbirini anlama esas gaye olmalıdır. Farklı görüşten insanlar, kimliğini kaybetme korkusuyla bir araya gelip konuşmaktan çekinmemeli, diğer taraftan karşı tarafa fikirlerini zorla kabul ettirme anlayışı içinde de olmamalıdırlar. Fikirlerinden taviz vermeden karşı tarafın düşüncesini anlamaya çalışmak, onu kendi kimliği ile kabul etmek diyalog insanının gayesi olmalıdır. Hz. Âdem’den itibaren yeryüzüne dağılarak toplumlar kuran insanlar, yine şüphesiz kendilerine özgü gelenek, görenek, dinî ve ahlâkî değerlere sahip oldular. Dolayısıyla her toplumu diğerinden ayıran farklı kültürler meydana geldi. Bu kültürler bizim düşüncemiz, dinimiz ve kültürümüzle zıtlık arz etse de, onları yok sayma veya tahkir etme hakkına sahip olmadığımızı bilmemiz gerekir. Toynbee, “Biz olumlu ya da olumsuz değerlendirmeler yapmak istemiyoruz; tersine anlamak istiyoruz” der (Özlem 1996, 162). Onuncu ve on birinci yüzyıllarda yaşamış olan ve diğer çalışmalarının yanında milletlerin kültürleriyle ilgili çalışmalarıyla da dikkatimizi çeken meşhur İslâm âlimi Bîrûnî de, kültürleri tenkit etmekten çok anlama ve anlatma gayreti içerisinde olduğunu ifade etmektedir (Birunî 1923, 99-100). Yine Bîrûnî’den bir asır önce yaşamış olan Mes’ûdî’nin Mürûcü’z-Zeheb adlı eserini aynı anlayış doğrultusunda telif ettiğini, bir çok kültür havzasını bizzat müşahede ederek oluşturduğunu görüyoruz. Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Kuran Ve Sünnet Açısından Diyalog | Tagged: , , , , | Yorum Yok »

Diyalog Ve Direniş

Yazan: gerçekler Mayıs 3, 2008

Diyalog ve direniş

Prof.Dr.Hayrettin Karaman, 24 Şubat 2006 Cuma

İslami kesim diye adlandırılan topluluğun fert ve gurupları arasında son bir iki yıl içinde, diyalog konusunda kıyasıya bir kavga hüküm sürüyor. Bu tartışmaların/kavganın tarafları ve destekçileri var. Karşı çıkanlar “dinler; yani farklı dinlere inananlar arasındaki diyalog”un bozulmaya, öteki dinlerin Müslümanlar arasında meşruiyet kazanmasına ve yayılmasına sebep olduğunu, “siyasi alanda diyalog”un ise emperyalistlerin emellerine hizmet ettiğini ve Müslümanların emperyalizme karşı direnişlerini zayıflattığını iddia ediyorlar. Taraftar olanlar ise her iki diyalog çeşidinde de öne sürülen sakıncaların bulunmadığını, bunlara karşı tedbir almanın mümkün olduğunu, askeri ve ekonomik bakımlardan zayıf olan Müslümanların diyalog sayesinde kendilerini ve tezlerini farklı olanlara anlatma imkanı bulduklarını, yine diyalog sayesinde emperyalizme karşı olan, İslam düşmanlığını kabullenmeyen Batılı müttefikler elde edildiğini, bunların da yardımı ile uluslararası iş ve ilişkilerde önemli ve yararlı sonuçlar elde edildiğini ifade ediyorlar. Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Dinler Arası Dİyalog Çalışmaları | Tagged: , , | Yorum Yok »

Diyalog Kapısını Kapatmama

Yazan: gerçekler Mayıs 2, 2008

     
Yazar M.Fethullah Gülen   
Bugün Allah’ın inayetiyle bu milleti oluşturan fertler, gruplar, cemaatler arasında çok tatlı bir diyalog başlamıştır. Bence bu diyaloğu sürdürmek, hattâ ilerlemesini sağlamak lazımdır. Bakın etrafınıza, dünyada takdir ettiğiniz, saygı duyduğunuz birçok insan var. Ve o insanlar dinsizliklerinde bizim içimizde dini kabul etmeyenlerden dinsizlik noktasında çok daha ileridir.

O zaman niçin dışarıda olanlara karşı gösterdiğimiz müsamahayı içimizdekilere karşı göstermiyoruz? Veya daha doğru bir tabirle göstermeyeceğiz? Kaldı ki bu insanlar, 50-60 yıldan beri belli bir düşünceye kilitli kalmışlar. Devekuşu gibi başlarını kuma sokup etraflarını araştırma ihtiyacı bile hissetmemiş, arkasından gidip benimsediği görüşü en doğru’ diye nitelendirmişler. Hele içlerinde bazıları hasbe’l-kader lider konumunda bulunmuş ve bu düşüncelerle halkın karşısına çıkmış, kitleleri yönlendirmişler. Şimdi dünyada gerçekleşen değişim rüzgârlarının ardından bu insanların, ’sabite’ haline gelmiş fikirlerinden birden bire vazgeçmeleri, aldattıkları yığınların karşısına çıkıp özür dilemeleri elbette mümkün değildir. Bu beşer tabiatına terstir. Onun için bu insanların meselâ, Bektaşiliği hecelemeleri, Allah, Peygamber demeleri bir merhale ve aşama olarak görülmelidir.Evet, bizim dinamiklerimizden, bu dinamiklerin Allah tarafından te’yid görüp istikbal va’dettiğinden hiç şüphemiz yok. Zaten hiçbir zaman da olmadı. Yeter ki bu dinamikler temsilcileri tarafından arızasız ve kusursuz olarak temsil edilebilsin.

İşte içinde yaşadığımız zaman ve mekân diliminde bu diyalog imkânını Allah lütuf ve ihsan etmiştir. Öyleyse onu iradî olarak kapatmaya hakkımız yoktur.

Yazı kategorisi: Dinler Arasi Dİyalog Hakkında Yazılar | Tagged: , , , | Yorum Yok »

Zaman Gazetesi 1 milyona ulaştı

Yazan: gerçekler Mayıs 2, 2008

Zaman Gazetesi 1 milyona ulaştı  

Her geçen gün daha fazla insana ulaşan Zaman Gazetesi, 21. yaşında 1 milyon tiraja ulaşmanın haklı sevincini yaşıyor. Zaman Gazetesi, bugün 1 milyon 3 bin 81 adet basıldı.

Yaklaşık dört ay önce başlattığı abone kampanyası ile okur sayısını hızlı bir şekilde artıran Zaman Gazetesi, haftalık ortalama 865 bin tiraja sahipti. Gazetelerin satış oranlarının düştüğü bugünlerde Zaman Gazetesi’nin tirajının artması okuyucusuyla bütünleşmesine bağlanıyor

Yazı kategorisi: Haberler | Tagged: , , , , | Yorum Yok »

Bediüzzaman Said Nursi Hayatı Ve Eserleri

Yazan: gerçekler Mayıs 2, 2008

Bediüzzaman Said Nursi,1873 te Bitlis in Hizan ilçesine bağlı İsparit nahiyesinin Nurs köyünde doğdu. Babasının adı Mirza,annesinin Nuriyedir.Ağabeyi Molla Abdullah’ın ilim tahsil etmesinin kendisine kazandırdığı itibara imrenerek 9 yaşında Tağ köyünde Muhammet Emin Efendi’nin medresesinde(alttaki resim) öğrenime başladıysa da çok geçmeden Nurs’a döndü ve haftada bir gün gelen ağabeyinden temel bilgileri öğrenmekle tahsilini devam ettirdi. Öğreniminin en verimli safhası, 15 yaşındayken 1888′de Muhammet celalî’den ders aldığı üç aylık devredir. O zattan Molla Cami’den nihayete kadar, ortalama on yılda okutulan bütün metinleri üç ayda okuyup diploma aldı. Kitaplardan sadece anahtar bilgileri öğreniyordu.alet ilimlerini kapsayan bu Öğrenimin ardından,sıcaktan kavrulmuş toprağın suyu yutması gibi temel ilimlere yöneldi. Usûl’den Cem’ül-cevâmi, Kelâm’dan Şerhül-Mevâkıf gibi ağır metinlerden günde ortalama iki yüz sayfalık bir kısmı anlayarak okuyordu.Bu sıralarda Şirvandaki ağabeyinin yanına gittiğinde icâzet aldığını söyleyince o inanmamış, sıkı bir sınamadan sonra küçük kardeşinin kendisini geçtiğini görerek talebelerinden gizlice ondan ders almaya başlamıştı. Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: BEDİÜZZAMAN Said Nursi Hazretleri | Tagged: , , , , | 2 Yorum »

Fethulah Gülen Dünyanın En Tanıdık İsimleri Listesinde

Yazan: gerçekler Mayıs 2, 2008

Dünyanın 100 entelektüeli listesinde tanıdık isimler  

Uluslararası ilişkiler alanında dünyanın en saygın dergilerinden biri olan Foreign Policy, ‘yaşayan en büyük 100 entelektüel’ listesini açıkladı.

Zirveye çıkan isimler arasında Fethullah Gülen ve Orhan Pamuk da var. Titiz bir çalışmanın

ardından belirlenen listede İtalyan yazar Umberto Eco, Amerikalı aydın Noam Chomsky, Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Haberler | Tagged: , , , , | 4 Yorum »

Peygamberlik liyakate dayalı ilahi bir ihsandır

Yazan: gerçekler Mayıs 2, 2008

Peygamberlik liyakate dayalı ilahi bir ihsandır  

Bir arı kovanının ana arıya ihtiyacı olduğu gibi beşer de peygambere muhtaçtır. Peygamber olmadan beşer ne ferdî, ne ailevî ne de içtimâî hayatını anlamlı kılamaz. Zira peygamber özel donanımlı bir insan olarak insanların Allah yolunda rehberi, Allah’ın da insanlara karşı elçisidir.

Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bizim önümüzde Hakk’a götüren bir rehberdir. O, bize Hakk’a vasıl olma âdap ve erkânını göstererek yürüdüğü yolu,

 yürüyeceğimiz şehrah haline getirdiği gibi aynı zamanda, murad-ı ilahiyi bize

intikal ettirmek üzere de Allah’ın bir Resûlü’dür. Kulluğu itibarıyla içimizden çıkar Hakk’a gider, elçiliği itibarıyla da Hak’tan döner, Hak ile halkı bir eder. Halkın içinde bulunur fakat Hak’la beraber olur. Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: İslami Yazılar | Tagged: , , , , , , | Yorum Yok »

Kuranda Öldürün Emri

Yazan: gerçekler Nisan 24, 2008

Kuran-ı Kerimde

…Onları Nerede yakalarsanız öldürün. Sizi yurdunuzdan çıkardıkları gibi siz de onları yurtlarından çıkarın.(bakara 191)ayeti yanlış ve eksik aktarılması ve ayette bahsedilen emir hakkında cevap niteliğinde güzel bir video

Yazı kategorisi: Dİnler Arası Diyaog Hakkında Sorulara Yanıtlar | Yorum Yok »