Yazan: gerçekler Ekim 26, 2008
Yiğit Bulut
Hangi kaseti? Arz edeceğim ama önce kısa kısa bazı bilgiler vermek istiyorum Fransa’nın 1970′lerin başından itibaren, Amerika’nın da onayıyla, Irak’ta “Osirak” nükleer reaktörünü inşa ettiğini ve bunun Irak’ın “nükleer bomba yapımında” çok önemli bir adım olduğunu biliyor muydunuz!
İsrail’in “giriştiği” diplomasi sonucu Amerika-Fransa ve İsrail arasında “Reaktör bitsin, çalışmadan vurursunuz” anlaşmasının yapıldığını ve reaktörün “çalışmaya başlamadan” İsrail uçakları tarafından vurulduğunu.
Yine aynı Fransa’nın 1960′larda Amerika’nın isteği ile İsrail’e “atom bombası yapımında” teknoloji sattığını.
Fransa ve İtalya’nın “Amerikan Marshall yardımından” en fazla yararlanan iki ülke olduğunu ve Türkiye 300 milyon dolar alamazken, 6 milyar dolardan faza paranın Fransa ve İtalya’daki şirketlere ve sivil toplum kuruluşlarına aktarıldığını. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Köşe Yazıları | Etiketler: Ali kırca neden o kasetleri yayınladı, Fethullah gülen kasetler | » yorum bırak;
Yazan: gerçekler Ekim 26, 2008
Nevzat Tarhan
Sayın Fethullah Gülen dönmemeli çünkü Ergenekon bitmedi.
İnsanın kendisini aldatma yöntemlerinden birisi de bir şeyleri saklamak için bazı şeyleri abartma eğilimidir. Bu davranış biçimi bilerek ajan provakatörlerce yapılır. Bilmeden yapılması ise aşırı muhabbet veya düşmanlık gösteren kişilerce olur.
Sayın Fethullah Gülen toplumda aşırı sevenleri ve aşırı karşı olanları çok fazla bulunan biri olarak çok konuşulan bir kişiliktir. Onun üzerinden bazı oyunlar ve hesaplar yapıldığını görmek mümkün.
Öncelikle Sayın Gülen ile ilgili bir emekli general grubunun şu tartışmasını not etmek istiyorum. Bu tartışma cumhurbaşkanlığı seçimi öncesine ait… “Fethullah Gülen’in Humeyni’den farkı yoktur. Humeyni nasıl Fransa’dan rejimi değiştirerek döndü ise, o da şartlar hazır olunca Amerika’dan aynı şekilde dönecektir.” Onun üniversite diploması olmadığını söyleyenlere ise “Bence o Azerbaycan’dan üniversite diploması almıştır” cevabı verilmişti. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Köşe Yazıları | Etiketler: fethullah gülen dönücek mi?, Fethullah hoca neden dönmememli | » yorum bırak;
Yazan: gerçekler Ekim 26, 2008
Ahmet Kurucan
Öteden beri dar manada koca dayağı geniş manada ise aile içi şiddeti İslam’ın yumuşak karnı olarak görür çokları. Hanımlarını dövmeyi İslam’ın kendilerine verdiği bir hak olarak gören Müslüman koca zihniyeti, bu hususta kullandıkları en büyük delillerden biridir.
Doğru mu bu? Önyargıların, ideolojik bakış açılarının, topyekûn inkârı merkeze alan düşmanca yaklaşımların ürünü olan bu hüküm tek kelime ile yanlıştır. Birçok açıdan izahını yapabiliriz bunun. Önce diyalektik mantık içinde şunu söyleyelim; dünden bugüne dünyaya nizam vermeye çalışan Batı medeniyeti içinde koca dayağı İslam ülkelerinden daha az değildir. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: İslami Yazılar | Etiketler: islamda şiddet, islamda şiddet fethullah gülen, Kocanın karısını dövmesi, Kuranda dövün emri | » yorum bırak;
Yazan: gerçekler Ekim 4, 2008
Tesettürü, başörtüsünü başka adlar altında da olsa başka kaynaklara bağlamak, bu mevzuda tuhaf tuhaf ve birbiriyle tutarsız iddialar ortaya atmak, gülünç kaçmaktadır.
Tesettüre, başörtüsüne bazı mülâhazalarla karşı olabilirsiniz, ama bunun İslâm’da olmadığı gibi iddialar ileri süremezsiniz. Hele hele, en basit meselelerde bile bir uzmanına müracaat ederken, akıl ve ilim bunu böyle yapmayı gerektirirken, Allah’ın marziyatının, bizden neler isteyip neler istemediğinin ifadesi olan din konusunda da rastgele konuşamazsınız. Bu, en hafif ifadesiyle gayr-i aklîliktir, gayr-i ilmîliktir, had bilmemektir. En azından, ülkemizde din işlerini tanzimle vazifelendirilmiş Diyanet İşleri Teşkilatımız var, ona bağlı Din İşleri Yüksek Kurulu var, bunlara müracaat edilir ve onların sözü dinlenir. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: İslami Yazılar | Etiketler: Başörtüsü hakkında konuşmak, Fethullah gülen başörtüsü, tesettür, İslamda Başörtüsü | 1 Yorum »
Yazan: gerçekler Ekim 4, 2008

Amman’ın 30 kilometre güneyindeki Madaba’da bulunan camiye bu ismin verilmesi Hristiyan liderlerle dinlerarası diyalog konusunda faal olan Müslüman liderler tarafından memnuniyetle karşılandı.
Caminin imamı Bilal Hanini, bunun Hazreti İsa’nın Müslümanlar tarafından da peygamber olarak kabul edildiğine dair bir mesaj olacağını ve İslam’ın hoşgörüsünü göstereceğini ifade etti. Hanini ve diğer din adamları Ürdün’de Hristiyanlarla Müslümanların barış içinde birarada yaşadığını dile getirdi. Ürdün, dinlerarası diyalog konusunda önde gelen ülkelerden.
Madaba’da nüfusun yüzde 10′u Hristiyan. Keza ülkede Hristiyan nüfus 5,5 milyonluk nüfusun yüzde 5′i.
Cami duvarlarına da Kur’an-ı Kerim’de Hazreti İsa ve Hazreti Meryem’le ilgili methiyeler yazıldı. İsa Mesih Camii Madaba’daki Müslüman El Uteybi ailesi tarafından inşa edildi. Aile, Hristiyanlarla iyi ilişkiler kurulmasına dair yoğun faaliyetleriyle tanınıyor.
Mervan El Uteybi, camiye bu ismi vererek İslam’ın hoşgörü dini olduğunu dünyaya göstermek istediklerini ifade etti. Camiye İsa Mesih isminin verilmesi ülkedeki Hristiyan topluluk tarafından büyük coşkuyla karşılandı.
Camiye bu ismin verilmesi Ürdün İslam İşleri Bakanlığı tarafından da onaylandı.
Yazı kategorisi: Haberler | Etiketler: Cami Dinler arasi diyalog, Dinler arasi diyalog fethullah gülen, İsa Mesih Cami | » yorum bırak;
Yazan: gerçekler Eylül 19, 2008

Tefsir, hadis ve kelam kitaplarında ulemâ tarafından, Efendimiz’in devrini ve sonrasını idrak ettikten sonra O’nu (aleyhisselatü vesselam) tanımadan ahirette kurtuluşun söz konusu olmadığı hususu açıkça ifade edilmektedir.
Kadimden beri bazı kimseler Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) karşı anlamsız bir inat içindedirler. Kaldı ki, Efendimiz onlara kapalı da değildi. Bu sebeple bilinip kabul edilmemesi çok garip düşmektedir.
Ancak şunu da ifade etmeliyim ki, O’nu kabul etmeyenlerin hepsi aynı ölçüde mülhit değildir. O’na açıktan karşı çıkanlar ve getirdiklerine savaş ilan edenler akibetlerini bütün bütün karartmış ve azab-ı ilahiyi hak etmiş sayılırlar. Çünkü bunlar tam mülhittirler ve her türlü mesaviye de açıktırlar. Allah, eski devirlerde bu türlü mülhidlerden, Lut kavmi gibi bazılarını yerin dibine batırmış, Ad kavmi gibilerini fırtınayla cezalandırmış, Semud kavmi gibi inatçıları da bir sayha ile hâk ile yeksân etmiştir. Günümüzde Müslümanlar, Hz. Muhammed gibi bir kaptana dayandıkları, O’nun mesajını neşrettikleri için geçmiş kavimlerde olduğu gibi toptan helak olmayacaklardır. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Dİnler Arası Diyaog Hakkında Sorulara Yanıtlar, Hocaefendi Şahsına Atılan İftiralara Cevaplar | Etiketler: Dinler arası diyalog kelime-i tevhid, fethullah Gülen la ilahe ilallah, Kelime-i tevhid, La ilahe ilallah demek, La ilahe ilallah demek kurtuluşa yeter mi, la ilahe ilallah muhammeden resulullah | 14 Yorum »
Yazan: gerçekler Eylül 14, 2008
Doğan Kitap’tan önümüzdeki günlerde çıkacak olan ‘Fethullah Gülen’ adlı kitap büyük tartışma yaratacak. Gazeteci-Yazar Faruk Mercan’ın kaleme aldığı kitaptaki en çarpıcı iddia ise Gülen’in ABD’ye gitme serüveniyle ilgili.
9 yıldır ABD’de yaşayan Nur cemaati lideri Fethullah Gülen suskunluğunu bir bozdu, pir bozdu. Gülen, kendisiyle ilgili bilinmeyenleri Gazeteci-yazar Faruk Mercan’a anlattı. 14 aylık bir çalışmanın sonunda ise Mercan, Gülen’in açıklamalarını ‘Fethullah Gülen’ adlı kitapta topladı. Doğan Kitap’tan önümüzdeki günlerde çıkacak kitaptaki en çarpıcı bölümlerin başında Gülen’in ABD’ye gidiş serüveni geliyor:
Başbakan’dan telefon
“Gülen’in by -pass ameliyatı olması için Mayo Clinic ile temas kurulup, 22 Şubat 1999 tarihine randevu alındı. ABD’den arayan Prof. Sait Tarhan havaların çok soğuk olduğunu söyleyerek randevunun biraz ertelenmesini istedi. Yeni randevu tarihi 22 Mart 1999 olarak belirlendi. Mart ayına gelindiğinde ilginç bir şey oldu. Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi savcısı Nuh Mete Yüksel’in Gülen hakkında soruşturma açtığına dair haberler İstanbul’a ulaşmaya başladı. Gülen, bu şartlarda ABD’ye gitmeyi doğru bulmuyordu. O günlerde Gülen’in yakın bir arkadaşı, havaalanında karşılaştığı Başbakan Bülent Ecevit’e bu durumu iletti. Gülen’e telefon açan Ecevit, ‘Sağlığınız çok önemli. Sizinle ilgili böyle bir soruşturma olsa haberimiz olurdu. Lütfen tedavinizi aksatmayın ve ABD’ye gidin’ dedi. Gülen’in ABD’ye gitmesinde Ecevit’ten gelen bu telefon en etkili sebeplerden biri oldu. 22 Mart 1999 günü İstanbul’dan Chicago kentine giden THY uçağının yolcularından biri Gülen’di.” Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Haberler | Etiketler: Faruk Mercan, Faruk Mercan Fethullah Gülen, Faruk Mercan Kitabı | » yorum bırak;
Yazan: gerçekler Eylül 14, 2008
Evvelki akşam bir iftar davetindeydim. Bütün masalarda, kimin nerede oturacağı önceden özenle belirlenmişti.
Her masada, farklı semavi dinlerden davetliler vardı.
Sağınıza döndüğünüzde bir Yahudi, solunuzda bir Hıristiyan, karşınızda bir Müslüman…
Ya da tam tersi.
Gözlerime inanamadım.
Bugüne kadar farklı dinleri temsil eden ruhanilerin katıldığı, konuştuğu çok toplantı görmüştüm.
Ama böylesini inanın görmedim. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Köşe Yazıları | Etiketler: Cengiz Özdemir Dİyalog, Derin diyalog, Dinler arası diyalog iftarları | 1 Yorum »
Yazan: gerçekler Eylül 14, 2008
Bir hadis-i şerifte, “Her kim inanarak ve karşılığını sırf Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, onun geçmiş günahları bağışlanır.” buyurulurken “imanen ve’htisaben” kaydı konuluyor. Bu ifadeyi nasıl anlamalıyız?
Rasûl-ü Ekrem Efendimiz (aleyhi ekmelüttehâyâ) “Men sâme Ramadâne îmânen ve’htisâben gufira lehu ma tekaddeme min zenbihi” buyurmuş; Ramazan’la gelen berekete tam inanan, ihlas ve samimiyetle oruç tutup bu mübarek ayı ibadet ü taatle değerlendiren ve sevabını da yalnızca Allah’tan bekleyen mü’minlerin geçmişte işledikleri günahlarının affedileceğini müjdelemiştir.
“İmanen” kelimesi, inanılması gerekli olan her şeye ve oruçla alâkalı dinî hükümlere kalbden inanmayı; orucun farz olduğuna, karşılığında büyük mükafat bulunduğuna ve her şeyden öte rıza-yı ilahiye bir vesile teşkil ettiğine hiç tereddüde düşmeksizin iman etmeyi vurgulamaktadır. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Soru-Cevap | Etiketler: Ramazan ayını nasıl değerlendirmeliyiz, Ramazan soru cevap, Ramazan'a Doğru | 2 Yorum »
Yazan: gerçekler Eylül 14, 2008
Hiç dinmeyen bir neş’e, hiç bitmeyen bir zevk, hiç eksilmeyen bir aşkla, tütüp giden bir ay varsa o da Ramazandır. Bir sene içinde geçen bütün nazlı mevsimlerin, ayların özünü, ruhunu, gerçek manâsını ve onlardan süzülmüş, toplanmış usareleri en tatlı bir şive ile sunan Ramazan günleri, Ramazan geceleri; her lahza, gönülleri ayrı bir haz ve ayrı bir tatlılıkla sarar, şefkatle onları kucaklar, muhabbetle okşar ve yaşama zevkiyle coşturur.
Ramazan günleri, dünyanın her yanında, husûsiyle Müslüman ülkelerde ve Müslümanlar arasında ve hele bizim dünyamızda bütün alâkalara merkez, bütün ruhânî zevklere meydan, bütün heyecanlara sahne, bütün terakkîlere nurdan bir helezon ve bütün insânî hususiyetlerin inkişâfına açık bir fırsat, bir ganimet alanıdır. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: İslami Yazılar | Etiketler: Gufranla Tüllenen Ay, Yeni Ümit | » yorum bırak;
Yazan: gerçekler Eylül 13, 2008
BU KİTAP ÇOK KONUŞULACAK
‘ABD’ye Gidin’ Diyen Başbakan Kim?
Bu haftaki Tempo Dergisi’nde Faruk Mercan’ın ‘Fethullah Gülen’ adını taşıyan son kitabı ile ilgili dosya haber yayınlandı.
Yaşar Durukan imzalı haberde yakın zamanda piyasaya çıkacak ‘Fethullah Gülen’ adını kitaptan ilginç bilgiler yer aldı.
İşte Tempo’nun haberinden bazı detaylar
“ABD’ye Gidin” Diyen Başbakan Kim?
M. Fethullah Gülen Türkiye’den ayrılmasını öneren başbakan, helallik isteyen Jandarma Genel Komutanı ve Nobel Barış Ödülü adaylığı için harekete geçen ABD Başkanı… Fethullah Gülen, dokuz yıllık suskunluğunu bozdu. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Haberler | Etiketler: Bülent ecevit fethullah gülen amerikaya gidin, Fethullah gülen ecevit, gülen | » yorum bırak;
Yazan: gerçekler Ağustos 25, 2008
Harun Tokak
Soğuk kış gecelerinde kalacak yer bulamadığında sabahı arabada beklerdin. Karlı sokaklardan bir gölge gibi geçer giderken sessiz kaldırımlar, gözyaşlarınla yıkanırdı.
Benzini biten arabaların içinde gece ayaza çaldığında kendini değil, milletini düşünür hem üşür hem terlerdin.
Sefillerdeki Jean Val Jean gibi takip edildiğin yıllardı…
Yalnızdın…
Kaç kapının ziline dokunurken, “Acaba kabul edecekler mi?” duyguları kabarırdı yüreğinde.
Ev sahiplerinin garip bakışlarıyla, kaç kapı açılmadan kapanmıştı yüzüne.
Her kavuştuğunuzda, “anamızın” dudaklarından hep aynı sözler hüzünlü bir şarkı gibi dökülürdü:
“Ayakların yine üşüyor mu?”
“Günler baharı solukluyor”, derken, hava birden bire bozdu. Kara bulutlar gökyüzünün berraklığını siyah bir peçe gibi örttü.
Berrak sular, boz bulanık akmaya başladı. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Köşe Yazıları | Etiketler: "Yine Ayakların Üşüyor mu? | » yorum bırak;
Yazan: gerçekler Ağustos 25, 2008
Hadi Özışık
Hürriyet yazarı Mehmet Y. Yılmaz, ‘Fethullah Hoca’yı görmezden geldiler’ diyor, ‘yandaş’ olmakla suçladığı medya (Sabah, star, Taraf, Zaman, Bugün) için!
Bu arkadaş, yalanın üzerine balıklama atladığı için, istiyor ki herkes kendi gibi yapsın! Tuncay Güney’in şehadetiyle yazı yazmak çok matah bir şeyse, sen yazmışsın işte, bize ne hacet!…
Tuncay Güney’i ben iyi tanıyorum Mehmet Bey; Akşam’da beraber çalıştık. Mesai arkadaşımdı. Sonradan Samanyolu’nda çalıştı! Tuncay’ın Veli Küçük’le, Doğu Perinçek’le ilgisi vardı ama hiçbir zaman Fethullah Gülen’in adamı olmadı!
Tuncay Güney üzerinden yola çıkıp, ‘Fethullah Gülen Ergenekoncu mu yoksa?’ diyebiliyorsan yazık sana! Hürriyet gibi bir gazetede hakikaten boş şeyler yazıyorsun!… Bence sen tez elden işi ehline bırak, başka şeyler yap!
Ha bir şey daha, sahi Mehmet Y. Yılmaz, biz Fethullah Gülen’i yazamadık (!) sen yanı başındaki rezaleti niye yazmıyorsun? Yaşar Nuri Hoca’nın ne kadar ‘Şahane’ bir varlık olduğu hiç mi ilgini çekmiyor?
Hadi Özışık
Star
Yazı kategorisi: Haberler | Etiketler: M.Fethullah Gülen Hocaefendi | » yorum bırak;
Yazan: gerçekler Ağustos 25, 2008
Yeni Delhi’de yayınlanan Fellowship dergisi Vakfımızın dinlerarası diyalog konusundaki çalışmalarını dünyaya örnek gösterdi. Hindistan’da kültürler arası diyalog faaliyeti yürüten Indialogue Foundation’ın davetlisi olarak Türkiye’ye gelen bir grup heyet vakfımızı ziyaret etmiş ve yetkililerden etkinliklerle ilgili bilgi almışlardı. Heyet ülkelerine döndüklerinde Türkiye’deki çalışmalarla ilgili edindikleri izlenimlerini Yeni Delhi’de yayınlanan Fellowship dergisiyle paylaştılar. Heyet dergide dile getirdikleri izlenimleri aktarırken Vakfımızın diyalogla ilgili çalışmalarının dünyaca örnek alınabilecek nitelikte olduğuna değindiler.
Konuyla ilgili dergide yer alan görüşlerde şu tespitler dile getirildi: Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Dinler Arasi Dİyalog Hakkında Yazılar | Etiketler: diyalog, Kültürler Arasi Dİyalog, Kültürler arası diyalogta türk modeli, Türkiye örnek, türkiye kültürler arası diyalog örnek alınmalı | » yorum bırak;
Yazan: gerçekler Ağustos 25, 2008
Allah Teâlâ, her bela ve musibeti, neticesi itibarıyla mü’min kulları için bir rahmet vesilesi ve arınma vasıtası kılmıştır. Elverir ki, insan, zâhiren çirkin yüzlü hadiseler karşısında kadere taş atmasın ve Cenâb-ı Hak’tan şikâyetçi olmasın.
Nitekim, Kur’an-ı Kerîm’de, “And olsun ki, sizi biraz korku, biraz açlık ya da mallardan, canlardan ve mahsullerden yana eksiklikle imtihan ederiz. Sabredenleri müjdele! Sabırlılar o kimselerdir ki başlarına bir musîbet geldiğinde, ‘Biz Allah’a âidiz ve vakti geldiğinde elbette O’na döneceğiz’ derler.” (Bakara, 2/155-156) buyurulmaktadır. Özellikle belaya maruz kalınan vakitlerde, bütün varlığı yaratan Hâlık-ı Kevn ü Mekân’ın kendi mülkünde dilediği tasarrufu yapabileceğini düşünmek ve “Biz Allah’a âidiz” diyerek malı, canı ve her şeyi Allah’a teslim etmek musibetlerin üstesinden gelmek için muazzam bir güç kaynağına dayanmak demektir. Bu itibarla da, musibetten hemen sonraki sükut ve tefekkür faslını, Allah’a iltica ve O’na arz-ı halde bulunma safhası takip etmelidir.
İnsanlığın İftihar Tablosu (aleyhi ekmelüttehâyâ) bilhassa Mekke döneminde çok büyük musîbetlerle karşı karşıya kalmıştır; kavmi tarafından yalanlanmış, işkencelere maruz bırakılmış, ölümle tehdit edilmiş ve hatta kendisine komplolar kurulmuştur. Diğer taraftan, kendisinin, ailesinin güzîde fertlerinin ve ashab-ı kiramın esaretten işkenceye, hastalıktan ölüme kadar pek çok imtihanına şahit olmuştur. Fakat Rehber-i Ekmel Efendimiz, hiçbir zaman kaderi tenkit manasına gelebilecek bir şikâyette bulunmamış; belki çok incindiği anlarda Mevlâ-yı Müteâl’e halini arz ederek O’nun rahmetine sığınmıştır. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Kırık Testi Kürsü ve Prizma | Etiketler: Musibetlere Karşı Tutumumuz, Sen Benden razıysan çektiklerime aldırmam | » yorum bırak;
Yazan: gerçekler Ağustos 25, 2008
Türkiye-Afrika İşbirliği Zirvesi’ne katılan Komor Adaları Cumhurbaşkanı M. Ahmet Abdullah Muhammed Sambi, Afrika’nın çoğu ülkesine açılan Türk okullarından haberdar olduğunu belirterek görüştüğü Türk yetkililerden Komor Adaları’na da Türk okulu açılmasını talep ettiğini söyledi.
Türk işadamlarının bazı Afrika ülkelerine okul açtıklarını anlatan Sambi, “Türkler bu projeyi bizim ülkemizde de geliştirmeliler. Bu girişimden çok büyük memnuniyet duyarım.” dedi. Bilhassa Komor Adaları’na ilkokul açılmasını isteyen Sambi, “Gerekirse Türklere biz yardım da ederiz. Sadece okul inşaatı için hammaddeleri sağlasalar bile yeter. İnşaatı o köydeki halka yaptırırız.” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den Komorlu öğrencilere burs talep ettiğini de söyleyen Sambi, “Türkiye, ülkemden sadece beş öğrenciye burs veriyordu. Biz fakir bir ülkeyiz. Bu yüzden bursları artırmalarını talep ettim.” dedi. Sambi, her yıl 40 Komor adalı genci Türkiye’de bir aylık eğitime tabi tutacaklarını anlattı. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Türk Okulları | Etiketler: DÜnyada Türk okulları, komor adaları türk okulları talep, Türk Okulları, Türk Okulları Talepler | » yorum bırak;
Yazan: gerçekler Ağustos 25, 2008
Bir gazeteci için en büyük tehlike saplantıdır. Gazeteci şaşırırsa editörün o şaşkınlığı giderme imkânı vardır. Ama köşe yazarı dengesini yitirse artık gazete yönetimi için tek çare kalmıştır.
Yazarını tıbbî müdahaleye zorlamak, terapiye aldırmaktır. Yakın basın tarihinde en akla gelen örnek Hikmet Çetinkaya’dır. Çetinkaya için saplantı sözcüğü bile yetersiz kalır. Bir köşe yazarı, düşmanı vehmettiği bir insanı 100 yazısından 98′ine konu ediyorsa hiç kimse o şahsın akıl sağlığından bahsedemez. Ki Ergenekon iddianamesine göre kendi patronu bile hakkını teslim edip “Normal değil, hasta masta ama insanın bir sabrı var yani…” demiştir. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Köşe Yazıları | Etiketler: Hedefini Şaşıran tetikçi, Veysel Günhan, zaman, Zaman Veysel Günhan | » yorum bırak;
Yazan: gerçekler Ağustos 14, 2008
Cenazemi Türkiye’ye götürmeyin!
Bazıları gözlerini kapasa da hasbi Anadolu insanı yeni bir destan daha yazıyor. Hemde canları pahasına… İslam öncesi eski Türklerin bir inanışı vardı. Ölen kişi mutlaka memleketine hatta mümkün ise köyüne gömülmeli idi. Yoksa ruhunun rahat etmediğine inanılırdı.
Ancak gerek savaşlar gerekse başka sebeplerden olsun yurdunun dışında vefat eden Türklerin cenazelerinin memleketlerine döndürülmesi ciddi bir problem oluşturuyordu. Sıcaklar ve at üzerinde uzun süren yolculuklarda cenazenin kokması söz konusuydu.
Bu sebeple zaman içerisinde pratik bir yöntem geliştirildi. Cenaze belli bir süre bekletilip eti kemiğinden ayrıldıktan sonra eti öldüğü yere gömülür, kemikleri ise memleketine getirilirdi. Böylelikle ölen kişinin ‘ruhu rahat etmiş’ olurdu.
Cengiz Aytmatov’un cenaze törenine katılmak için Kırgızistan’a gitmiştim. Kırgız gazetelerinde cenaze ile ilgili bir cümle çok dikkatimi çekti. O cümle şuydu; “Cengiz Aytmatov’un kemikleri Almanya’dan Kırgızistan’a getirildi”. Aslında getirilen kemikleri değil tabii ki, cenazesiydi. Ancak binlerce yıllık kültür bu gün Kırgızcada ‘kemikleri getirildi’ şeklinde karşımıza çıkıyor. Çok ilginç değil mi? Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Türk Okulları | Etiketler: Anadolu yiğitleri türk okulları, Türk Okulları | » yorum bırak;
Yazan: gerçekler Ağustos 13, 2008
| Fethullah Gülen’in son röportajı |
|
Fethullah Gülen, uluslararası ilişkiler ve strateji alanında dünyanın en seçkin dergilerden Foreign Policy’ye verdiği mülakatta hiçbir siyasi amacının olmadığını vurguladı.
Gülen, Derginin düzenlediği “Yaşayan En Büyük 100 Entelektüel’ anketinde Fethullah Gülen birinci olmuştu. Foreign Policy, bu vesileyle Gülen ile bir röportaj yaptı. Birinciliği nasıl değerlendirdiğine ilişkin bir soruya karşılık Gülen, “Dünyada önemli biri olmayı ya da önemli olarak biri seçilmeyi düşünmedim. Allah’a ve insanlığa hizmet etmeye çalıştım.” cevabını verdi. Hayat felsefesi gereği “ünvan ve rütbelerden” uzak durduğunu vurgulayan Gülen, “Ancak nazik insanların bu takdirine kayıtsız kalamam. Kendime yakıştırmasam da Yaşayan En Büyük Entelektüel olarak benim seçmeleri çok nazikçe.” diye konuştu.
Derginin, “siyasi amacı” olup olmadığına yönelik sorusuna cevaben Fethullah Gülen, “Hiçbir siyasi amacım yok. Tek amacım Allah’ın rızasını kazanmak ve O’nu insanların doğru bilmesi ve sevmesi.” dedi. İslam’ın siyasi hayattaki yerine ilişkin bir soruya ise İslam’ın tek bir siyasi sistem dikte etmediğini vurgulayarak karşılık veren Gülen, “Bunun yerine İslam, bir hükümetin genel karakterini belli eden temel prensipler koyar.” dedi. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Haberler | Etiketler: fethullah gülen, Fethullah gülen foreign policy, Fethullah gülen son röportajı, Foreign Policy | 1 Yorum »
Yazan: gerçekler Ağustos 11, 2008

Bir insanın on tane vasfı olsa bunun vasfından bir tanesi imanına delalet etse temkin ve tebliğ adına size düşen şey ona nazar-ı müsamaha ile bakmak onun hakkında hüsnü zan etmektir.şimdi mümince bakış bunu gerektirir ama gel gör ki sadece çevrelerindeki insanları ikna etmek ve onları kandırmak mülahazasıyla hasetlerine, kıskançlıklarına,çekememezliklerine yerlerinde sayıyor olmalarına, bir türlü inkişaf etmemelerine bir bahane bulmak için karşı tarafı yıkma adına bir başkalarıyla temasta bu kadar müsamahalı olmayı küfür sanıyorlar.Samimi değiller bunda hem kendilerinin küfre düşme ihtimali var.Hem de meseleyi ortaya atarken riyakarca ortaya atıyorlar.Bu ifadelerinde katiyen samimi değiller.
Peygamber efendimiz buyuruyor ki:’Bir birine küfür isnat edenler olursa ikisinden birisi kafirdir’’ ya dedikleri kişi kafirdir o doğru olur ya dedikleri kişi kafir değildir kendileri kafir olur.Bu .ok hassas bir konu.
Allah bizide affetsin onları da affetsin.Benim onların hiç biri için aklımın köşesinden beddua etmek geçmedi.Eğer başka türlü inansaydık bizlerde bir şeyler derdik onlara denecek çok şey vardı fakat karakterimizi koruma mevzuunda namusumuzu koruma hususunda gösterdiğimiz hassasiyeti gösterdik.Dövene elsiz sövene dilsiz ve bu yolda yürüyenler yunus gibi gönülsüz gerek dedik hep gönülsüz yürüdük.Ama çok kirli isnatlarda bulunuyorlarsa meşru dairede bu hususta tevzihatta bulunma tashihatta bulunma bir tekzip neşretme bu da hareket adına,bu cereyan adına bizim için bir vecibe idi.Yaptıksa onu yaptık.
Bu ifadelerinde katiyen samimi değiller.Çünkü el-etek öperek bazı payeler koparırlar onlar.Bu kadar esnek,bu kadar gevşek,bu kadar durduğu yerde doğru durmayan bir insanın bu türlü meselelerde böyle hassasiyet izhar etmesi samimiyetin solukları olmadığını gösteriyor.Yani bir taraftan yanlış şey söylüyor o yanlışı söylerken de samimi değil katiyen ve katibeten.Ama çevresindekilere de öyle telkin ettiğinden dolayı onlar da samimiyetsizlikle aynen paylaşıyorlar onları.Şimdi bunlara bir şey anlatmak çok zordur.
Allah nasıl dilemişse o mesele öyle olur.
M. Fethullah Gülen’in Hıristiyan Misyoneri …
http://www.emrahtube.com/browse.php?u=Oi8vd3d3LnlvdXR1YmUuY29tL3dhdGNoP3Y9SW9MLVFFVTdRekE%3D&b=25
Yazı kategorisi: Hocaefendi Şahsına Atılan İftiralara Cevaplar | Etiketler: Asrın mazlumu.Fethullah gülen asrın mazlumu, Fethullah gülen hristiyan Misyoneri, fethullah gülen iddialara cevaplar, Hocaefendi Misyonermi, Hristiyan misyoneri | » yorum bırak;